Beraat kurtuluş manasına gelir. Acaba biz neyden kurtulmamız gerekir? Başta Es'ayibi billah Cenabı hak onları zulümattan karanlıklardan nura kavuşturmak ister. Kavuşturmak ister, zulümattan nura çıkarır küfürden, şirkten, nifaktan, büyük günahtan, küçük günahtan, masivadan çıkarır. Hatta ibadet ve taati gafletle yapmaktan çıkarır ihsana, ihlasa, takvaya götürür. Acaba biz burada en önemli olan imanımızı nasıl kurtaracağız? Nedir iman? Kalben tasdik etmek, kalbin tashihi dilin kelime-i tevhidi ifadesi ve azalarımızın da inandığımız esasları yaşamasıdır. Burada kalbimizi nasıl biz kurtaracağız essay bile. Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a iman ederse Celle Celalü, Allah onun gönlünü doğruya yöneltir. Allahu bir külli şeyin alim, Cenabı Hak her şeyi bilmektedir. Eshabü ve mey mümin billahi yahdi galbe kim Allah'a iman ederse Allah onun gönlünü doğruya yöneltir.
Bu ne demek? Mimarifetiyi kendisini tanımaya, isimlerini, sıfatlarını, fiillerini sadece tanıma değil yaşamaya, hayata geçirmeye Vel' itminan, bu kalbin hidayetiyle Vel' itminani bihhi tamamen huzura kavuşturur. Umutmainne sıfatı ibadet ve taatlerin kabul noktasıdır. Bura bizi düşündürecek. İşte biz beratı asıl bu yönde yapacağız. Acaba taatlerimiz kabul noktasında mı yoksa Allah korusun red mi oluyor? Bugün daha yeni Acrasen efendimizin şu yakın bir ilçemizde bir mahalle daveti anlatıldı. Orada belki bir saate yakın taharetten anlatmışlar. Namaz kılınmış, buyurmuş ki hiçbirinizin namazı kabul olmadı. İşte asıl beratın ne olduğu belli oluyor. Bir de Niğde'de aşık dayımız vardı bizim. Üstadımızın huzurunda cezbelenirdi bu zat. Gerçekten müstakim bir kimse idi. Bunların hallerini araştırmayalım. Onlar ehline malum kimselerdir. Oldu mu? Kendi kendimize bir karar vermeyelim.
Bunlar kendi ölçüleri içerisinde mütalaa edilir. Bu zaten yanında namaz kılınıyor. Diyorlar ki Celal amca namaz kıldık, ben görmedim ki diyor. Kabul dergahına gitmediğini söyledi. Kalbin hidayete erişmesi asıl kurtuluş ey lirra davet teslim, Allah'ımızın rızasına ayırmak ve tamamen ona bağlanmak, tamamen. Şimdi bağlandığımızı zannediyoruz. Güzel, tabii, bağ olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu teslimiyet gönülden olur. Hiç zerre kadar bir itiraz kalmaz. Emreden Rabbim der, tamamen ona teffizü umur eder. Veann-Müceyid initele sabara şimdi beraat'i anlatırken eğer musibete uğrarsa sabreder. Nimete kavuşursa şekere şükreder. Biz bunun açılımını yapmıyoruz. Mesela başımıza musibetler geliyor Türkiye olarak depremi yaşadık, Covid-on dokuzu yaşadık. Bunun yanında içimizdeki depremi de yaşadık.
İçimizdeki Covid-on dokuz hasetliği, kibri, benliği, tamağı, buhulü, adaveti, şehevi, hayvani duyguları da yaşadık bu depremden daha bir öte tehlikedir. İşte bu gibi durumlarda sabredip Allah'a dönmek. Yani bu hareketi yapacağız da sabredeceğiz değil, bu kötülüklerden kurtulmak için gayret göstereceğiz. Kuran-ı Azimüşşan'da Ali İman suresinde son ayet-i celile var esabinde. Burada beş tane esas hatırlıyorum. İman edenler, sabredenler, asıl diyeceğim şu. Sabiru sabır yarışına girenler, direnenler ey nefis, sana fırsat vermeyeceğim. Ben bu beraat gecesinde kurtuluşumu istiyorum Rabbimden diyeceğiz. Şeytana da öyle, insan şeytanlarına ve dünyaya da. Ondan sonra Allah'tan korkunuz diye buyrulur. Sonra ribat kelimesi beş tane esas var orada. Vein rutuye, eğer bir nimete kavuşursa şetara, şükreder. Dediğimiz gibi bakın nimete kavuşunca hali değişenlerimiz yok mu? Elbette var.
Artık ben her türlü varlığa erdim. İşte görüyoruz varlığın çılgınlığını neredeyse dünyanın tapusunu üzerine alacak zalim. Zulme uğrarsa, kendisine zulmedilecek olursa bağışlar. Bu ne ister? Bu bir gayret ister. Bu bir çaba ister. Bu olgunluk ister. Bu dedemin şu ifadesini ister Rahmetullah Ali. Buyurmuş ki incitmemek kolay. İncitmeyiz ama incinmemek kolay değil. Mesela bir söz söylenir, elli sene sonra yine onu hatırlar. İşte o anda unutabilmek, o anda unutabilmek, hatırına bile getirmemek. Şu dünyada ister zorluk olsun ister genişlik olsun her şeyde Rabbimize dönüyor. Böyle nimete kavuştuğunda bunu da daha çok biz Neml Suresine bakarsak orada Halık-ı Zülcelal'imiz Süleyman Aleyhisselam çok büyük bir nimete erdi. Onu tefsirlerden görürüz. O kadar bir nimet ki cinniler emrinde, rüzgarlar emrinde. Daha neler neler! Bu nimete kavuştuğu halde ne diyor?
Acaba sabredecek miyim, şükredecek miyim, etmeyecek miyim? Rabbim beni imtihan ediyor diyor. İşte peygamber ahlakı aleyhimüsselam, peygamberlerimizin ahlakıyla ahlaklanacağız. Bize gösterilen hedef de budur, Bizim berata ermemiz için daha sonra dünyada zorlukta ve darlıkta Rabbimize dönebilmek ve fil ahirati yehtiyuhu ilelcenne Tabii sabredersek, kötülüklere gitmezsek, şımarıp azmazsak, sıkıntıda da beni mi buldu Rabbim da bana bu haller meydana geliyor bende demeden tamamen teslim olmak herhalde bu sıkıntılar temizliğime işarettir. Günahlarımızın bağışlanmasına işarettir, sabredersem der, Ehlullah için derece ve makam olur. Bak iki şekilde, bizim gibi insanların uğradığı musibet mükefffirattır, bağışlanmamıza sebeptir Cenabı Hak tarafından. Ama Ehlullah'ın görmüş olduğu sıkıntı onların derece ve makam paydeler. Onun için dediler ki derd ü bela saltanatın iki cihana vermezem der.
Allah'ımız onların gönüllerini ne yapıyor? Gönüllerini güzel ahlak ile donatıyor. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin sünneti Muhammediyesine uyuyor ve dinde aslı olmayan hareketlerden de kurtuluyor. İman ne kadar önemli, ne kadar mühim, bunu biz dergahtan Dürdaneeleri, sonra ismi böyle oldu. Yoksa asıl ismi zahiri ve batıni şifa tarifiydi. Orada sevgili kutbumuz bakın ne söylüyor Sayısızca şükür olsun yaradan, esirgesin hıkıt vücut rüyadan. Beraati ne güzel anlatmış. Sayısızca şükür olsun yaradan, eğer kelimelere bakılırsa bu Allah tarafından baş olunan bir söz değil de nedir? Sayısızca şükür namütenahi deriz ya biz, sonsuz. Bu biraz tefekkürle alakalı. Bazen biz hastalar görüyoruz oksijenle yaşıyor. Bir yere misafir olurdun ara ara. Bir odaları vardı, babaları rahatsız, devamlı oksijendi. Sadece bir ara fırsat buldu, hoş geldiniz dedi. Tekrar oksijene bağlan.
Allah'ımız bize şu anda biz oksijen, şu hava ile bize nimetini bahşetmiyor mu? Bu hava sadece bizim alıp verdiğimiz nefes mi, yoksa bu hava aynı zamanda temizliğin de bir işareti değil midir? Yoksa dünya kokar. Eğer bu oksijen olmasa. Sonra insanın yapısındaki, aşağıdaki, yapıdaki oksijen o bir ayrı mütalaa edilir. Esirgesin hıkıt ucüp riyadan, gerçekten Hacı Hasan efendiymiş, Allah'ımız kibirden, hasetlikten, kendisini beğenmeden, yaptığı taati bir başkasına duyurmaktan ondan muhafaza buyursun. Lakin ahiret derdi düştü içime, tövbe olsun yaptıklarım suçuma. Düşüncem hele imanla ölmek, Halık-ı Barinin rızasın bulmak. Ne diyor büyüklerimiz? Bunlar hep aynı. Böyle karakter olarak, mizacı olarak değişik olurlar da tabii yaratılış icabı farklı olurlar. Kimileri cemaat sıfatının tecellisi, kimilerinde Celal sıfatının olur, değişik tecellilere mazhardırlar. Ortak özellikleri budur.
Hep iman derdine düşerler. Düşüncem hele imanla ölmek, Halık-ı Barinin rızasını bulmak, duasında bile iman istiyor. Esma-i Hüsna hürmetine rızana erdir. İmanla Allah'ım canınız verdir. Melun'u metrodun belini kırdır. Imanı şeytana verme Ya Rabbi. Bu iman konusunda şeytana verme derken iki misal hatırıma Rabbimizin izniyle geliyor. Birisi damatlarıydı Hafız Ahmet Efendi, ayağının birini kaybetti, yirmi dört yaşında irtihal etti. Böyle Cenab-ı Hak cisim olarak çok güzel halk buyurduğu gibi ahlaken de çok güzeldi. Üstadımız ona Vekilimsin Ahmet Efendi, Vekilimsin Ahmet Efendi derdi, çok severdi. Vefatına yakın bir an olsa gerek, çok ağırlaşıyor. Vardıkları zaman yanına, parmağının birini böyle şiddetli bir şekilde kaldırıp indiriyor, bir de elini, iki elini bir araya getiriyor, sonra şehadet parmağı ile hiddetli bir şekilde bir boşluğu atıyor. Kendisine gelince diyorlar ki ne oldu?
Şeytan karşıma geldi diyor. Artık son nefese doğru gelince sekerat derler. Sekerat kendisinden geçme hali. Hatta öyle olurmuş ki ciğeri yanarmış o anda insanların. Dikkat ederseniz pamukla ağzına sular verirler o ciğerinin, yangınlığından dolayı. Böyle buz gibi sular gösterirmiş. Allah'a ortak koş, bu suyu sana vereceğim diye. Böyle bir tehlike var. İşte beraat ne kadar önemli olduğunu buralardan anlıyor. Diyor ki üstadımızda Hacı Baba diyor, şeytan karşıma geldi, illa Cenabı Hak iki diyeceksin. Ben de diyor. Onun için arkadaşlarımız bak çok sohbet olur, çok konuşulur, görüşülür. Bir de tatbik yönüne bakalım. Kelime-i Tevhid'e dilimizi de alıştıralım, kalbimizi de alıştıralım, nefiy ispat yapıyorsak üstadımız ne güzel diyor, fikren buna devam lazım.
Nefiy ispatı yapmakla birlikte bir de gönülden geçirerek böyle kelime-i tevhidi sadrımıza yazılı bir şekilde de mütalaa etmemizi ifade ediyor. Yani başımıza bu gelecek. İnsan daraldığı zaman nedir? Mesela bunaltıldı, daraltıldı. Allah korusun, nefsimize esir olursak söylemediği fena söz kalmaz. Hepsini arka arkasına sanki bir makinalıdan mermilerin boşandığı gibi kötü sözler boşanmaya başlıyor. Kendimizi ıslah edersek, bakın dikkat ederseniz bu Suudi Arabistan'dan kızdıkları zaman la ilahe illallah Muhammedur resulullah diyorlar. Şu bayılma halini düşünelim. Narkoz verilmiş uyanıyoruz. Bir kardeşimizdi uyanırken şunu söylemiş. Gönül Hun oldu şevkinden boyandım ya Resulallah. Doktor demiş ki, bunu bana niye haber vermediniz? Başkaları küfrediyor. Hele bir kardeşimiz daha ayet-i celilelere sıralıyormuş.
En son okuduğu ayet-i celine Sami'nin, Rabbimizi onun şanını yüceltme hakkında Velehul Kibriyau fi semavati vel ard şeklinde Rabbimizin methini yapıyor. Demek ki insan daraldığında ne söylerse o şekildedir. Buna göre dikkat etmeye çalışırız. Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar. Cebrail Aleyhisselam dedi ki kim La ilahe illallah derse, o benim muhafazam altındadır. Hemen defale hisni kim benim muhafaza kalama ilahi kalama girerse azabımdan emin olur. İman o kadar önemli ki Anenesin gal, ce Arabiiyyun ile Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve gal. Ya Resulallah cennetin fiyatı nedir? Vel, La ilahe illallah muh lilsan. Ev işte vaaz ediyordum. Orada mollalar da çok. Kelime-i tevhidi okuyan cennete girer deyince o müdelris gibi hocalarımızdan birisi geldi, Gerçekten bize çok güzel bir nasihatte bulundu.
Tebrik ediyorum o zatı, dedi ki siz Kelime-i Tevhidi okuyan cennete girer dediniz. Orada muhlisan tabiri vardır dedi. Bu muhlisan tabiri ancak sana ibadet ederiz bir. Ancak senden yardım bekleriz iki, ancak senden yardım bekleriz derken Rabiatü'l Adeviyye annemizin doğumunda anası diyor ki saracak bir bezimiz de yok, git de komşuya iste. Bu zat da hiç kimseden bir şey istememeye ahd etmiş. Varmış, kapısına durmuş vermiyorlar, demiş ama Allah'ımız da ihsanını yapmış. Her şeyi Rabbımızdan bekleyebilmek. Yalnız bu canı gönülden olmazsa yerine gelmez. Öyle olacak ki üç yüz altmış damarıyla Rabbimize teslim olacak. O zaman zuhur eder. Maksat ve gayesi Allah'ımızın rızası olursa bir de hükmü Cenabıhakk'a verirsem. Fakiriniz, Esad Erbili Hazretleri buyuruyor, fakiriniz hala imanın aslını ikmale çalışıyorum. Bu kutbu azamdır. Esad Erbili Hazretleri kutbu azamdır.
Sami Efendi Hazretleri'nin iki yerde mübarek rengi atar. Bir sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin huzurunda bir de üstazı anıldığı zaman. Böyle bir sultan bakın ne diyor bakınız fakiriniz hala imanın aslını ikmale çalışıyorum. Bu Kelime-i Tevhidi doğru dürüst söylemeye alışıyorum. Çünkü Cenabı Hak'ın dışında bir matlup süfli lisanıyla bir put kalpte mevcut bulundukça la ilahe illallah demek zor ve manen kabule şayan ve vuslata vesile olacağı şüphelidir. Okumuyor değil. Gece gündüz kelime-i tevhidin içerisinde ama ne söylüyor? Kalpte diyor Allah'ımızın dışında sevgiler oldukça bunun kabule şayan olması şüphelidir. Şimdi bizim sohbette biraz nedamet gösterip boynumuzu bükmemiz güzel.
Bunu dışarıda da yapabilirsek evimize girdiğimizde, ev ile geçimimizde de bu kelime-i tevhidin güzelliğinisek, işimizde gücümüzde yerine göre bunaldığımız, daraldığımız zaman olur, onda da gösterebilirsek, nimete kavuştuğumuzda da kabule şayan olur inşallah. Bununla beraber hayır duamı bu şerefli zata tebliğ buyurunuz buyuruyor. İbni Abbas radıyallahu anhümma'dan rivayetle Resul-i Ekrem Efendimiz Bir kulda beş haslet bulunmadıkça imanını ikmal etmiş olmaz. İman kemal ermez. Cenab-ı Hakk'a tevekkül, bu peygamberler makamıdır, velayet ölçüsü içerisinde yaşamamız icap eder. Cenab-ı Hakk'a teffiz umur işlerimizi ısmarlamak, yatağa girdiğimizde dahi bu duayı yapıyoruz. Allah'ın emrine teslimiyet, Allah'ın kazasına rıza, Allah'ın imtihanına sabırdır. Elhamdülillahi rabbil alemin.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline ashabına, Peygamberan-ı zan ve Piran-ı zan bütün geçmişlerimizin ruhları için El-Fatiha.