İmanın Güç Bulması ve Kalp İmani kaydında Birçok ahlakı hamideden bahis edildi. Hiç şüphesiz ibadetimiz ve ahlakımız imanımızın güç ve kuvvet bulması içindir. İman konusunda arifanı ilahi çok hassas davranmışlar, hiçbir amel ve taatlerine güvenmemişlerdir. Mesela Hazreti Hasan Radıyallahu Anh Efendimiz vefat anı yaklaştığında çok ağlamış. Diyorlar ki efendim neden çok…
Birçok ahlakı hamideden bahis edildi. Hiç şüphesiz ibadetimiz ve ahlakımız imanımızın güç ve kuvvet bulması içindir. İman konusunda arifanı ilahi çok hassas davranmışlar, hiçbir amel ve taatlerine güvenmemişlerdir. Mesela Hazreti Hasan Radıyallahu Anh Efendimiz vefat anı yaklaştığında çok ağlamış. Diyorlar ki efendim neden çok ağlıyorsunuz? Ben diyor günahım ondan endişe etmiyor değilim. Fakat diyor en çok benim kaygım ve kederim bilmediğim bir huzura varacağım. İmanla mı Allah korusun bunun muhalifi bir halle mi, Rabbimize kavuşacağım? Ha bir halim ne olacak? Cevabım Münker Nekir'e ve Haşrim, neşrim bunları bilmiyorum diyor. Endişem budur diyor. Büyük bir huzura gidiyorum. Bakıyoruz Esad El birliği Hazretleri Kutbu Azam buna rağmen iki ay oldu. İman korkusu içime girdi. Evlatlarına da, karşılaştığı kimselere de imanıma dua edin buyuruyor. İmanıma dua edin. Acaba bunu neden diyorlar?
Rabiatü'l Adeviyye annemiz Allah'ımıza kullukta, ona olan aşkında ve muhabbetinde tarihçi mümkün değildir. O devrin uleması bile onun huzurunda titremiş, ondan bazı konuları halletmeye çalışmışlar. Buna benzer altmışın üzerinde tabii bu sayılı olan, sayılamayan birçok hakkın dostları vardır. Bu sayılabilen kitaplarda geçen altmış bu civarlarda annelerimizden veliye olanlar var. Veliye annelerimiz, Güneydoğu Bağdadi gibi Haddesallahu Sırra ariflerin Sultanı yerine göre onlara üstadım ifadesini kullanıyor. Cenabı Hak lütfetmiş, ihsan etmiş. Tabii bu konu uzadıkça uzar. Bir ayrım yok. Mümin, erkek ve kadınlar diye geçiyor. Bakıyoruz Rabiatü'l Adeviyye annemiz Rahmetullah Ali'ye Hasan-ı Basri Rahmetullah Ali kendisiyle bir izdivaç talebinde bulunur. Der ki ya Hasan, benim rahatsızlıklarım var. Bende altı tane bir yara var. Eğer bunları tedavi ettirebilirsen evleniriz.
Olur ki hekimlere müracaat eder, sıhhat bulursun. Nedir hastalığın deyince geldimin elem ve yaram bu Rabia imanla Cenabıhakk'a kavuşacak mı, kavuşmayacak mı? İkincisi, acaba sualde Münker Nekir'e cevap verebilecek miyim? Veremeyecek miyim? Üçüncü bir yaram kabirden hangi sıfatta kalkacağım? Çünkü herkes huy ve ahlakına göre kalkacaktır. Dördüncüsü defterimi sağdan mı soldan mı alacağım? Bunu bilmiyorum. Bu da bende büyük bir dert, büyük bir ızdırap, bir yaradır. Beşincisi defterim. Soldan mı sağdan mı? İşte altıncısı mizandır, sırattır, mahşerdir. Bunları sıralarken Hasan-ı Basri Rahmetullah Ali Hazretleri'nin gözlerinden yaşlar boşanır. Der ki ya Rabia ben de bilmiyorum. Ne halde Rabbimize kavuşacağız. Memleketimizde kasır hoca diye maruf, ilim ehli bir zat çok zahidane bir hayat yaşamış. Çok muttaki.
Mesela gecelerin bundan biraz daha önceki zamanlarda kısa olduğu bir vakitte yakını olan kızının yanına misafir olarak gelir. Bir müddet otururlar. Babasına istirahat yerini gösterince hayır evladım, geceler çok kısa bir hayli de oturduk. Şimdi buyursam sabah namazımı geçirebilirim. Bir köşeye diz çöker, sabah namazını beklerim. Böyle müttaki. O günkü vasıta merkeptir. Heybesinin bir gözünde kefenini taşır. Nerede vefat edeceğim belli değildir diye Lokman suresinde bildirilir ya beş tane gayb olan mügayyebati hamse bilemediğimiz husus birisi de kişinin nerede öleceği. Bu kimse çocuk yaşta olanlara bile ne kadar bunu kendisine dert edinmişse yavrum imanıma dua edin dermişim. Onlar bilsin veya bilmesin ama bu derde düşmüş. Bir kuşluk vakti üstadımızın böyle gülerek uyandığına Allahu alem şahidim. Değilsem bile bir müddet sonra müşahede ettim.
İmanın Güç Bulması ve Kalp İmani kaydında Birçok ahlakı hamideden bahis edildi. Hiç şüphesiz ibadetimiz ve ahlakımız imanımızın güç ve kuvvet bulması içindir. İman konusunda arifanı ilahi çok hassas davranmışlar, hiçbir amel ve taatlerine güvenmemişlerdir. Mesela Hazreti Hasan Radıyallahu Anh Efendimiz vefat anı yaklaştığında çok ağlamış. Diyorlar ki efendim neden çok…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sevebe sorulduğunda buyururlar ki rüyamda ölüyormuşum. Ölürken kelime-i şehadeti getirdim de ona seviniyorum. Sufyani Sevri, Rahmetullah aleyh arkadaşlarına nispeten çok yaşlı görünür. Derler ki efendim sizin arkadaş çevreniz, yani hem yaşıt olduğunuz kimseler çok genç, sizdeyse yaşlılık alametleri erken belirdi. Nedir bunun sebebi deyince hararı siz verindir. Benim bir üstadım vardı. Son nefeste kelime-i şehadeti getiremedi. Bunu gören kimsenin beli nasıl bükülmez, saçı nasıl ağarmaz, Yaşlılık emaresi onda nasıl görünmez? İmam-ı Azam, Rahmetullahi Ali. Maddeler halinde sıralar Cenabı Hak korusun, sui hatime ile. Yani acı bir netice ile hayatı son bulan kimseleri haber verir. Birisi de iman nimetine şükretmeyenlerdir. Bunun için biz hocalarımızdan ne duyarız? Elhamdülillahi alel iman, elhamdülillahi alel İslam, elhamdülillahi alet tevfik. Bunu boşuna söylemezler.
Çünkü hamt ve şükür, Nimete şükür o nimetin artmasına vesile olur. Bu maddi nimet de olur. Manevi nimetler de olur. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri'ne Kayseri ulemasından gelenler olur. Bunu da zaman zaman düşünürüm. Derim ki bura çok kenarda bir yer. Çıkışı olmayan, ne olsa her cihetiyle diğer yerlere nispeten imkanların az olduğu bir yer. Neden Şeyh Mustafa Efendimiz Hazretlerine dedem bu zata çok kıymetli insanlar geliyor? Siz diyelim ki bir yerde maden var. Şu yakın beldemizde, Develi ilçemizde bir altın madeni çalıştırılıyor. O altın madeni için birçoğu insanlar geliyor. Neden? Altın var. Diyelim burada, burada çok güzel insanın sıhhatine, afiyetine medar olacak şifalı sular var. Bakıyorsunuz şarktan geliyor, kalpten geliyor, cenuptan geliyor. Her yerden geliyorlar. Sebebi ne? Şifalı bir su var. Allah'ın dostlarının bulunduğu yer en ücra bir mekan da olsa ne yapıyor?
İmanda kemale eren insanlar, ibadet ve taat ehli ihtilaf sahibi seçkin insanlar arayıp soru buluyorlar. Bu Hacı Zühtü Efendi, Rahmetullah Ali bunlar ilim ehli. Ehli. Gerçekten muazzam bir ilmin sahibi. Böyle ilim dendiği zaman inşallah bunu zaman bulursam gerçek alim ve ilim nedir görüşmek istiyorum. Kimdir alim? Rabbani alim kim? Nurani alim kim? Zaki alim kim? Çünkü öyle basit bir konu değil. İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretleri ilmin öyle şartları var ki eziliyoruz buyuruyor. Bu İmamı Azam, Rahmetullah Ali öyle basit ve kolay değil. Bize kim bunları kolay gösterdi bilemiyorum. Bu çevremizden mi etkileniyoruz? Kimden etkileniyoruz biz? Gerçekten öyle. Her şeyi basitleştirilmiş. Çünkü örnek olarak şimdi avam var bizim gibi insan, gene halk. Has insanlar var seçilmiş. Ahassül has, daha da seçilmiş.
Daha da seçilmiş olan enbiya, evliya, ulema-i kamilin bunları örnek alırsak o zaman biz yönümüzü takipte şaşırmayız. Böyle hep böyle çevremize göre gelişigüzel insanlarla ayarlanmaz bu hayat. Bu hayat gerçekten işin hakikatine vermiş kimselerle olur bu. Burada biz imanı konuşuyoruz. Sizden önceydi iman hakkında iki saat elimizdeki bu eserle görüşmeye çalıştık. Hepimiz hayran kaldık. İçimizden bazıları dediler ki edip evimize ya abdest alacağız ya boy abdesti alacağız, iyi bir tövbe edip kelime-i şehadeti getireceğiz bizim halimiz. Nedir diye. Neden söylendi bunu? Çünkü İmamı Cafer'e Sadık Hazretleri'nden okuduğumuz için. Neden oldu bu? Zekeriyya el Ensari Hazretleri'nden okuduğumuz için. Neden oldu bu? Ebubekir El Vasıti Hazretleri'nden okuduğumuz için. Neden böyle dimdik, dertlendik? Bayezid idi Bistami Hazretleri'ni gördüğümüz için.
Neden bu dert bizim içimizi kapladı Muhyiddin Arabi Hazretleri'nden gördüğümüz için. Neden? Sehid bin Abdullah Et-Püsteri Hazretleri'nden hem tefsir sahibi kıymetli bir müellif, sonra takvasında zirve mübarek insanlar. Çıtayı her zaman aşağı tuta tuta tuta kurtuluruz. Bir şey yok. Korkutmasınlar, ürkütmesinler. Hep bunlarla oyalandık kaldık. Diyorum ki biz yapamıyoruz, dua edin yapalım. Şöyle diyorum açalım, peygamberlerimizin hayatından başlayalım. Akşam şaşıracağımız bir şey yok. Dedim önümüzde müsahabe kaçtı? Dört. Dedim iman konusunu Sami Efendi Hazretlerinin eserinden bakayım. Bir eserini biz İstanbul'da Elif Efendi dergahında Elifi diyorlar, Elifi değil oraya, Elif Efendi dergahı. İsmi bu. Umbarenk Zat'ın eserleri çıktı zaten. Kelimaat diye bir eseri var, ulema beyninde hayretle karşılanır. Hem de Meşayı'zamdan bunlar.
Mübarek kimseler altı ayda biz Sami Renn'imizin eserini bitiremedik. Diyorum ki okuyalım, her gün Ada Peyzaj'ten bir sahife olsun. Musahabelerden illa bir sahife ile kalınmaz. Tadını aldıkça daha revileri gider. Anlamıyoruz, yine okuyacağız. Onu yazan eller öyle bir yazdı ki Allah'ın nuruyla, Allah'ın nuruyla o kalemi tutan eller yazdım. Okuyacaksın hayran kalmamak mümkün değil. Biz bir defasında buna dertleniyorum çünkü kardeşlerimiz sarılıyor ama çok iyi sarılalım diye söylüyorum. Arabamızın torpido gözünde olsun, ne diyeyim yastığımızın altında olsun, kütüphanemizde zaten bulunacak, çantamızda bulunsun, açalım açalım okuyalım. Şaşırmayız Allah'ın izniyle. İşte bu dönemde bir araya gelemiyoruz mesafeli olarak. Sonra on kişiysek her bir içinden kabiliyetli olan kimseye üç kişiyi tahsis ederek siz bununla bir ayet, iki hadis-i şerif okuyun deriz.
İmkanlar çok gittikçe tembelleşmeye giriyor. Şimdi tekrar konuşuyorlar, siz daha iyi biliyorsunuz, siz söyleyin. Eylül ayı, ekim ayı yeniden evlere kapanacak diye bunu açıkça ifade ediyorlar. İşte Kayseri hastanenin üst kısmı üç yüzü geçkin hastalarla dolu. Şimdi hep destek yok. İşte mesafe bu açıyı koruyarak, muhafaza ederek, maskeyle, temizliğe riayet ederek ne yaparız? Bunlara dikkat etmek suretiyle geri kalmayız. Biz üstadımızı gördük. İhtilal devresi geçirildi. Ne oldu? Yine onlar bahtiyardı. İhtilalde bizim üstadlarımız efendilerimize hiçbir sıkıntı yok. Niye? Çünkü hareket ve tavırları Allah'ın emrine muvafık, zikirlerinde öyle, taatlerinde öyle, beşeri münasebetleri öyle, altmış ihtilali olmuş. Burada kimi konuşturalım? Hacaseni Pendiyi konuşturalım demişler. Hem de ihtilalin hem gözünde, göz bebeğinde olan kimseler yani ihtilalin yapılmasına vesile olan insanlar söylüyor bunu.
Ondan hayır gelir diyorlar. Bizim yanlış tavırlarımız bunu meydana getirir. Diyorlar ya, herkesin ondan istifade ettiği bir kişi. Burada o ihtilal devrelerinde vaizler oldu. Binanın her camiyi terk ettiler. Üstadımızın o günde, o günde sıkıntılı olan kimseler geldi vaazında oturdular, dinlediler. Bazen de bir girdiler karıştı gitti. Neden? Ölçü yok, tartı yok. Neyi anlattı Üstadımız Hazretleri? Allah için sevgiyi anlattı. Ashab-ı Kehf'i anlattı. O insanların kalbine ve gönlüne girdi biiznillahi teala. Dikkat edersek çok güzel olur. Demek istediğim böyle bir dönemlerde hep terk olmaz. Diyeceğim o ihtilal zamanında bir kişiyle sohbet etti. Sonra üç kişi oldu. Sonra beş kişi oldu. Yudum yudum sular sularla sohbet etti. Kıtlıkta verilen lokma unutulmaz dedi. Sizi tebrik ediyorum.
Bak bu hakkı, bu hukuku gözeten bir kimse olarak onun Resulullah'ın emriyle sallallahu aleyhi ve sellem yaptırmış olduğu mescide geldiniz. Bahtiyar insanlarsınız. Evet, Kamil Divan hakkında bunları görünce hepimiz dertlendik. Dedik ki biz napalım. Bizim çok kıymetli bir hocamız var. Devamlı görüşüyorum Rabbimizin izniyle, hoca kesimiyle görüşüyorum. Daha yeni hazırlıklar elimizde bizim siteye baktığınız zaman bulacaksınız. Diyorum mahal patlaması var. Herkes bir meal yazmaya çıktı. Sağ olsun, var olsun ama sağlıklı olanları hangisidir diye sitemize koyduk. Dili ve ehli insanlardan müşavereler ederek. Tefsir'de neyi takip edecekler onu koyduk. Elhamdülillah Rabbimize hamd sadedinde söylüyorum, hiçbir kardeşimizi hangi dönem olursa olsun boş bırakmadı. Devamlı Rabbimizin izniyle önü açıldı. Hem basınında hem yayınında hem infakında hem eğitiminde, her şeyinde.
Siz de Rabbimizin lütfuyla biz bunu sizinle yaptık. Bak, ayrı değil. Sizinle yaptık ve sizinle yürüyeceğiz biz. Siz de çok gayretli olacaksınız. Biz de çok gayret edeceğiz. Bak, imanımızı kurtulmak, kurtarmak öyle kolay değil. Şu anlatacağım imana erişmek, Şimdi düşüneceğiz. Kalbinde imanın manevi esintileri var. Anlat dersen, zerresini anlatsam deriz ki ümitsizliğe düşme düşmeyelim diye söyleyemiyorum. İmanın bir nuru olur. Nezir olur o? Yürürken de görünür o. Bakarken de görünür. Duyarken de her halimizden. Şimdi ümitsizliğe büyüklerimiz bizi katiyen götürmezler ama derler ki gayret edelim, çaba gösterelim, imanda kemali yakalayalım. Nasıl görüyor musunuz? Kalbinde imanın manevi esintileri var. O esinti rüzgarın meltem, bilmem falan değil o, manevi ve ruhu'l marifet minel'inayı.
Allah'ımızın yardımıyla marifetin, marifetin ruhunda öyle bir güzelliği var ki Allah'ımızın içine lütfetmesiyle bu nimet ona bahşolunmuştur. Kamil mümin nedir? Iki şirkten kurtuluyor. Birisi zahiri birisi de hafi. Zahir nedir? Puta tapmakla tapmak gibi. İşte Lat, menat, uzra ve günümüzdeki şirk çeşitleri de biliyorsunuz. Allah'ımızın hükümlerinin dışında gayri düşüncelere dalmalar Hafi olan nedir? Hafi olan da ibadet ve saatte riya, kibir, ucup ve benliğe düşmelerdir. Bu hepimiz için. Her mümin içindir buyuruyor. Bu imanın kemali hususunda çok güzel izahlar yapmışlar. Mesela El müminul muvaffak, muvaffakıyete, başarıya ulaşan mümin. Işte imanın tat ve lezzeti, hakiki oluşu bu ifadelerdir. Ve enisuhu rabbuhu, Rabbi Zülcelal ona yoldaş olmuş. Bir şeyler anlatacağım. Şu havsalar deriz ya, şu sınırlı beyinlerimize aslında beyin sınırlı değil de biz sınırlıyoruz onu.
Aklın sınırı yoktur, ruhun sınırı yoktur vahye müstenit olan akıl. Ve izuhu kalbi, kalbi onu ikaz ediyor. Kalbi, gönlü. Yani bir kimselerin demesiyle olmuyor. Ne kadar güzel dikkat etmişse gönlü o yanlış olan harekete haddinyen müsaade etmiyor. Ve en iyisihu Rabbi Zülcelal'imiz ona yoldaş olmuş. Ve bunlar mesela hakiki imana erenlerin sıfatları nedir? Üç, ibadette, saatte, Zikrullah'ta uyuklama ne değil, büyük bir saygı içerisinde, zikirde büyük bir saygının içerisinde. Böyle sandalyelerin üzerinde ayağımızı ayağımızın üzerine atarak ondan sonra böyle arkamıza dayanıp edebe muhayir oturuşlar ve nelerle tefsir yapılmaz. Hadis-i şerifler okunmaz. Üstatlarımızın eserleri böyle mütalaa edilmez. Kayseri'de Naim Bağıran diye Sami Efendi Hazretleri'nin çok güzel bir evladı vardı, ilim ehli, kendi çapında. Ağda Pisihanesi o günlerde yine çıkıyordu.
Onu temiz bir havluya sardı, göbeğinin üzerinde sadrına yakın bir şekilde tutarak getirdi. Böyle saygılarla bunlar kemale eriyorlar. Evet, bu genel olan nedir? Püllü müminin bütün müminlerdir. Mesela el müminul has, seçkin mümin, vel veli, o velidir. Allah'ımız onları kendisine dost edinmiş. Demek istediğin neydi dersen bu bizim gibi insanlara zor gelecek. Şu kadarını diyeyim yalnız. Bir daha söyleyeyim de iyi kuvvetlesin. Allah'ımız onları kendisine has olarak seçmiştir. Allah'ımız Onları kendisine özel olarak seçmiştir. Hidayette kılmış ve sıratı sıratı müstakim üzere devam etmiştir. Kimdir onlar, kimdir onlar derseniz, Allah. Ayet numarası da vereyim. İyi inceleyelim. Tefsirlerden bakalım. Bilhassa ruhlu olan tefsirler Tefsirü'l Tüsterî gibi, Tefsirü'l Masali gibi, Tefsirü'l Ceylani gibi, El-İşarat gibi, buna benzer. Ruhul Beyan gibi, mesai tefsirler dolu.
Ve hü ve u, yetevelle salihin, salih kullarına dost olur. O zaman salih amel gerekiyor. Ayet celile, Araf suresinde yüz doksan altı. Bazen sorarlar ya, ya üçler diyorsunuz bu kim, beşler diyorsunuz kim, beşler mi? Var. Bunu demezler pek. Beşler de var. Yediler var, kırklar var. Var. Yetmişler var, üç yüzler var, beş yüzler var, binler var, on binler var. Mekke-i Mükerreme'de bir kimse geldi. Biz otururken efendim, dedi, bu deri üç yüzlerden biri geldi dedi. Bakın üç yüzler. Üç yüzlerden bir kimsenin dedi, ceddini, ceddatını saygı dedi. Hiç dedi Allah'ın izniyle onlara gizli kapaklı bir şey yok olduğu gibi en ince noktalara kadar, bakın gönlümüzden geçen ince noktaya kadar vakıf. Çünkü El Habiz bu en gizli düşüncelere bile vakıf olan Rabbimizdır.
Gönülden geçen değil, gönlün daha ya'lemus sırra vakfı olan Allah'ımızın Celle Celalü, bunlar El Habir, mutlak haberdar olan, o haberdar oluşu anlatılamıyor işte. Diliyle söylediği yok, kalbinin derinliklerinden geçiyor. Beyninin derinliklerinden geçiyor, onlara vakıf biiznillahi teala. Öyle onlar iç tebauhu derken seçilirken kolay mı seçiliyor? Bunun için Kibrid-i Ahmer demişler, bulunması güç. Evet, Messubin tabakasını bulursunuz. Bunlar olur ama bir şat ehli olan ayet olur. Evet, hep o rical taifesi dediğimiz bak hical diyorum, üstünde neler var neler var. İnşallah Muhyiddin Arabi Hazretleri'ni okursak orada görürüz biz ve hüve ve o Cenabı hak yetevelle salihin, salih kullarına dost olur. O salih kullarıyla tanışmasını ancak bu kadar diyebilirim. Efendim, evet. Bunun yanında mümini Hakiki nedir? İsterseniz okumadan söyleyin. Beytullah'ın kendisini tavaf ettiği insandır diyor.
Kim söylüyor? Eşşek Ebu Yezid Binül Bislami, El Nevvi, Tetihi Mekke ve Tapufu havlehu ve Terciuvela yeşurubi. İnşallah beyin zarlarımız çatlama değil de beyin zarlarımız açılacak bununla. Düşüneceğiz, onun için efendimizin evlatlarında ve Kamil müminler de kahkahahaymış, gülmeymiş. Tabii insan tebessümlü olur da böyle boş sözlerden hep ali olurlar çünkü dertleri çok büyük. Şimdi adam bakıyorsunuz bir hayvandan düşüyor, bir şey olmuyor. Mesela Allah'ımız korusun bir yavru köpekten korktu. Korktuğu için yola birden fırla girdi. Araba çarptı. Bak ezikleri var, çürükleri var, kırıkları var. Hayati bir tehlike yok. Ama bunun bir uçaktan düşmesini düşünün. Hiçbir parçası kalmaz. Bunlar uçak hiçbir şey mesafesindeyiz. Yükseklik olarak hiçbir şey değil. Onlar gönül olarak zaten oraya murakabesinde yedi kat semayı yok bilip bu dinmez ama diyeceğim size hep böyledir, söylediğimde utanıyorum.
Bura dinmez, bura dinmez. Çünkü Hacı Ubeydullah Hazretleri bana diyor Kuran'da bir harfin esrarı gösterildi, deryalar yatıyor, desem diyor hayatım gider. Burada biz en çok şunu hatırlarız. Essenet. Onların bildikleri ancak o kadar. Ha bu ileriye gider. Nasıl gideceğiz? Rafıtamız iyi olsun, muhakkebemiz iyi olsun. Yani üstadımızın çok güzel kardeşimiz o belleklerden ya da sohbetlerini çıkardı dinlesek hayran kalmamak mümkün değil. Çok güzel beyan ediyor. O kitabında da öyle. Hakikaten kıymetli eserler bırakmışlar bize. Biz içinde olduğumuzdan mı anlayamadık? Ne oldu cevap bize? Bunun büyük vebali var ama. Onu tanıyıp da dikkatsiz olmak bizim gibi vebali ağır olur. Efendim nereyi konuşacağımız önümüzdeki mevzunun çoklarından çokluğundan dolayı duruyor mu? Çok. Bu çok uzun. Biz önümüzde eserlerden birkaç hususu beyan etmeye çalışalım.
Hacı Zühtü Efendi dedem Rahmetullah Ali Hazretleri'ne geliyor. Onun kardeşi Mustafa Efendi burada müderrislik yapmış. O kasabada müderrislik yapmış. Vefat anı böyle gözleri ayrılmış. Belli ki Kelime-i tevhidi okuyamıyor. Bunu duyan abi ise hemen gelmiş. Çırpınıyor çünkü o esnada. Öyle bir müttaki ki şu kabağı kabağın böyle kabuklarını bile topluyor. Resulullah'ın sevdiği bir taamdır diye. Böyle riayet eden bir kimse. Son nefesi bakın nasıl. Abisi geliyor, korkma Mustafa diyor, korkma. Allah Celle Celalühü verdiği emaneti almaz oku Kelime-i şehadeti diye elhamdülillah teşvik ediveriyor. Bak bunun muhalifleri de var. Dedem bulunduğu yerde o kasabanın bir yerinde bir kimse son nefese gelmiş kelime-i tevhid okuyamıyor. Ağlayarak dışarı çıkmış. Oku demiyor ve kelime-i tevhidi hatırlatıyor. Onun gözyaşlarını gören biri der ki hocam hiç ağlamana lüzum yok. Bu kimse çünkü küfrederek geliyor.
Küfrediyor. Çocuklara diyor, ahırdan diyor hayvanları çıkardınız mı diyor neler sayıyor. Hiç diyor üzülme. Bu bir vakit olsun camilerde görünmedi. İbadet ve taatlerde görünmedi. Rabbimiz muhafaza buyursun. Fahreddin Razi Hazretleri, Rabiyyetü'l Adeviye, Sami Efendi Hazretleri çok kaydetmişim burada. Bunlar uzun sürecektir. Yalnız bir ayeti celilei cemile bu Enfal suresinde ayeti celile iki ila dördüncü ayet celleler, hemen kıza geçeceğim. Başlığımı söyleyeyim. Bu Ayet-i Celal'in izahında kamil müminlerin haiz oldukları evsaf-ı aliyeden birisi de farz namazlarını vaktinde ve şurut ve erkanı riayetle eda etmeleridir. Yani bize bize yol göstericilerimizin çırpındıklarından biri bu. En azından Diyanet'in İlmihal kitabını okuyalım. Ömer Nasuhü Bilmen hocamızın okuyalım. İşte söylerim o kitap listelerinde pek çok.
Oradan bakarız ilmihal kitaplarına hangisini arzu ederseniz, giderseniz okuyabileceğimiz şekilde anca böyle öğrenilecek bu. Şöyle bir arkada namaz kılsak da kılanları bir görürsek. Tadil-i erkan üç mezhepte farz bizde vaciptir. Vacib'in terki şehir secdesini icap eder. Nedir? En çok dikkat edilecek tamanine. Şöyle vücudun azalarının oturması. Mesela iki secde arasında oturduğu zaman dışarıdan bakan bir kimse herhalde bu hep oturacakmış gibi hissedecek. Ve rezzakı hakiki olan Allahutaala Hazretlerinin kendilerine ihsan buyurduğu rızıklardan zekat ve nafile sadakalarını fukaraya ve hayrata vermekten çekinmeyenlerdir. Allahutaala zikrolunduğunda kalpleri Cenabı Hak'tan havf eder ve ayat-ı celile tilavet olunduğunda imanları artar. İşte bu evsafı haiz olanlar hakkıyla mümin-i kamillerdir. Onlar için herkesin ameline, haline göre dereceler vardır.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam bu dereceyi innefil cenneti mi etü derece mabeyne kulli deracetin mi etüam. Cennette yüz derece vardır. Her derecenin arası yüz senelik yoldur. Hülasa bihakkın mümin olabilmek Cenabı Allah'tan korkmak. Bak Enfal suresinde iki ile dört. Cenabı Allah'tan korkmak, Kuran'ı okudukça imanın ziyade ve kuvvetli bulunması ve Cenabı Allah'a tevekkül ve teffizu umur, teffizu umur işlerini Allah'a ısmarlamak ve farz namazları eda etmek ve zekatı vermeye tevakkuf ettiği bu ayeti celileden müstefad olmaktadır. Nerdesin? Sami Efendimiz Hazretleri daha nasıl Türkçeleştirilecek? Müstefad dedi, istifade olunacak hususlerdir buyuruyor. İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan rivayetle Resul-i Ekrem Efendimiz bir kulda beş haslet bulunmadıkça imanını ikmal etmiş olmaz. Allah'a tevekkül, İbrahim Aleyhisselam'ın tevekkülü, oğlu İsmail Aleyhisselam'ın tevekkülü vesaire.
Allah'ımıza teffisi umur her işi yapıp neticeyi ona havale etmek, Allah'ın emrine teslimiyet havale etmek derken onun vereceği neticeye rıza göstermek, Allah'ın kazasına rıza imtihanına sabır. Bir kimse sevgisini ve buğzunu vermesini ve vermesini vermemesini halizan Cenabı Allah rızası için izlerse tahkikan imanın kemaline erer. Neslin için sevdiğin hayrı cemi nas için de sev ki o halde Müslim'i kamil olursun. El imanu, çok güzel tarih mevcut. Bununla da tamamlayalım. El imanu marifetün bilgalp ve gavlum billisen ve amelün bil erkan iman-ı kamil, kalp ile marifet. İşte bütün zorlandığımız bu. Kalbimizde tasdik edebilmek lisan ile ikrar, ifade aza-yı cevari yine diğer azalarımız da amel ilemekten ibarettir. Elhamdülillahi rabbil alemin el faka.