Allah korusun ateş ehli olmanın işareti Allah'ımızın yüce kudretini inkar ediyor. Bunu şu şekilde anlayacağız, mesela dünya diyorlar bir oluşum. Oluşum dediği kendi kendisine olmuştur, diyor. Diyor. Yani onu yaratan bir kimsenin olmadığını ifade ediyorlar. Halbuki bir şeyin başlangıcı varsa evreni, onun sanayi de var, yapanı da var. Zariyat Suresi'nde Cenab-ı Hak, dünyanın genişlediğini buyuruyor Lemusiun Ayet-i Celillesini. Genişlediğine göre bir başı vardır, O da Mevla-yı Zülcelal'dir. Mesela yüce Kudret'i inkar bunun gibi, kendi kendine oldu diye gibi. Mesela şimdi meyvelerin olgunlaştığı bir zaman kirazlar oluyor, bunun yanında çilekler oluyor, balsiler olmaya başlıyor. Diğer meyveler yerden çıkıyor mesela domatesler, bunun yanında salatalıklar vesaire. Bunlardaki hikmeti, bunlardaki güzelliği Rabbimiz olarak görmüyor. Zaten böyle deyip çıkıyor.
Toprak ne bilsin, o domatesin tadını, lezzetini ne bilsin, sonra o toprak salatalığa o tadı nasıl verecek o çile, o kaysiye? Bunu veren hiç şüphesiz Cenab-ı Hak'tır. Her şeyi Halıkımızdan görebilmek. Bu öyle bir nimet ki, şöyle baktığımız zaman da bakışımız Allah'ımızın Kün-Ol emriyle, konuşmamızda her nefesimiz, konuşmamızdan tutun bir nefesimize kadar. Her şeyin Rabbimizin gözetiminde olduğunu, onun yüce kudretiyle olduğunu bilmek bu çok muazzam bir esastır, yüce kudreti görebilmek. Mesela bakıyoruz, her zaman semayı da görüyoruz, yeri de görüyoruz, sağı solu her tarafı görüyoruz. Mevsimleri görüyoruz, yiyecek içecek ama burada onu halk eden Mevla'yı görebilmek, oyacak ücret, bu boşuna ifade edilmemiş. Bu bitmez tükenmez, Allah'ım senin ihsanındır diyebilmek.
Mesela şu vücudumuz, bu vücudumuzu halk eden Mevla sıhhatimiz, afiyetimiz, her şeyimiz, yediğimiz içtiğimizin yüce kudretle hasıl olduğunu bilebilmek, onun yüce kudreti. Saadetin alameti Şimdi biz deriz iman bir ile ikrar, ifade etme, kalbine tasdik. Fakat hatırımıza bu hususun da gelmesi ve bunun da yerine icap eder, yerine gelmesi icap eder. Nedir o? İman ile kalbinin genişliğini hesap edemez. O iman onun kalbinde öyle bir güzellik arz etmiş ki, dünyalar onun içerisinde bir zerre kadar kalmıyor, bu hangimizde var deyip düşüneceğiz. Acaba biz müminiz ama iman gönlümüze girince bizim kalbimizi Şeyh Mustafa Efendimizin dediği gibi Es'adi El-Bedi Hazretleri'ne, vasip olmuş kalbi an vasfedemem ey yeren, yerlerle göklerle koysan katiyen doldu demem. O zaman ibadet ve taate yoğunlaşacağız.
Bakın şu bizim halimiz, şu arz edeceğim durun, biz bunu geçeceğiz, yaptık da oldu, bu değil Dedim ben yaptım, gece dersini de çektim, evradımı, ezkarımı tuttum, oruçsa orucumu da tutuyorum, hacca da, öyle değil işte. Bu işin yağını çıkarabileceğiz. Ayranı siz yemekte kullanamazsınız, kullanılmaz. Mesela yemeğin tadını hasret etmek için içine ayran dökmezler. Ayranın içindeki yağı buldu, yağ. İbadetin içindeki yağı bulacağız. İbadetin içindeki o yağ ile kendimizi bulacağız. Şimdi ibadet ve taatten gaye kendimizi bulmak. Ne olur kendimizin olursa işte bulduk görüyoruz, görmüyoruz, dışını görüyor. Vücudun işlevinden, görevinden, vazifesinden haberimiz olur inşallah. İmanın yağı nedir? İmanın yağı tahkiktir. İmanın yağı nedir? Tasdiyettir. İmanın yağı nedir? Yakindir. İmanın yağı nedir? Gaybe imandır. Gaybe iman zaten görmediği düzende inanıyoruz.
İmam-ı Rabbani Hazretleri görünmeyenlerin görünür hale gelmesi buyuruyor. Şimdi kabuğu kıralım diyoruz da kabuğun kabuğunun kabuğunu bile nefsimize uyarsak kıyamaz, kıramayız. Şimdi mevsim itibariyle karpuzdur. Kabuğu Adam onu kabuğuyla yemez, kabuğuyla yiyen mahluk bile ayrıdır. Kabuğunu soyar, onun meyvesine ulaşırız. İbadet ve taati sadece zahirden koymayacağız, kalben yapacağız. Ruhen yapacağız, sırrım yapacağız. Canım tarikat diyorlar, giren ne oluyor ki görüyoruz hallerini, durumlarını. Bunlara aldanırsak biz bir arpa boyu yol alamayız. Biz gerçek bulan hak dostlarına bakacağız. Zamanın kutbu cihanı ve kutbu ağlamı kutbul aktab'ı, salihlere, şühedaya ve nebi ve sıddıklara bakarak kendimizi bir kaba, bir şekle soyacağız. Şimdi kalbinde bir zenginlik var, eğer kalpte zenginlik olmazsa tamamıyana gelir, doyamaz dünyaya.
Züğürt dünyaya muhabbet etmemek, elinde kasasında kesesinde ama gönlünde muhabbeti yok. Allah'ımızın yardımı ibadet ve taatte edep nedir diye geçiyor. Fakihelle lehhummel edeb gale ici alutaamekum eşyair. Yiyeceğiniz içeceğinizi inşallah öyle olmaz. Biz yemek için yaşamıyoruz, yaşamak için yeniyor. Mesela mutmainne sıfatında olan bir kimse ibadet ve taate güç olsun diye yiyor. Böyle yemeğin şu olsun bu olsun demeden uzak. Bir arpa da olsa ona razı oluyor. Yemeğin artık tatlısı olarak ettemuf, onun katı olarak da elmil, tuz. Yağını süt olarak, elbiseniz de suff olsun. Suf, günden ama bu süslü püslü demek değil, vücudumuzu örtecek şekilde. Evlerimiz mescit, ışığımız güneş, lambamız ay, ve tivukum elma Onun tatlısı diyelim artık ne diyeyim, hayatı su diyor ama neyi kastediyor? Allahu alem, su her şeyin hayatı, bu müstesna. Süsü ve onun güzelliği nedir? Ennellafe, nezafettir.
Bu çok önemli, nezafet. Bu basit bir ifade ile kibarlık gelip geçilmez. Nezafet, imanda nezafet var. İmandaki nezafet Rabbi Zülcelal'imize nasıl inanmamızı emretmişse o şekilde inanmaya imanda bir güzellik durun. Şüphesiz bir iman, tereddütsüz bir iman, tatmin lezzetinin duyulduğu bir iman, nezafet, aynı zamanda ne de var ibadette de var. Çünkü Ebu Ali Et-Dakka Hazretleri ibadet cennete, ibadette edep Cemalullah'a götür. İbadette edepleri, sünnet-i seniyyeye riayet etmek. Okuduğumuz zaman Ehlullah'ın hayatını görürüz. Süsü nedir kötülüklerden kaçmak, Ameli ise Allah'ın rızasına uygun düşmesidir. Rıza hali zuhur edecek olursa Allah korkusu da çoğalır. Onların yiyecekleri gece ibadettir. Uykuları, onların uykuları az bir müddet vücudun ihtiyacı kadar, fazlasına gitmeden onunla yetinmek. Ve kelamukum ez zikir sözleri boş değil.
Efendimizin hadis-i şerifleri var, bir kimse vefat edince cennetle müjdeliyorlar. Buyuruyor ki onun ne konuştuğunu biliyor musunuz? Bu hususta diğer birçok ayet celleler var, hadis-i şerifler var. Yine hadis-i şerifte kişi bir söz söyler, cehennemin dibini boylar buyuruyor. Öyle de bir söz söyler rızayı ilahiye nail olur. Sükutları tefekkürdür, bakışları ibrettir. Onların sığınağı Rabbimizdır. Ölünceye kadar, Lazpiru aleyhi ilel memat, ölünceye kadar bu edepleri koruyun, muhafaza edin, buyuruyor.