Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Allah yolunda celle celalühü, harcama hususunda dinimizin bize göstermiş olduğu yol, Farz olan bir infak vardır. Buna zekat derler. Farz olan, zekat vermeye ehil olan, şartlarını haiz olan kimsenin dinimizde belirtilen verilmesi icap eden kişilere yardımda bulunmasıdır. Bir de menduh olan infak vardır ki o da gerek fakir, yoksul, ihtiyaç sahibi. Bunun yanında doktora girecek, bu ihtiyaçlar için parası olmayan, evladını okutacak, buna imkan bulamayan, evlenecek çocukların evlenmesi için zaruri bir ihtiyaç içerisinde iken, onların evlenmeleri için yapılan harcamalar, yollar, köprüler, camiler Vesaire hayır kurumların, gerek kurban bağışları, gerekse yoksullara yine ihtiyacını karşılayamayan kimselere yardımda bulunmalar. Ülkemizin savunması için yapılan harcamaların hepsine ne diyoruz?
İnfak diyoruz, mendup olan infak. Birincisi farzdı. Vermekle yükümlü Allah'ımızın lütfettiği maldan, gösterilen yerlere harcamakla yükümlü olduğu vazifelerdir. Bir diğeri ise artık bu farzın dışında mendup diyoruz. Mendup dinimizle hoş görülen, güzel görülen ameller demektir. Terk edildiği zaman bir günah yok ama yapıldığı zaman Allah rızası için yaptığına inanacak olursa bir ecir vardır, mükafat vardır. Zaten kişinin sahip olduğu mal ve mülkün asıl sahibi Mevla-yı Zülcelal'dir. Rabbimiz ismi de zaten mülk suresidir. Estahiri Bilne tebarekellezi bir yedir mülk. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir. Onun her şeye gücü yeter. Şimdi saymakla tüketemeyiz, her şey ona aittir. Devir ya mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi mal da yalan mülk de yalan, biraz da var, sen oyala. Allah'ımızın lütfettiği bu nimetten muhtaçlara mutlak verilmesi gerekir.
Bunu biz Bakara suresinde yüz doksan beşinci Ayet-i Celilede görmekteyiz ve Ayet-i Cellenin yanlış yorumlanmaması gerekir. Ona da yol açmamak için izahlarda bulunmuştur. Ashab-ı Kiram hem de ulema-yı Kiramımız. Essaib-i billah. Allah'ım celle celalühü yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Ve ahsinu, her türlü hareketle davranışınızda dürüst olun. Çünkü Allah dürüstleri sever. Şimdi yine müfessir-i İzzamın ifadeleriyle ihsan kelimesi ele alması olursa bir işi tam ve noksansız yapmak demek. İşin hakkını vermek ve dürüst olmaktır. Bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem Efendimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ihsan nedir diye sorulmuş. O da Allah'a Celle Celalühü, onu görüyormuş gibi kulluk etmendir. Eğer sen onu görmüyorsan, o seni görüyor. Bu itibar ve hadisteki manayı münhasıran ibadete yönetmek doğru değildir esasen. İhsan işi doğru yapmaktır.
Çünkü kulluk umumi bir davranıştır. Onun için işinin ehli olana Muhsin denir. Tercüme ile bu şekilde yapmamız gerekir. Tehlike hususunu şu şekilde Eba Eyyub El Ensari Hazretleri izah buyuruyor. İşte bir tanesi Rum tarafına kendisini atınca aman ha kendinizi tehlikeye atmayın dendiğinde hayır dedi. Bu ayeti celile'nin nüzul sebebi şudur. Ashab-ı Kiram, bağ, bahçeye, çalışmaya, dünya işlerine daldılar. Onun üzerine bu ayeti celile nazil oldu. Aman cihadı terk edip de kendinizi tehlikeye atmayın. Bu dedi işte Rum tarafına, düşmanların safına kendinizi atmayın demek değil. Dünya sevgisi ile Allah'ın yolunda yapacağınız çalışmaları terk etmeyin demek değil diye en güzel izahı yapmıştır. Allahü tealanın rızasını kazanmak için yapılan bütün bu harcamalar, şüphesiz infak sayılır.