Bir ashamu keff var. Ben onu size çok haber verdim. Şimdi yetişemem. Bunlar kafirin zulmünden, taakdisinden kaçtılar, dağlara gizlendiler. Kefeş de, kaymış de çobanını biliyorsunuz. Köpeğiyle arkasına düştü. Köpek bizi buldurur aman köpeğini ayır dedi. Köpeği ayır önce yatarken yanına iletti. Köpeğe sahip ol, ben dinimi muhafaza etmeye geliyorum. Köpeği o leyledi teslim etti. Kendine eve köpek gelmiş yine. Etmiyor geldi. Götürdük yine kardeşim bu çakal görür, dilki görür, canavar görür, gürer. Aman götür tekrar götürdük yine geldi. Üçüncü defa götür canımız zorla yahut sen de git o da geçsin, Bizi tutturacak dedi. Yemliyeha, mekseline, misline, bernuş, debernuş, şahzanüş, kefeş detayyüş, kefeş detayyüş çoban, tekbire götür köpeğimi, köpek lisanı harp nedir? Ben kalbine böyle yine dedi ki siz ki gün kurduysanız ben de ona kuruyum dedi.
Ben sizi sevdim, ayrılmak beni seçmeyin, bu cana tokanır içlerinde. Canımıza bu tokanır, sana çok ayet okurum ve yumuncula ayet hadis almak. Daha çok da kalacak şeyi söylüyorum. Köpek böyle söyleyince gittiler beraber, Halep-i Zülcelal on tane hayvanı, hayvanları, o Nuh Aleyhisselam'ın develerini devede iki şerelerini devesini, İsmail Aleyhisselam'ın koçunu, İbrahim Aleyhisselam'ın danasını, Huzeyeri Aleyhisselam'ın merkebini, Peygamberimizin devesini, vesaitünü, karınca filan on tane hayvanı koç surlarında cennetten yayacak hayvan ama yeminden ayrılmalı için, yeminlerle hüküm kalktığı için Allah kıbleri, adamların eliyle amelinden bulamasını, adamların Allah diyenini Enfazit. Üç kişiler bunlar, serbest serbest çekeyim size. Şurayı iki işte, dağ dağları, dağda bir mağara çok rahmet yağınca yağmur çok hızlı yağdı, büyük bir kaya koptu yukarı dağdan.
Ayeti celilei celilesinde de Allah bunun tefsirinde de Allah'tan korktuğundan, kayaların arasından su fışkırıyor o kayaların göz yastığı diyor Allah. Kayalar dağda duramıyor, Allah'ın golfundan titrelediğinden yuvarlanıp yendiğini görmüyor musunuz? Bu hafızlardan birisi bu ayeti bana okuyabilir miyiz? Fıkta kaşe atılıyor musunuz? Ayet-i celîne bu işte, kendim değil mi yiyorum? Allah'ın korkusundan, ağaçların arasından suyu fışkırtırıyorum da şu gözlerine bak, taştan daha katı olmuş yani. Yani taştan daha sert oldu bundan sonra, kullarımın gözleri sununa kaset kulunun kalpleri siyahlaştı, gözleri taştan katı oldu, taşın arasından su fışkıriyor da etten gözyaşı dökemiyorum. Gittik Allah korkusundan şu gözünden yaş kesse cehennemde yerini sövün dürürüm diyor Allah. Millet cahil cahil yanırkana, Cibril-i Emin bir kagah su almış elinde, getirmiş. O ne ya Cibril.
Ya Rabbi bunları gözyaşlarını yere dökmedim, bu kadahin içine topladım. Allah'tan korkusundan şafakları avladı, onları yanacak yere dökeceğim de ateşini söndüreceğim diyor. Onun için yedinci katse, yedinci kat cehennem öteki cehennemden kadar şiddetli değil, Çünkü Allah'tan korkan kimselerin gözünün yaşını gözünün yaşı serpiliyor da orası serinleşiyor, hamam gibi oluyor. Allah gözlerimizi yaşattı ya rabbi sen beni bile. Etten yaş çıkmıyor kardeşim etten. Biz ne kadar kalbimiz kararmış ben görüyorum. Getvana gittim, Ertişe gittim, Adana'ya gittim, Cihana gittim, İzmir'de vaaz verdim, İstanbul'da verdim, Dağanlara da verdim. Hüngür hüngür ablaya yollardı. Bizim memleketin adamlarının gözü, pangadan para yiye yiye, faizden para ala ala, devesini haksız ala ala. İçi haramla dola dola baş olmuş gözleri yahu. Ben nevi nasıl tesir ettireyim? Neye bağırıyorsun bu hoca?
Babam geldiği tahta boyuna bağırır mı, dedin mi ardına düşer gelir. Ahsı keçileri her biri elin ekinlerine kavuşur da keçilere çoban bağırır. Benim bağırdığım şeriatı harrayı ahvediyenin füdüğünün dışarısına çıkıyoruz da, çık mal diye bağırıyorum. Yoksa niye bağıracağım? Kendimi neye yoracağım? Niye hastalanacağım sizin yüzünüzden? Yettim üç gün evde sürüm sürüm süründüm. Cemaat bana aşık dedim. Şimdi otopaçta taksiyle neyle gelirler. Hocam gelemedin geçmiş olsun gelirler mi? Birkaç ahbabımdan başka yüzüme bakan yok. Yine şu cemaat var ya birbirimizi sevenler bunlar ektis. Geri yandan 7 yok. Tükenmez etmez Ya Rabbi, bir şeye baştan yok, tükenmiyor ki. Tey yükü de yarım boy yok, Kuran'ı da yarım boy yok, mahcubum her şeyden. Acılığım branştılar. Başka yere yetmiyor hocam. O geldi taş boşa boşa mağaranın ağzını harbalan kap kapattı. İçinde üç kişi kaldılar, ağlamaya başladılar.
Üç gün kaldılar aç, bir yere aç. Dışarıdan yüz kişi, bin kişi gelse taşı kaldıracak gibi değil. O böyle diremik ne yok? Künü kıyamazlar, kaldılar içinde. İşte sağ olduk ya ancak kırk günde görebilirimiz açlıktan, birbirinin gözüne bakmaya başladım. Bakmayla olmaz, gelin Allah'a dua edelim dedi. Allah'a dua edelim, duamız inşallah kabul olur. Geçen haber verdim, yanım kaldı. İkisini dedim de dua et yemedim dedi. Bak buraya lazımmış. Malınızı zeketini hesaba alın. Allah böyle buyuruyor, bir afat gelmesin o memlekete. Hep zekat verin. Mevsümün mevsiminde rahmet lazım. Amma afat ya bahçaları çağılılar dolduk lazım. Zekat vermediğimizden böyle oluyor. Sadaka ile de hastalarımıza şifayı sadakadan arayın. Dua, dua ile de belayı reddedin gelmesin. Kardeşim birer dua edelim de Allah belki şu taşı kaldırır başımızdan dedi. Vehb kardeş sen bir dua et, hemen ayarını öpeyim ya. Bir dua et, ne var?
Benim Allah'a ne lüzum yok ki ağlıyor, kalp incelmiş, bir akabıl olur daha. Gözü ağlıyor. Yalnız dedi, anam babam var dedi. Anam babam var, beş on tane balımız var, keçimizde varımız, daha yaymaya gidelim, getirir sağdırır, bir şekilde ilki anamı babamı doyurur, ondan sonra çocuklarımı doyururdum. Böyle anama babamı hürmetliydim. Bir gün geç gelmişsin, ortalık kara gün yok. Bulanır, geldi mi de yatsı olmuş, yatsı yıkıldım, hemen suyu pişirtirdim. Koltuğumu ekmeğe aldım, el mesuyla aldım, koştum ki anam babam sıza kalmış, uyumuşlar. Acep uyandırırsam kırar mıyım diye korktum anamdan babamdan. Acep uyandırmazsam kendileri uyanır da, yılan sokunu uyur da at uyumaz derler. Uyuyamazsa, uyanırsa çocuğum, benim bizim yemeğimizi getirmemiş dedim. Dedim. Geç geldim ben yatsıya yetiştim ancak bilemedim halamları. Bişiktirdim akşamdan beri başımızda dineliyorum yatsıdan beri.
Anam babam bana kırılmasın da şu sütü şu ekmeğe yedirdiğimde, ondan sonra çocuklarım aç içinde ağlıyor ya ağlasın, onların zararı yok. Yalnız anam babam ağlamasın derim. Babam ekmeğinizi yiyin yavrum, Allah senden razı olsun dediler, ağlaştılar. Ya Rabbi hiçbir amelim yok ya, anamı babama razı ettim, benden razıysam şu taşı geriye çek deyince baş bir geçeniverdi. Kaf üstüne bağırdılar, kafaları olmuyor. Aman ortancın kardeş, duayı sen yapacaksın şimdi. O da duaya benim bir yüzüm yok ya dedi, ben ziraatçıydım. Hekim pişirirken öğlenleyi bir ırgat geldi. Kuran-ı Kerim'in hikayesi bu. Bu. Bir ırgat geldi, ırgat dedi ki, o ırgat dedi ki ha gel de içeyim, hayatım aradım bir iş bulamadım, evet giymesem demiş dedim, Cirdiramla alan çok pehlivan, Ora'yı çok özel çalan, özel biçen bir erbabıymış, öğünde bir ekin biçti ki, onların sabahtan akşama kadar biçtiğini ona biçebildi.
Yani onlar kadar da o biçti. Akşam olunca ücretlerine dağıldı ya, Belki de temam ver, gördün yanına alır, onlar kadar da benmişim. Fakirlik yaptım, insafsızlık yaptım, cimrilik yaptım, yarım verdim, tüm vermem dedim. Gitme dedi, gitme dedi yalvardı vermedim, küstü gitti. Almadı hakkını. Ben böyle insafsız bir adamdım. Lakin o gittikten sonra pişman oldum, ona bir bilek zahra buğdayı ettim dört kişilik, o bindi onu biçtim sürdüm soğurdum bir inek aldım inekten ikiz bir erkek bir dişi buzağı ötekinden bir buzağı ötekinden üç, beş derken iki yüz kadar sığır oldu yirmi senaya kadar. Bir gün bir av sakallı adam geldi Esselamü aleyküm, ve aleyküm selam. Biliyor musun bir gün eylemliğe erken biçtiriyor da, ben demiştim de yarım biçtin diye katkımı vermedim. Yarım girdim şimdi çocuklarım aç kalma. Allah rızası için yarım biçtiğim hata ver de çocuklarımın karnını doyurayım der.
Elimden tuttum götürdüm. Şu iki yüz sığır çobanla beraber senin oğlum dedim. Ertim biçtim, kaldırdım inek aldım, çoğalttım tosun, bu aralar oldu, hiçbirini satmadım. Şimdi bu inekler, bu sınırla, bu öküzler senin haydi götür. Sen yarım şeyi vermedinle bunu verir misin beni aldatma. Vallahi yerdim, pişman oldum çünkü derim. Ön buna kalktım, nötrdüm kendilerini kendilerini, iki vicdana sığınır. Ya Rabbi bu Hakkari ayet ettiririm, böyle çoğalttığım rızana muvafık gelse çek ta şirkete. O duaya ben ne diyeyim benim bir dua edecek bir işim yok, ben baştan küfrü halinde bir Yahudi'ydim dedi. Yahudi halimde İslam'dan komşuların varlığı dedi. O komşularından aç kalmışlar, gece kocası yıkılmış ağzından köpük geliyor. Beş altın öyle çocuğu ağzından köpük geliyor. Ben ayaktayım bir lokma elden yedim, ekmek eğürdüm diye ettim ayaktayım. Hanım dedi bana bir ekmek olmayan Allah rızası için dedi.
Çocuklar bizi dövdürmeye yerim geldi, gece yarısı çıktım, o yahu benden, ben yahudiyim, benim evimden başka bir yerde bornozlık yok geldi, kapı çat çat çat çat. Kim diye çıktı mı komşumun güzel bir kadını, Müslümanın kadını, kapıyı buluyor, ne hanım dilerim. Hocam beş altı adet çocuğu ayrıktan gönderiyor, elimden ayağını. Ne yaparsan yap bizim karnımızı doyur, gel içeriye gel içeriye. Bana geldiğini teslim et zina edeyim seni de ondan sonra vereyim. Benim Uhud haliyerim kocamın hakkı. Kocamın hakkına tecavüz gidip de zina edemem. Evmeğin yerinde kalsın, aygıttan geberelim biz. Ben dambüşumu güvenemem dedim. Koydum gittim, kocama vardım. Bulamadım ne ekmek, ekmek ejderhanın ağzında dedi. Ne diyorsun sen? Ekmek ejderhanın ağzında Yahudi diyor ki hırsını teslim edersen sana ekmeğe veririm diyor. Irzını teslim etmezsen bir lokmacın ekmek vermek, zaten biz sizin fırsatınızı arıyoruz.
Namusumuzu, daha doğrusu bir Yahudi, nasranı, komünist bizim içimizde anarşik yaratır, hırsımızı, namusumuzu elimizden almaya çalışıyor. Bizimle aç Müslüman, Dinini, Muhammedini, Allah'ını seversen altından vazgeç, İslam olarak bir araya gel. İslam birleşsin, kafirler fırsat vurmasın diyorum sana hoca yüz yemin versen, ben sandalyenin aşığıyim, paranın aşığıyim, ben şöhretim aşığıyim, ben öyle parkına yemin girme ile değil ile beni kurtaramam. Sen Araplardan Muhammed'i vasfetsen, Ebubekir Sıddık'a vasfetsen, O Mar-ı Mutaire'de vasfetsen, Osman'ın Zinnureyn'i vasfetsen, Aliyyen Murtaza'yı vasfetsen, Milade Habeş'i vasfetsen mühendis gelmiş de seni ümmetçi görüyorum ben. Sen Araplara ne yalnız meyyasın, ben o bu hatmedin ayağına kurban olayım. Ben o sıddık ile ranzamın ayağına kurban olayım. O diyor ki yine türkü vasfedeceksin. Türkün neresini vasfedeceğim?
Kuran onlara yendi ve tam onlarda, dediğine onlar da, cennet onlar da, arşa susam onlar da, Cebrail onlar da, acayip onlar da, her şey onlar da, ben onların için yönüyüm. Senin aklın başında yok. Sen cemaatinla beraber cehenneme ayılsın. Beni sızlatman, beni anlatmam, beni öldürmen kürsünün üstünde. Bizi sen kurtar bunların şerrinden Ya Rabbi. Sen kurtar Ya Rabbi. Sen kurtar Ya Rabbi. Buyur eşedi. Bir dakika. Kocasına vardır. Demek ki ekmek ejderhanın anzında, benim namusumu isteniyor. Ben sana danışmayacağım kocacığım. Hırsını teslim edeyim de ekmeği alayım geleyim mi? Yoksa açlıktan görelim mi? Kadın bana demeden ne olur sen böl, sirayet de tek etmek geçir dedi. Yani Allah aşkına terbiye etme ya Rabbi.
Ben diyor vardım diyor, benim yanıma geldi diyor o üçüncü arkadaşı değil o Ashab-ı Rahim'den taşın altından alanı, elin açlıktan titriyorsa ekmek yine ondan sonra sına edeyim seni devirliyor. Ya Allah'tan korkuyorum da, seninle Allah'ın huzurunda çok mu varurum diye korkuyorum da, Evliya Deresi, Yahya'nın Deresi, ziraiden kadınımız erkeğimiz duyuluyor. Buraya rahmet düşmez bela gelir. Bunları tükürüğümüzle geberdi, tükürseniz geberir bunlar. Yine Allah'tan korkuyorum da, bir gavurla çatışmış da, huzuruna Allah'ın geldi derdi korkuyorum diyelim böyleydi Allah. Estağfurullah. O Yahudi diyen girip giriyor. Bacım ihmal ettim ben, şu yanıma düş bir sofra ekmek, birçok peynir van, bir çuval, un, sırtında götürdüm, kocasının ağzını, aç ağzını dedim, açtı, doyurdum, çocuklarını doyurdum, hem zina etmedim, hem İslam oldum hem aç doyurdum. Şu DAŞI PEM çekeceksin buradan deyince diyor.
Taş çekildi, tüm çekildi. Çıktık ki diyor aşağı doğru yuvarlanıp geliyor taş diyor. Kurtulduk gittik böyle diyor. Ben anadan babadan haber vereyim gelirken buralara gittim, zeketten haber vereceğim, imkanını bulamadım. Yalnız dün kardeşlerime söz verdim. Namaz da hac gibi tarz, Kelime-i Şahaat de bunların üstünün örtüsü, iman olur. İmanımızı tezalen, eşhedü enne Muhammeden, Tam uşağa zamanında zekat farz oldu. Onların zamanında gökte biri farzıdır, Peygamberimizin hürmetine kırk da biri farz oldu. Ümmeti verdiği veremez değeri cehennem olurdu. Anladınız mı? Yani mükafatlar burada şimdi kağıt var ama esen ne okundu? Sabırsız cemaat olduğu için de yazlık olur. Onun pazar çıkıyor memur kardeşlerimizin evvel dairesine, içine örtüsuyor her zaman onlar için keskesiyordu. Sağ olasın işte yanlara kimse gelmiyor ya eski gelenler.
Efendim meraksızın selamet ayrı, Adalet Partasının camisi ayrı, Halk partisinin camisi ayrı öyle değil mi bura da Türk'ü, Türkeşki ayrı. Hayy yavrum. Camileri derken var, gençlerden başka kimseyi göremiyorum, bu camiye geliyor onlar da. Hiçbirine var diyorlar diyorlar. Soruyorum. Allahü Ekber Allahü Ekber gelir mi diyor. O zaman diyor giriyor diyor vaaz duymayayım diyor. Ne hain oldu bu millet biliyor musun sen? Allah ıslah etsin, Allah ıslah etsin, Allah ıslah etsin. Amin. Allamayı getir. İşte orada Tahir Hoca geliyor deyince yol ayırdı bu ne kadar bu millet, borçlar karşılandılar bu kadar karın üstünde. Aha diriler dinle, milletvekili o. Ben bu Ümmü'ün köşesindeki gelir şerefimi dayı dilerim o zaman. Milletvekillik ne dedim yanında? Milletvekili Allah'ın vekili. Allah'ı bunu da Allah'ı razı ederse, bak size açık söylüyorum.
Sevginizi elden almamış diyorsunuz ya, ben bir kulumu seversem, Cibril'i çınirim. Ya Cibril gel, su kulumu ben seviyorum yeryüzünde sen de sev. Ben de severim diyor. Bütün meleklere çıkıyor, kumlar da sevsin, bütün melekler de sever onu. Ondan sonra, o melekleri sevdikten sonra yeryüzüne de Çin. Mümini kamilin kalplerine sevsin onu, bir tarafı Van, bir tarafı Muğla, dört köşeden ziyaretçisi geliyor, peygamber de geliyor, ihbar edeceğiz, filan edeceğiz, yüz türlü bile arıyorlar, o sevgiyi arabanla bir ziyaret getirmeseler de o sevgiyi semadan Allah gönderiyor, Allah diyor. Takdir-i Huda, hurbe-i bazu ile dönmez, bazu, bura. Allah'ın takdiri bilekleyenle dönmez, bir şema ki, bir çıraki Allah yaka, bir ye içine sönmez, kimse o çırayı söndüremez. Güneşe üfür dur, yarese, Yarasenin üfürdüğü ile sema da güneş söner mi? Sönmez. Hocalarınla kokuşma Bülent, evliyalarınla kokuşma, neon olmak var.
Sen köpek gibisin o zaman. O makine, iltizar tekerinin altına seni bir ara alırsa yolda macin eder seni. Hop dur hele, hiçbir hoca ile imla araşma, sümlüm sürüm sürüm, ya filan eğer bir şey olmadı, filan olmadı mı? Olmadıysa firavun tabiatli olur. Ahirette olacak, daha zor bu. Hasan Hüseyin Efendimize şehit edenlere birisi demiş ki bunların başına felaket gelmeyen kimse kalmadı deyince ihtiyar ahtı diyor, ah sakallı diyor. Ben demişti o Hüseyni öldürürken yardım edenlerden idim. Hiçbir başıma sıkıntı da gelmedi. Niye yalan söylüyorum demiş. Adamcağız çok mahsur olmuş çünkü hasta varmış derginin ama o kahlasıcıya Allah ahirete ceza vereyim diye ceza vermemiş, belki olur diye. Bir dahaki çırayı anıyormuşmuş, Elif beni daha iyi yakayım, idareyi daha iyi yakayım diye kalkmış da umarıyormuşmuş. Allah oradan, oradan ne olmuş?
Oradan bir ata, bomba gibi ataş fırlatmış döşüne, döşünde ateş mutlusunuz, bütün vücudunu kovalamış, söğüt düğmeye çalışmışlar, imkan yok. Orada bir su varmış, suya kendine atmış, hem boğulmuş hem de yanaraktan gebermiş, gelmiş. Söylenecek söz çok vardı. Lakin vakit geçiyor.