İmanın Ziyasallaşması ve Allah'ın Kudreti | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İmanın Ziyasallaşması ve Allah'ın Kudreti
İmanın Ziyasallaşması ve Allah'ın Kudreti kaydında Bizi süt devrinden de geçiren, ananın elinde mahkum, beşikler içinde kalmış ve böyle asıl vermiş, fikir vermiş, iman vermiş, insan vermiş, itham vermiş. Bunlara birçok şükür isterken şükrünü bilemeyip de bu şükrü takdir etmeyip de Allah'ını zikretmeyen insanlar ne kadar gafil insanlar. Allah cümlemizi gafletten korkar kurtarsın. Onun için…
Bizi süt devrinden de geçiren, ananın elinde mahkum, beşikler içinde kalmış ve böyle asıl vermiş, fikir vermiş, iman vermiş, insan vermiş, itham vermiş. Bunlara birçok şükür isterken şükrünü bilemeyip de bu şükrü takdir etmeyip de Allah'ını zikretmeyen insanlar ne kadar gafil insanlar. Allah cümlemizi gafletten korkar kurtarsın. Onun için zikredildiği zaman haşyetullahtan kalbi titreyenler Hakk'a mümin olanlar onlar. Ne türlessu verirsen olmaz ey olun. Hafız-ı Zülcelal'nın ayeti celilesi okundu mu, tefsir olundu mu iman ziya derleşir. Efendim! İman ziya deliği kabul imanın üzerindeki olan yakin kuvvetleşir. Daha anlamaya çalışacağız. Kuran-ı Kerim okunuldu ve o da tesir edildi mi iman ziyasalaşır, onun ziyası kuvvetleşir. Birkaç misalisten birini vereyim.
Sıddıy-ı Azam'ın imanıyla diyor peygamberimiz şimdiki bulunan zamanında ve kıyamet sokana kadar ne kadar ehli iman gelirse onun imanıyla sıddıyla azamın imanı terazının iki gözüne konulsa elbette sıddıyla imanı daha ağır gelir. Böyle ziyasalaşır. İstanbul'da heren köyünde ederken geçen hatır rızası için konuşturuyorlardı. İmanın ziyadalığından bir misal daha hatırıma geldi. Orda konuşmuştum burada da konuşayım. Biz eskiden löküs yakardık. Elektriklerimiz yoktu. Oraya biraz ispporta dökeriz. Bir de kibrit çalan. Burdaki boru iyice ısındı mu? Isındıktan sonra kumpasına basmaya başlarız innesini kontrol eder. Basarkena basarkena basarkena suya kufa kufa kufa kıyetena pencerelerden dışarıyalaşacak kadar ziyası kuvvetleşiyor. Yani müminin imanı da zikrederken ayetler okunurken de ziyadalaşa, ziyadalaşa başlıyor pencerelerden dışarıya çıkıyor.
Bizim imanımız da pencerelerden dışarıya çıkıyor mı acaba? Peki kontrol edelim çıkmış mı? Yani hepimizin eline terazi vereyim. Kendimizi dartın. İmanımız kuvvetli mi geliyor zayıf mı geliyor? İman içeride kılma doğru, kulaklara doğru, ağızlara doğru, ellere doğru böyle yükselmeye başlar. Fışkıratar. İmanın ziyası da bu nispetler bak ve löküs yapıyorduk. Löküs yaptık mı pencerelerden dışarıya vuruyordu. İman kalpten fışkırmaya başladı da gözüne geldiyse gözün semaya baktığı mum gibi anlar. Ne anlar yok? Biletsiz durulan Allah'ım diye ibret gelmiş göze. İbret gelmeyen gözün çöp saldı da dışarıya vurdun mu oranın reisi cumhuru huzurdan haşa imansız olduğu zaman haddi oturan gözün gelin ırzına namusuna düşer. Yani buraya iman daha yetişememiş filizini oraya atamamış, ziyası dışarıya çıkmamış. Anlıyorum şimdi.
Demek kulağımıza doğru geldi mi, imanı dışarıya fışkırdın mı, kulağında inlediğin bütün mevcudat Allah'ın zikrettiğini bilir. Açılır yolu bunu aç diyor filan. Ondan sonra yola devam ettim ve Allah Allah Allah Allah Allah demeye başlıyor. Şuraya vuruyorsun, pak pak diyor. Ondansa imanı buraya gelen adama hak hak deniyor duyardır. Yani hak hak diyor. Virüstazla müridi oturuyor. Delvanlının sevdalanmış aşık olduğuna türkü söylüyor. Al elmanın eşini, yitirdin ben eşimi, yalnız yapamadım gönder gelsin eşimi diyor. Zatın gıl hümdürallah. Ne yapıyorsun kuzum diyor, Hüsasın diyor, türkü çağırıyor. Ne türkü çağırıyor bir de oğlum diyor. İman kulağı dolmuş bir kere, dışarı yapıştırmış. Al elmanın beşini diyor, beş vakit namazı al kabul et. Tabili erkanla, farzıyla, vacibiyle, sünnetiyle kıl kabul et diyor. Görmüyor musun adam diyor. Bitirdim ben eşimi diyor.
İmanın Ziyasallaşması ve Allah'ın Kudreti ne anlatıyor?
İmanın Ziyasallaşması ve Allah'ın Kudreti kaydında Bizi süt devrinden de geçiren, ananın elinde mahkum, beşikler içinde kalmış ve böyle asıl vermiş, fikir vermiş, iman vermiş, insan vermiş, itham vermiş. Bunlara birçok şükür isterken şükrünü bilemeyip de bu şükrü takdir etmeyip de Allah'ını zikretmeyen insanlar ne kadar gafil insanlar. Allah cümlemizi gafletten korkar kurtarsın. Onun için…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rızanı bitirdim Ya Rabbi hangi amelin içinde burduracaksın diyor. Arayıyor görmüyor musun adam diyor. Yalnız yapamadım kabirde yalnız nasıl yapayım ailemi, evimi, barklı mı her şeyimi bıraktırıyor mu yarabbim sokuyorsun oraya nasıl yapayım gönder gelsin eşimi. İman eşimi gönder diyor gelmişti. Bugün değirmende yattım. Şahfendi vibi. Yalnız tahammül edemedim ve uyuyamadım. Suyu dinledim diyor. Değirmene dökülen su. Hu hu hu sabahlara kadar hu çekiyor biraz dedim bağrığım yandı ölüyordum diyor. Çünkü Mağusulu gapta muhaddis olarak geçirmiş gasp bin hadisi ezberlemiş, böyle her tarafı ulema bir zatını Allah şefaatine nail etsin. Onunla yapamadım, gönderdim, daşa diyor. Daşa baktım ki diyor Hızlı diyor. Dilimi yetiştiremedim kalbimi uydurdum oraya diyor. Kalbim tahammülsuz oldu çatlayacak mı diyor. Onu da bırakayım bakalım başkasına bakayım. O yer gene döken bir alet var.
O diyor taktuk ediyor gene dökülüyor. Baktım onu iyi dindirdiniz mi diyor. İmanı kulağına gelmiş çünkü. Bunu dinledim diyor. Bununla sabah oldu diyor. Bak kulağına iman gelenler böyle oluyor. Bizim kulağımız da evlerimizdeki radyiyeyi dinlemekle, dıştaki kavkıybet dinlemekle, madeyanı dinlemekle geçiyorsa iman kusura bakma kulağına kadar gelmemiş la. Oralar iman, akıl, halim, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu, erkani devleti İslam'dan kurulduysa her şubeye emir, her şubeye emir emri bil maruf nehy-i anilmiyir gelir. Daima iyilik gelir. Ev vilayete, öz vilayetine, ev vilayetine hayat. Kendini bilirsin. Gelin haram tutuyor sanat altında hile yapıyorsa içerideki dehisi cumhur şeytan oluyor o zaman. Gelin hile yapamıyor da Allah'tan korkuyor titremeye başlıyorsa korkma içerinde Mihman-ı kamil kafir oturuyor. İşte kendini gömüleceksin.
Gözün elin ırzına, namusuna doğru akıyorsa içinde kusura bakma başvekili nefs-i emmare reis-i cumhur-i şeytan oturuyor. Yok gözün bakınca onu muhafaza ile bakıyor, o namusu muhafaza ile bakıyor da acıyor Allah komünistler elinde koyma Ya Rabbi şu namusumuzu çınlatma diye gözüne avut geliyor da böyle oluyorsa. İçeri iman girmiş, iman yerleşmiş, kırk salmış ve iman oturuyor baş vekili olan akılda yanına almış oradaki ilim, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu ne ile bakanlar olarak oturmuşlar, idare ediyorlar vücudu. Ama bizimki hocam yarı yarıya benzemiyor. Bazı bu yediğin gibi oluyor, bazı da böyle oluyor. Bazı harama bakıyor, bazı bakıyor, bazı Allah'ın kudretine bakıyor. Öyleyse Kıbrıs'a benziyor. Makarios oturuyor bir tarafında, bir tarafında da bilmem hob gibiyse ismini hatırımda değil, bir tarafta İslam oturuyor her hatırını.
Yani huylaşamamışlar, kendine geçmemiş daha buranın salahiyeti hak rızası için zaten büyük üstad Hacı Es'adi Erbili hazretleri tarikat ayeti kerimesi ile evvela şeriat saniyen tarikat Allah'ın kullarına, kullarıma vacip oldu. Minhac münevver bir yol demek. Tesiri Kebir'den anlaşıldığına göre Ayet-i Celilenin manasını kutluımız babamın icazet namazına bu Ayet-i celile yazmış. Oradan görmüştüm mansuru fakihhanem olmuştu. Yani evvela şeriat saniyen tarikat İman bir tek, iman bir. Şeytan var düşmanı, nefis var düşmanı. İki kessek bir taşa bela olduğundan rabıta'ya devam etsinler bir Evliyaullah'a her mevsimde de. Yetişecek bir hukuk ve cana ihsan etsinler de iki taş iki kessek bir taşa bela olmasın şeytanın karşısına kutb-u cihan dikesin daima diye tarikat böyle vacip oldu. Allah himmet-i ruhaniyelerinden bizleri ayırma Ya Rabbi. Çok muhterem kardeşim.
Her insan bir veliye tabi olmayı arzu eder ve arzu edip tabi olan kimseleri zannediyorum etrafımı. Bu mecliste söz söylemeyi haya ederim ama böyle mecliste bir daha elime geçmez ki konuşabileyim. Hep istidatlı insanlar gelmiş. Bizim mağaza çoktan beri paslanmış, yoksullar tutmuş örümcekler ölmüştü. Müşteriler doldu şimdi her biri bir şey istiyor. Kimisi kadife istiyor, kimisi altın istiyor, kimisi ahçe her biri bir şey istiyor. Elbette dil durmadan konuşmayı arzu eder burada. Her kalp Allah'ın hazinesi olur. Kendi lütfeder o halde. Kendinden bildiği zaman derhal vurur o kalp. Onun için bugün isteyenler çok, rızası için lazım gelen şeyleri konuşmaya gayret edelim. Allah'ımız muvaffak bir haylisin inşallah. İnsan arzu ediyor. Üstat buna diyor ki sen beş vakit namazlı kaza et ve istiğfar oku. İstiğfar oku. Originin kazası varsa yap.
Hukuku ibak varsa halallah kendini yap bir mukaddeme ders olarak kabul et bunu bu ders değil, dersi alman için çalış. Bu saatte çalışır. Çalışıyor çalışıyor çalışıyor çalışıyor varıyor. Diyor ki üstat şimdi diyor bir istihare hakkın var. Yedi gün yatman lazım. Akşam yatsıdan sonra gusül versin. Gusül abdestiyle iki rekat hak rızası için namaz lazım. Namazdan sonra başın gün batıya, ayağın gün doğuya kabirde yatmış gibi sağ tarafına kıbleye karşı her su, hususat için istihare sünnettir. Bunu yaparsın. Yedi gün onu yapan ve numara atarsın birinci rüyam ikinci rüyam üçüncü iletirsin huzura veyahut o huzura iletmezsen onun şubeleri olan bir efendiye iletirsin. O da aynı dersi verir ona aynı reçeteyi verir Dört köşe yedi ırkından ne kadar elektrik varsa fabrika şimdi Konya'da ne kadar elektrik yanıyorsa onun onun fabrikası tektir. Belki kendi içinden daha özel yalanlar var.
Yani kendi içindeki yanamdan daha teşkilatlı özel özel yalanlar var. Üstad-ı kalbinin çarkının dönmesiyle her memlekete bir dilek dikmiş. O dilekten çek öğüdünde evine taktın mı gülmesin ettiğin zaman hırbadan yanar. O direğe sarılıp kurban oluyor sana deme canım. Onun fabrikası var fabrikaya muhabbet etmanın. Fabrika varsa kurbanın olayım cereyana senin deme. O Halık'ı Zülcelal'a yalvar. Yani onu halk eden, o aleti, o fikri yok canım herif afada çıkarıyor. Arş avzama çıkarmak isteniyor. Halep direği yapan diyor hiç diyor cehennemde yanar mı? Nasıl yanmaz iman etmeyen kafirin hepsi yanar cehennemde. Ancak iman şartındandır onun. İman şartındandır. Onun aklına küçücük bir hikmet veriverseydi, zekası küçücük bozulsaydı gülünmeden başka bir şeye yaramaz insan. Gemi kudret Allah'ındır. Hemenler ve sabratına. Hiç kimse şurada kim edemez. Yani ben hafızım diye anur yapamaz.
Bir felç veriverse dili başlar telin zevki gibi gelmeye. Hiç konuştuğu duyulmaz. Halid'e zülceler okudu derse. Şurada efendim güvenli ecnebiyeler daha tripler koymuşlar. Sözü alıyor. Hep mi taaccübına gitmiyor? Niye taaccübına gitmiyor? Onu hamd eden Halık-ı Zülcelal var o bunu halk eden. Niye taaccüme gitsin? Hem bir hafızı koy bakalım. Hafızın kalbi satıp karnı alıp verme ile memur bir kalbi var. Onun üstünde küçücük bir Süheyl dahi bir yavru var. Gözün bebeğe kadar kara. Bunun üzerine şerit gibi altı bin altı yüz altmış altı ayeti hıfz eden hafız mı daha kıymetliyım? Senin keyfi mi daha kıymetli? Elbette o havuzun kalbinin hangi şeridinde kıldan ince olan bir şerri de Kuran'ı sarılsın, o da havuz Taha edersen derhal okur. Süra-i üst üste okur dersen senin gibi fır fır fır fır fır döndürüp de başını ayağımla getirmez. Hepsinin başı Allah'ın kudretindendir. Bunu evvelden de mi koy ya?
Bunu konuşturanlar hep sizsiniz bizle hiç alaka yok hakikaten evvelden bellemiş, okumuş ve bunu söyleyin diye hazırlanmış iş değil bu. Hakkımızın lütfu o sizden başlıyor yine size giriyor. Kardeşlarımızdan arzulan var da biz buraya zorla sokulmak istiyor, bizi çekiyorsun başka tarafı konuşturuyorsun. Bırak bizi biraz kendimize. Biz arzu eden insanların derslerinden konuşalım. Teyze de anlıyor, dinlediği zaman dersindeki müşkilatı bilsin. Ama istidatlı kabiliyetli insanlar gelmiş, şuradan da konuşsa ah, buradan da kalbimizi o yönde çekiyor, bu yönde çekiyor konuşamıyoruz. Bizi bırakın biraz kendi şeyimizi, e bir illallah, oradan konuşalım. Dersini istiharaları tamam çıktı da yedi sene düzgün o halife mi, Ders değiştiren insan mı? Hiç kimse halife olarak kendine süs veremez. Çünkü halife demek halife demek Hadis-i Hamid Efendi hazretlarını temsil etmek.
Ona benzeyen bir insan görebiliyor musun daha ayıp olsun? Ancak ders değiştirebiliyorum. Başka bir şey yapamıyoruz. Hiç kimseyi irşada imkanımız olmuyor. Anca o gece birisinin rüyasına giriyor, bize gönderiyor diyor ki Efendi böyle tembih etti dersimizi veriyor. Yapan da o bir izle. O mu ne yapıyor? Allah'ın kudreti yapıyor. Allah'ın kudreti yapıyor. Yani birisi mağlupte bilim yaşında kendisi ortada ikisi de kırk kırk can verirkene ikisinin zekalatına da yetişemeyen mürşid-i kamil olamaz diyor. Mutlaka yetişecek. Mutlaka yetişecek. Kabirde su alına yetişemezse mürşid-i kamil olamaz. Vefat ediyor geçen. Başında birçok arkadaşlar var can kuluma yaklaşmışken böyle toplanıyor. Çekilin çekilin efendi artıkları geliyor çekilin diyor. Çekinirler diyor. Giyiyorum efendim Bunu ben böyle olarak kabul ederim ve cebime koyarım.
Yani sizin aklınıza sığınmanın için başka kaideler söylemiş kitap onu söyleyeyim. Halık-ı Zülcelal o kutbu cihanı sevdiği için onun suratında iki melaike emrediyor. Aynı surata dönüp, yemin. Efendinin evlatları ölüyor, şeytana şeytan musallat olmasın meleklere vazife giriyor Allah. Onun namına melekler var diyor yetişiyor. Şeytana yanılma şehadet oku diyor. Başlıyor şehadet okumaya. Ondan sonra kabre giriyor kabirde münker nekil melekleri geldiği zaman, şeytan ruh suratında Rabbim benim Rabbim benim diye böyle parmağı ile kendini gösteriyor. O zaman Rabbınız o kutlu cihani yetiştilerek yahut onun namına o zaman. Yani dedik ki bir gün nakşıt tarikındaki hassanın biri de kabre girdikten sonra orada bu ruhla müşidin alakası. Onu tekmil-i süluk edip evliyayı dene kadar çalışacak ve evliya edecek.
Ve Muhammed ibn Muhammed Bahaiddin-i Nakşibendii liveysii Buhari Hudse Sirrabu'l Aziz Hazretleri üç şey istedi Allah'tan üçünü de kabul etti. Hedef risalesinde neler var ya birisine buydu onun. Yani ahirete irtihad eden evlatlarım kamil olmadan dönüyor. Kabirlerinde onları veli olarak yetiştireyim Ya Rabbi. Halikatım kıyamete kadar baki olsun Ya Rabbi. Ben vefat ettiğim zaman, halifem vefat ettiği zaman etrafındaki şu kadar bil ile şefaatleri dokunsun Ya Rabbi. Üçünü de kabul ettim diyor. Efendim Gazselir'de Hacı Şaban efendinin evinde olduğunu zannediyorum. İşte Efendimiz hazretleri hazretleri Hacı Eshabek annemiz dedi. Dayısının kabrine gitti. Onun yanındaydı. Biraz daha halifeler vardı. Dışarıda olduğu halde kabile murakabayla letaiflerini değiştirerek murakabaya, ondan sonra üyeliği mertebesine çıkardı. Ben şahidliyimdir efendim.
Cesetteki olan bir mürşit ruhu böyle irşad ederse ruh ruh ruhu nasıl irşad etmez? Allah şefaatlerini nail et Ya Rabbi. İki yüz on bir ismin Nuri Haktandır aslın. Halil İbrahim neslin ceddin ala Muhammed. Ümmetin bir kere görse, ademine yüz sürse, Canımız buradan geçse yolunda hem Muhammed. Allah'ımız iki cihan güneşi Muhammed Mustafa Efendimize Habibi Muhammed mümin olanlara menfaat verir. Mümin olanlara menfaattır olup vaazımız kesin olarak müminlere menfaat için bazı emir buyurdular. Hakka mümin olanların terazisi da bu ayet-i celile. İlahir İlah'a nihayetine kadar Müminlerin, mümini kamillerin, hatta mümin olanların yanında Allah Allah Allah Zikre verildiği zaman Half-i İlahiden Haşyapullah'tan kalbi titrer. Azamet-i İlahiyeden Halfinden Allah'ın kalbi ürperir demeye başlar. Müminin ayarı bundan belli olur. Zikredildiği zaman kalbi ihtizaz etmeye başlar. Tüyleri bastırırsa ürperir.
Şafakla dersine uğrana başka alem olur. O her insanın şahsında bir başkanlık olduğu gibi insanın içinde kalbinde de birbirine bir türlü Rabbimiz tecelli buyurur. Takdir zikir başlanaşır. Kalbi cilalandırır. Kalbi feyze kavuşturur. Biiznillah. Nikah Hadis-i Şerifler, Nikah Ayet-i Kerimeler kerimeler var bilirsiniz ders-i şerifte Bismillah. Mutlak muhakkak salat fuhşiyetten, münkirattan Allah kullarını namazda kurtarır. Namaz kılan bir kimse de fuhşiyet ve münkirat olmaz. Lakin Allah'ımız üstüne geliyor yine Bu hususta zikir daha büyük buyuruyor Allah. Yani kalbi temizlemenin için zikir daha ezberdir. Bunu Allah'a emanetler. Hadis-i şerifle tefsir verelim ayeti. Nasıl şifası? Hırsı, tamamı, pakulu, adavetası, keni, buğzu, riyayı, sümha'yı, hıkızı içeriden çıkarır Rabbim zikrederkene, giderken harp zikri aldı mı başlar. Yani buraya dönüyorum şimdi.
Birçok kardeşlerimiz Rabbimizi zikrediyor ve zikrediyoruz elhamdülillah Zikreden zümreye Rabbim bizi ilhak buyuruyor. Bu nimete şükredelim inşallah mükafat atlanırız. Yani Konya Bakanı şöyle okuyalım verdim herhalde o elli kaç bin güne kadar nüfusun içerisinden Halid-i Zülcelal bu kullarını seçerek takdir ederek filan velinin evladı oldum demiş bize. Yani bu nimete hiç şükredilmez mi? Birçok zenginler var. Zenginlerde fakirlere dinler. Biz zenginliğimize şükredelim ya sizde sakaklı da şükredelim Allah fakirlere de sakaklık etmiş derler ya. Biza Halık ve Zülcelal. Hem zenginlik lütfetmiş, hem sakaklık etmiş. Esadı en biri Kuddise Sirraul haciz efendimize Behice hanım annemizin bir sözü var. Ya Behice yahut da Behice hanım soruyor. Hacı Eshadı Erbili, bu ise Sirrau'l Aziz. Allah sizi mi pek seviyor bizi mi pek seviyor diyor. Şah efendimiz, sükut ediyorlar mecburi. Beni Allah çok diyor.
Sizi çok seviyor dese yanan oluyor. Yani kendi bunu aktab bana çok seviyor Allah. O zaman bir yer tercih ediyor. Behice şu anınızın cevabını siz verin. Behice Hanım da hulahadan en kıymetli bir hanım. Federin hayatları bile vardı onun için. Hayrun-ı Nisa Hatice, tefi olsun Behice, veriliyor. Vaızın biri çıktı diyor, vaaz veriyor. Vaız verirken birisi vardı kulağına söyledi lağzını. Pelere iki halife tayin edilmiş. O halifeler pelere söylüyor. O hocaya hocaya ne diyor biliyor musun? O söyleyen adam bilmiyorum. Hocaya diyor ki ibareye iyi dikkattir. Behice hanım burada. Behice hanım var ibareye dikkat ediyor. Bre burdan meczup şekilde gittiğinden vücut daima sallanıyor. Üstazı alsam Hacı ez hadi Elbili Putrisirrahu'l Aziz Onun terbiyesini feyizla erişmişler. Bir sükunat hali gelmiş. Hiç zikrederken özünü yumamazlığı hayvan üstazın anına bakarlarmış.
Bir gün ayrı yerde zikredilirken de daha sukunak buldu zannedilmiş. Kader böyle zikre başlayınca Kelam-ı dergahında o harekayiz gider yine denize düşmüş gibi diyor. Beni bir kayıp üzerinde darga alıp gidiyor gibi hal oldu. Beni orda bulmuşlar mest halinde. Üstat Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'in cezvesi yenilendi. Feyiz hali geçti cezbe geldi. Hayır hayır. Üstünde bir hiçe hanım var da Mustafa Efendiye çok ta şükru vardı o çekip indiriyorum diyor. Bu anne diyor ki üstaza Allah'ım seni mi çok sever bizi mi pek sever? Siz bilirsiniz diyor. Bütün ihvanı Allah daha çok severmiş üstadım diyor. Neden biliyorsunuz Senin gibi bir babaya evlat olduğumuzu biliyor. Yani senin gibi bir babaya evlat olanı Allah seviyor ki evlat etmiş diyor. Buradan bir latife olsun gönüllerimiz açılır. Hazreti Ali radiyallahu anh efendimiz Allah şefaatını ayırsın.
Süfani enbiya Muhammed Mustafa Ya Ali, ya Ali, ya Ali çok buyururlar. Ya Ali Allah'ı sever misin? Severim Ya Rabbi. Ya Rasulallah. Ya Ali'yi Muhammed'i sever misin? Severim Ya Rasulallah canım. Ehli ve ümmi bir dersdir. Ya Rasulallah annem babam tatlı canım kurban olsun sana. Sevilme musun sen? Ya Ali'yi. Ya Ali'yi. Buyrun Fatıma ta Zuhra ile sever misin? Ya Rasulallah Fatıma Tazı Zuhra ile severim yalan söyleyemem onu da severim. Ya Ali Hasan Huseyni de sever misin? Hasan Huseyni de severim Ya Rasulallah Yalan mı söyleyeyim onları da severim. Bu dört tane sevgiyi bir kalbin içinde nasıl başırsın yani? Sükut etmişler kalmışlar. Sonra cevap veremiyorlar. Oysa vaazın birinde Allah'ımın inayetiyle diyor. Ne sorarsan sorun cevap vereceğim Allah'ın inayetiyle. Neye güveniyorsun ya Ali derler. Doğduğum zaman annemin bilmesini tutmadan Muhammed ağzına tükürüğünü vermiş diyor yani onu emmişim.
Hüp bağıma kadar ben ilim bulayım diyor. İlmin Medine'si benim diyor. Peygamberin gelsinler. Kaderin Medine'si benim kapısı Omar-ı Fariye oradan gelsinler. Hayanın şehri benim kapısı Osman-ı Zinnureyn hayadan gelen oradan gelsin buyuruyor. Allah şefaatine nail etsin. Bu kadar alimi olan Aliyi cevap veremeyince mahzun şekilde Fatıma'da Zuhruf Adem'in yanına varmışlar. Belli yüz düşük. Yani gözleri püçermiş ağlayacak gibi. Yedi defa etrafını kıvranırmış tavaf girermiş. Fatıma'da Zühre Badem'i bir gün gördün mü Hazreti Talib'i onun bir günlığını düzelteyim diye yedi defa etrafını bana göre boğazına sarılır kurban olayım ya Ali. Niye oldun da böyle sen diyor. Mahsum duruyorum yıkıldım ben babana. Sultan-ı Enbiya sordu. Şaşkına gönderdi beni. Ne diyor dedi. Ne diyor ne söylüyor. Allah'ı sever misin Muhammed'i sever misin? Fatıma Kırca Zülkar'ı sever misin? Hasan Hoca'yı sever misin?
Hepsini de severim ya Rasulallah dedim. Hepsini bir kalbe nasıl sığdırıyorsun o biri gelse o biri girer dedi. Bilemedim geldim. Vay Ali desendi Allah'ı sevmek aklımdandır. Muhammed'i sevmek imanımdandır. Fatımaha Zuhra'yı sevmek şehvetimdendir. Hasan Hüseyin'i sevmek tabiatimdendir. Ondan sever desen neydi dedi. Babıştılar hemen vardılar. Sonra cevap vereceğim Ya Muhammed buyrun dedim. Allah'ı sevmek aklındandır. Muhammed'i sevmek dinindendir. Fatıma da Zühre'yı sevmek şehvetimdendir. Hasan Hüseyin'i sevmek tabiatimdendır. Hazreti Muhammed Hay ya vüsvaalının altından sen kalkacak gibi değildi. O nübüvvet ağacının meyvesi olan Fatıma geldi. Cevabını söylüyor. Ancak o nübüvvet mevzusu. Dört tane tanıyorum yok üç tane. Birisi Senin kayın baban iki cihan güneşi, benim kayın babam iki cihan güneşi değil. Hem sen Fatıma ta. Zuhra gibi bir sultanın kocasısın.
Ya Ali senin nikahın semalarda kıyıldı. Yani Fatıma ta. Zuhra validemize cügün gönderecek cesaret gidemedi. Sıddıyda ağzımı göndersem oğluna ister. Kemal'ul-farirka göndersem oğluna ister. Birisine söylemedi bizzat kendileri varmışlardı. Din de utanmak olmaz ben varıyım. Bakın Fatma Tazı Zırra'yı bana ver ya zannediyor, imkanı bulamadı. Ya Ali içinde bir hal var seni utandırıyor niye konuşmuyorsun? Haya ediyorum Ya Rasulallah. Din de bir mahsuru yoksa haya Allah aşkına diyor dinimizde İslam dininde bir mahsur yoksa haya etme dinde kullanılmaz. Ya Rasulallah. Utanarak söylüyorum Fatıma ta zoraki bana Allah'ın emriyle bir gelir misin? Allah Allah bugün gibi şöyle Fatıma ta zoraki boyu bozup üzmek bölündü de Halil yumurta za Allah Allah Bugün sabahla hem babam beni bir hocaya verirse Ali'ye muhtaza yemin ederim. Yani böyle diyemedi. Demek böyle mi gelmiş bunlar?
Hibrili Emin derhal nazlı okunur. Allah'ın selamı var ya Muhammed Semada bu olan merasın yeryüzüne sirayet etmiş. Sizin kalbinize hep ilham suratınıza gelen semada Haliyya Murtaza ile Bakma ta zehra'nın nikah merası bitti. Bitti yerde yapın yalnız Halid-ı Zülcelal soruyor. Nikahına neyi kıyalım? Muhammed hızının nikahı ne kadar ister? Yani ne isterse Fatıma istesin biz onu diyeceğiz nikahına diyoruz. Sual ediyorlar diyorlar. Muhammediye şarkı İsmail'e Hafsa hazretlerinin kitabında manzuru fakihane olmuştu. Elbette sizde göğsumuz okumuşunuz. Der ki ben dünyevi olan altınla, başçayla, bohçayla nifahımı değdirmam. Ben uhrevi istiyorum. Ya Muhammed dedi. Cebiyle Emin. Girtiler ve geri Allah'ın selamı var. Allah'ın selamı var. Pirdelsi ala cennetini. Bir tane kılsak hayır mı Fatıma? Soruyorlar. Gayır mısın? Hayır buna hayır değilim. Daha da cenneti istemiyorum. Ne istiyorsunuz?
Babam yani ümmetinin derdine düşüp de şefaat ettiği zaman cehenneme artık olarak gidenler olursa o erkeklere giderken ben de kadınlara şefaat etme müezzüniyesini erkek veya kadın şefaat hakkı versin Allah da nikahıma bu kıyılsın. Cibril ile Emin geliyor ve geriye nazır oluyor. Allah'ın selamı var. Keskin olarak Allah seni şefaate mezun etti. Hazreti Ali'ye kargocu. Allah şefaatin aynısın yani biz, Yehice Hanım'dan bir misal olarak yani hepsi Peygamberimizin vaziyeti Fatıma Feyzura gibi bir hıza, nikahınız değildi diyor. Zaten Peygamberimizin hızı, iki cihan güneşi gibi bir Muhammed'in cağmazısın diyor. Yine fazla ilahiyor Peygamberimizi. Behice Hanım da diyor ki: Üstadım Allah dedi mi çok sever bizim mi? Sen bilirsin diyor. Bizi çok severmiş kimsenin gibi bir hutbullah ahpaba bizi evla edip selamizler diyor. Oynuyalılar, gayserilliler, dört köşe yedi kılından olan din gardaşlarımız.
Halıkız Zül Celal bizi çok severmiş de. Hadi Sami Seyfani Huddise sirrahul Hadis gibi bir sultanı biz evla gitmiş Elhamdülillah. Allah himmetinden, teveccühühundan ayırmasın bizi Allah'ı. Mevzuumuzu şöyle alıyoruz. Halık-ı Zülkelabımız Halıke Zülcelal zikredildi mi? Allah, Allah, Allah, anıldı mı? Müminik kamillerin kalbi Haşyapullah'tan, Havfi ilahiden titremeye başlar. Böyle anlatınca kalbi titremeyen, kalbine hırs gelmeyen, seherle boynunu büküp de gözünden yaş gütmeyen, Allah'a ihtiyacını bilmeyen, başka birisi hapishaneden bir zahmetten, bir borçtan kurtulunca teşekkür ederim, teşekkür ederim deyip de Allah kendini, kendini anne ile baba arasından olan bir damla çıkınca bütün vücudu yıkamayınca temiz olmayan bir sudan halk etmekle ana rahminden kurtarıp dışarıya çıkarıp anne değil daima üç gün üst üste süt yesek bir damla süt gelmez memesine. Devuruyoruz çünkü.
Yavrula geldiği zaman yani o yedili süt hep olur. İyi inceler de bakın. Doktorlar umumanı arasalar sütün içinde et yok ama yedin seda olarak ete tahvil eder süt. Çöl ve zineye geldiği gün üç gün üst üste et yedirsen annesine, makinelere vur istersen etin içinde bir damla süt yok. Annesinin memeleri süt ile dolar Allah'ın kudret musluğundan gıyarrunun altına verin kana kanat sütle doyurur.