İnsan Fıtratında İman ve Marifetullah kaydında Efendimiz aleyhissalatu vesselam bu taifelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif, Rab'biyu'l-münvel aleyhi vessellem Efendimizin alemi teşrif buyurdukları, o her zaman doğmaktadır. Sadece Rabbiünevün ayına hasredilmez. Evet, doğumu…
Efendimiz aleyhissalatu vesselam bu taifelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif, Rab'biyu'l-münvel aleyhi vessellem Efendimizin alemi teşrif buyurdukları, o her zaman doğmaktadır. Sadece Rabbiünevün ayına hasredilmez. Evet, doğumu münasebeti ile buraya saygı duyulur, fakir, yoksul onlara ikram edilir. Eğer yapabilirsek en güzel ikram, tabi ki muhtaç olanlarıdır olanlaradır. Bu Afrika'da, Müslümanların malum servetleri zalimler tarafından sömürülmekte. Evlerinde dahi bir su akmamaktadır. Çok büyük bir nimet. Çünkü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir su yok. İnsanın en mühim ihtiyaçlarından birisi.
Bu hususta kuyu açtırabilirsek, oradaki gözü görmeyen, yaşlı vesair kimselerin gözünün açılması için Veremez derneğimizin yapmış olduğu bu çalışmaya iştirak edersek, inşallah bu ayın bereketine mazhar oluruz. Bir yandan bir kimse anlattı. Ben dedi çok ibadet ve taat yaparım. Yalnız dedi, böyle fakirlere infak ettiğim gün ama canı gönülden, Aleyhüssalatü vesselam Efendimizi görürüm diye bize anlatmıştı. Tabii ki hayatı Nebiyy-i Ekrem Efendimizin hep ikramdır. Mümin de Yasin-i Şerif'te tarif buyurulurken, mükrim olarak tarif edilir, ikram eden. Yalnız bu ikram konusu Allah'ın büyük bir lütfudur. Nimetle olmaz. Mesela anlatırsın, anlatırsın, söylersin olmaz. Bu günde doğmak suretiyle Allah'ımızın büyük bir fazlı keremidir bu. Bu ayda bize Allah'ımız Kuran-ı Azimüşşan'ını lütfetmek suretiyle riayetimizi, efendimiz aleyhissalatu vesselamın sünneti seniyyesine, takibimizi beyan buyurur.
Çünkü Allah'a itaat edin, Rasulüne itaat edin. Şimdi Cenab-ı Hakk'a olan itaatimizde, cemiyetimize baktığımız zaman, cemiyette iki fiilin çok yaygın olduğunu, bu sebeple de alemin karıştığını bize aleyhissalatu vesselam Efendimiz haber veriyorlar. Birisi faiz, ikincisi de zina. İsra suresinde Mevla-yı Zülcelal'imiz bize harama giden yolları da çıkıyor, günahın işlenmemesi için. İsra suresinde geçen Esselamühu, zinaya yakın bile olmayın buyuruyor. Bak zina fiilini işleme değil, Fakat o zinaya götürecek yollara da gitmeyin. Onlardan birisi nedir? Gözdür. Rabbi zülcelal'miz Nur suresinde, otuzuncu Ayet-i celilede, ilk evvela mümin erkeklere hitab edin. Kitabı Kerim'imizin hitap şekline, düzen ve intizamına dikkat edersek buradan bize çok dersler çıkar. Bakın ilk Ayet-i Celile, otuzuncu erkekler için korunmalarını Mevla-yı Zülcelal'imiz bildiriyor. Esselam.
Ayet-i celile her şeyi ile müstesna öyle bir takip ediyor ki manası verildiği zaman ortaya çıkacak, okurken bile bize çok büyük desteklemiyor. Onun mahabeti Kuran-ı Azimüşşan'ın güzelliği, insanı manasına bilsek de bilmesek de kötülüklerden alıkoymak için en büyük amildir, okurken bile. İnanan erkeklere söyle, bakışlarında ölçülü olsun. Kadınlara gözlerini dikip bakmasınlar. İşlerinin namusunu korudukları gibi kendi iffet ve namuslarını da aynen öyle korusunlar. Bu onlar için en temiz davranış şeklidir. Tabi Kuran-ı Azimüşşan'daki bu ifadenin anlamını vermek çok zor, ancak yaşanır. Rabbimiz Celle Celalühu haramlardan sakınmanın onlar için en temiz bir davranış şeklidir. Unutmasınlar ki Allah Celle Celalühu yaptıkları her şeyden haberdardır. Bütün Arifani İlahi'nin sohbetlerinde şunu duyarız. Marifetullah'ı tahsil edin. Bu Allah'ınızı tanımaktır. Gönül olarak da onu tanıyabilmek.
İnsan Fıtratında İman ve Marifetullah ne anlatıyor?
İnsan Fıtratında İman ve Marifetullah kaydında Efendimiz aleyhissalatu vesselam bu taifelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif, Rab'biyu'l-münvel aleyhi vessellem Efendimizin alemi teşrif buyurdukları, o her zaman doğmaktadır. Sadece Rabbiünevün ayına hasredilmez. Evet, doğumu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şimdi bu marifet nuru olmadıktan sonra, bu Ayet-i Celilelerin anlaşılması da yaşanması da çok zordur. Marifet gerek, yoksa üstün fönü geçelim, dinleriz böyle yalama yapmış gibi olur. Tam gönlümüze inebilmesi için Rabbi Zülcelal'imizi tanimamız lazım. Bu da izah ediliyor zaten isimleri olarak, sıfatları olarak, fiilleri olarak. Zaten Rabbimiz kendisini Kuran-ı Azimüşşan'da tanıtıyor. Bak böyle bir Rabbi zülcelal, ona göre saygı duyuyorum. Esali'l-İnnallah, şüphesiz Mevla-yı Zülcelal, Habire anlatamazsınız. Habir, sadrımızdan geçen en gizli düşüncelerdir. Yaptığınız her şeyden haberdardır. Es sahibiyle Manası gerildiğinde göreceğiz. Kadınlarımızın durumlarının ne olduğunu göreceğiz. İnanan kadınlara da söyle, onlar da bakışlarında ölçülü olsun. Bakılması uygun olmayan yerlere bakmaktan sakınsınlar. Her türlü ahlaksızlıktan, çirkin davranıştan uzak durarak iffet ve namusunu korusunlar.
Efendimizin doğumu münasebetiyle en çok anlatılacak konu bu. Doğuşundaki mucizevi haller bunlar anlatılır, bunları söylenir. Asıl mucizevi durumlar bu yönlerdir. Bak cemiyetimizin durumu belli, okullarımızın durumu belli, Toplum içine çıkarlarken beşeri münasebetlerin gereği olarak ve İslam toplumundaki örf ve adetlere göre açılmasında sakınca görülmeyen ağız, göz, el, ayak gibi uzuvlar veya elde olmayarak görünen yerler hariç kadınsı cazibe ve güzelliklerini mahrem olmayan, yani kendisiyle evlenmeleri ebediyen haram olmayan kimselere göstermesin de. Bir de bakışlarına, başlarına alacakları örtülerini, en önemli noktalardan birisi burası. Bakın buyruluyor ki bir de başlarına alacakları örtülerini saçları, kulakları, boynu, gerdanlığı ve göğsü örtecek içimde yakalarının üzerinden salıversinler, ayrıca vücut hatlarını tamamen kapatan dış kıyafetlerini üzerlerine örtsünler.
Müfessirini izam efendilerimiz, şimdi Advau'l-Beyan diye bir eser var. Burada ayeti celilelere aldı mı, ona nimasi ayet celileleri de alır. Burada aldı. Müfessirine nizam efendilerimiz Ahzab suresindeki elli dokuzuncu ayeti celleye aldılar. Esaline. Ey peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem, eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler, zaten üzerini üreterek bir de vücut hatları belli olmasın diye. Şimdi bak giyinme yaz günü değilse artık kısa doğru, yürü de yaz günü değilseniz buna göre çok şeffaf, kevletmeyecek ama vücut hatlarını belli etmeyen değilsin en mevcut. Bu Tanrı'nın rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir. Gerek giyim kuşamlarında, gerek söz ve davranışlarında çok mühim. Giyim kuşam ne kadar önemliyse söz ve davranışları da önemli.
Mümin bir hanıma yaraşan ağırbaşlı ve edepli bir tavır takınsınlar. Şimdi insan hicattır yiyor, çok şeyi anlatırız da siz anlıyorsunuz aslında. Bir tanesini diyeceğim, şimdi alı bela, çıkılır yola diye korkuyorum. Misal yere, bir yere veremiyor. Cemiyet böyle olur. Sözüğün böyle, ortalığı böyle sıkıntıya sokacak kelimelerini bulup bulup koyuyorlar. Bundan dolayı üstadımızın evlatları ribat olacak, murabıt olacak, cihad eli olacak. Ama nerede biz, Hakkı savunacağız. Suyu demiyor, tabi demiyor. Allah'ın için verdiği misallerle Habibi Kibriya'nın Sallallahü Teala'nın yeteneği. İşte cemiyetimiz bu. Şimdi kıymetli de bir kimse duyuyorum. Efendim diyor, sizin hakkınızda konuşturarak. Ne dedi? Abdest alırken, ayağı yıkarken on defa Salatü's Selam getir dedi. Böyle hiçbir şeyi, tüm abdestin duaları var. İşte ayakları yıkarken yapılacak dua bu. Bunun hiç alakası yok. Bunun gibi.
Ondan diyoruz ki, aleyhissalatu vesselam efendimizin Bedir muharebesinde azıcık Müslüman, bunlarda yok olursa dinini kim koruyacak? Yani biz murat olalım dediğimiz bu. Bak üç Yahudi, altmış üç milyon Müslümanın kalmak diyor. Artık söz anlayalım. Ağırbaşlı ve edepli bir tavır takınsınlar, kadınlar her türlü kadınsı güzelliklerini ve süslerini ancak hocalarına gösterebilirler. Saçları, kolları, ayak bilekleri gibi ikinci derece süslerini ise baktığımız zaman biz Kuran-ı Kerim ve Nur suresinde bunu göreceğiz tabii. Şimdi göz var ya, şu baktığımız göz, bir kere bakılması caiz olmaya yerlere nazar etmez. Efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem, kim Allah'ımızın haram kıldığı yerlere bakmaktan gözünü korursa. A vedehullahu imanen, Allah'ımız o harama bakmadığı için, şimdi sadece bunu göz olarak da alınmaz, bütün haram olan ne ise.
Korunduğu zaman imanının tat ve lezzetini gönlünde duyar, haramdan kaçtığı zaman. Bu çok zor olacak belli, ama biz dünyaya geliş sebebimiz zaten bu zorlukları aşmak için. Sonra Hutmainne gibi ulvi bir sıfat amelin makbul olduğu nefsin mertebesine gelirsek, her şey kolaylaşır, kolay. Fel udbet ve züvet. Bu abidler ve dünyaya meydetmeyenler Onlar şu dünyanın böyle cazibesine bile bakmazlar. Bak yine misaller geliyor, tutuyor. Allah'ım sen şahit ol. Kuran'ın daki misallerden başka çıkar. Efendimize anlatacağım nasıl haramdan korunduğunu, üstadlarımızın tabi hakkı söylemekten de çekinmeyiz ama öyküler içerisinde. Şimdi zahitler ve abidler şu dünyanın mesela bir baharda olsun, bir kış manzarası olsun, yine onda dahi, buna dahi bakmazlarmış. Bakarken bu Allah'ımızın kudretidirlermiş, kudreti olarak. Öyle güzelliğine gönül kaptırmazlar.
Bu arifani ilahi olan kimse ise diyor, Mevla'nın dışında hiçbir şeye bakmaz. Öyleyse bunlar gözü bağlı gezenler, yok gözleri açık. Yalnız bakarken bu misali vereyim, üstadımızdan vereyim. Böyle burada sesi güzel birisi vardı, bak söylediği bir söz var. Allah'ım ne güzel bir ses lütfetmiş, öteye gidiyor. Bak her şeyi eserden müessire geçiyor. Yani o güzelliği gördüğü zaman onu lütfeden Mevla'yı görmüyor, o eserde kalamıyordu, her halleri bulun. Sonra onlar Allah'ımızın dışında bir şeye nazar etmezler, bakardılarsa yüce kudreti görürler. Allah'ımızın tecellilerini söylüyorlar. Müminlere söyle gözlerini korusunlar. Bu ayet I celileyi şu şekilde izah buyurmuş. Ey, şu başımızdaki gözler var ya, bunlar haramlara bakmayacak ve gönlümüzdeki kalpler de, bu Hud suresinde buyururlar, bu gözler kırılır ama kalp gözler kırılır, buyururlar. Diğer ayet-i cenneteler çok. Allah'tan gayrı bakmaz.
Ya Ali, arka arkaya bakma. Birinci bakış hakkındır, fakat ikinci bakış da hakkın yok. Fakruddin Razi tefsirinde Tevrat'tan şu cümleyi nakletmektedir, harama bakış kalbe şehvet tohumunu eker. Her şehvet de insanda derin hüzünler doğru. Zünnun mısri'nin dediği gibi, mukaddesallahühu'l-ü zühu, gözleri günahlara kapamak korunmanın en güzel yoludur. Bir kadının güzelliği bir Müslümanın gözüne çarpar da ondan gözünü çevirirse hadisi şerif, cenabı hak o müslümana lezzetini kalbinde duyacağı bir ibadet bahşeder. Müsnet de geçmektedir. Rabbinizden size basiretler, kalp gözlerinize görme yeteneği gelmiştir. Artık kim bu basiretle kalp gözüyle görürse onun rehinedir. Kendi nefsi içindir. Kimin de kalp gözü kır kalırsa, o takdirde onun aleyhinedir ve ben sizin üzerinize muhafız değilim.
Demek ki bizim gönül gözlerimiz var, sadece bu göz değil, bu zahiri olan, zahiri olan bu gözün hatta üç göz haber verilir o uzun sürer. Üç göz haber verilir, gönül gözleri diyelim geçelim. Esselamü'l-Fatiha. Allah Celle Celalühü onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, Allah. Kalpler mühürlendi mi hiçbir şey anlamayız, hissetmez onu, Allah korusun. Kulaklarını o da duymak da istemez, duysa da bile aldırış etmez. Gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır esamu. Cenabı hak muhafaza etsin Mevla yüce. Ayrıca onu anlamamaları için kalplerinin üzerine örtüler, kulaklarına da bir tıkaç koyarız. Şimdi Allah'ımız bizim halimize göre, Çünkü biz kalplerimizin üzerine örtüler buyurulan yalan, gıybet, iftira, dedikodu, şehevi, hayvani duygular, hırslar, uzun emeller Hep bunlardır, kibirler, benlikler bunlar da örtülür. Kulaklarına da bir tıkaç koyarız.
Sen Rabbinin Kuran'daki ismini tek başına andığında canları sıkılmış olarak arkalarını dönüp giderler. Duymak istemezler. Yani bu sıkılır zaten, rahat edemez. Esselamu Arzularını Mevla yerine koyan, Allah'ın bilgisine rağmen sapmayı tercih ettiği için, kendini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi bir tasavvur etti. Allah'tan sonra onu kim yola getirecek düşünmüyor musunuz? Şimdi burada böyle olduğu zaman nasıl yaşarsen büyüdür ölürsünüz, nasıl ölürseniz, Allah'ın huzuruna öyle gelirsiniz, Rabbimiz korusun, orada da kır. Allah korusun. Orada da sa'yt, orada da dinsiz, bir de ebedi. Yine burada belli bir vakittir ve sabredediyse mükafat ver, esamü. Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler, idrak kabiliyetleri verilmiştir. Bu çok büyük bir nimet idrak edebilmek, bir şeyi anlamak.
Mesela yatakta yatarken bu sıcak yatak ama kabirdeki yatağım nasıl olacak deyip bunu isabet edebilmek. Artık kim hakkı görürse faydası kendine, kim de kır olursa zararı kendinedir. De ki ben üzerinize bekçi değilim. Mesela insan en güzelini yemek istiyor, istiyor. En güzelini giyin, en güzel ev, en güzel araba, en güzel telefon, her şeyin düzenini diyoruz. Nedir bu güzelliği istediklerimiz? Bitecek olanlar. Bitmeyecek olan güzellikler nedir? Mesela yemeden marifetullah, giymede takva, veribeüsüt takva, hayy, konaklar, Rabbimizin muhabbeti. Raziye göre, rahmetullah, Cenabı hakk'ın insanı fıtratına bahşettiği, küfrü terk edip imana yönelme istidadı, yani bilgi ve düşünme melekesidir. Şimdi büyükler konuştuğu zaman hakikaten çok güzel kelamlar ediyor. Bu sebeple oturduğumuzda, kalktığımızda da hayırlı insanlardır. İnsan oturduğu ve kalktığıyla anılır.
Burada da Ahrettin-i Razi gibi, bu gibi kimselerin eserlerine bakarsak aydınlandırırız. Ne bu sene ifade ediyor, ne güzel söylüyor, öyle bir açılım var ki söylediği sözde, Cenabı hakk'ın insan fıtratına bahşettiği, fıtrat yaratılış, bize bahşettiği nimet de kalp. Allah'ımızın muhabbetini için adıyor. Mesela göz Rabbımızı görecek Celle Celalühü. Rabbımızı görecek olan gözün kirletilmemesi. Kulak, Rabbimizin ayat-ı ilahiyyesini dinleyecek. Efendimizin okuduğu Kuran'ı Azimüşşan'ı dinleyecek. Hazreti Davud'un Zebur'dan okuduklarını dinleyecek. Cenabı Hakk'ın Rahman suresini okumasını dinleyecek. Sırf oradan mı dinleyecek, işte burayı açamam. Siz düşünürsünüz, bilirsiniz. Cenabı Hakk'ın insan fıtratına bahşettiği, yani öyle şeyler lütfetti ki insana, akıl, fehim, idrak, taakkul, tefekbün, tezekbül, tefekkür, bitmez tükenmez.
Küfrünü terk edip imana yönelme istidadı, kabiliyeti, yani bilgi ve düşünme melekesidir. Velhasıl anlayacağımız Cenabı Hak insana Kuran-ı Azimüşşan'da bildirilen, ahadîsi Muhammediye'de haber verilen, evliyaullahın üzerinde şiddetle durduğu, başta mezhep imamlarımız, mezhepte müçtehid olanlarımız ve arifani ilahinin anlattığı hakikatlerin temeli insanda mevcut, onu elde edebilme kabiliyetlerine haistir.