Allah'ın imtihanına sabır. Ve mena Allah. Yalnız böyle olmaz da ve mena lillah tagadistekmelel iman. Bir kimse sevgisini ve buğzunu vermesini veya vermemesini halisen Cenabı Allah rızası için ederse tahkiken imanını kamil etmiş olur. Nefsin için sevdiğin hayrı, cemi nas için de sev ki o halde Müslim-i kamil olasın. Ve amelüm bilerken. İman-ı kamil kalp ile marifet lisan ile ikrar aza-ı cevarih ile amel eylemekten ibarettir. Ehli hakikat müminlerin kalbindeki imanı bir ağaca teşbih etmişler. Ebubekir verak rahmetullahi aleyh Hazretleri şu izahta bulunmuştur. Bu ağaçta yedi dal vardır, bunun birisi kalbe kadar uzanır. Tabii ağaç olunca meyvesi de olacak. Bu kalbe doğru uzanan dalın meyvesi iradenin düzgünlüğüdür. Ne kadar önemli bak bize şu anda basit gibi gelir. İradesi güçlü olursa diyor ya bir beyitte, bağlandı bendim gidemem gayriye.
Ben iyilik de görsem kötülük de görsem nefsime darbe de yapsalar iltifat da içseler katiyen bu kapı Resulullah'tan gelir sallallahu teala Aleyhisselam ayrılmamdır. Böyle bir irade. Sonra bu irade güçlü olduğu zaman gözünü harama bakmaktan da kurtarır. Kulağını kötü sözler işitmekten de namusunu korumak her türlü kötülüklerden de muhafaza olur. Sonra dalın birisi dile ulaşır ki onun meyvesi doğru söz söylemek, hayır söz ve ibadetle meşgul olmaktır. Birisi de gözde. Yalnız burada bir ifadeyi görüyoruz. Göze muvafık düşmediği için olabilir, belki yanlış geçilebilir. Gözde olan da ibret almak, Allah'ımızın kitabını okumak, faydalı olan ilmi tahsil etmek. Dalın birisi de boğazda nihayet bulur. Onun meyvesi de helal lokmadır. Dalın birisi ayağa ulaşır. Onun meyvesi de cumaya cemaate hayır yola ta mesela ay başında Allahu alem Arakan'a bile girecekler.
O gibi Gazze'deki mesai yerde sıkıntı gören müminlerin kurtulması için seyr ü seferde bulunur. Dalın birisi de nefis üzerinde nihayet bulur ki onun meyvesi de hayvani duyguları terk edip Mevla'ya teslim olmaktır. Ebu'l leys Semerkandi rahimehullah demiştir ki insanlar iman hususunda iki kısımdır. Çünkü biz beraat gecesindeyiz. Beraat gecesinde her zaman beraat gecesindeyiz. Akşam yattığımızda da beraat gecesindeyiz. Sabah uyandığımızda da acaba nefsimizin esiri miyiz değil miyiz? Nefsimizin esaretinden kurtulursak biz beraat etmiş oluruz, yani kurtulmuş oluruz. Rafımızın izniyle. Sabah kalkan bir kimsenin gönlünde dünya endişesi bulunursa buyruluyor, o esirdir. Onun için bunu sadece bir geceye hasredemeyiz. Yoksa bu gecenin mükafatları anlatmakla bitmez.
Bir kısmı imanı sabit üzerine olandır ki tam yerleşmiş iman, onlar isyan ve tuğyandan mukteza-i iman içtinap ederler ve taat ve ibadete rağbet ederler. Birisi bu. Bak kötülük hiç hatırına bile gelmez onların ve ibadetle taatle daimdirler. İkinci kısım da imanları ahiret olandır. Böyle az bir menfaat karşılığı değişen, az bir zorluk görünce hali tahayyül eden kimselerimiz. Onların zaafı imanları nefislerini seyyiattan men etmez, nefislerini kötülükten korumazlar, İbadet ve taate rağbet eylemezler. Bunlar için hasret, nedamet, hüsran vardır. Neuzü billahi teala. Malik bin Dinar beş şey bedbahtlık nişanıdır. Bundan beraat etmemiz gerekir. Bir, gönül katılığı, iki, göz yaşarmazlığı, üç, hayasızlık, dört, rub bir dünya, beş- Dünya için uzun endişe eylemek. Bu hastalıkların hepsinin kaynağı kalptir. İmam Hasan-ı Basri Rahimehullah'a bir kişi dedi ki gönlümüz uyumuştur.
Nasihat etsen de nola kim uyansa. Hasan-ı Basri Rahmetullah aleyh dedi ki keşke sizin gözünüz uyur olaydı, uyuyan kişi tez uyanır. Halbuki sizin gönlünüz ölmüştür. Diyor ki keşke sizin gönlünüz uyur olaydı, uyuyan kişi tez uyanır. Halbuki sizin gönlünüz ölmüştür, ölü uyanır mı? Dediler ki ya İmam, bizi çok korkutuyorsun. Dedi ki eğer bugün korkar iseniz yarın ahirette yemin olasınız. Vay o kişinin halindeki burada korkmaya. Nitekim Hadis-i Kudsi'de ve la haveyn. İzzetim ve celal Alim hakkı için kuluma iki emniyet ve iki korkuyu cem etmem. Kalbin korkmadığı ya kalbin hastalığında veya ölü olmasındadır. Burada korkan orada korkmayacaktır. Korkup isyandan kaçan, burada korkmayan da Allah korusun, daha gözü yumar yummaz her şey ortaya çıkacaktır. Bugünün fazlı, fazileti, üstünlüğü tarif etmekle bitmez.
Cenabı Hak ashable Ha Mim, Vel kitabil mübin Gerçekten hemen sadakallahü'l azim demeyip uzatabileceğimiz, doyamayacağımız Rabbimizin ayat-ı ilahiyyesidir. O kadar güzel ki onun Rabbimizin hep azamet-i ilahiyesini bildiren ayetlerdir. Ha Mim, Allahu alemu bi' Muradih. O apaçık andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki o her şeyi işitir ve bilir. Bu gecede ibadetin fazileti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah gelecek o. Ona yüz melek gönderir. Otuzu onu ona cenneti müjdeler. Otuzu cehennem azabından teminat verir. Otuzu da onların dünya afetlerini savarlar. Onu da ondan şeytanın tuzaklarını, hilelerini savarlar.
Rahmet iner. Efendimiz buyurmuştur ki sallallahu aleyhi ve sellem Yüce Allah bu gece benim ümmetime öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kilları sayısınca. İbni Mace yine mağfiret meydana gelir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur. Ancak kahin, sihirbaz, müşahin. Buna meşahin derdik biz, müşahin çok kin güden veya içkiye düşkün olan yahut ana babasını inciten veya zinaya ısrarla devam eden affolunmayacaktır. Bu gece de Resulullah'a canı gönülden tövbe ederiz, dilerse bağışlar. Rabbi Zülcelal'imiz bu gecede Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şefaatin tamamı verilmiştir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti, üçte ikisi verildi. On beş. Gecesi niyaz etti, hepsi verildi.
Ancak Cenabı Hak'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka. Biz bunu Müddessir suresinde görürüz. Keennehum humorun müstemfirah onlara ne oluyor ki? Yaban merkepleri gibi Hak'tan, Hakikatten, Öğütten, nasihatten, ve taatten kaçıyorlar. Bir de bu gecenin faziletleri hususunda gelecek seneye kadar kulların rızıkları, ejelleri, diğer durumları yazılır. Ayrıntılı bir şekilde belirlenir. Bir de denilmiştir ki bunun lehte yazılmasına beraat gecesi başlanır, Kadir Gecesi bitirilir. Rızıklar nüshası Mikail Aleyhisselam'a, savaşlar, zehreliler, yer çökmeleri, yıldırımlar nüshası Cebrail Aleyhisselam'a, Ameller nüshası dünya semasının sahibi İsmail'e ki büyük bir melektir, musibetler nüshası da ölüm meleğine verilir. Ebu Suud. Sonra yine bu mübarek gecenin fazileti hakkında bu gece Şaban'ın on beş. Gecesidir. Bu gecede dünya işleri ve kulların amelleri Allahu Teala'ya arzolunur.
Bu gecede Allah'ın cehennemden affettiği kimselerin adedi Beni Kelb kabilesinin koyunlarının kilları miktarıncadır buyurdu ve sen bu geceyi benim ibadetle geçirmeme izin verir misin diye Aişe annemize Radıyallahu Anh'a hayye ifade buyurdu. Ben evet buyurun dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılmaya başladı. Fatiha ve küçük bir sure okuyarak kıyamını hafif tuttu. Secdesini de gecenin yarısına kadar uzattı. Sonra ikinci rekatta kalktı. Birinci rekattaki kıraatini hafif ettikten sonra secdeye vardı ve sabaha kadar secdede kaldı. Ben Resulullah'ın o kadar uzun sallallahu aleyhi ve sellem uzun secdede kalmasından ve kendisinden geçmiş bölünmesinden ruhu kabz oldu sanmıştım. Bu endişe ile kendisine yaklaştım. Mübarek ayaklarına dokununca vefat etmediğini anlattım. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem secdede şu duayı ediyordu.
İlahi cezamdan affına sığındım, gazabından rızana güvendim, sana senden sığındım, senin senan büyüktür. Fakat seni hakkı ile senin kendi nefsini sana ettiğin gibi övmekten acizim. Ben Ya Resulallah bu gece secdelerinde bir şeyler söylediğini işittim. Halbuki başka zaman böylesine dua ettiğini duymamıştım dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ya Aişe, sen zikrettiğim duaları anladın mı dedi. Evet dedim, Resulullah da, sallallahu aleyhi ve sellem o halde sizler o duaları öğreniniz ve öğretiniz ve yapınız. Çünkü o duaları bana secdelerde söylememi Cibril Aleyhisselam emretti. Resul-i Ekrem Efendimiz mübarek sözlerine devamla Bu gecenin dörtte biri geçince Cibril Aleyhisselam yanıma geldi. Ya Muhammed başını kaldırdı semaya bak dedi. Baktım ve gördüm ki cennet kapıları açılmış. Birinci kapının üzerinde bir melek devlet ve saadet bu gecede rüku edenler içindir diye nida ediyor.
İkinci kapısında bir melek ne mutlu bu gecede secde edenlere diyor. Üçüncü kapısında bir melek ne saadet bu gecede dua eden kimselere diyor. Dördüncü kapısında bir melek maşallah bu gecede zikredenlere diyor. Beşinci kapısında bir melek ne kadar güzel bu gecede Allahu Teala'dan korkudan ağlayanlara diyor. Altıncı kapısında bir melek ne devlet ne saadet, Müslüman olanlara diyor, yedinci kapısında bir melek dileyen, yalvaran kimdir? İsteyenlerin ihtiyaçları görülecektir diyor. Nihayet cennetin sekizinci kapısında bir melek bu gecede tövbe edenler kimlerdir? Onların günahları bağışlanacak, affedilecektir diye çağırırlarken gördüm. Bunun üzerine Cebrail Aleyhisselam sordum. Bu gece bu kapılar ne zamana kadar açık kalacaktır? Ta sabah oluncaya kadar dedi. Sonra Cebrail Aleyhisselam Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Allahu Teala bu gecede cehennemden yarılayacak kullarının adedi.
Beni Kelb kabilesinin koyunlarının kilları sayısıncadır. Yani istisnalar hariç bütün Müslümanlar affedilecektir demektir. El İmanu tasdikun bil kalp ve kavlum billisen ve amelün bil cevari. Demek ki iman dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve azalarımız da emri ilahiyeye riayet etmektir. Burada kurtuluşumuz için en önemli hususlardan bir tanesi yedi dallı bir ağaçtır. Tevhid diyor Ebu Bekir ve Reyk Hazretleri Rahmetullahi Ali, Kaddesallahu Sırra dilimizi bir kere kurtarmamız gerekir. Dilin beraati Lokman Aleyhisselam oğluna eğer söz gümüşse sükut altundur demiştir. Abdullah bin Mübarek bunun manasını şöyle izah etmiştir. Cenabı Hakk'a itaat yolunda bir söz söylemek gümüş ise masiyetten sakınmak için süpheci etmek altındur. Bunu hiç unutmayalım, şu altın sözü, şu gümüş ve yakut'un bunu ölçmesi mümkün olmayan şu güzel sözü, bakın ne buyuruyor?
Allah'a itaat yolunda söz söylemek gümüşse günahtan sakınmak için sükut etmek altundur. Sarih bir hakikattir ki masiyetten sakınmak bütün itaat amellerinden eftaldir. Bu manada büyükler ey insan dilini tut. Tut ki seni sokmasın. Çünkü sahip olmazsan o bir yılandır. Kabirlerinde dilinden ölen nice insanlar vardır. Nice kahramanlar onunla mübareze etmekten korkarlar. Susmak selamettir. Asıl olan da budur. Yoksa insan rastgele söylediği bir sözden her zaman nedamet duyabilir. Şayet bir mesele üzerinde konuşmaya mecbur edilirse şer-i Şerif'in emir ve nehiylerini nazarı itibara alarak konuşmalıdır. Yerine göre sükut etmek ricalullah'ın hasretlerindendir. Yerine göre konuşmak nasıl bir fazilet ise hataya düşmemek için sükut etmek de aynı şekilde bir fazilettir. Yeri geldiği zaman hakkı izhar etmek en şerefli hasretlerinden birisidir.
Bir münkere mani olmak için ister kendisinden çekinilen, ister hayır ümit edilen bir kimseye hakkı söylemek için konuşmak bir hasrete hamidedir. Yine İbn Abbas radiyallahu anhuma dilini tutarak ya hayır söyleyerek hayra nail ol yahut şerri söylemekten hazer et, selamet bul demiştir. Dili muhafaza etmek her yerde ve her zaman en mühim işlerdendir. Çünkü dil kalpte bulunanların tercümanıdır. Dilin hatadan salim kalması için kalbe bağlı kalmasıyla mümkündür. Bazı büyüklerimiz demişlerdir ki sükutu ganimet bilmeyen, sükutun faziletini anlamayan kimse konuştuğu zaman laviyet boş, lüzumsuz şeyler konuşur. Onun için dili muhafaza etmek gerekir. Dil konuşma yerine tutan işaret ve yazı hususunda da aynı şekilde dikkatli olmak kitap, makale gibi yazılarda da çok dikkatli olmak gerekir.
Ebubekir el-Farisi bana dedi ki kişi kendisini ilgilendiren ve muhakkak konuşması gereken bir mevzuda konuşursa lüzumsuz konuşmuş olmaz. Eğer kendisini ilgilendirmeyen bir mevzuda konuşursa boş konuşmuş olur. Bu durumda sükuta riayet etmiş değildir. Zünnun-u Mısır Hazretleri'ne kendisine en fazla sahip olan acaba kimdir diye sordular. Diline en fazla sahip olandır buyurdular. İbni Mesud radıyallahu anh der ki dilden daha fazla hapsedilmeye layık başka hiçbir şey yoktur. Büyüklerimiz lisan yırtıcı hayvan gibidir dediler. Eğer ona sahip olmazsan senin en ezeli düşmanın olur dediler. Her bir nefesini bir salik, kibrit-i ammerden daha kıymetli bilmelidir. Onun için her bir nefesi nereye kullandığından mesuldür. Feemel mün cihet, üç şeyi kurtarır, üç şey zarara helake götürür.
Kurtaranlar Fetakvallahi fisirri vel alaniye, gizli zeba çıktı Allah'ımızdan korkmak Celle Celalühu, Vel'l gavlu bil hakke pirruda ve supd, gerek öfkeli, gazatlı, gerek böyle neşeli anında olsun, hakkı söylemek. Vel'l gastü filhinevel pakr gerek fakirlik, gerekse zenginlik anında böyle ölçüyü kaybetmemek, israfa gitmemek. Helaka götüren ise feşşuhun mutaaa insanı cimriliğe götüren haldir. Kendisine itaat olunan cimriliktir. Ve hemen mutteba, nefsine uyulan kötü arzulardır. Ve iacabul meribi nefsihi kişinin kendisini övmesi üstün görmesidir. Yine Resul-i Ekrem Efendimiz bu hususta beyanlarda bulunmuşlardır. Hasan-ı Basri Hazretleri de kahkaha ile gülen bir gence Oğlum, sıratı mı geçtin veya cennete gideceğine dair bir karantinin mi var diye böyle gülüyorsun buyurmuş. O gencin de bir daha boş yere güldüğü görülmemiştir. Velhamdülillahi Rabbil Alemin.
Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline ashabına, Peygamber-ı zan ve Piran-ı zan bütün geçmişlerimizin ruhları için. El-Fatiha.