Aleyna olmadan, şimliğine bakılmadan, ileriye geçirmeyecekler. Hicaz'ı Beytullah'ı göstermiyorlar ya, yer yer gönderiyorlar pasaportu, nehiyamış uydurmaca olanları, Müslümanlar uydurmaca olanları cennete giydirmeyecekler. Olanları cennete girdirmeyecekler. Allah bizi samimi mümin etsin inşallah. Daha doğrusu kardeşlerim, sayma ile bitiremeyeceğim kadar, ölürlülükten sonra cennete girene kadar kırk yerde su alma. Kırk öyle kolay değil, balık tutmanın için vücut bütün ıslanması lazım. Öyle kolayına Müslümanlık değil. Kolaymazsa bütün kafirler Müslüman olur. Müslümanlığın orucu var. Müslümanlığın namazı var. Müslümanlığın çeşit çeşit ibadetleri var. Onları yapmadan inna arafunel emanete ne çok okuduk? Tabii on yedi, on sekiz gündür eğilmende yuydu gibi sözlerimi yürüttüm, bitirdim. Size azıcık bir şeyi kalmış, onları konuşuyorum. Açılın kır aşkla.
Sıratta sual birinci kan karada birinci karakolda tezçe bitireyim, heybet nakledilsin, imanından sorulacak, imanın nasıl haber? Gilim ile ikrar ettim, kalbim ile tasdik ettim. Bunları da çok hadis-i şeriflerle konuştum. Yani Allah bir dediğim zaman, kalbim de onu tastığı giderdi. Muhammed Mustafa'ya bütün peygamberlere de inandım ben. İmanım böyleydi. Hiç mürülmeyen meleklere de iman ettim ben, meleklere de iman ettim. Daha yüz dört kitaba tek tek iman ettim. Rusüllere iman ettim ya, yahut ve Nasara'nın biz İsa'yı kabul ederiz ya Muhammed Mustafa'yı kabul etmek dediği gibi yapmadık. Ahirete de iman ettik. Ya şimdi kaygılanacak bir şey duydum desem çok zorumuza gelecek. Ben de unutuyorum, siz de unutun geçsin. Yani bu şıklık ne meselesinde noodle tarikatlar yanına düşürdüğü insana, sonra cenneti de inkar ettiriyor cehennemi de, namazı da inkar ettiriyor.
Alemi ervahta kılınmış namazım diyor, böyle böyle. Allah böyle yanlış yollara düşürmesin. Bizi ehli sünnet vel cemaat yolundan ayırmasın. Bir tabiatım varsa ileriye giremem. Kaderimde hayır şer Allah'tan geldi. Çocuğum öldü, Allah öldürdü. Ölmezdi hoca, doktora yetiştirmemelisiniz. Doktora da yetişse, yüz tane de çareye başvurulsa. Yani ecel geldi mi, negü Hanım gideriye attırır, negü Hanım geriye attırır ölecek ölür. Ya. Anlayamadım hocam, Arapça kelimeleri aldı. Bahteten. Şimdi şurada oturuyoruz ya kimin dışarıya çıkana kadar öleceğimi, kimin sağ kalacağını kimse bilmez çünkü gülüm bahteten geliverir. Bildiğim vasayı taklamakla döner. Her gün duyuluyor. Yirmisi şeyde hastanede on beş tanesi ölmüş filan ve on beş tane daha gitti. Yarın böyle bilemem. İçindeki giren adam zevk ile muhabbetle bir dostunu gezmeye gidiyordu ama ecel vadeye gülmedi.
Onun için ölüm vaat eden gelir, hazırlanın diye. Velkamu sandıkul amel, kabrin amel sandığı. Ne işlersen kabrin de onu bulun. Umar mı oynuyorsun? He onu bulun. Umar kağıtlarını eline alan ehli tarik adamı gördüm ben. Yaşlı da elliyi geçmiş. Dedim Bilal kardeşim, niye daha oynuyorsun? O papazı niye niye daha ne alıyorsun eline? Çünkü kumar kağıtlarına elini vurmak, arabecinin kanıyla elini yıkamak gibi günah. Hoca biz bir çayın için ne yapıyoruz? Çay kaç kuruş şimdi ben bilemiyorum ya, bir lira, beş lira neyse, kırk paralık haram dürttü buse yedi yüz kere cumhuriyet ile kılınmış, kabul olmuş namaz verilecek yerine. Sen böyle az şey ile değil, biraz inşallah yirmisinden sonra kolaylaştıracak bazı müjde yerleri geliyor ya, biraz daha sıkıntı dinleyelim. Kaderinde hayrı şer Allah'tan geldi ben, ona iman ettim.
Ya vesaitün Umumi'de tavşan keçi verince Alevi adeti işimiz rast gelmedi arkadaş, tavşan geçti böyle. Bunu dövüyor musun? He eti yenen tavşanın ne suçu var da onu şunu tutuyorsun? Bu Alevi adeti bunlar. Alevi adeti. Akşamla ataç verilmez, tuz verilmez, bilmem ne verilmez. Verilmez. Bunlar hep Aleviden gelen akla. O kadınlara kadar sinmiş. Ha bunlarysa, akşamla bir kibrit verir de komşu ateşini yakar yahut ateşından azıcık ateş verir. Eskiden bir ayda bir tirbili yakardık fakirlik yüzünden. Akşamdan ataş dümer üstüne, üstüne saman döker. O kermek özünü haykırtırır, samanla horlaşıp üf bunu olan aylarca bulamazdır. Bir kimseye apaç verir de yemeğini pişirirse, bilmiyada ne kadar yemek pişerse onu sadaka vermiş gibi sevap olur diyor ki. Peygamberimiz onlar bari sevabı bari. Su verilmez mi su? Geç çeşmeden getir. Bak şimdi biraz buzdolabından su vereceğim maşallah.
Yok yüğüm gelmiyor, bize iyi gelmiyor. Bu Vedil Kaderi hayr-ı hileşer-i hîdeşeri hîyi ihlal ediyor, imanın şartını bozuyor. İmaniyenin şartından, su bildiğin vasaitten imandan sonra İslam yürüyecek. Bir daha misal, bindiğin tahsının, münibisin, o taposun, kamyonun motoru imanı teşkil eden, motoru çatladıysa, adım attıramaz. O İslam'ın şartı, geri anda, onun tashası nefis hali onları kılarsın inşallah. İslam'ın şartından imanın şartı çok mühim. Bundan soracak diyecek ki birinci karakolda imanın değil, süt yerim de karnım ağrılı diyelim, imanına bir gerik yaptın, niye öyle söylerim deyip hoca bayisiydi Bestami kabirde sıkıştırıyorlar. Süt ve Nasara ve kafirlerin çoğu bu yüzden kafir. Böyle gevelemiş elinde gemi de o kafir Ebu Cahit yanındaki o hempahları, Çin'deki buradaki torunları, onlar diyor ki şu çürümüş gelip mi üf, bu mu var, aman gardaşım, dost götürmezler cennete.
Sürün sürüm süründürürler, baştan imanın, şartını iyi bileceksin, iyi belleyeceksin. Mekteplerde okuyorsun, hocanın dibine diz çökeceksin, hocam bana imanın şartını, İslam'ın şartını bellet Allah aşkına diyeceksin. Çünkü bu memleket Türkiye mahrum bir ülke. Elli senedir medreseleri yıkılmış, net deprem yıkılmış, Hac yolları kapanmış, her çeşit musibet bu milletin başına gelmiş, yine de Müslüman çocuğu oldukları için, camiler dolusu Müslüman var elhamdülillah. Yeniden onun gençlerine Allah hazırladı, çünkü akşamdan birbirinize düşmanlık ana diyor Allah Kuran'ında. Sabahla sizi birbirinize dost eden ben değil miyim? Gazlerinizi telif eden ben değil uyudunuz, yaktınız, ihtilamdakık oldunuz, sizin kalbinize bu korku vermeyen siz miydiniz ben miydiniz diyor Allah, ben mi derdim?
Bizim gençlerimize Allah böyle bir metanet verdi ki şimdi, karşısından gelen ejderha olsa hiçe sayacak şekilde imanlı yavrularımız var elhamdülillah. Ben biliyorum ve tatlı geliyorum. Sana karışmam ben. Kurşundan neden korkacak kimse değil? Buyur! Sırf! Beni Allah kıl gibi kalktılar, elini değmeyecekse kursun. Yok eğer deyip de şehit olacaksan ben satu uman Nemru'l-Allah. Yani, burada, dün de konuşmuştum herhalde, evveli, Turman'ın diyor gölgesi tatlı, burayı diyor suladı, Sahabe-i Kiram'dan Hz. Enes'in oğlu olmalı. Hangisi sen hatırımda yok sahada, o hurma, yaş hurmayla mendiline doldurmuş mübarek. Şurada had verilirkene şu serin birden vurmayın, mühim derken Resulullah ayağa kalktı. Sahabe-i Kiram, ümmetim ashabım, dinleyin beni dinleyin. Onun da aşıkları var, sadıkları var, kusura bakmayın dedim. İçindeki imanına cızdı değiyor, tahammül edemez, meczuptur o.
Allah yolunda meczup olmuş çünkü. Hele senin kıprayamadığın an müteessir ol sen. Senin kıprayamadığın an müteessir ol. Nasıl oldu efendim? Çok hoşuma yere de tekrar edeyim, mendilin ucundan bıktığıyla hurmayı sirtiverdi yere. Resulullah müjdele ediyor, kılıçlarınızın gölgesi altında bugün bugün, Çin bu harbe girer de şehit olursa, ve harbe girdi. Harbe girdiği zaman, Türk kafiri cepheye, işte kendini de öldürdüler. Peygamber Efendimiz, Allah'ımız cesaretımızı kesme Ya Rabbi. Bize Sahabe-i Kiram'ın neş'esini lütesini lütfet Ya Rabbi diyor, başucunda. Allah şefaatlerine nail et ya Rabbi! İçerisinden, dışarısından diyor ki Yeter ya Muhammed, Allah senin ricanı kabul etti. Kaldır kafanı ne var diye okudu. Aktığı zaman da böyle elimi kaldırmış Ya Rabbi, bir avuç mücahitle geldi muvahhidten.
Bunları da öldürürsen senin vahdaniyetini tasdik eden geve kalmaz secdeye tekrar kapanıyor, ağlıyor secdelerde. Böyle secdesiz nesiz olmaz. Ben mücahidim, ben sağcıyım, namazım yok, abdestim yok, ırakım var, tımaran var. Sağcı der, sen tam solcusun. Sağcı olan insan ve ashabul yeminli maashabul zemin. Halık-ı Zülcelal, Resulullah'a, Peygambere, dine, imana bağlıysa, o işte sağcı. Onun için kardeşim, ibadetlerimizi idenin, namazlarımızı kılalım, kılıçlarımızı tutalım. Böyle İstanbul'da cuma namazından çıkarken, mutlu, yükseği alnının çatından vurdu. Bu dinsiz değil de milletin nefretini kazandılar İstanbul'da. Bunun için kardeşlerim, birbirimize sahip olalım. Biz Ben aynı Resulullah'ın olarak imanıydık elhamdülillah. Bir avuç kaldık ya biz sen muhafaza ihtiy yarabbim. Peygamberimiz Estavibille bismillah Seyyidü zemü'l cemu ve'l-bînet-i celilesini okuyaraktan zattır.
Onlar münhezzim olacak, habibim arkalarını dönecek, istediğimiz gibi vurun. Yağmur yağdı, nabzı uzun çünkü, gidemeyeceğim gusüller ettiler, sular biriktirdiler. Ondan sonra yumuşak yerleri serpleşti, atın ayağı verkeşti. Kafirlerin içine korkuyu ilkaiden Allah. Şöyle kilları verdi ya tir tir tir tir tir ney. Niye korkuyorsunuz yahu bir avuç. Ebu Cahil diyor ki ellerini arkasına putullah alan aman putunuzu severseniz kesmeyin, atlarımızın önünde ne dinleyen kadar bunları çınladı çınladı götürelim. Muhammed'i de öldürmeyin, sahabesini de öldürmeyin. Yalnız esir edip elini arkasına bağlayın, öyle götürelim. Allah ne diyor? Onlar arkalarını dönecek, istediğiniz kadar kılıç vurun. Bir dahakine at kişnine veya başladı şöyle at kişliyor. At kişneyince, bir kadar melekle geliyor? Üç bin melekle. Yetmez diye Allah arkadan iki bin daha, beş bin melekle. Kuran-ı Kerim bunlar, konuştuğum.
Yani havuz olmadığım için ayetlerini okumıyorum. Onun için kardeşim melekler yardımcımız inşallah. Kafirlerin içine korkunç edecek Müslümanlar şımarmayacak secdeyle Ebu cahilin kafası gelince, Hazreti Muhammed yedi defa secdeye kapandı. Bu bizden değil, bizim kuvvetimizden değil, senin yardımından oldu Ya Rabbi deyip bu secdelerde anlı gelmeyince bu işler olmaz. Onun için bizim böyle bir imanımız, itikatımız itikatımız var. İmanımız da Hayr-ı Şer Allah'tan gelir, ona iman ettik. Vel'basü ba'del mevt, dönünce dirilmeye iman ettik. İmanımız kaya gibi oldu. Taş gibi, gibi, tunç gibi, demir gibi, gümüş gibi altın külünçesi gibi içinizde yerleşti iman elhamdülillah. Onun için böyle gelip de karşıma düzülüyor hocam. Açın durasula bana. Musa bir tefizi Salavatı Şerife Kahha değil, tamamlayacak mısın var bilemiyorum ki. Gitmiyorum ileriye.
İkincisi, ikinci sual sıratın üstünde, ikinci kankara da, ikinci karakolda Salap'ten sorulacak namazınız tamam mı? Namaza beş vakit devam ettiniz mi? Namazın noksan da tamamlanmadıysa, bitecek namaz yerine hukuk sene ruhu din tefsirinden aldık. Hubuk sene yani setsen kere, setsen bin sene azap edecek bir namazın yerine. Nevi Allah olduğu için. Nevi Allah olunca böyle azap eder mi de sözü tutulmadığı için bir devletin sözünü tutmaz da ana yasasını çınarsan boynuma azap edecek. Ya olay ne değil? Geçelim. Hemen terakkaya tak edemezsin. Kim namazı geçirecek olursa dinin direğini yıkılır. E dinin direğe yıkılırsa, size aman diyerek vaaz verdim bu sene hiç ömür muzur durmamak için Allah'ı seversen izin içinmeyi, sıhhatin orta kilo kırıldı mı, çift girmez büyü daha.
Şimdi millet birçok keyiflerinizin, radyolarınızın, efendim makinelerinizin vesair aletlerinizin deri kemiği birer kırıldın mı artık o çekerler götürürler Futavat yerinde, bir milyon liraya aldığı şeyi birkaç bin liraya parçalarına alır, geçer gider. Burada da hiçbir şeye yaramaz olur. Allah'ımız dinimizin direği olan dozumuzu, oğlumuzu, ailemizi, çocuğumuzu, olduğunuzu, komşumuzu vesaire Allahu Teala azapları beynnamazlıktan korusun. Amin. Sordular Peygamberimize, nuru berekete de bakar, rızık berekete de bakar. Ondan sonra kime olur? Yedi tane komşusuna zararı dokunur bir beyine matın. Daha akar mı? Yetmiş komşusuna kadar zararı tokanır. Daha olur mu? Yetmiş şehre bir tecrit ve namazın zararı tokanır. Daha olur mu? Hazreti Adem'den bu kana gelene kadar bütün müminlere bir beyn namazın zararı olur.
Çünkü İba illaissalihin diye dua edeceğine onları bütün duadan mahrum ettiği için bütün millete bir beynnamazın zararı var. Ya öyle beyn, Allah beynnamazlardan etmesin, o kardeşlerim kadınlar kalbine ne damat Hakaretlarla konuşmuyorum da, namaza azıcık geç gel yurdum, kalbim gece sıvarabı vereceğim camiyi kemirde, dört tane eşkıya inmiş, saçlar dökülmüş ne? Camiden tarafa şöyle bir baktılar ki millet gelmiş. Ah, Nevşehir ne gelmiş, nasıl şimdi gayserili, nerede leveli vesaire geliyor, öyle gelmiş Yahya Allah, bu günahkar Hasan'ın vaazını dinleyelim, Kadir'i beraber yapalım diye gelmişler. Onlar kellere gark olmuş dışarısı diyor, ne pis pis kokuyor yahu bunlar diyor. Çünkü ona pis kokar. O tabakhanede alışmış. Size bir şey bir tane var haber vereyim isterseniz. Birisi tabakhanecinin tabakta olan pislik içinde onur daima attan dükkaninin önünden geçiyormuş.
Dizlerimizin ağrısını unutarak unutmayı. Insanlar vereyim orada koku dükkanlerinin yanından, ortasından geçerken, her bir tenikırı vermiş oraya, eylül vermiş, koşmuşlar başına üşmüşler, kimisi misk kokuluyor, kimisi amblem koku, Gelmeyi, gelmeyin, gelmeyin, gelmeyin hamlandı da bir fizik gelince şimdi uykuyla milleti taciz ediyor. Çünkü alışkın bir hal var da kulak da haklı tatlı geliyor, habire uyuyor. Azıcık daha evvelki gelenlerde olsa gözü pire gibi açım olur ama ezik geldi, onunla uykuyla geçiriyor, Behlül olsun. Şimdi oradan akrabasının büyüğünü görünce, koyarsın yine geldiğinden, anamı öldürecek kızım, yahu dedi. Çekil hiçbir komplo, komplo atman. Kendini gitti yine dışarıdan aramış, bir şey bulmuş, gelmiş, kimseye de göstermiyor. Burnunun geliyle şöyle su, gözünü açıvermiş. Ayet bir daha, yahu tiryak bu ne yüzü bize değil, hiçbir şey değil demiş.
Allah'ını seversen söyle, ne bu kokutluğun bu adam. Bu adam öldü gitti, hurmaya düşmüştü. Bir anda bunun ilacı neydi sen böyle, o kokulattığın zaman ayıptı deyince elini açmış mıymış köpek necaketi var, buzuldan ağaca. Çünkü bu babakçı demiş, vücel kokuları duydun mu dayanamaz. Binaenaleyh bu ölüp dirileceğini ben bunun burnuna gitti, kokup kokuyu duyunca gözüne açtı. Bu gıybete alışkın demiş. Bu nemmanlığa alışkın, bu Beynamazlığa alışkın, bu tefrikaya alışkın, bu dedikoduya alışkın, bu Müslümanları öldürmeye bölge adamlar senin canına niye gelir de Allah'ı dinleyebilir mi? Onlar kim bayılmaz olur bu? Çünkü o güzel kapıya alıştım der. Sen alıştınsun da erkenden geldin, camiye üzüldüm. Allah'ın ve peygamberin Kuran ve hadisini koklayın şimdi. Onu kokladığı için, gözlerin pire gibi artık kalp altında Allah bizi