Kalbi Selim. Allah yolunda Celle Celalühü, harcama hususunda dinimizin bize göstermiş olduğu yol. Farz olan bir infak vardır. Buna zekat derler. Farz olan, zekat vermeye, ehil olan, şartlarını haiz olan kimsenin dinimizde belirtilen verilmesi icap eden kişilere yardımda bulunmasıdır. Bir de mendup olan infak vardır ki o da gerek fakir, yoksul, ihtiyaç sahibi. Bunun yanında doktora girecek bu ihtiyaçlar için parası olmayan, evladını okutacak, buna imkan bulamayan, evlenecek çocukların evlenmesi için zaruri bir ihtiyaç içerisindeyken, onların evlenmeleri için yapılan harcamalar. Yollar, köprüler, camiler. Vesair hayır kurumları, gerek kurban bağışları, gerekse yoksullara yine ihtiyacını karşılayamayan kimselere yardımda bulunmalar. Ülkemizin savunması için yapılan harcamaların hepsine ne diyoruz? İnfak diyoruz, mendup olan infak. Birincisi farzdı.
Vermekle yükümlü Allah'ımızın lütfettiği maldan, gösterilen yerlere harcamakla yükümlü olduğu vazifelerdir. Bir diğeri ise artık bu farzın dışında mendup diyoruz. Mendup dinimizle hoş görülen, güzel görülen ameller demektir. Terk edildiği zaman bir günah yok ama yapıldığı zaman, Allah rızası için yaptığına inanacak olursa bir ecir vardır, mükafat vardır. Zaten kişinin sahip olduğu mal ve mülkün asıl sahibi Mevla-yı Zülcelal'dir. Rabbimiz ismi de zaten mülk suresidir. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir. Onun her şeye gücü yeter. Şimdi saymakla tüketemeyiz, her şey ona aittir. Dediler mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi mal da yalan mülk de yalan. Biraz da var, sen o yalan. Al. Allah'ımızın lütfettiği bu nimetten muhtaçlara mutlak verilmesi gerekir.
Bunu biz Bakara suresinde yüz doksan beşinci Ayet-i Celile'de görmekteyiz ve Ayet-i Celile'nin yanlış yorumlanmaması gerekir. Ona da yol açmamak için izahlarda bulunmuştur. Ashab-ı Kiram hem de Ulema-i Kiram'mız. Es-Taibi Billah. Allah'ım celle celalühü yolunda harcayın. Ve la tülgu bir eydigun ile tehuke. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Ve ahsinu, her türlü hareketle davranışınızda dürüst olun. Çünkü Allah dürüstleri sever. Şimdi yine müfessirin i'zam'ın ifadeleriyle ihsan kelimesi ele alması olursa bir işi tam ve noksansız yapmak demek. İşin hakkını vermek ve dürüst olmaktır. Bir hadis-i şerif de Resul-i Ekrem Efendimize sallallahu aleyhi ve selleme ihsan nedir diye sorulmuş. O da Allah'a Celle Celalühü, onu görüyormuş gibi kulluk etmendir. Eğer sen onu görmüyorsan o seni görüyor. Evet, bu itibarla hadisteki manayı münhasıran ibadete yöneltmek doğru değildir esasen.
İhsan işi doğru yapmaktır. Çünkü kulluk umumi bir davranıştır. Onun için işinin ehli olana Muhsin denir. Tercüme ile bu şekilde yapmamız gerekir. Tehlike hususunu şu şekilde, Eba Eyyub el-Ensari Hazretleri izah buyuruyor. İşte bir tanesi Rum tarafına kendisini atınca aman ha kendinizi tehlikeye atmayın dendiğinde hayır dedi. Bu ayeti celile'nin nüzul sebebi şudur. Ashab-ı Kiram, bağ, bahçeye çalışmaya, dünya işlerine daldılar. Onun üzerine bu ayeti celile nazil olun. Aman cihadı terk edip de kendinizi tehlikeye atmayın. Bu dedi işte Rum tarafına, düşmanların safına kendinizi atmayın demek değil. Dünya sevgisi ile Allah'ın yolunda yapacağınız çalışmaları terk etmeyin demektir diye en güzel izahı yapmıştır. Allahu Teala'nın rızasını kazanmak için yapılan bütün bu harcamalar şüphesiz infak sayılır.