İman Yolculuğunda Nefis Terbiyesi ve Ruh… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İman Yolculuğunda Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması
İman Yolculuğunda Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Daha ne ala ashabına. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin, müminat, Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, atrama-i taallukımızın ruhu tagibelerine, damdan başında kadar hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna üç İhlas bir Fatiha. Padişah. Horasan padişah. İşte zevkimden keyfimden…
Daha ne ala ashabına. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin, müminat, Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, atrama-i taallukımızın ruhu tagibelerine, damdan başında kadar hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna üç İhlas bir Fatiha. Padişah. Horasan padişah. İşte zevkimden keyfimden padişah olduğu için bir gün yatağında yatıyordu. Mamul nöbetinden kıl kıt hırsız geliyor. Kim o var olursundan başında deve getirdim deve arayan. Hep ibret alalım işte böyle düşünelim yani. Kıssadan hıfta almak lazım. Deve damın üstünde olur mu? Deve damın üstüne çıkar mı? Bunu akıl kabul eder mi? Deve damın üstüne çıkmayacağını biliyorum da yapan içinde sabaha kadar gafletle yatmakla Allah'ın rızası bulunur mu?
Yani bakayım kaza namazı kuluyum, teheccud kuluyum, istiğfar okuyun, tövbe edeyim, Allah diyeyim, ibadet edeyim demiyorum da yatakta uzanmışsın gocumun padişah her şeye aklın yeter de Allah'ın rızası dün ayağını uzatıp yapma ile bulunur mu bulunmaz mı diyor. Ben de senden soruyorum diyor kaybolup geliyor. Sokağa kadar içerisine gelip kataş, dışmış, dağılan. Uyuyamıyor, dönüyor, ağlıyor ama ibadet de inemiyor. Alıştım de yani. Öyle sen. Alıştım onu da yoldan abdestını alıp, namazını kılın, seccadeye oturup gözlerini yumun. Mevla'ya boyundurdur, gözlerinden dürtme herkese nasip değer. O Allah'ın bir dürtme. Allah alemi ervahta bize nasip etmiş bu mesleği. Yoksa en azından onu yapacak derler sabaha sabah arabasına iniyor. Kaf kere altın kaptanlı cariye ümmetli bir tane altın kaptanlı gerisinden seksen tane Şöyle onların arasında geliyor. Erkani devlet gaspına geçiyor.
Hem de dusun, padişahım. O devir yani. Tahtına oturuyor. Bir kat bul diyor o ataş, O sıkıntı, o geceki çektiği meşakkat. O ağır duyduğu sözler onun üzerine oturuyor. Bakmışlar ki kapıyı birisi açmış. Milleti yarıp geliyor. Ne bekçi ne geçebiliyor? Geçebiliyor, ne polis geçebiliyor, ne jandarma geçebiliyor, ne muhafız yere biliyor. Dolu gelmiş buraya elini koymuş masaya. Ne yavrum ne İstanbul'a mıymış bakmış şöyle vaziyetine akşamlı geveciye benzer çorabını dışından çekmiş. Bir de aba giymiş sırtına aynı devedeki gibi. Ne yapıyorsun oğlum sen ne ara burada benim bu şeyim serayımda şeyimle? Ben hana geldim diyor. Sen tanıyor musun diyor. Evet. Ben hana geldim diyor. Bura han ne olur bura benim serayü hümayunum. Yani bura serayü hümayun demiş. Sen öyle anne zannetme. E senden evvel kimin yazıyor demiş bura. Benden evvel demiş baban mıdır? Babandan evvel kimin yazıyor demiş. Edemedi. Mi?
Dedemden evvel kimin izi kertimin. Daha iyi geçmişlerimiz. Padişahlık evlattan evlalar kalırdı, böyle hisseden gelirdi. İşte ben hanım olduğunu ondan bildim. Biri gelip biri gittin mi oraya hantirler. Hiç kimse mağrur olmasın. O birisi gelir sopisi gider. O birisi gelir sopisi gider. Bu düşünce kimseye kalmaz, karşılaşacağız. Onun için biz ibadetimize, itaatımıza bakalım her şeyi düşünüp kafamıza sıkıntı etmeye çalış. Allah rızası için sıkıntı. Yani bir hocamız olarak, babamız olarak, soyad amcamız olarak hayırlı iyilik onlar kimsenin aleyhinde diyerek inan şurada sohbet olur, gönüllerce oldu. Daha bir defa kartı lafını kesmiş diye ve şu da olur, umdur olur. Ne lazım bize onlar lazım değil. Bize ahirete girerken iyi ki Allah'ın rızasını bulup ölürken Allah, Allah diyor, imam da ölmez. Bu dünya bu dünyevi bildiğiniz gibi değil. Nasıl?
İman Yolculuğunda Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İman Yolculuğunda Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Daha ne ala ashabına. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin, müminat, Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, atrama-i taallukımızın ruhu tagibelerine, damdan başında kadar hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan kardeşlerimizin ruhuna üç İhlas bir Fatiha. Padişah. Horasan padişah. İşte zevkimden keyfimden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani seninle konuştuğum şeyleri de Nuh aleyhissalatü vesselam Efendimiz bin elli yaşına vardı dokuz yüz elli sene peygamberlik etti. Çakkası Kuran-ı Kerim'de. Nasıl geçtin dünyayı diyor iki katlı ham buldum buradan girdim, şu kapıdan çıktım gittim. Bin elli sene yaşadığımızı o kadar biliyorum. Dünkülere dedim oturuyoruz, Kuran'ı gibisiniz, değil mi dedim? Evet, Bir ay sonra Fatiha çekilecek. Efendim, iş bitecek çıkıp gideceksiniz. Hiç oturduğunuz belli olsak mı ya? O gün haftada oturmuştur diye hiç belde olur mu? Gerçek gider hayat bunun gibi. Üstadın hayatı diyor bir insan suya gömülür de böyle bunalır. Kafasını çıkarıverir sudan çünkü burnuna kulağına su girecek çıkarıverir. O suyun içindeki durduğu dünyadaki duruş kafasını kaldırıp erişir ahife geliş olacak. Allah cümlemizi imandan ayırmasın. Amin. Yine açılır değil, bütün tek kişi kalmayacağız hiç. Böyle kaç defa doldu?
Boşaldı böyle. Yiritapa. Dünya doldu doldu. Kır hıpırı hırına doldu. Adem Aleyhisselam bin sene yaşadı. Havva annemiz bin, bin sene yaşadı. Nuh Aleyhisselam bin elli sene yaşadı. Şartların çok şeyi var huzurdan haşa efendim yaşı var. Piravunun birçok yaşı var. Her yetmişler, yetmişlerde de. Yüz kalacağız her imkanı mı var? İşte bir sır Allah gaflet uykusundan uyandır. Gaflet uykusunda hep. Hennesim uyuyor diyor peygamberimiz. Yani gaflet uykusunda uyuyor. Ölünce uyanıver. Bir anmaz tavşan namazı yeter. Hiçbir faidesinin göremem. Ölünce uyanmanı. Bu sözler tahrik ederek bizi uyandırsın diye konuşuyoruz. Hem dünyalar kadar uyanalım bu işi ibadete itaati yerli yerince yapalım inşallah. Allah'ım gafletten şimdiden bizi uyandırsın. Amin. Gelir rahatsız oldum ben. Haklarımı çekin dedi. Vezir guzara çıksın dışarıya. Bir o an çıkalım dedi İbrahim Gine'den. Onun gitti ya. Hanbeli gitti.
Hüzün Ali'yi. AŞANKI İlyas aleyhisselam'mış damının üzerinde gezen. Burak Hızır Aleyhisselammış. Yani gelip bunu irşad etmek istiyorlarmış padişahı. Hızır'ını, İlyas'ını Allah'ımız gönderiyor. Atlara binip de giderken, sana hamdolsun, Nurdaş, üstadın ellerinden çıkmış yazı tezkiretül evliya'da. Ben bunu birden nefaklı şeyde, Müzeki nüfus kitabında o çok gençliğinde okumuştum. Daha acı bir şeyler var onun. Öyle yazılmış. Atın nehrinden inteba ya İbrahim, böyle ses gelir. Boşuna şart bakın kendi atın ehehinin karşından geliyor ses. Uyan ya İbrahim, yeniden bile ışık geliyor, duymaçadan geliyor. İlşat olmayı istemiyor, yola gelmeyi istemiyor. Tefekkürcuk daha gittin mi? Ya İbrahim Siz. Ya İbrahim öldükten sonra uyanmak faide gelmeyecek. Deyince bir daha kafası böyle bulamıyor. Koca padişah, delik padişah. Bakmış ki diyor: Geyik çıkmış evine saf, getirisi değil.
Hemen şeyini hazırlamış okulu vuracağı zaman geyik geriye dönmüş. Allah seni o, oğlan için mi halk etti yoksa ibadet, itaat, Allah'ın rızasını bunların için mi seni halk etti? Yani hiç düşündün mı? Demiş. Ah Ah be, canının yerinden yadırdır kısıtı. Attan kendini aşağı ateş etti. O çengelli elbiseleri yordu yordu. Ben istemiyorum. Bunları dedi, çobanı varmış oraya. Gel çoban, dedi. Aşları sen giydir. O kef hele hemen taktırma bana ver dedi. Başlarından melekler ağlamaya Ya Rabbi. Doğru diyorsun. Padişah bütün geldi elbiseleri yıktıtı, yıktıtı da şimdi çobanın kefeneğiyle takkasımın altında kaldı. Melekleri ağlattı yani periftahlar diyor çıkır çıkır ağladılar. Allah şefaatine nail. Ha. Sevvak kavusun. Bir tane daha üst tarif edeyim. Bunu ayak üstün Konya'da on sene izler konuşmuşum. İşte yüksek İslam enstitüler, müdürleri, yoktur vay vallahi, neler, alikemallah, derim. Çok.
Kız, saat, gizli saat ikiye kadar sohbet edildi. Hani çok güzel sohbetler edildi. Ama keyfimizde de var. Bizi ne olur bir konuş dedi. Ayağa bakınca İbrahim'in elinden hatırıma geldi. Konuştum. Beş tane evlat sürmüş konuşmam. Onun ya arasında kapışıldı böyle. Tabii ucu Urfa'ya varmış. Almışlar ben de iyi beğendim kendimi de aldım şeye değve işte başka yanında nişanım da yavaş bulacak. İyi geldi bakalım. Bilmeyenler kabiliyetleştirsene sözler beymatılaşır. İbrahim dünya elbisesini çıkardığı ahiret elbisesini geliyor diye ağlıyorlardı. O cepheyle ile gittiler. İnan o halinde birisi köprüden düşmüş de vurdu bismillah deyince adam suya düşmedi. Köprü leşiğin arasında böyle sardı. Hem hemen böyle keramet keşif zuhur etmeye başladı. Gittim. Hasebi ve belhi hazretlarına benim şeyhim oluyor. Kendime ben onu zannediyorum. Siz dedi çok safayla yaşanmış bunu cefa etmek lazım size.
Dağdan odun getirsene. Zıplağımıza da dağdan odun getir de tekke de yahsın var dedi. Peki dedi. On sekiz sene olunca sırtında buraları yara olmuştur böyle. Padişahım emir tutuyor böyle. Size Kalikatı Aliyyenin adabını da konuşmuş oluyorum bu sefer. Bir gün on sekiz sene sonra geldi diz çöktü efendim bize himmet buyurun üstadım, dedi. Şeyhın demisi değişti. Şahsı değişti. Canı sıkıldığını bildiğinden kalktı yiyip baltaya aldı koydular dedi. Hatil için orada. Hatil da dedi ki bu dedi adam dedi bu İbrahim dedi bu işten yıldım demek istiyor. Odun çeke çeke öldüm, bana himmet et tezahürin, olsun bu oğlan odundan demek diye kalbim de bu vaat dedi. Çıkışı görüyor onlar ayna gibi. İkincisi sen himmet edecek vakti bilmiyorsun himmet et ben himmete layık oldum, aktarıldım, ikilemdim, üşendim, tohum atılmaya layık oldum demek istiyor.
Bir bostancı, bostanının dikim zamanında bilir, çapa zamanında bilir, sulama zamanında bilir. Demek biz evlatlarımızın himmet edilecek zamanını bilmiyor da bize bu adam öğüt virdiğinden hata ettireceğiz. Yani hiç seslenmedi bizi himmet ettirmiş ya arası bütün usüllü çıkıyor böyle. Şimdi bunu da dinleyen arkadaşlarımız var, dinlemiyorlar. Ondan sonra bir cehne nispet etti. Sen demir bir ayakkabı giy ayağına İbrahim oğluna girerken yetiştiğin yerde ayağının gökçesi yalınayak gider gökcesine bas. Seslenmez bir şey demezse vücut duyunca bir daha bas dedi. Seslenmez bir şey demezse vücut duyunca bir daha bas dedi. Seslenecek olur bir şey diyecek olursa dedi ipi paltayı elinden al gel dedi. İpi paltayı elinden al gel haydi oğlumla seni men etti. Sevmeyeceksin. Sokağa hizmete layık değiliz. Böyle niyazıp gördüler de adam oldular.
Bizim arkadaşlara diyor, küçücük bir hakkını diyor sonra yok desem ne verdi kırılır gibi. Yani bir ekmek var ne verdi demez. Onun için bir şey söylenilmez bu zamanın halamına. Bir bastım diyor mutfağımız. Ora kanadı, Irakan döküldü ama hep seslendirleri derdi büyük. Üstadımız kızdırdım ben bir anda himmet istemem. Ümmeti himmet bile büyüklerin yanında edeptirir. Tahir hocamız var tanırsınız. Efendimizle beraber hicazlı hep orada. Şimdi onun bayramına getirilebilir ve efendiye hiç şey rica ettim. Birisi dedi efendim müsahhar buyurun mu konuşmama? Buyur dedim. Ona himmet et diyemeyeceğim çünkü hizmet edemedim derim dedim hoca ilim olduğu için. Efendim bana dua et diyemeyeceğim çünkü emir vermiş olurum. Dua et ben layık etsem sen zaten dua ediyorsun bizlere. Duhan gelir. Bir şey isteyeceğim yalnız. Sizden bir şey isteyeceğim. Onu kabul buyur. Buyur diyor diyor.
Efendim sizi ve sizin sebatınızdaki insanları canım gibi seviyorum. Şiddetli seviyorum. Bu sevgi bazı gelir bazı da girer elde değil. Ha belki gitmesin bu sevgiyle yaşayın. Bununla üzeyim bununla kalkayım mahşerda ne oğlum? Tanıy, bu sevgiyle yaşattın, bu sevgiyle öldürsün Tahir der diyor. Efendim üzülerek dedi ki diyor tayin efendi benim de bundan başka bir ümidim yok. Yani bu kardeşlerim sevdiğimden başka bir ümidim yok. Bunların yüzü gözü hürmetine affolunur muyum? Birden diyor. Baktınızı gözünden ağlıyor böyle. Çünkü kardeşlerime ben söylüyorum, hepsine birden belki sun ömrümüz olacak bu. Şimdi kat keseceğiz şey bahri kainat Muhammed aleyhissalatü vesselam sen bir ağaçtan teşrif ettim. Şöyle iki yağsı gördüm diyor iki tane yağsı var. Birisinde levhanın. Ne kadar sofu, takva ibadetle itaatli olursam ol kötü insanlarla beraber düşüp kalkıyorsam yuhşerulme mamenehabbe.
Kişi sevdiğiyle beraber haşricem olacağından o kötülerle beraber cehenneme girer. İstersen dünyanın babası ibadet olsun. Allah bunu kötüden tutmuş dünyada kadar. Fena kimselerle teşvik etmesi ayetmiş. Bir insan ne kadar isyankar günahkar olursa olsun ismini satır. Günahlarını tövbe ederek iyi kimselere karışmış, onlar da sohbet eder, onları sever, onlara karışmış. Harika zülcelal tevbet suretiyle bütün günahlarını affederim, Onlarla haşricemi ederim mahşerda. Onlarla beraber haşricemi ederim. İçinden günahkarı seçmeye de haya muamelesi buyururum. Şu olanı içinde yaramazlar vardır, bilirim genel cemaatin. Sen sen daha yakasın kardeşim, haydi çıkın, diyemem açılıyor diye. Ulukana utanırım ben. Utanırım. Sen Ulukana diyor utanın da isyanlı isyansız, kötü kal bile gelen, iyi kal bile gelen insanı sert halde çık canım içinden Allah'ı seversen.
Diyemem de diyor ben diyebilir miyim diyor Allah'a. Ben Allah'ı kan ve haya muamelesi yapma mıyım? Çünkü onu seçici olsam bu kötü insanı peygamberler seviyor. Otlu cihanları seviyor. Gansu, avpanları seviyor. Otul ullaları seviyor. Bu badillahle ecsalihin salihen zümrasını seviyor. İşte şu cemaat salih cemaat. Allah bunu bize vermiş elhamdülillah. Bunların içinde oldu mu? Allahu Teala hazretleri onların içinden sizi seçip de cehenneme gönderemem. Gücüm yetmez demek istemiyor da ya muamelesi buyursun. Onlarla, neelam onlarla günahın çoğu ama tövbe etmişsin, gerçi onlarla derim. Kardeşim, Efendimiz günahı diyor ki Allah diyorum, seni diyor bu sevgiden ayırmaya akbitüye bakmışmış bu böyle. Herkes bir secdeliğin gittiği yer olarak Allah için sevişme kardeşim Allah için sevişme. Ya Musa benim için ne amel ettin? Namaz kıldım ya Rabbi. Oruç tuttum ya Rabbi. Hak ettim ya Rabbi. Bitsin.
Hep bunlar sen misin? Namaz diliyle olacak yerine selam edeceğiz. Oruç cümle olacak, perde olacak. Zekat vücuduuna, bedeninle, oruç, oruç, kılıç olacak. Hikullah nur olacak. Benim ikindi ne yaptın? Yanı surat yok, susuz olsa nur olacak. Onlar hep senin faydan var. Ben ona ne yaptım bilemedim Ya Rabbi. Sen beni oraya deli hareket Ya Rabbi. Benim için bir yeri sevdin mi? Bu Allah'ın sevgili onu diyerekten onu sevdin mi? Bu da Allah'ın düşmanı namaz kılmaz, abdest almaz, oruç tutmaz, ağzından küfür söyler. Onları da benim için onlardan da ayrıldı mı? Yaptın mı? Oğlum yaptın mı? Ya bu saatte böyle yapayım mülakat ki İşte benim için amel bu olur. Benim sevtiğimi seveceğim. Kardeş işte bir yolumuz bu gösteriyorum ben birer diğer üstünü açıyorum Demek ki Allah'ın iyi kullarıyla sevişeceğiz başka çaremiz yok Allah'ın sevmediği kullardan da ayrılacağız. Kalbimize ayıracağız.
Bir işimiz maksadıyla dükkanimize girdidir, tezgahımıza girdi. Rabıta olarak o işi göreceksin. Çok fazla oturmadan onu daha çok tutmadan müşteriyi salacaksın. Hiçbir şey yok başka kalben ve daima iyilerle olacaksın. Ve beraber olun buyuruyor Allahu Teala ve saadetullah maarih sen neşrette olsa sen de vurduktan şöyle tuttuğun zaman onun hatunun da dur. Biz indi günde olur. Bunu Üstad kendi lisanlıyor diyor ki nasıl bak Güneş, şahtan bulduğu Güneş. Bu rüyası nerde efendim? Rüyası, rüyası bütün dünyayı kabul etmiş. Güneşin rüyasına uzaklık olmadığı gibi Evliyaullahın da evliyaullahın da ruhaniyetine uzaklık yakın yok. Kardeşlarımız, zengin insanlar var içinde biliyorum. Kalbimize uzaklığın, yakınlığın, kuruiyetin, bunu diniyetin uzaklığın parti yoktur ki yiğidim. Sizin için bunun hiç parti yok. Onun için büyüklerle kalben doğsan yanlarında olurken Allah onların yanından ayırmasın.
Amin ya Rabbi'ye ayırmasın inşallah. İbrahim'e temin ettiler efendim. Birinci bastığında ayağı diyor sana deyip seslenmedi efendim. İkinci kanadığında diyor inan diyor böyle sıyrıldı tinelde o diğeri diyor. Üçüncü bastığında ben biraz gemi çıkınca da dayanamadı geriye baktı gülümsedi. Dedi ki bu delikta kaldı dedi. Delikta padişahına bassan belalarını buldururdum ama laf şimdi derviş insanın basarsan basan demek istedi efendim. Dedi ki bu bizim işe yaramaz. Çünkü dedi, delisi anmış daha delisin, padişahlık kokusunun rayihası bunun umurunda duruyor, dedi. Daha o sevgi duruyor. Huzura yaramaz dul gitsin denir, oldular dediler. Ama bunlar hep perişan için oluyor. Kusursuz ibret için olmuyor. Yani ayıksın da daha iyi olsun diye istiyor efendisi onu. Gidiyor kendi memleketine varıyor. Padişah serayına çıkıyor. Çok dervişler çıkmışlar. Demiş değil, bu muhteşem ederler. Atılyeler dağılıyor.
Herkes haydi çıkın diyor. Hadi diyor ben diyor o dervişler değilim. Hal dergisiyim. Yal dervişi değilim diyor. Ha ne olursun diyor. Söyle duruyor kendi yaptığı her rahim. Şöyle bir elçtelerinin oturduğu yere şurada oturayım, şöyle yapayım da ibadetin. Gel senin gibi çok hırsızlar geldi buraya diyor. Hiç bilemiyorlar çünkü sakal saça barışmış. Oğlum bir tanrı selamı verdin. Allah selamı verdin. Allah'ın selameti senin yeryüzünde olsun derim de ve aleyküm selam demeden. Amca beni mazırdır. Beni devlet çalıştırıyor orada. Yolunun binini aşağı aleykum selam deseler elim durur da bir odunu aşağı atarsam kırk paralık haram yesem yediği zikirel cumhuriyetle kılınmış, kabul olmuş namaz verilecek yerine bir lokma haram katarsan rızkuma kırk gün duam kabul olmaz, amelim hap olur. Bu korkuyla ve aleyküm selam diyemedim. Şimdi bizim arkadaşlar herkes dua ediyorsun ha ben diyor.
Allah sen bilin ya rabbi hakkımızı şöyle böyle. Nasıl kabul olsun pankayı doldurursan karnına, imhiyet olması elde yersen veresini çürüt etmez de ailenin veresini, Kuran-ı Kerim'e göre almaz da, köye ki şeye göre zamanın kanununa göre alırsan bir tarafını zehri zıkım edersen rıfkıyın bir taraftan yaptığın ticarette dile kadar iyisini yukarıya şeyini aşağıya yani kaç tane neden biz inan şey alıyoruz, çilek alıyor. Şey alıyor o zaman da efendim yuvalardan armut alıyor, şektanı alıyor, ne ediyor. Alıyor musun bunu niye vurulur? Ruh bekliyor ya rabbi. Kordlesur. Halur bu. Sen ellerini sefere diyordun. Şu oğlunu şu iftar tarafına diyor. Ruhlar Yani insanın diyor neden ben ileri çok iştahlı ibaret verdim de diyor şimdi yapamıyorum diyor. Üstadımız diyor ki hinası şeriat işliyorun bir. Şeriata muhalif hareketin var. İki. İki. Dünyanın zibi ziynetine çok muhabbetin var içinde.
Ha, bir de ziynetten ya muhabbetin var. İki. Üçüncüsü diyor kalbi katil insanlarla çok düşük kalkıyor. Kalbi kara insanlarla beraber oturup da bu üçü olduktan sonra diyor. Nerede tanıma imkan yok diyor. Demek efendim siz diyor oradan bir haram karışır değil mi selam mı almalısınız diyor. Evet. Oğlum, kalbim yük aldı. Kalbimizin geldi yük aldı. Yani ne desem duam kabul olacak, bir şeyler geldi. Ne desem kabul olacak mı? İsteyen varsa isteyerek dua ediyor, dua ediyor. O Kırhancı dedi ki hiçbir isteğim yok. İbrahim'i bine Ethemme Aşetum. Allah onu göstersem daha sevdiriyor. Riyahazehü'l-Ra'da illa billah, yavrum mecmuanlardan neden insanı süretirirler de yanına ara durur. Muhabbet böyle efendisi, iyi ki, iyi ki efendisine ayağına gelir. Gelen cereyan yaka kavurur. Değerli şeyler bütün o biz fahra teliflarında neden çok bulunduk askerliğimiz böyle ayrı. Hur ve dişi onlar, mezhepat onlar.
Bir buçuk bok girdidir. Ondan artığını bir riyah der. Çünkü telgraflı geçiyor oradan. Efendim Yıldırım'da geçiyor oradan. Perihan'da geçiyor da bu telaatlarsa o telefonu kırar. Bir zayıf bir telefonu, bir Üstadımız olmazsa bize süzüp de vermezsem öldürür, ben de ölürüm. Onun için o büyükler bizim şeylerimiz olur. Allah'ımız ayırmasın inşallah. Demek ki demna aşık olup da görünce büyüyen alanlar var hani ben Efendimi niye terk ettim. Doğru yine üstadının memleketine giriyor. Şu an bende azizları murakabadan böyle. Gözünü açmış demiş ki İbrahim geliyor demiş. Şehir dört tane kaplamış. Bak uzaklardan bunların gözleri gelir. Görür. Geliyor, yalnız gibi ecnebi elbisesi giyin, derviş elbisesi giyinmem. Yok zorlayıcı olursa birkaç bu kadar. Daha zor birkaç dinlah yok. Onları da tanımaz da girince olursa dokunmayın o zaman kopacağını oluyor.
Yani yetiştiriyorum ben onu alın diyemem diyorum Bu kadar tevazulu padişah geldi. Neyse şu Şafi Belhinin konduğu İbrahim'i dinlesin olmasın. Evet dayım demiş hadi ona niye tenezzül ediyorum. Ona bu daha bıktım özel öyle şıklarlar ki demiş. Şak böyle adamlar onlara git. Yok ben efendimizi biliyorum beni ıslamayırla mantıya ağlayaraktan zorlamış ki bir taş tokat bir gazete dine sormuşlar tek sefere kaplan gireyim diye oraya gitmiş. O da böyle tek tane dinlerdi. Selam demiş. Ne demiş diyorsun sen İbrahim'e sen misin? Sonra bir kapının köpeğe yedim kime bakıyor yallanmaya Ya tevazu kitaptan evvel böyle yazdı. Biraz daha ileri bir düğün eklemişler. Eskiden içeriye kendini atmış. Dura atmışlar. Efendi Hazretleri kendi karşılamaya gelmiş. Elimde bir şey yazdı. Benim yerime zekiyim olduğu kutlu cihan. Bir gün sonra şehri ve batisi onun postına oturdu.
Eldiyesiniz nefis olacağız da ne demek kadar? Çünkü Yunus kırk yedi yıl hizmet ettiği şeyhine derdi şeyse şirket bunca hizmete katlanmadın. Kırk yedi sene hizmet etti kutlu süreli Hazretleri diyor buyuruyorlar ki ben diyor yetmiş yıl hidat geçtim. Siyonün gücünü ileride görüyordum diyor. O yetmiş benden evvel Allah açıyor. Hani yetmiş bin Hicabi yetmiş yetmiş ileriye diyor. Muğre-i honist o. Heymeti odun yoktur. Nehme şurası kötürüm yara olmuş kendin gele gele. O bunu oynarım derken hafif emdireyim desene yaranın tepesini kaldırınca kurt gelmiş yere. Biliyor musun E bu kütyen ne demiş. Diyoniş odun keser der. E öyle odun küteden atılır mı denir ki hizmete razı değiliz bu adamı dersiniz başımdan. Tuttular çıkardılar. Başı kısır bir kapıya. Ey başın elhamdülillah başraya yollanmadım diyor. Ehdaşım Elhamdülillah baş veya yillanmadın. Duyacak bu sözü şehri diğerini yaktım bağdımı.
Doğru mu yaktım olmaz bu kapıyı öyle oğlunu kötü kazanasına edepsizlik olur. Yetti. Niye? Ya anneye geldi yalvardı uzun bir şey. Annem, ha, efendilerine kaldırdı. Nasıl öyle der? Sen onu gözü kırı Bir paçavraya hırfu effinle çıkarın havluya yat. Belki de onu taşlıya çıkarır su yoluna. Sağa bastın mı bu kimdir? Ben, yooanist gel derim. Kim kabul etmez. Bizim diye de kabul ederdi. İşte yarın bu Kuran'ın dedi. Peki dedi oraya yaptık çevresini attı. Ne zaman gidecek çıktı bir gece yarısı soğuk ortalık böyle çulumun çulun saldı. Böyle buldular bu yolu bir rahatlıkla efendilikle olmaz böyle diyorlar. Ondan sonra mutluluk vardır, boşuna basınca. Kahkahalar ayağına işin dürüst kıldı ya yontistleri Allah seni büyük günahlardan etti.
Şimdi gencinin Mekke'nin yok medresesi yok hiçbir şey yok O yazdığı şeyleri zamanın zamanın profesörleri ayet edip tercüme etmeyeden aciz kalıyorlar Allah şefaatine nail etsin bunlar bütün varlıkların işte yolunda iyi çalışmayla oluyor. Biz az bir şeye zurna koyuyoruz. Mümin kişinin nişanı diyor İbrahimilesin tek kurduğu fikri var bir yerde oturdu daima Allah'ın fikrine. Fıkred eder. Baktığı bir dakika semalara yedi lira bakıyor. Bir de üç semaları semaları Yok yerine bunlar hal olunmadı, bir illet alsın değil. Kulların diyor ayakta ziklenin, otururken zikredin. Yatağında yat dediğiniz zaman Allah ha Allah değil ziklenin diyor. Semaya yerlere bakın. Bazı onun oluyor semalara var gözlerine ağıt dohe. Şıpır şıpır halkıdan Allah yıldızlarına bakıyorsun güneşine bakıyorsun.
Kutup yıldızına bakın başka bir alem dünya biz gaflette yaptığımızdan bir şey anlayamıyorum şu kovacın ortasından su çıkar çıkar akar akar senelerdir akar da daha kesince vermez Allah vermiş böyle kırk dört kırk dört kırk dört kırk dört kırk dört niye dengeliyor bunların da bahsi uzun bunların da malumatmaz lakin çok uzun gider ve yazlık olur. Efendim Yok mercudur ki Allah'tan rica olunur. Bir gün sütrahata açılır. Bir de bu o yolda geçsin gelsin diyor. Anası saliha, sadıkadır kadınıdır. Git. Köprünün başından bir gün kayboluyor. Bir gün kayboluyor. İki gün kayboluyor. Üç gün kayboluyor. Ağlaşıyorlar. Dört gün kayboluyor. Yok bulmuyor. Beş gün kayboluyor. Altı gün deyince kaybolmuş. Geçmişken kalmış mı uyuyamazmış çocuk yok. Altıncı gün Beyza geldi diyorlar. Okuşuyorlar, geliyorlar ki yüzün mü olmuş? Anası soruyorlar cevap oğlun oldu. Ne oldun sen hafta göndermiş?
Aklı bunlar sana yerine kestim geldin. Yok altın bunu. Kim kim? Kartanın akarası. Şöyle yiye yiye git kitap tebessüm. Ben o yetiyorsa onu söylüyorum. Kusura kalmayın. Bir de geliyor. Bir gel diyor. Dinali orada. Evet derler diyor. Dinel. Otur. Dedim mi otur diyor. Bunu İsterseniz biz de tefsir edin. Der. Tefsirle başlayınca şurada hiç ayakta insan kalmalıdır. Et yıkıldılar. Ağlastılar diyor peygamberimizin suyu altında içenlere, tenle ölünce, yıkanınca, sokanlara, cenabet olunca yıl onları Allah affedecek. Cehennemi yapmayacak. Yıkayayım oradaki yerle veriyor. O su şerri de Hacer'in muallak tahminin altında sula beni ikaz. Yıkandım diyor. Çıktım dışarıya. Efendim suumuzdan kaynar. Haydi o hayda biz. Ne gittik diyor. Gözüm deyince ayaklarına bastırıyorlar diyor. Kaybolduk kirpik bir yere vardı. On bir derya diyor. Böyle bilmele diyor. Bismillahi ilahnan diyor. Böyle bir kava diyor.
Yani denizin yarısını kalacak diyor. Dolduruyor diyor. Bir araba diyor ki diyor. Yine dolduruyor. Diyor ki diyor. Bu ne? Bu Allah'ın terbiyalarından bir derya. Şu yeleklerinden bir yelek. Şu hudut havası yusuf sudan Hacer'i muallak taşının altına varır. Yani bize onun var da ya. Oradan dağılır suyun hepsi ne yüzle bir damla insanın hep durduğu yerde oturdukları. Ölümü tefekkür eder. Efendimizi tefekkür eder. Allah'ını tefekkür eder. Yani inan sohbetiniz o kadar çoğalıyor ki Kafama kına çıktı bir yandan geliyor. Diyor ki Biz bu peygamberin, biz bu peygamberin Lokman aleyhisselama sekiz vasiyeti var. Onu söylüyor. İnşallah Allah zorluk verecek inşallah. Hadibi olur mesela Allah zorluk