İmanın Sırları ve Kardeşlik Bağı kaydında Ile, unvanlarıyla, dildallarıyla Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin sohbetiyle Allah'ın cemal-i bağ kemalını hürmetiyetten olan Firdevs-i Ala Cennetinden, Kemal-i Bağ'a övmeyi nasip eden iman arkadaşlığı var. Hani toprak kargaşlığı ve din arkadaşlığı, seansta girmez. Seansa girmez. Kuran-ı Kerim ile vasf edilmiş.…
Ile, unvanlarıyla, dildallarıyla Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin sohbetiyle Allah'ın cemal-i bağ kemalını hürmetiyetten olan Firdevs-i Ala Cennetinden, Kemal-i Bağ'a övmeyi nasip eden iman arkadaşlığı var. Hani toprak kargaşlığı ve din arkadaşlığı, seansta girmez. Seansa girmez. Kuran-ı Kerim ile vasf edilmiş. Yani şimdi dillerimiz kafi gelmez. O Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Kuran-ı Kerim ile vasf edilmiş. Dillerimiz kafi gelmez. Eğer denizler mürekkep olsa, yer gün kahid olsa, bütün umkan din melek kafir olsa, yine vasfımdan Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yazmaya yani deryadan bir deryadan bir tasra denizden bir tasra, güneşten bir cezesini yazamazsa kimse diyor. Söyle Muhammed aleyhisselam ve selam. Bu bu imanla nasip olacak bize. Efendim bizi cennete giydiren ne?
Hazreti Muhammed Aleyhisselam Allah'a yemin ederim ki, beni Allah'ı kudretinden muhafaza eden, Allah'a yemin ederimken iman etmedise cennete giremezsiniz. Zaten bin tane böyle elektrik gibi sana meydana getirip imkan yok. Şimdi o bir yerlere inanılmaz efendim tankı yırtılmış Müslümanlar cennete girecekmiş de, Halepçiliği'yi inkar edenler cehenneme girecekmiş. Buna inandığım dediği, seasa, kakanlara daha Hazratı Muhammed aleyhisselam o günden yemin ediyor ki vallahi cennete giremezsiniz illa. Demedikten sonra, vallahi kamil mümin olamazsınız. Vallahi kamil mümin olamazsınız, birbirimizin duvarına sarılıp da kardeş olmayız. Mesela bu bütün bazı bu saatte yani sohbette. Birbirimizle kardeş olmadıktan, boğazımıza sarılmadıktan, onun geldiği bizim olmadıktan sonra iman kemale girmiyor. Bunun için kardeşlerimiz ayet-i celîle, dilim öyle geldi. Kardeş olmanın için sevişmemiz de lazım oluyor.
Allah'ın izniyle, seviştirsin, kalbalarını geriştirsin, barıştırsın. Sürmek? İçinde bir iki kişi iman var ya, hocalıktan sonra bu imanın şeraitleri ağır gelir, İslam'ın şeyi çekilmez. Ben Yahudiliğe, Nastanılığa, gün söylerim diye bir fikrim yıl içinde değil mi? Haşa. Ataşa asılmayı isterim, yayın yayın yanmaya razıyım, imanından dönmeye razı değilim diyor içinden. Bu ebedi niyet, o ebedi cennette onun için koyuyor. Mücek müslimlerin birisi de bu. Katillerin ebedi cehennemde sarması bundan oluyor. E gösterle oldu şimdi. O da diyorum ki ben bu kafirlikten altmış, yetmiş, yüz yaşına varsam, geberemiyorsam ben bu küfürden gönlüm giriyor, bir dediğini var, ebedi cehenneme kapanıyor. Küfrü var, zihinlemek giriyor. Efendim orada bir de mükafat oluyor, konsuluk oluyor. Muhammed Ali'yi sübhanezelerle yakınlık oluyor. O neden oluyor? O da amellerden oluyor, ibadetlerden oluyor.
Sizin ibadeti daha doğrusu zengin ise onun apartmanı daha yüksek oluyor. Yani görüyorsun, ne kadar parası yüksekçi olursa, otuz sekiz dakika, sol güne yükseltmiş, oraya çekilmiş, oturmuş. Onun için yani burada da amel lazım. Yıl o Cennet-i Teala'ya girenler çıkacak yeri yok. Her yeri müzeyyen. O baba kerterden içiyoruz, içiyoruz, gece kızıyor. O nasıl olacak ya? O küçük yolda mı olmayacak? O da olmayacak. Onlara biz ter gelecek, o yetecek kevseden bu kadar geniş diyor. Suyu kardan dahi aktır, kopursun, misken akiyattır. Ebari su, gücünden topladım da hut ve şeker var. Amin. Ezhelinden neklen. Sadece nurlatsın Muhammed-i Ekrem'da, suyu kardan daha çok diye al. O, hazzı kesevi. Kokmuşsun, müstten yat yaptır. Üfken en güzeldir kokusu. Hocam bir baştaydınız, hiç hanıma bunu veriyorlar, öyle gideceğiz insana. E bariz, hücudan çok bardakları, yıldızlardan daha çok. Gazındaklık ne şeker, bal.
İmanın Sırları ve Kardeşlik Bağı kaydında Ile, unvanlarıyla, dildallarıyla Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin sohbetiyle Allah'ın cemal-i bağ kemalını hürmetiyetten olan Firdevs-i Ala Cennetinden, Kemal-i Bağ'a övmeyi nasip eden iman arkadaşlığı var. Hani toprak kargaşlığı ve din arkadaşlığı, seansta girmez. Seansa girmez. Kuran-ı Kerim ile vasf edilmiş.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ne şekere benzen ne bala benzer. Şeker gibi de değil, bal gibi de değil. Efendim, buranın havası nasıl? Yani bu Cennet-i A'rafin havası. Sevenlerden. Oraya benzetmeye yüz milyonlarca çalışsalar benzemez. Ya yalan ne? Görmezler. Şemten birader her yuva. Bir güneş var ısıtıracak, yani güneşle sıklatmaz, yine soğuk var işitecek demeri de yok, tavus da yok. Öyle bir hava ki bu sana ancak saka verir. Bizi olgun bilirmiyorsun, sizi ol bira eşkham. Sizin şekilleriniz var, bilirim sizi ama münafıkları o havz-ı kertenkelden gavarım. Allah korusun. Onlara o su nasip olmayacak münafık ıslaklık kimselere. Allah'ın münafıklık saklanmaya yetmez. O münafığın alametları söylerken sözünden yalan zaten. Vacettiği zaman kul tire. Amanete hıyanetli girer, münafığın sıfatları bunlar. Yani emanete hıyanetlik ediyor. Şu Allah'ın girdiği gözleri gelir namuslarına dikiyorsan münafık ispat olur o zaman.
Emanete hıyanetlik olur. Allah Allah diyecek, la ilahe illallah diyecek, soy ediyor, gıybet ediyor, sığar ediyor, ne ediyorsa buna hata ediyor. Emanete hıyanetinde silah, hifa yapıyorsa emanete hıyanetlik ediyor vücudun emaneti, yerin emaneti Allah'ın verdiği emanet kitaplar sayıyor. Ey on yedi, iki, yirmi yedi böyle emanet var insanın üstünde. Bunları muhafaza versin. Nafir? Alaması olmasın. Allah vermesin Sunal'ı. Mütadenin kavamandan başınızı daha kazlama böyle mest ederseniz başınız, kulaklarınız, ayağınız, sucuklarınız, çekici atlar gibi abdest davası parladığından himmetini seçmek için gen çok kolay olur. Yani şu kendileri kolları, yüzleri parlayanlar, duyanlar, sızlayanlar, yüzleri simsiyah hava parası gibi olan kafirler, münafıklar Daha seçişin var mı ya Resulallah? Başka sözü de seçeceksin mi? Allah bana emrediyor, seçti. Ben onlara secdeyle emrederim.
Allah'a secde idim, seni kes kes diye girer. Dünyadayken secde gitmeyen münafık ve kafirler ne kadar zorlarsa da birilerine demir durur da yere kapanmaya imtihan bulamazlar. Allah bizi çalıştırdığı dağlar, camilerde, cemaatlarda yere kapananlardan yetmiyor. Bu bizim elimizde bir ara. Bu Allah'ımızın en pahalısı yani Cennet Teala besliyormuş efendim, Tuğba gibi var. Hık, lokalıdaymış, meyveleri, dalları aşağıda herkesin cennetine böyle kalkmış, mal diyeti var. Öyle mi olacak? Evet, İsalını göster dediler de büyük bir lisanını gösteriyoruz. Güneş gibi. Köprü, semada, bu siyasi yerde olduğu gibi herkesin pencerelerinden inmiş üzerine. İnmiş böyle. Meyvelerinden koparıp yiyor musun? Koyduğun yerde yine meyve bitiyor. Aynı aldığın yerde. Ya Rabbi ben alıyorum da yine bitiyor. Bu niye buradan yeniden bitiyor? Fahri kız, gel sen bitiriyorsun onu diyor. Ben bitirmiyorum Ya Rabbi sen bitiriyorum.
Dünya baykana sen bitirdin. Dünya baykana sen bitirdin. Ahiretin ziraat biri dünyaydı. Sen diyor şakala kalktın bir iki saat, saat üç de dörtte öyle Allah la ilahe illallah estağfurullah, öyle dersin neyi okudun. O gün kafi gelmiyor gibi diyaloglüsün yine attın aynı yerde yine okuyun. Yolun yatsın namazını kıldım, yarın yine aynı yatsı namazını kılıyorum. Oğlum sen yaktın, dinimi yaptım, gene de ceuk suyungi de yaptın. Ben de dilini kopardığım yeter birini vereceğim. Hakkındır bu diyor. Senin yaptığın için böyle veriyorum. Elhamdülillah. Bir diğer layık unutulur Allah böyle, birbirimizden böyle getiriyorsunuz onu. Allah'ım, müjdeye layık olan Zübra'yı ezralar ilhad buyursun inşallah. Cennet-i A'nın herkes padişahı bulacak. Hazreti Teala'nın oturduğu yerden ailesi, hurilerden daha güzel olacak. Human var çünkü. O, yediği yemeği, bebeği yemekleri, ailesinin gözünde görüp gidecek böyle.
Aynada gördüğü gibi, böyle görüp gidecek. Huri kızları, elrafi huri ayn diyor Allah, anlıyor musun? Yüzleri büyük kendi yazlık, gayet siyah, siyah, gayet siyah, büyük gözlü ve böyle sıçra parmağından diyor ki kitap. Sıfata parmağından hırka gibi bir yere gelse huri kızının, aile güneşimi suya sıçayım falan kapanacak. Bu kadar güzel. Niye bu kadar istemiyorduk ya? Bunu istemiyor. Allah'ın rızasını isterseniz bunlar hep var. Bunları iş, bunları isteyerekten ibadet edersen bunlara ibadet etmiş olursun ama Allah'ın rızası için ibadet edersen razı olduğu kullarla sen istemezden eğeni onları hep ruhsat edecek inşallah. Yani bir gayemiz bu olacak. Bin yedi üstada hizmet ettin. Bin yedi üstada hizmet ettin. Kırk böyle yükü kitap okurum. Kırk böyle yükü. Kendi mübalağa ediyorsa kendi ediyor ama bir evliya mübalağalı konuşmaz. Aynı hakkını konusu değil mi? O derlidir. Allah'ın emri.
Bir yedi üstadın hizmasını ettim diyor. Yani dinletini alayım diyor. Sırf ve rüfi kitap okudun. Allah'ın yolunu bir şeyde buldum diyor. Söz dışında buldum. Nerede buldum diyor. Rıfz için emin olmaktan buldum. Rıfz için emin oldum. Şükeye düşmedim. Zırtı Allah vereceğine inandım ben diyor. E, zırtk-ı alammah diyor. Başka bir şey, haksızdım derneğe rızık olmaz. Allah kim yeryüzünde helal alınamıyorsun ya. Yani böyle ırzı için şükeye düşen şok olduğundan, ırzütün hiç şükeye düşmedim. Rezzak-ı alem Allah olduğunu bildim, bildim diyor. Ne dedim, merakını yürüsün. Abla şurayı ezber istedi ve öyle geliyorduk geriye. Eyvallahların üstündeyim. Oğlum hocanın birisi geber aramış dedi. Sonra omzuna heybeyi almış, memleket memleket geziyormuş, gezerken bir, saati da alacak yer bulamamış, bir kapı bulmuş. O kafaya, yani buraya alır misafir demişler, bulmuş kafaya, buyurun.
Demiş ki muazzam bir efendi oturuyor. Onu görünce ona hoca kendi de hocaya, kendi hasiyetten birer bir şükrrık için perde omuzunda gerdettiği için utandığından bir selamla gireyim kenara kandı, fukarayı, bize nasıl ayıp olan kısmet. Bulur arayı arayı. Kısmet bizi Azrail'in aradığı gibi arar bulur. Helalını tazim edin, dedi. Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam, böyle aral bunu özü. Ne ağzına düşüyor, ne bankaya koşuyorsun, niye harama sırıtıyorsun, ne ailemin hakkı, paranızı alırsam yarı olur diye o zıkılcıyı yiyorum. Bunların birisini kabul etmemeli Müslüman. Hapisten ayrılıyor. Tek gün yaptığı ameller kabul değil. Ölüyorumlar birisi ama haram gösterme söyle. Anadan doğunca çulun var mıydı paran kulun? Yani anadan doğunca çulun var mıydı, var mıydı Faran kulun? Tanrı yarattığı kulun, geri ırkın komaz, mata.
Boyrazı var, piçkinin, hikmeti var, yetisinin, hikmeti var, yetisinin, tangır kısmet kapısının kimin örter, kimin açar. İkincisini de buldum yalnız da. İhlasta buldum diyor. Yani her anelimi Mevla rızası için yapmakta buldum. Anelimi bütün evlanın rızası şeytanın kanası, yeniden yüzüne çarpılır. Al bu ihlaslı, olmamış, Allah rızası için değilmiş amelin. Bu riyalıymış, sümalıymış, bu işe yaramazmış değil ki, çarpılır. Bu diyor ki, tüm anelimi ihlasa tatbik etsin, ihlas da anelisin. Allah'ın yolunu böyle buldum ancak ben diyor. Demek ki Rıza Mevla bulundun mu her şey temas oldu. Daha, sahnede buldun efendim. Yüğümü yakın gibi hazırlıkta olmadan buldun. Yerim diyor, efendimiz haber verdiler. Yani bir insan kafasını suyunkine sokarsa bir gölne olur da, insan daralır, ne kadar durabilirse durur da kafasını yukarıya çıkarı ya, ya burnundan, ya kulağından, ya ağzından su gelecek.
Bünyyada duruşumuz, yöredenimiz, o suyun içinde durduğumuz kadar olacak, çıktığımız ahiret olacak. Yani vurduğunuzu bu kadar gireceksiniz. Amcalardan ihtiyar var, geldiler, görünüyorlar aksakallı. Şu at sakallı diyor, benim nurumdan halk olunur diyor Allah. O, secdeye vardığı için secdeye sokamaz diğer sırları, yarınla tercih etmem. Gençlere müh diyor efendim? Diyor onlara da. Peygamberimiz diyor. Gençlere muntesi ederim diyor. Gençleri severim. O öyle bir bekler ki, gençler mi ibadet ve sahada, millet sinemada kahvede vesairede Allah seni kurye gönderir. Genç olarak ibadetin sana karışmışsın, o gençlere muhabbet ederim diyor Allah. İsteyen Ramazan, şuraya oturduğundan izleri, seferberlik gördün mü? Gördüm. Aylık gördün mü efendim, ne dedim? Yalınaya gezer mi yedin, niye zahmetler çektim efendim? Sapağı süzdüm, çabuk sapağı süzdüm.
Cepağı da çektim, sapağı da sürdüm ama haber ver, neyi bilebiliyor? Şurada oturduğundan başka bir şey bilemiyor. Nuh aleyhisselam bin elli sene yaşadı. Bin elli yaşına var. Nuh aleyhisselam. Adem aleyhisselam bin yaşındaydı, Hazreti annemiz bin bir yaşındaydı. Tabii böyle yaşarlardı eskiden. Şimdi Nuh aleyhisselam, ayette İsa'yla soruyorlar. Yani nasıl buldun dünyayı? İki bin alenen nasıl oldu? Salatımız olsun, tek nikah aklını virhan buldum. Dilimden katılın girdim, içinde hiç oturuma nakliyi bulmadan, geri kapıdan çıkmış kadar diliyorum dünyayı. Dokuz yüz elli sene peygamberlik yapsın. İsmim Nuh değil. Ağlamıyorum ki Nuh dediler bana, nahihadan geldi. Beni kalbim o kadar ağlaştılar ki, imanda o kadar iddia ettiler ki, sulsana kadar dua ettiler bana. Sulana kalp oldular. Böyle acayip ettiler. Oğlum hepsini bilmiyorum. Yumruk bir ata girmiş de biz bölgeden geçmiş gibi oluverdim diyor.
Gözimizin ağıyla parası kadar yakın olan yönümüz yakın bilir kimse gündüz tedarik etmeden başka çaremiz yok. Bunu böyle yaparsak vernamız bizden razı olur inşallah. Bir üçüncüsü, dördüncüsü ne efendim diyor. Şeytanı düşman istihhaç ettiniz. Pis Yedili tutmazdım. O küs yerden barışırdım. O külma dilden kılardım. O saharla kakma dilden kıkarte. O kazaklan gelirken, kazaklanmaz sükut ederdim. Bir gün da Hazreti Hüseyin efendimiz. Bir gün kölesi yemek getiriyor, kendi padişah. Yemeğe gelip gene el sallanır verdi. Padişahın üzerine Hazreti Ömer gibi dört köşe yedi iklimin padişahı olan vicdanın üzerine yemek sanması düşünce gözüne ayırdı da baktı. O da Hazreti Ömer'in kafasından zimmettin öptü. Yani şu defesinden öptü, böyle indi gitti, kölen öptü. Sen bir damreye razı değil dedim. Niye döktün oğlum dedi. Efendim seni tecrübe ediyorsun İslamiyet'e. Kasamına gene.
Kasarda yuttum mu, yuttum, gene bir şey yok canım. Bak bak. El kabimle Kay, efendim ayetin ikinci fıkrası diyor ki, nasılsın kusurunu af diyor. Allah'ım, çocuk, kölenin, kusurunu da affettim haydi. Git başımdan. Yetmiyor, ne kadar güzel. Allah'ın ayetinde bir sırra daha geliyor. Allah yüce hibul muhkinim. Allah, şehtan edenlere muhabbet ederim diyor. İhtan da lazım. Çelik kölelikten ağaca geçsin, şu paralar Şöyle, hafif diyorum ben geri vereyim. Tamam, biz bakarız, muhafaza ileriz. Anladın mı? Burada neye yedirmiyorsunuz diye korkuyorum. Kurt yediği için kullara ipucu vermiş oluyor, bir. İkincisi de, daha emanet. Bir şey eğlenirsiniz, düşse bir şey olmayacak abi. Yalnız dostum filme söylemeyi söyledi ve gönderdi. O gece, yüzü yaşında on tane kurt Yusuf'u aramışlarla kaybetmişler. Doktoru çoğunlukla yetişmem demiş. Elime on kurt, on kardeşi aralarında yenişler.
Onu da onun için ayırdılar yanından. Seliyi açınca birisi yavruyu tutunca yukarıya bir kaldırdı. Bire kurbağa gibi çakıldı. On bir tane yıldız da bir ay birbirine seni kurtarsın, gelsin der. Ha, kardeşim, beni öldürmeyin ya. Şöyle, ağzına bastı. Öyle, kardeşini rica etti, öterdi kardeş. Kardeşim, ne olursun beni öldürtmediniz. Ona geldi, kesmeye başla. Şaka geldi yine gitti yahu. Yapmayın, kesmem bari gel, uyuyalım bunu dedi. Allah'ım, nasıl duydunuz bana deyince, almamış akaşağı atıldığı yanılık tarafından, atıldığı zaman tam bir bilet çıktı böyle, atınca mancınak. Bir türlü boşanganlııyorlardı, kadınlar kafasını atsın diye öyle Kadınlar kafasını açınca apaça dişi her zaman semadan kuşlar uçamaz sana, Halete Zülcelal. Yettik İbrahim'e. Yettik artık dedi. Budur mu dediler Ayet-i celile ile. Çok uzun gider, sırf haftaya göğsünü de.
Yine o zaman, el yarimi bağla babacığım sana zahmet etmeyin. Gül mü boğazını? Yalnız boynumu dan kes de boğazından kesme. Beni yüzünü yere yatır da boynumdan kes. Gerçi evladım, giy, bıçağı hafif çalan da Allah'a razı olun dedi. Çifünümden kes beni, dedi. Çekil, derdimi bıkayım diyor. Baba, fikrini değiştin, dedi. Elini koyarım der. Ayağımı koyarım. Allah'a arsı gibi kesilmiş olacağım böyle olsa. Yani benim arsız mı mal öyle konuşmalığımız. Azca hasiyete sokanır bizi layık değiliz bizi, böyle terbiyesizliğe doğru sergiliyoruz. Hırsığımma kalın Allah'a şükür, biz Uhud Dağı'nda kaybederken, sakarda sözünüzü tutmadı. Gelin tutmayalım, rüya gördüm ben. Bir zırhlı elbise giydim ben. Bu zırhlı elbise, Medine'nin iki yedim, dedim ve yetmiş kere sığırı boğazladılar. Yetmiş sahademin öleceğini zannettim. Kılıcımın ucu kırıldı. Ehl-i varmış.
Beythi Münafıyla çektiler, yedi yüz kişiyle, kafirle karşılaştılar. Rasulullah'ın tek sözünü tutmadıkları için git ezdik emrine muharip geldiklerinden, o pusuyu döklemediklerinden, o zaman küfür tarafında olan halbi için gelip dudakları oradan geldi ve düşman olarak dövünden de arkadan bir zat püskürttülerde vurmaya başladılar. Yetmiş teneleri katlolundu biliyorsunuz, şehit oldu. Muhammed aleyhissalatü vesselam, ya Muhammed, senin mübarek yüzüne geldi, baş vurdular. Oradaki minderin iki halkası şu elmacına baktı. Mübarek düşün de buradan kırıldı. Gitarı vurdular, düşünürdular, şey dediler. Kan sakalından yere götürmek istedi. Ayrıldığı zaman bana Allah emretti. Muhammed'in kanını düşürme Allah. Öyle bir tattılar. Geçmez akilalara geldiler. Nelime bir gün aynaya bakmış da ne kadar parayı derim demiş. Allah terbiye ettiği için sesler tatlı konuşun. Böyle, taptılar hafif bir Baha'yla. Ya.
Yok rahide dedi. Getirelim dedi. Allah, babamın yanında çok kıymetli. O biri dedi, kurt deyince buna çok muhasesi düştü. Acaba biri mi öneremez mi? Bilemiyoruz gerçi. Gidelim bana, getir, yalvarlar. Babam bilmiyor bize sen bilirsin. Girdiler dünyanın iznini getirsinler. Bir şey anlatacağım. Kafa bu tutmayı anlatacağım. Affetmeyi anlatacağım. Olur dedi. Şimdi o kızla beraber yemek yiyecekler ellerini, hıh şimdi ben yemekten, Bünyamin gözünden yakışıyor dedi şimdi. Ağlıyorum. Ne ağlıyorsun kardeşim dedi. Niye ağlıyorsun dedi. Vallahi dedi, defile girin. Şimdi zindandan geç yattıklarını, Kerem babasından ayırdıklarını ikiye biliyorsunuz. Yani tam sıkıntılı gönlünde.