Nuh aleyhisselam Allah Allah demiş. Anne tufan bitti. Halbuki dağların en yüzeyine çıkıyor o surlar. Rabbimiz Kamer suresinde biz göğün kapaklarını açtık buyuruyor. Bakın az bir şiddetini arttırdığında silsile gidiyor. Dönümü yaşıyoruz. Yarım saat diyor, devam etti. Yarım saat devam etti. Erubar hiçbir şey kalmadı diyor. Allah'ın güç ve gurbet sahibi. Kim de belirleyelim ki. Onun için sığınacağız, Mevla'mıza sığınacağız. Başka hiçbir çaremiz yoktur. Ona sığınmadan başka çaremiz olamaz. Burada Nuh Aleyhisselam essaynı Semanın kapakları açılıyor. O zalimler diyorlar ki işte Noel açısından Urfa ne olacak diyor. Ona döküyor. Bir asayı asa, işte bir metre, iki metre ama dağların yükseğine ulaşamaz. Oğlu Kenan da bunu söylüyor. Ama Rabbicül Kel abimiz onu dağların ta tepelerine şeyine kadar bu güç ve kuvvet sahip olan meblağ götürüyor.
Eğer burada çevremezsek ibadet ve saatte müşirinizin de şiirlerinde geçtiği üzere sürünmek lazım diyor. Göçlerini diyor, yerlere sürmek lazım. Sürülmek lazım diyor. Aşk diyor, muhabbet diyor. Bu bir edebiyatta nedir? Mübalağadır. Şu döşsün, döşlerin yere derken azim de gayretle, şapa ile ibadet ve taatimi en güzel şekilde yapmaya gayret. İfrak edeceğim ibadet ve taat Cenabı hakk'ın razı olduğu şekilde olsun diyor. Burada terlemediğimizde, hadis-i şeriflerdir buyuruluyor ki o mahşer anının şiddet ve dehşeti haber verirlerken terler çok bağıdır. Diz kapağına kadar göğe, hatta ağızlarına kadar geliyor. İnsanlar diyorlar ki ya Rabbi bizi bu ter denizinden korkar da cehennemine al diyorlar. Böyle bir azaba, ikabe, cezaya girmemek için burada bir asil. Burada bir daire şu ömür bir de en büyük bir nimet. İkinci defa gelişi yok, mümkün de değil zaten. Devre ile giden gelmiyor acayip ne iştir?
Burası kuştur. Yolu yok kuştur. Giden gelmiyor açık değişir. Neymiş o açı? Her şeyin tek tek hesabı var, aklımız konusu. Bir kardeşimizdi, Ben diyor Evrad Ezkar okudum, bölüm tefekkürünü yaparken gözüm yumdu, kendimi mahşer meydanında vurdum. Dayanacak gibi değil diyor, anlattı. Tahammül edilecek gibi değil. Böyle sorular geliyor diyor, böyle sorular geliyor. Durgun kaldım diyor, oha, küp değil mi? Medine-i Münevvere'de de kıymetli Bunu arzu ediyorum. Bir otelin giriş yerinde gördüm. Döndüğünü açtı, Öyle bir söz söyledi ki çok konuşmaya gerek yok. Dedi, günahlarınızı hafifletin. Yeter. Ya ebade diye, Aleyhissalatü Vesselam efendimizin işte günah gününüzü hafifletin diye mümkündür. Yol, kuştur. Aman daha günah yüklerinizi hafifletin kolay değil. Bunları duya duya büyüklerimizden işte işte, gönülümüzü de onların sözlerine çünkü o sözler bir nurdur, hazır bir hale getirirse faydalanırız.
Bizim büyüklerimiz mürşid-i kamil diyelim. Allah'ın veli kullarının huzuruna giderken hazırlanmadan bitmez. Burada güzelliği bakın kıymetli bir zat. Her zaman ortaya çıkıyor. Sohbete gelecek, dedi ki ben hemen gidemem dedi, hazırlık yapmam lazım dedi. Orada dedi, ne güzel sözler duyacağım ki dedi veya söz duymayacak, gönlünden hüsranda bulunacağım. O ikramları bir de kabul edebilmek için, gönlüme tamamen yerleştirmem için, kalp arsasını hazır hale getirmem lazımdı. Çünkü orada ilahi rahmet de yağacak. İmamı Gazali Rahmet Hüda ihbali Hazretlerinin buyurduğu gibi, miştahatı nübüvvetten nübüvvet nurundan tohumlar da ekilecekti, bunu ibadet etti. Her türlü davranışımızda, her halimizde hac taati ona tevekkül etmek ona teslim olmaktır. Allah'ımızın takdirine, hükmüne razı olup teslim olabilmek. Görürsünüz, çok da sıkıntılar olduğunu müşahede edersiniz. Çünkü şeytan o yola çıkıyor sanırım.
Çıkıyor. Şaşırtmak için çıkıyor. Çünkü hactayetin biz beden heyecanla dikkat ederek yapabilirsek annesinden doğduğu gün gibi oluyor eğer haklar, hukuklar, Ferahizi ilahiyeyi yerine getirmiş isek. Ondan dolayı devamlı şeytandan bir fit bul örülüyor ya şeytandan bir fit. Yattığı zaman Allah'a sığının dururmuyor. Karlık çıkmasınlar diye bir asansörde bulunsanız, birisinin gözüne şöyle bir dikkatli baksanız, onun hali de değişir. İnsanlarda bir yerine göre asabiyet meydana gelir. O hakim serin dediğin insanlar bile böyle asabi, öfkeli, sinirli bir hal ağı geliyor. Ama biz burada Hilmiye sıfatını elde edersek Tevrat ve Ezkarımızda, o zaman burada ne yüksek olguta öyle koruyoruz. Ve dünyanın alakasını keserek ifadeyi uygun görmediğim için diyemeyeceğim. Üstün böyle meblağlarla, hilelerle hal çarpmaları var. Bunlarla olmaz diyor.
Gençlikler olmaz, kuvvetinizle, arkadaşınıza vesairlerle, bineğinize buna güvenmeyin. Allah'a şükür vermeyin. Allah'a şükür vermeyin. Onun huzuruna varacağınızı unutmayın. Öyle olur ki belki dönemezsiniz. Bunları hisse vererek hazırlık yapın ve ahsiniz sohbet ve yok arkadaşınızı ve ahsenus sohbet. Siz arkadaşlarınızı en güzelden seçin. Bu evvela arkadadır, sonra da yol derler. Arkadaşımızı iyi seçeceğiz. Hayalında bir kimseler olacak. Şu bize orada yardımcıdır. Allah'ımızın mallarını bildiğinin ahdini tazeleyin ve ve Cenabı Hakk'a yakınlığı temin edin. Bedber ve bir müzdelide. Müzdeleye de vardığınız zaman bu müzdelide Allah'ınıza sizin yakındığınızı temin etsin, ilahi korku hasıl olsun. Ruhunuzla meleki dağa çıkınca, arabada çekince siz o çıkışı sadece beden olarak düşünmeyin, ruhunuzla en üstün mertebeye ulaşmaya gayret edin. Ve derler.
Kurbanı keseceğiniz zaman da siz dünyaya olan arzu ve isteklerinizi, nefsani duyguları boğazlayı. Başınızı tıraş ederken bu tıraşınızla siz iç ve dış hata ve kusurlarınızdan da telaş olun kurdun. Harem bir şerri de girdiğiniz zaman, siz Allah'ımızın korumasına, Allah'ımızın muhakkakasına ona sığınırım. Çünkü kendi elimizle yapacağımız bir şey yok. Ben de üstadimize göre ama Cenabı Hak, bizdeki samimiyet ve ihlası ölürse onun yardımını hiçbir şeye benzimlersin. Cüneyli Bağdağı değil Hazretlerinin orada hads hususunda çok güzel sözler var. Yalnız bir hususu ifade ederken hads için usul abdesti alınır. Bunu şu şekilde anlatmışlar. Su ile yıkanmak, buyuruluyor, işaretiyle tövbe ile kalplerimizi arıtmaktır.
Birrama gibiçe anlatırken bu elbiseyi çıkarıp, o iki, bir, beş parça diyemem adına, çünkü muhterem bir taattir bu, ona bürünürken çıkardığımız elbiseyle öyle olacak ki hasetlik kim ki birden gönüllerimizden çıkacak ve daha uzun.