İman Yolculuğu ve Ruhun Uyanışı kaydında Padişah. İşte zevkimden, keyfim de padişah olduğu için Bir gün yatağında yatıyordu. Malum, nozinden, küt, küt ve ses geliyor. Kim o, ne ara olsun damın başında, eve getirdim deve arayı? Tabii ibret alalım işte, düşünelim yani. Kıssadan fıkra olmak lazım. Bree damın üstünde olur mu? Bree damın üstüne çıkar mı? O akıl kabul eder mi? Buraya…
İman Yolculuğu ve Ruhun Uyanışı kaydında Padişah. İşte zevkimden, keyfim de padişah olduğu için Bir gün yatağında yatıyordu. Malum, nozinden, küt, küt ve ses geliyor. Kim o, ne ara olsun damın başında, eve getirdim deve arayı? Tabii ibret alalım işte, düşünelim yani. Kıssadan fıkra olmak lazım. Bree damın üstünde olur mu? Bree damın üstüne çıkar mı? O akıl kabul eder mi? Buraya…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Padişah. İşte zevkimden, keyfim de padişah olduğu için Bir gün yatağında yatıyordu. Malum, nozinden, küt, küt ve ses geliyor. Kim o, ne ara olsun damın başında, eve getirdim deve arayı? Tabii ibret alalım işte, düşünelim yani. Kıssadan fıkra olmak lazım. Bree damın üstünde olur mu? Bree damın üstüne çıkar mı? O akıl kabul eder mi? Buraya damın üstüne çıkmayacağını biliyorsun da, yatağın içinde gafletle yapmakla Allah'ın rızası bulunur mu? Yani, bakayım kaza namazı kuleyim, teheccüd kuleyim, istiğfar okuyun, tevbe edeyim, Allah diyeyim, ibadet edeyim demiyorum da, yatakta uzanmışsın gocumun, padişahı, her şeye aklın yeter de Allah'ın uzatı dön, ayağını uzatıp yatmayla bulunulur mu bulunulur diyor. Bende senden soruyorum. Diyor, kaybolup geliyor. Sabaha kadar iki elmas direkt katar, düşmüş, dağılan, uyuyamıyor, düğünü, ağlıyor ama ibadette inemiyor, alıştım de yani.
Evet, sen alıştım onu diyor bundan abdestini alıp, namazını kılıp, seccadeye oturup, gözlerini yumuk, Mevla'ya doyum bir kız, gözlerinden gitme herkese nasip dürtmek. Allah alemi ervahta güzel nasip etmiş bu mesleki. Yoksa elimizden onu yapacak derler. Sabah da nasıl seksen tane böyle onların anasından gidiyor. Erkan-ı Devlet kasısına geçiyor. Hem dostuyum, padişahım o devir yani. Tahtına oturuyor. Bir kat bunu diyor o ataç, sıkıntı, o diyecek ettiği meşakkat, o ağır duyduğu sözler, o notu oturuyor. Bakmışlar ki kapıyı bir açmış, milleti yarıp geliyor. Ne Berkcanle geçebiliyor, nöbetçi geçebiliyor, ne polis geçebiliyor, ne jandarma geçebiliyor, ne muhafız yere biliyor, doğru gelmiş buraya elini koymuş masaya.
Yavrum, ne İstanbul ulan demiş bakmış şöyle vaziyetine, ahşafı deveciye benzer çorab ını dışından çekmiş, bir de aba giymiş fırtına aynı devedeki gibi, ne arıyorsun oğlum sen ne ara bura benim bu şeyim, serayım da şeyimdir. Ben hana geldim diyor. Sen tanıyor musun diyor. Evet, ben hana geldim diyor. Musun diyor. Evet. Sen Han'a geldim diyor. Burası Han daha ne olur? Burası benim serayüzü aynunum. Yani bura serayüzü aynunum demiş. Sen öyle anne zannetme, esen dedi, sen öyle anne zannetme, senden evvel kimin yazdı demiş bura. Benden evvel demiş, baban mıdır? Babamdan evvel kimin yazdı demiş, dedem bildim biri gelip biri gittin mi oraya hamdliler. Hiç kimse mağrur olmasın. O birisi gelir, hobisi girer. O birisi gelir, hobisi girer. O deyince kimseye kalmaz kazançlar lazım. Onun için biz ibadetimize, itaatımıza bakalım her şeyi düşünüp kafamızda sıkıntı, izmiyet çalışmak. Allah rızası için.
Yani bir hocamız olarak, odamız olarak, heyet amcamız olarak hayırlı evit bunlar kesmenin aleyhinde diyerek inan şurada sohbet olur, tenelerce oldu ve daha bir defa artı lafına geçmiş de. Ve şurada ol oldu mu? Ne lazım bize onlar lazım değil. Bize ahirete girerken iyi ki Allah'ın rızasını bulup ölürken asla, Allah diyor, imam da ölmez. Bu dünya, bu dünyanın yüz yirmi değer. Nasıl? Yani, seninle konuştuğum şeylerde Nuh aleyhissalatü vesselam efendimiz, bin elli yaşında vardı dokuz yüz elli sene peygamberlik etti. Çakk vakası Kuran-ı Kerim'de. Nasıl geçtin dünyayı diyor, iki katlı ham buldum, buradan girdim, şok kapıdan çıktım gittim. Elli senede yaşadığımızı bu kadar biliyorum. Dün külevedim, oturuyoruz, Kuran'da gibisiniz değil mi dedim? Evet. Biraz sonra kaç tane çekilecek. Efendim, hiçbir tepet çıkıp geleceksiniz. Hiç oturduğunuz belli olsak mı ya anlıyor?
Bir haftada oturmuştur diye hiç belli olur mu? Geçen gider. Hayat bunun gibi. Üstadımız hayatı diyor, bir insan suya gömülür de böyle bunalır. Kafasını çıkarıverir sudan çünkü burnuna, kulağına su girecek çıkarıverir. O suyun içindeki durduğunu dünya daki duruş kafasını kaldırıp bir işe ahirete geliş olacağız. Allah cümlemizi imandan ayırmasın. En az önce, tek kişi kalmayacak ki böyle kaç defa doldu, boşaldı böyle yeri yaprak. Dinye doldu, doldu, kırıkır, tırnatı Adem aleyhisselam bin sene yaşadı. Havva annemiz bin, bir sene yaşadı. Nuh elli sene yaşadı şart da alın çoktur. Şeyi var huzurdan haşa, efendimiz var. Piravunun birçok yaşı var. Her, yetmişler. Yetmişler de biz Ölünce oyanıver. Bir anmaz tavşan yamadilek der. Tek defa edersin görenin ölünce uyanmanı. Bu sözlerimiz tahrik ederek bizi umdursun diye konuşuyoruz.
Hem dünya yaşarken uyanalım bu işi ibadeti, itaati yerde yerece yapalım inşallah. Allah'ım, katletten şimdiden bizi uyandırsınlar. Delil rahatsız Hızır Aleyhisselam'ın üzerinde gezen, Burak Hızır Aleyhisselam'mış. Yani gelip bunu irşad etmek istiyorlarmış padişaha Hızır'ını, İlyas'ını Allah'ımız gönderiyor. Atlara binip de giderken kanaat dostmuyorlar. Üstadın ellerinden bunu birden nefaklı şeyde, Müzeki nüfus kitabında, o çok gençliğinde okumuştum daha acemi şeyler var onun. Şöyle yazılmış, atın nehrinden inteda inteda ya İbrahim böyle ses gelir. Sonra sor bakın kendi atın ehehrinin karşından geliyor ses. Yiyen ya İbrahim, Ya İbrahim, İllüttum sonra o insan faide vermez diyorlar. Atın ermiş karşımdan böyle geliyor. Ses. Dönmüş. Allah seni o oğlan için mi halk etti? Yıllık da ibadet, itaat, Allah'ın rızasını bulmanın için mi seni halk etti? Ben hiç düşünmem mi demiş?
Ah pek, yani yerinden yağdır kısıtı. Aslan kendini aşağı atıf etti. Geçen engelli elbiseleri yoldu yoldu ben istemiyorum. Bunların dedi, çoban varmış şöyle, gel çoban dediler. Şunları sen yeğeyde. Başlarında melekler ağlanıyor, Ya Rabbi. Padişahlı çengelli elbiseleri itti, taktı da şimdi, çobanın kefeni ile takkasının altında kaldı. Melekleri ağlattı yani perihtahlar görüp, çıkıkçığağladılar. Allah şefaatine nail. Saat, gece saat ikiye kadar sohbet edildi. Çok güzel sohbetler edildi. Şimdi teypimizde de var. Bizi ne oğlum bir konuş dedi, ayağa fakınca dur, ibanle'den hatırladılar. Konuştun, kırk beş tane de sürmüş konusuna. Ünlü arasında kapışıldı böyle, tabii huzur Urfa'ya varmış. Almışlar, ben de gittiler. İnan o halinde birisi köprlüden düşmüşte, dur bir bismillah deyince adam suya düşmedi köprüyle şeyin arasında böyle kaldı. Her gün böyle keramet keşif zuhur etmeye başladı gittim.
Hashiyat-ı Ekber'l-Hadeslarına benim şeyhimun diyor cehenneme, ben onu zannediyorum. Intisab etti. Siz dedi, çok safa ile yaşamışsınız, cefa etmek lazım sizde, dağdan odun getirseniz. Fırsağımızda dağdan odun getir de tek kerede yasım var dedi. Peki dedi. On sekiz sene olunca sırtında buraları yara olmuştur böyle. Padişahım dini butuuyor böyle. Size, Tarikatı Aliyyenin ve azat'ımla konuşmuş oluyorum bu sefer. Bir gün on sekiz sene sonra geldi diz çöktü. Efendim, güzel himmet doyurum, üstadım, baltaya aldık, koyde vardı, gitti. Hatır için Irak'a, dedi ki bu dedi adam dedi ve İbrahim dedi, bu işten yürüdun demek istiyor. Oğlum çeke çeke öldüm. Bu olan soyundan demek diye kalbinde bu vaat eder. Çıkışı görüyor onlar ayna gibi. İkincisi, sen himmet edecek vakti bilmiyorsun, himmet et, ben himmete layık oldum, aktarıldın, ikillendim, güçlendim, tohum atılmaya layık oldum demek istiyor.
Bir Bostancı Bostan'ın kim zamanda bilir? Çapa zamanında bilir? Sorama zamanında bilir. Demek ki evlatlarımızın himmet edilecek zamanını bilmiyor da bize bu adam ümit virdiğinden hata etti diyor. Yani hiç seslenmedi gibi himmet ettirmiş ya arası bütün kusurlu çıkıyor böyle. Şimdi bunu da dinleyen arkadaşlarımız var mı dinlesinler. Ondan sonra bir cehle nispet ettin. Sen devir bir ayakkabı giy ayağına, İbrahim oğluna girerken yetiştiğin yerde ayağının gökçesi yalınayak girer, göksine duyunca bir daha bas dedi. Seslenmez bir şey demezse vücut duyunca bin daha bas dedi. Seslenmez bir şey demezse vücut duyunca bin daha bas dedi. Seslenmez bir şey diyecek olursa dedi, ipi baltayı elinden al, diğer dedi. İpi baltayı elinden al gel haydi oğlumdan seni men etti. Sekmeyeceksin. Bu kapıya hizmete layık değil. Böyle bir azap gördüler de adam oldular.
Bizim arkadaşlara diyor, fitilin bir hakkın dolan, sonrası yok desem, evvela kırılır gider. Yani bir hikmet daha neler demez? Onun için şey söylenilmez bu zamanın adamına. Bir bastım diyor, limanda himmet istem. Himyet-i himmet bile büyüklerin yanında edepsizlik. Tahir hocamız var, tanışsanız. Efendimizle beraber, diyeceğiz hep orada, bunun bayramına getirmedi veyahut amcaya hiç şey rica ettim. Birisi dedi mi, efendim, misal buyurdun mu konuşmama? Buyur dedim. Bana himmet et diyemeyeceğim için, hizmet edemedim dedim dedi hoca ilmi olduğu için. Efendim, bana dua et diyemeyeceğim çünkü emir vermiş olurum. Duaya ben nailsam sen sakın dua ediyorum bizlere, duan gelir. Bir şey isteyeceğim yalnız, sizden bir şey isteyeceğim, onu kabul buyur buyur diyorum diyor. Efendim, sizinle sizin severkendaki insanları canım gibi seviyorum. Şiddetle seviyorum. Bu sevgi bazı gelir, bazı da gider, elde der.
Ha benimki gitmesin bu sevgiyle yaşayayım, bununla öleyim, bununla kalkayım mahşerden ne olur? Bu sevgiyle yaşattın, bu sevgiyle öldürsün, tahrifler diyor. Efendime üzülerek dedi ki diyor, tayin efendi, benim de bundan başka bir ümidim yok. Yani, bu kardeşlerim sevdiğinden başka bir ümitim yok. Bunların yüzü gözü hürmetine affolunur muyum? Bir gün ter ediyor. Baktınız, gözünden ağlıyor böyle. Çünkü, kardeşlerime söyleyeyim, hepsinde birden. Belki sun bölümümüz olacak bu. Şimdi kat keseceğiz şey, Fahri Kainat Muhammed aleyhissalatü vesselam efendimiz, bu ağaçtan teşrif ettim. Şöyle iki yazı gördüm diyor, iki tane yazılar. Bir isim de levhanın. Ne kadar sofu, takva ibadetle iki tatlı olursam ol, kötü insanlarla beraber düşüp kalkıyorsan. İşte sevdiğiyle beraber haşrecan olacağından, o kötüler ile beraber cehenneme girer isterse, Bünyamin babası ibadet olsun.
Allah bunu kötüden tutmuş dünyada kadar. Fena kiliselerle teşrik-i mesai etmiş. Bir insan ne kadar günahlarına tövbe yiyerek iyi kimselere karışmış, onlara sohbet eder, onları sever, onlara karışmış. Harika Zülcelal, tevzat sünnet ile bütün günahlarını affederim. Onlarla haşricemiyelerim. Onlarla beraber haşricemiyelerim. İçimden günahkarı seçmeye ve haya muamelesi buyururum. Şu olanı içinde yaramazlar var ben bilirim. Çünkü geven cemaatin. Sen, sen de hacasın kardeşim haydi çıkayım. Diyememe çünkü. Bu bu kana utanıyorum ben. Utanıyorum. Sen bu kana diyor utanın da, isyanlı isyansız, kötü kalp ile gelen, iyi kalp ile gelen insanı sert halde çık canım içimizden Allah'ın Resulü. Bünyamin de diyor ben diyebilir miyim diyor Allah. Ben Allah'ı kanayan muamelesi yapma mıyım? Çünkü onu sekizi olsam o kötü insanı, Peygamberler bunu seviyor. O da cihanları seviyor. Zümrürasını seviyor.
İşte şu cemaat salih cemaat. Allah bunu bize vermiş ElHABULİLLAH. Bunların içinde oldu mu? Allah-u Teala bunların içinden sizi seçiktir cehenneme, hükmün derim ben. Gücüm yetmez demek istemiyorum da, ya muannesisin buyursun. Onlarla ama tevbe etmişsin, geç. Onlarla derim. Allah şimdi, Efendimiz güne ağlıyor diyor ki Allah diyorum, seni diyor bu sevgiden ayırmaya akbitiğe bakmış gibi böyle, herkesin bir tecelli Allah için sevişme kardeşim. Ya Musa beni için ne amel ettin? Namazsındın Ya Rabbi. Oruç tuttum Ya Rabbi. Hak ettim Ya Rabbi. Bir ettin. Hep bunlar senin için. Namaz diliyle olacak, cehenneme mi tutacağız? Oruç cümle olacak, perde olacak. Zeket, vücuduna, bedenin, hüccet ve üstüne göreceğin olacak. Lutullah nur olacak. Benim için ne yaptın? Yani surat Yunus olsa nur olacak. Onlar hep senin faydanadır mı yapsın bilemiyorum Ya Rabbi. Sen beni oraya Celal et Ya Rabbi.
Benim için bir velimi sevdin mi? Bu Allah'ın sevgili ulu diyerekten onu sevdin mi? Bu da Allah'ın düşmanı namaz kılmaz, abdest tanımaz, oruç tutmaz, ağzından pühru söyler. Onları da benim için onlardan da ayrıldı mı? Yaptın mı? Oğlum, yaptın mı? Ya Musaf böyle yaptın illa hak. İşte benim için amel bu olur. Benim sevdiğimi seveceğim. Kardeşmış değil mi? Yolumuz bu gösteriyorum ben. Biraz der üstünü açıyorum. Demek ki Allah'ın iyi kulları ile sevişeceğiz. Başka çaremiz yok. Allah'ın sevmediği kullardan da ayrılacağız, kalb yüzü ayıracağız. Bir işiniz maksadıyla dükkanımıza girdi, bir dükkanımıza girdi. Davutalı olaraktan o işi göreceksin. Çok fazla oturmadan, sonra daha çok tutmadan müşteriyi salacaksın. Hiçbir şey yok. Başka kalben ve daimi iyilerle olacaksın. Olun buyuruyor Allah Teala.
Sade kullar ma'rife meşrepte olsa sende vurduktan şöyle tuttuğu zaman onu hatırında bir dinde dinde olur. Bunu Üstad yendin sallanıyor. Ki, nasıl bak Güneş, şahtan bulduğu Güneş, bu rüyası girdi efendim. Rüyası, rüyası bütün dünyayı kaplamış. Güneşin rüyasına uzaklık olmadığı gibi, evliyaullah'ın da, evliyaullah'ın da bu haliyetine uzaklık yakını yok. Kardeşlerim, zeytin insanlar var, için büyüklerle kalben de olsan yanlarında olursun. Vallahi onların yanından ayırmasın. Amin canım diye ayırmasın inşaallah. İbrahim'e samimiyet ettiler adam. Birinci bastığında ayağı ayağı diyor sana bir hesaplenme adam. İkinci kanadığımda diyor, ey inan diyor, böyle sıyılıldı, pininin diye diyor. İkinci bastığında bembeyaz yemiş çıkınca da dayanamadı geriye baktı. Gülümseleri dedi ki bu delihta kaldı dedi.
Delihta padişahına bassan belalarını buldururdum ama şimdi diğer iş insanın bazen basan demek istedi efendim. Dedi ki bu bizim işe yaramaz çünkü dedi, deli hüsranmış daha delihin padişahlık kokusunun rayihası bunun gönlünde duruyor Yani ay sonunda daha iyi olsun diye istiyor efendisi onu. Ne diyor kendi memleketine varıyor. Padişah derayına çıkıyor, çok dervişler çıkmışlar. Demiş ki, bu muhteşter ederler. Akilyeler dağılıyor. Hadi çıkın diyor. Hadi ben diyor bu dervişler değilim. Hal dergisiyim. Yon derişi değilim diyor. Ha ne olursun diyor. Sözbet duruyor kendi yaptığı herayin. Şöyle bir Allah selameti senin birbirine ruhsun birinde, valilikum demeden, amca beni maasırdir. Beni devlet çalıştırıyor orda.
Oğlunun diline aşağı, Vali yekümüsselam derken elim durur ve bir odun aşağı atarsam, kabul olsun, kancayı doldurursan karnına, bir muhit olması elde yersen, veresini çürütmez de, ailenin veresini Kuran'ı kürüne göre almaz da. Şöyle ki, şeye göre zamanın kanununa göre alırsan, bir tarafının zehri zıkkım edersen rınkıyın, bir taraftan yaptığın ticarette dile katar, hilfili yukarıya, şeyini aşağıya. Yani kaç tane velmeler biz yine şey alıyor, şiddet alıyor, şey alıyor o zaman da, pardon, yuvalardan armut alıyor, şektanı alıyor, uyuyor. Al, anlıyor musun bunun niye uğruna? Kuş geçmiyor, herif diyor. Neden ben evvel çok iştahlı ibaret verirdim de diyor şimdi yapamıyorum diyor. Üstadımız diyor ki hilaf-ı şeriat işliyorun bir. Şeriata muhalif hareketin var. İki, İki, dünyanın zibi ziynetine çok muhabbetin var içinde habire ziynetten ya muhabbetin var. İki, üçüncüsü diyor.
Kalbi katil insanlarla çok küçük kalkıyor. Kalbi Kalbi kara insanlarla beraber oturup da bu üçü olduktan sonra diyor, lezzet almak imkan yok diyor. Demek efendim siz diyor ordan bir haram karışır değil mi senamı almadınız? Evet. Oğlum, kalbim yük aldı. Kalbim inceldi, yük aldı. Yani, ne desem duam kabul olacak şekle geldim. Ne desem kabul olacak mı? İsteyen bahsi O Kırhancı biri ki, hiçbir isteğim yok. Allah onu göstersin daha yazılıyor. Gelen cereyan yaka kavurur değil mi şeyler? Bütün o bir fahra teliflarında neden çok bulunduk, askerimiz öyle evi. Huriye dişiyi onlar, mezhsefes onlar. Bir buçuk üstadımız olmazsa, bize tüzük de vermezsem öldürürüz, biraz ölürüz. Onun için o büyükler bizim şeylerimiz olur. Allah'ım ayırmasın inşallah. Amin. Dedi ki bana aşık olup da görünce gülen adamlar var. Hani ben efendimi niye terk ettim? Doğru yine, istavının memleketine gidiyor.
Şu an evvel de azizları murak havada böyle acıyacak. Onları da tanımaz da girecek olursa dokunmayın o zaman kutlayacağım. Yani öyle yetiştiriyorum ben onu aman diyemem dedim. Geliyorum işte tenezzül ediyorum? Ona güzel bir kızcağızler. Öyle şıklarlar ki demiş. Şak beyin adamlar onlara git. Yok ben efendimizi biliyorum. Ben yoksam hayırlamam ki ağlayaraktan zorlamış gibi taş tokat birkaç tun dine sormuşlar. Tek tepene kaplan gireyim diye oraya gitmiş. Orda da gökdele dinlendi. Sanamıyormuş. Ne demiş? Kimsin sen İbrahim'e sen misin? Diyor kapının köpeğe, köpeğe, yılan basıyor. Yani tevazu kitaptan evvel böyle yazdı. Ileri bir ziynetlemişler. Eskiden içeriye kendini atmış. Dura atmışlar. Efendi Hazretleri kendi karşılamaya gelmiş. Elinde bir yazdı benim yerime zeki olduğunu kutlu cihan diye üç gün sonra şehri vefat etti onun faslına otururken. Bu eziyetsiz nehre olacak zannetmeyin kardeş!
Çünkü yüz kırk yedi bir hizmet alınmış kendin gele gele O bunu o yarayı inerken, hafif en deyincecesine yaranın tepesini kaldırınca kız gelmiş ya Biliyor musun, diyor. Sıdvederezevenk onu yazacaklarını yazar. Ey başım elhamdülillah taşraya yollanmadın Duyacak bu sözlü şeyhi diye de yaktın baldımı. Doğrunu yaktın ama bu kapıya öyle oğlunu küt atan aklına edepsizlik olur. Şimdi, gencinin ne tedbiri yok, ne diresesi yok, hiçbir şeyi yok O yazdığı şeyleri zamanın, zamanın profesörlere tercüme edenlerden hadis kalıyor Allah şakasına nail ediyor Bunlar bütün gaflet müsteşter o yolda iyi çalışmayla oluyor Biz az bir şeye zunu koyuyoruz Mümin kişinin nişanı diyor İbrahimületen tek durduğu fikr ola, bir yıl uzunluğu daima Allah'ın fikr eder. Ana baktığı ibret ola Semalara yüz lira bakıyor. İbret alıyor. Bu yekmez şu semaları, semaları.
Sinelerden geri tutan Allah Bizi yoktan var eden Allah yok yeme! Bunlar halk olunmadı, bir ibret alsın diye. Kullarım diyor ayakta zikredin, otururken zikredin. Yatağınıza yattığınız zaman Allah ha, Allah değil, zikredin diyor. Semaya, yerlere bakın. Bazı bana ne oluyor? Semalara var, çıkar, akar akar Senelerdir akarsa daha hepsi vermez. Allah vermiş böyle. Kırgır kırgır kırgır kırgır yeniden geliyor. Bunların da bahsi uzun, Geliyorlar ki yüzün moruk. Anası soruyorlar, cevap oğlum ne oldun sen altı günlerini? Asıl bunlar daha yemek ettin geldin. Yok, arsız bunu. Onu boyuna söylemeye gerek değildi. Ben çok Ben de çok koca eden telaffuz ediliyor. Telaffuz edenlerden bir tanesi PKK örgüt de Türkiye Cumhuriyeti'nden söz ederken, tercih ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti demiyorlar. Sizin herhalde böyle bir maksadınız yok efendim.
Onu, ben günah olarak dünyada yüz milyondan kalsa kimse var, İslam aleminde. Yani bizde siz önemli bir gücü tutuyorsunuz. Bakın. O göç Onların kalabalığından istifade bir kitabında çalınabilir. Dünyada yeni dünya kuracak değiliz. Sizin varlığınızı Türkiye adına tehdit olarak görenler de olabilir diye soruyorum ben. Türkiye'nin sokağın ne amacımız biz? Bundan sonra bizim artık dünyadan yine isteyeceğimiz rütbe yoktur ki. Aslında bu yolda olan kimselerin dünya ülkelerine hiçbir iltihapları yoktur. Milletlerin sadece Türkiye'den değil dünyanın çeşitli ülkelerinden biri. Bunların arasında kimler var? Bunların arasında efendim her çeşitten Özal adına işi ben değil.