İnsan-ı Kamilin Nitelikleri ve Ruhani Terbiye kaydında Eb'ül-Mürsi mutlaka okudunuz. Cenabı Hak'kın büyük velilerinden Efendimizle sallallahu teala aleyhi ve sellem her an münasebet içerisinde olan hakkın dostlarındandır ve çok güzel tefsirlerde de izahı var, Ebu'l Abbasül Mürsi Hazretleri'nin. Onlardan bir tanesi esamehle legat halakel insana fi ahseni takvi. Sakilahü'l-adeyim. Hiç şüphesiz…
Eb'ül-Mürsi mutlaka okudunuz. Cenabı Hak'kın büyük velilerinden Efendimizle sallallahu teala aleyhi ve sellem her an münasebet içerisinde olan hakkın dostlarındandır ve çok güzel tefsirlerde de izahı var, Ebu'l Abbasül Mürsi Hazretleri'nin. Onlardan bir tanesi esamehle legat halakel insana fi ahseni takvi. Sakilahü'l-adeyim. Hiç şüphesiz Cenabı Hak insanı en güzel biçim, en güzel surette halk buyurmuştur. Bu ayet-i celile-i cemile'nin tefsirinde şu izahları yapar. Buyuruyor ki insanın üstünlüğü aklında ve ruhundadır. Ayet Celle'nin devamında esfel-i safilin esfel-ü safilin, aşağıların aşağısı tabiri de var. Bunu da şu şekilde izah ediyor, nefis ve onun arzuları, insanı diyor aşağıların aşağısına götürür. Çok güzel izah yapmış. L tashad illa men yekunu fihi erbauhhissalih, şu dört özelliği bulunduran kimselerle arkadaş olun.
Elcudü filikül ile, böyle varlıklı bir kimse de değil ama kıt kanaat geçiniyor. Buna rağmen Cenabı hakk'ın yolunda sarf ediyor. Fakir düşünüyor, yoksul düşünüyor, ihtiyaç içerisinde olanları gözetiyor. Böyle durumu ahım şahım, var zıtlı bir kimse değil. Geçinin ancak evini idare edebilecek şekilde ama buna rağmen Mevla'mızın yolunda sarf etmek istiyor. İşte bununla diyor arkadaş olun. Şöyle bir hadise başımızdan geçti. İnşallah gıybetli, dedikodulu bir söz olmaz. Bu caminin yapımıydı. Gerçekten varlığı yerinde bir kimse, onun için hiçbir şey değildi. Bir yerin örtülmesi gerekiyor, onu üstlenmesi söylenince geri durdu. Bir tanesi de onun halini biliyor, Yani durumu çok yerinde. Bizim ondan bu talepte bulunup da onun imtina etmesine çok üzülmüş. Evine gitmiş, evin de biraz biriktirdiği meblağ var. Koşarak geldi, dedi kimsenin bir mahcup duruma düşmene çok üzüldüm.
Bizim mahcup düşecek bir durumumuz yok. Talep edip de dedi vermemesi çok zoruma gitti. Neredeyse de bütün varlığımı da ortaya koyarım, al dedi. Arkadaş olacaksanız diyor, böyle yokluk içerisinde de olsa cömert olan bir kimseyle arkadaş olun. Cömertlik illa cepten olmaz. Cömertlik yüzünden dolu. Şöyle güzel bir tebessümü, tatlı bir dili, gönül alıcı bir hali de en güzel cömertliktir. Ve safu anil zulme. Böyle insanlara eza etmekten, zulümden kendisini alıkoyan kimse zulmetmiyor. İnsanlara da zulmü yok. Evdeki ailesine de zulmü yok. Çocuklarına da zulmü yok. Etrafına da zulmü yok. Zulümden beri, zulmet. Bununla diyor, böyle kimselerle arkadaş olur. Zulüm konusu insanın kendisine zulmü var. Cenabıhakk'a karşı yapılan yanlışlıkla inne şirkeler zulmün alayım buyuruyor. Şirk en büyük zulümdür. Çünkü yaratanımız Mevla'dır. O her şeyinde tektir, ona ortak koşmak gibi.
Ona ortak koşmak bizim çoğumuzun beyninde canlandırdığı gibi değil. Diyelim ki bir iş zuhur etti, bir yönü emri ilahiye muvafık, eğer menfaat yönüne dönersek o da ilahi esasa muhalif. Şimdi seçimde zorlanıyor. Diyelim bir miras hususu, bir hakkın koyduğu Celle Celalühu ölçü var, bir de başkalarının. Eğer Allah'ımızın koyduğu ölçünün dışına çıkılacak olursa hükmü bir başkasına vermiş oluruz ki inil hukmu illa lillah, hüküm ancak Allah'a aittir. Bunu her zaman korumamız gerekir. Ticaretimizde, işimizde, gücümüzde, şu dilimizde dahi konuşurken doğru konuşmak Allah'ımızın arzu ettiği şekilde gavulen sedi de, sözün doğrusunu söylemek, aklı söylemek. Çok uzun ifade edilir, Ve sabru alael beliyye başa gelen musibetten dolayı sabırlı olmak. Bu kişinin şahsında da olur.
İnsan-ı Kamilin Nitelikleri ve Ruhani Terbiye ne anlatıyor?
İnsan-ı Kamilin Nitelikleri ve Ruhani Terbiye kaydında Eb'ül-Mürsi mutlaka okudunuz. Cenabı Hak'kın büyük velilerinden Efendimizle sallallahu teala aleyhi ve sellem her an münasebet içerisinde olan hakkın dostlarındandır ve çok güzel tefsirlerde de izahı var, Ebu'l Abbasül Mürsi Hazretleri'nin. Onlardan bir tanesi esamehle legat halakel insana fi ahseni takvi. Sakilahü'l-adeyim. Hiç şüphesiz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şahsında olmazsa evladında olur, ailesinde olur, etrafında olur, malında olur, diyelim ticaretinde bir sıkıntı olur, yavrusunda olur, diğer hususlarda olur. Hep bunlarda Cenabıhakk'a karşı tamamen gönlün bağlı olması, sabırlı olmak, şikayet etmemek. Ve errula bil gadiyye Allah'ımızın hükmüne de razı olmak. Şu kimselerle arkadaş olmayın buyuruyor büyüklerimiz. La tashab hamse, şu beş kişiyle arkadaş olmayın. Arkadaş olmayın derken böyle kalın duvarlar, aşılmaz duvarlar koyun manasına değildir. Yine konuşun, görüşün, gönül alın, tamamen alakayı kestiğimiz zaman nasıl bir tavsiyede bulunacağız, ne diyeceğiz? Bu biraz daha cahil toplumlarda görülür. Ne cenazene gel ne de ben senin cenazene varırım. Bu cahilce bir tavır. Çok yanlış bir tavırdur bu. Böyle değil, yine de bir fırsatını bulup hakkı tebliğ etmek için arayı tamamen açmamak. Şu beş kimseyle arkadaş olmayın.
Fasık, o fıskın itikadi yönleri var, ibadet yönü var, ahlak yönü var. Daha ziyade büyük günah sahipleri böyle selam verin, hal ve hatır sorun ama içli dışlı olarak, çünkü fasık olunca biraz ileri gittiğinde olmadık sözler söyleyecek. Bunlara gitmeden belli bir noktaya kadar dostluğunuzu devam ettirip isyana mahal verecek bir durumda derhal ayrılın. İkinci olarak cimri. Cimri ile yoldaş olmayın çünkü sizin gönlünüzden çok büyük hayırlar kopuyor. Çok büyük iyilikler yapmak istiyorsunuz dinimiz noktasında İslam için ama cimri olunca bak senin evin daha kirada, duyduğuma göre çocukların da var evlenmemişler, sıkıntıların da var bak hayat şartları da belli. Öğüne bir insanı avlar ki eğer cimri olacak olursa can damarına sarılır adam, verdirtirmez. Halbuki ondan bir dakika önce sarf edecekti Mevla'nın yolunda.
Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz de buyuruyor ki, ma'ne kasat sadakatüm mimme, Maldan sadaka vermek malı eksiltmez. Haydi mal eksildi, canından eksiklik olmaz, sıhhat ve afiyet içerisindedir. Bilinmeyecek bir şey söyleyeyim, yani hatırlayamayacağınız. Böyle hayır işleri, durum çok müsait, herkes de onun gözüne bakıyor. İşte bu yardımda bulunursa bu iş hallolur diye yapmıyor. Bir gün sonra olduğu gibi malını, mülkünü kaydede. Yoksa Cenabı Hak bereket ihsan ediyor. Böyle cimriyle de arkadaş olmayın çünkü sizin hayrınıza mani olur. Yalancıyla da arkadaş olmayın, sonra ahmakla da arkadaş olmayın. Fayda yerine size zarar getirir. Oh, anlayışsız. La tesabenle at-i rahim akrabalarıyla alakasını kesmiş olan kimselere de arkadaş olmayın. Ne amcası var, ne dayısı var, ne halası var, ne teyzesi var, ne onların evlatları var, hiçbirisi ile alakası yok, kesmiş. Bununla da arkadaş olmayın.
Sohbetin afeti nedir? Abdülvehhab-ı Şarani Rahmetullahali Hazretleri buyuruyor. Sohbet deyince aynı zamanda arkadaşlık manasına da kullanılır. Afetü'l-sohbet, sohbetin afeti nedir? Yani arkadaşlık yaparız, otururuz, kalkarız ama burada bunun sıkıntısı nedir, zararı nedir? El münazaa. Yersiz bir kavga meydana getirmek. Hiçbir şey yokken bir sıkıntı, hasıl etmek. Böyle kavga, gürültü çıkarın. Ayet-i celileler var, arkadaşlık hakkında. Ta Zünnun-i Mısri Hazretleri, Gakkdesallahühu sırra burada arkadaşlık konusunda çok güzel esaslar ortaya koyuyor. Lesh hakma allah illa bil muapaka. Cenabıhakk'a olan saygınızla, sevginizde, muhabbetinizde emri ilahiyeye uymak suretiyle sevginizi ifade edin, muhabbetinizi ifade edin. Allah'ımızın celle celalühü emirlerine uymak suretiyle. Rabbimizin emrine uygunluk insanın gönlünde bambaşka ufuklar açık. Diyelim ki biz namaza gelmek için abdest alıyoruz.
Abdesti alırken alelacele almak var. Bir de Cenabı Hak Kuran-ı Kerim'de abdesti bize ifade buyuruyor abdest alma hususunda. Rabbimizin kitabı Kerim'inde abdest bize emrolunuyor şekliyle alırsak bu işin manevi boyutu daha başkalaşır. Bir böyle ezbere, adet şeklinde alış ver. Bir de bu aldığım abdest Kitabı Kerim'de ifade buyruluyor, Resulullah'ın da sünnetidir derse daha bir istifademiz fazlalaşır. Bunun genel anlamı şu, yaptığımız her işi aklımız başımızda olarak yapabilmek. Mesmine geldik aklımız başımızda olarak. Karşılaştık bir kimse ile aklımız başımızda. Diyelim ki bahçeye gittik, şimdi bahçeler hakkında çok konuşuluyor. Çünkü hasılat zamanı bölgelere göre değişiyor. Ben bu mahsulü, bu mahsulü işte tahsil ediyorum derken, derhal amelimizi de düşünürüz. Daha neler düşünebiliriz? Mevla'ya dönmeyince olmaz bu.
Halık'ımıza döndüğümüz zaman bu güzel düşünceler zuhur eder ve aynı zamanda bu düşünce murakabe olurdu. Her zaman murakabe halindedir. İşte bunu ekmiştim, dikmiştim. Bu büyüdü, gelişti. Ben bunun suyunu verdim, gerekli bakımlarını yaptım. Daha sonra yapraklandı, çiçek açtı, sonra meyveye durdu, şimdi ise topluyorum. Bunlar bize öyle bir esrarı ortaya koy ki ölümü anlatır başta bize. Toprağa atmış olduğun tohum orada tamamen kendinden geçiyor, eriyor. Ondan sonra yukarıya vuruyor. Burada biz yumuşamazsak, burada biz emri ilahiye ile te'di bulunmazsak, sünneti Muhammediye ile te'dib olunmaz, sadat-ı kiramın tavsiyesiyle şekil almayacak olursak Kuran-ı Kerim'de geçer, Cenabı hak onların sırtlarına vurarak canlarını alır diye buyuruyor. Çok şiddetli bir şekilde. Daha bu bir tanesi. Daha neler neler. Görüyor musunuz bizim aklı başında olan insanların yaptığı taatlerle bizim tavrımız.
Bak onlar her adım atarken terakki ve gelişmenin içerisinde. Gözünün battığı her yerde çünkü ibretle bakıyor. Aklımızı toplamakla alakalı bu. Zaten veli dendiği zaman evliyaullah akıllı insanlardır. Hem dünyevi işlerinde akıllı hem de uhrevi işlerinde. Cenab-ı Hak onlara bizim belki isabet edemeyeceğimiz şekilde bir akıl ve bir zeka vermiştir. O bizim bilemediğimiz akıl, Fahreddin-i Razi Hazretlerinin Rahmetullah Ali'nin anlatmış olduğu akıldır. Ülü'l-ebbab'dır. Aklın kalp ile ve ruh ile olan alakasıdır. Akıl dendiği zaman akıl, nefsin esaretinden kurtulduğu zaman akıldır. Ve leemal felk illa bil münasa İnsanlar ile de bir araya gelindiği zaman onlara Allah'ımızın yolunu, habibinin tavsiyelerini, velhasıl hakkı, hakikati göstermek, uyandırmak suretiyle dostluktur, halk ile olan münasebet. Ve la maunnefs, illa bil muhalefe. Hepimiz nefis sahibiyiz.
Nefse karşı da onun arzu ve isteklerini yerine getirmemek. Eğer ıslah olmazsa o durmaz. O devamlı insanı gıdıklar durur. Diyelim uygunsuz bir söz duyar hakkında, onun ızdırabıyla ne gece yatabilir ne de gündüz rahat eder. Çünkü nefis azgınlaşmıştır. Bu benim nefsime yapılan darbedir. Sabretmeliyim, bana zulmedene ve ahsin men esa ileyh iyilikle muamele edersem Resulullah'ın sünnetine uymuş olurum düşüncesi hasıl olmayınca yakar yıkar. Ne gönlümde huzur kalır, ne etrafında huzur kalır, hep tatsız bir şekil. Haller demeyin hal müstesnadır ve bu noktaya da girmek istemiyorum. Derler ya Fatma'nın ipliği pazarda belli olur. Nefsine basıldığı zaman o anda belli olur. O anda ağzından çıkacak söze bağlıdır. Neyse geçelim biz bu sözleri ifade etmek faydalı olmayacaktır. Melama şeytan illa bil adave. Hepimizi takip eden bir şeytan vardır.
Ona da düşman olmak suretiyle, ashabullah acaba bu halde miyiz? Olanı var. Allah ile diyor dostluk kur. Şimdi Rabbimizle dostluk kurmayacak bir halde yok. O zaten bizi yaratmak suretiyle, halit sıfatıyla dosttur, yaratmış bizi. Aynı zamanda hayvan yaratmamış, insan yaratmış. Sonra kelime-i şehadetle Müslüman yaratmış. Cenabı hakk'ın alakasını söylemek istiyorum. Bir an güneş ışığını kesecek olsa hayat biter. Öyle bir münasebet ki maddi, manevi anlatılamaz bu. Biraz şu beynimizi çalıştırmakla alakalı. Rabıtamızın yirmi dakikadan aşağı olmamasıyla alakalı, her an Rabbimizin bizi gördüğü düşüncesini terk etmemekle alakalı, yine de imrenmemiz babında faydalı olur inşallah. Allah yine dostluk kurmak yaratmış, şekil ve şemail vermiş, el-nu savvir sfatil. Daha şu dilimizin konuşması diyemiyorum. Siz bunu okursunuz, eserlerde görürsünüz, o zaman mütalaa edilir.
Cenabı hakk'ın insana nasıl değerler verdiği, yeryüzünde kendi namına hükümlerin gerçekleşmesi için halife dahil ettiği vesaire, bitmez. Allah'ımız Celle Celalühü kulunu bekliyor zaten, her zaman bekliyor. Hazreti Davud'a yapmış olduğu bir vahiyde buyuruyor ki Ben kullarımı her an bekliyorum ama onlar başka yerlere dönüyorlar. Eğer Allah ile bulamıyorsanız, o zaman Allah ile olun ki onların sohbeti berekatı ile Allah ile olma nimetine erişirsiniz. Ancak ehlinin tadacağı bir husustur. Abdülkadir Geylani Hazretleri de dostluk hakkında müttaki olan alimlerle arkadaş olun. Her ilim sahibiyle değil, ilmi ile amel etmeyen kimselerle arkadaş olmayın buyuruyor. Tess sohbetu ekrabut turup ile lussur.
Ama bu sandalyeler üzerinde, ayak ayak üzerinde böyle söz atarak konuşma değil, öyle sohbet değil, gusül abdestini almış, eğer bedeni bir rahatsızlığı yoksa bütün istiğfarlar içerisinde en az yirmi beş istiğfar okuyarak, başta aleyhi ve sellem Efendimizin Ashab-ı Güzin ve Ehl-i Beyt, mümin ve müminatın ervahına Fatiha'lar okuyarak, Cenabı hakk'ın huzuruna girer gibi edeple yapılan bir sohbet. Yoksa gelişigüzel sohbetteydi. Öyle bir sohbet Cenab-ı Hakk'a kavuşmak için en kısa yoldur. Efendim, tefsir yerine git, evin dokun. Hadis-i şeriflerin git evin dök. Orada Hadis-i Şeriflerin münakaşasının yapılacağı yer değil, onun için daha yeni bir cese oluştu. Orada görevli kim ise zaten görevli güzel ahlak sahibi olacak, bir. İki, seyri sülukunu tamamlayacak. Üç, halinden istifade edilecek. Böyle bir kimsenin sohbetinde sükut edilir bir kelime dahi konuşulmaz.
Efendim sohbetimizde şöyle bir tefsir, onu ayrı bir celse, ayrı bir oturumda yap. Bu onun münakaşasının yapılacağı bir yer değil. Biliyorsan bilginin içinde saklan, mütevazi ol. Maluma sahibi insan böyle gerçekten ilim ehli bir kimseydi, şunu anlattı bize. Dedi Hacı Hasan Efendi bir misal verdi, onu hiç unutamıyorum dedi. Tabi yıllar olmuş. O da bahçelerden misal vermiş. Bak dikkat edilirse Cenabı Hak bahçelerden misal veriyor Kuran-ı Kerim'de. Kehf Suresi'nde geçer, Kalem Suresi'nde geçer ve diğer surelerde de vardır. Var. Cenab-ı Hakk'a meyvelerle misal veriyor, hadis-i şerifler de var. Demek ki Cenab-ı Hakk'ın sevgili kulları da Kuran-ı Azimüşşan'dan mülhem, hadis-i şeriflerden mülhem anlıyoruz tabi. Onlardan gönlümüze sızmak suretiyle sözler söylüyorlar. Buyurmuş ki bizim bahçelerimiz var. Eğer bir elma fidanı meyveyi çok verecek olursa dalları yere kadar sarkar.
Eğer dilin sahibiyse mütevazi olur demek istiyor. Ailesiyle geçinmez demiyor ve burada üstadımızın çok güzel nasihatleri var. Onları da biz şu şekilde ifade edebiliriz. Birincisi insibağ, Bu sıvgatallah ve men ahsen minallahi sıvılar. İlahi bir boya. Şimdi ne yapalım biz böyle deyip bırakırsak hiçbir şey anlatmamış oluruz. Bu ilahi boya mesela cismimizin, Allah'ımızın rahmet suyu ile sulanması ile elde edilen bir boya. Duyularımızın ne için yaratılmışsa o şekilde boyanması, kulluk boyası. Aklımızın ilahi sularla sulanıp ilahi boyayla boyalanması, selim akıl olması, selim akıl. O dediğimiz ölün elbab dedik ya kalple alakalı olan, sonra ilimle alakalı olan vesair boyalardan anlatılır. Bu gerçek sohbetlerde ortaya çıkar. Birisi de in'ikastır. Aks etmek suretiyle.
Ashab-ı Güzin efendilerimiz eğer Kuran-ı Kerim'de, ashab-ı radıyallahu anhüm ve radu anh denmişse, onlar Rasulullah'tan o ilahi nübüvvet nurunun, risalet nurunun aksetmesiyle olmuştur. Çünkü cismani sohbet, ruhani sohbet, ilahi sohbet diye ifade etmişler. Ruhani sohbet geçmiş büyüklerimizle kalben kurulan bir alakadır. İnsiba ve inkis in'ikas bu sohbetlerde mevcuttur. Çünkü Bayezid-i Bistami Hazretleri sükutumuzdan istifade etmeyen, konuşmamızdan istifade etmez, kalben yönelebilmesi. Bunu biraz olgunlaştırıverelim, bitirelim. O da aleyhissalatü vesselam Efendimiz'in sıddıkı azama benim sadrımda ne varsa radiyallahu anh sıddıkı azama ikram ettim, mübarek sözleridir. Onu Meşşai-i Kiram'da onlar bu işin ehlidir ve ehil olanlara da onu lütuf ve ihsanda biiznillahi teala bulundurdular. Elhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İnsan-ı Kamilin Nitelikleri ve Ruhani Terbiye | Mihmandar