Da sen Muhammed. İki yüz on bir ismin Nuri Hak'tandır aslsın, Halil İbrahim neslin ceddin ala Allah'ım iki cihan güneşi Muhammed Teala Aleyhi ve Sellem Efendimiz de Hadid-i Muhammed, Resulüm Ya Muhammed, Sen Vazı'u nasih hakir, Mümin olanlara menfaat verir, Mümin olanlara menfaati olup, bazı sabrımız, peşin olarak, müminlere menfaat için bazı emir buyurdular. Müminlerin, müminin kamillerin, Hakk'a mümin olanların yanında Allah, Allah, buyurur, takdir iki başkalaşır, kalbi dilalandırır, kalbi feyizden kavuşturur. Muhakkak salat, fuhşiyetten münkeretten Allah kulları namazla kurtarır. Namaz kılan miskilerde fuhşiyet de münkerat olmaz. Lakin Allah'ın lütf üstüne geliyor yine. Vela zitullahi ekber. Bu hususta zikir daha büyük buyuruyor Allah. Yani kalbi temizlemenin için zikir daha ekberdir. Bakın Allah'a pupolu, faciası, gemiyi, buğzu, viyayı, sünhayı, hızıgıdı içeriden çıkarır Rabbim.
Bizi dönerken, gezerken de fakir düştü aldı mı? Başladı. Yani buraya dönüyorum şimdi, Birçok kardeşlerimiz, Rabbimiz'ı zikrediyor ve zikrediyoruz Elhamdülillah. Zikreden zümreye Rabbim bizi ilhak buyuruyor. Bu nimete şükür edelim, inşallah mükafatlanır. Yani Konya Vakı Hakk'ı, şöyle o gıybetin herhalde, o elli kaç bin bine kadar nüfusun içerisinden, Halid-ül Züldelen bu kullarını seçerek, takdir ederek filan velinin evladı olsun demiş bize. Yani bu nimete hiç şükredilmez mi? Birçok zenginler var, zenginlerde fakirlere dinler. Biz zenginliğimize şükredelim ya, siz de sıhhatınıza şükredin Allah, fakirlere de sıhhatlık etmiş derler ya, bize Halık diyor celal. Henüz zenginliklık etmiş, henüz sıhhatlık etmiş.
Behicide, Benümüzde, Behice Hanım annemizin bir sözü var: Ya Behice, yahut da Behice Hanım soruyor, Ya Üstat-ı Azam, Hacı EFADİ Erbili, Busse Tirrabullah Aziz, Allah bizi mi pek seviyor, bizi mi pek seviyor diyor. Şahanımız sıkı seviyor, mecburi. Beni Allah çok seviyor dese benlik vuruyor, sizi çok seviyor dese yalan oluyor. Yani yerli kul, bul, bul, at, daha çok seviyor Allah. E, o zaman niye yer tercih ediyor? İyice, şu anınızın cevabını diyor, siz verin. Behice Hanım da hulahadan en kıymetli eden hanım, pederin et fiyatları bile vardı. Onun için Hayvun-ü Hatice, Eti olsun Behice, Makam olsun yüce dilerim de elhamdülillah diye, kaderin yatyaklarda vardı. İstanbul'da kelam-ı tezgahında, ikizliler yapılıyor, lağızlar veriliyor, lazım veriyor lağız verirken birisi vardı kulağına söyledi lağızın. Pezere iki halife tayin edilmiş. O halifede pezere söylüyor.
O hocaya ne diyor biliyor musun o söyleyen adam? Bilmiyorum hocaya diyor ki ibareye iyi dikkat et, Behice Hanım burada, yani Behice Hanım var, ibareye iyi dikkat et diyor. Peder buradan meczup şekilde gittiğinden vücut daima sallanıyor. Üstadı Alman Hacer Elbili, Onun cezvesini fehhuna değişmişler bir tuvalet hali gelmiş, hiç zikrlerken özünü yumaması daima üstadın anına bakarlarmış bir gün ayıncıden zikr seyrederken de daha şık günah oldu zannedilmiş böyle zikre başlayınca Teram-ı dergahında o kadar Hayrı kere yine denize düşmüş gibi diyor beni bir gayb üzerinde dalga alıp gidiyor gibi halloldu beni orda bulmuşlar, meht halimle. Üstat'a bakmışlar efendim, Mustafa'nın gezvesi yenilendi, telif hali geçti, cezbe geldi. Hayır, hayır. Üstünde bir İnci hanım var da Mustafa Efendi'ye çok ta aşşuku vardı o çeki giydiriyordur diyor. Bu anne diyor ki, Allah'ım seni çok sever, bizi de sever.
Diyor. Bütün ihvanı Allah'tan çok severmiş Üstad'ın diyor. Neden biliyorsun senin gibi bir babaya evlat olduğunu biliyor musun? Yani senin gibi bir babaya evlat olanı Allah geliyor ki evlat etmiş diyor. Buradan bir latife olsun, ömürlerimiz açılır. Hazreti Ali radiyallahu anhü anhü'n-i Allah şifadından ayrılın, Muhammed'i sever misin? Severim Ya Resulallah, Canım feda-ı ebedi ve ilmi bilirdi. Ya Resulallah, annem, babaletli canım kurban olsun o bana, çevirmenu sen. Sevilmem Süput etmişler, kalmışlar, sonra cevap veremiyorlar. Oysa, Vaaz'ın dilinde Allah'ın inayetiyle diyor, ne soru sana soru, cevap vereceğim Allah'ın inayetiyle. Neye güveniyorsun ya Ali? Dediler. Doğduğum zaman annemin bilmesini tutmadan Muhammed Aleyhisselam, ağzına tükürüğünü vermiş, yani onu emmişim, hıfz damat kadar ben ilim durişim diyor.
İlmin Medine'si benim diyor, Peygamberimiz şehri, Ali kapısıdır, ilim kapısından gelen oradan gelsin. Sadakat Halanın şehri benim, kapısı Osman isin nureyn, hayadan gelen oradan gelsin buyuruyor. Allah şefaatına nail etsin. Şimdi bu kadar alimi olan hali, cevap veremeyince, mahzun şekilde, bakmakta çocuğa vade, dünyana varmışlar, belli üst düşük, yani gözleri Türkçelmiş, ağlaynak gibi, Yedi defa etrafını zırrallamış tavaf sürermiş. Fatma'da zırra vadeden, diyor, Mahsun duruyorum. Yıkıldım be onu babana. O tane Enbiya, dual sordu, şaşkına gönderdi beni. Ne diyor? Ne diyor? Ne söylüyor? Allah'ı sever misin, Muhammed'i sever misin, Fatıma sözü, İbrahim'ı sever misin, Hatha'nın beni sever misin, Ey pisinize severim ya ResulAllah dedim. Her düşünün gir kalbe nasıl sığdırıyorsun, o biri gelse, o biri girer diye bilemedim geldim.
Vay Ali, desenize Allah'ı sevmek aklımdandır, Muhammed'i sevmek imanımdandır, Vadmakal Zırra'yı sevmek şehvetimdendir, Allah'ı sevmek aklındandır. Muhammed'i sevmek dinindendir. Fatıma'da, Cebrail sevmek şehvetindendir. Hasan şeyini sevmek fabrikasındandır. Hatırası Hazreti Muhammed Aleyhisselam. Hayy Ya Aleyhay. Bu sualının altından sem batacak gibi değildi. O nüldülbet ağacının meyvası olan Fatıma verecek, verdi. Ancak o nübüvvet meyvesi gusül, ala cevap verdi. Günün birinde yine, günün birinde, yine, ya Ali sende öyle bir fazilet var, ne var? Ben ben artık dört tane tanıyorum, yok üç tane. Birisi senin kayın baban iki cihan güneşi, benim kayın babam iki cihan konuşuruz zannedecek, imtihan da bulamadı. Ya Ali, içinde bir hal var, seni utandırıyor, niye konuşmuyorsun? Haya it diyorum Ya Resulullah. Din de bir mahzuru yoksa haya etme.
Allah aşkına diyor dinimizde İslam dininde bir mahsur yoksa haya etme dinde kullanılmaz. Ya Resul ya ResulAllah, utanarak söylüyorum Fatıma ben, zurayı bana Allah'ın emri hevevi nedir? Allah Allah. Bugün gece şöyle Fatıma Taşçı Allah'ın boyu mosluğu gözükmek göründü de Halil yumurtalığa gelse da Fatıma'yı yesem diye hatırımdan Yani böyle diyelim dedi, dedi ki, demek öyle mi gelmiş bu durumdan? Cibril-i Emin derhal namazı o kadar, Allah'ın selamı var ya Muhammed, zira'nın nikah meratını bitti, bitti yerde yapın. Yalnız Halid-ı Zül Celal soruyor. Nikahına neyin ki yanınız? Muhammed kadının nikahı ne kadar ister? Yani ne isterse Fatıma istersin, biz onu bileceğiz, nikah et diyor, sual ediyorlar, diyorlar. Muhammediye şerhi İsmail'e Hakkı Hazretleri kitabında manzur-u soruyorlar. Kayır mısın? Hayır, bu mal, kayın değilim lazım. Ben cenneti istemiyorum. Ne istiyorsunuz?
Olan, yani, nimetini derdine düşüp de şefaat ettiği zaman, cehenneme artık olarak gidenler olursa, o erkeklere giderken ben de kadınlara şefaat etmesi niyaziyetini erkek veya kadın şefaat aktariyyesin Allah da, bir tane daha bokıyırsın. Hicride Emin geliyor ve nehy-i nazır oluyor. Allah'ın selamı var, teslim olarak Allah seni şefaate mezun etti. Hazreti Ali almıyor. Allah şefaatına nailsun, yani biz Behice Han'dan bir misal olarak, yani Halık'ül Zülcelal'ını Halık'ül Zülcelal zikredildi mi?
Allah, Allah, Allah, da gözünden yaş tutmayan, Allah'a ihtiyacını bilmeyen, başka birisi hapishaneden bir zahmetten, bir borçtan kurtulun, kurtulınca teşekkür ederim, teşekkür ederim deyip de Allah kendini, kendini, anne ile baba arasından olan bir damla çıkınca bütün vücudu yıkamayınca temiz olmayan bir sudan hazzetmekle ana rahminden kurtarır, dışarıya çıkarıp, anne değil, daima üç gün üst üste süt yesek bir damla düş gelmez, demetle. Yavru yok çünkü. Yavrula geldiği zaman, yani o yediği süt et, diye inceler de bakın, doktorlar unvanı arasan sözün içinde et yok ama yedin ve tedarik olarak ete tahvili eder, süt. Çocuk da dünyaya geldiği gün üç gün üst üste et yedirsen annesine, makinelere vur istersen. Etin içinde bir damla süt yok. Annesinin memeleri, memeleri sütle dola, Allah'ın kudret musluğundan, bu yolunun altına yerin, ana, ana süt ile doyur.
Bizi süt devrinden de ananın elinde mahkum mescitler içinde kalmış ve böyle akıl vermiş, fikir vermiş, iman vermiş, imtihan vermiş, niyetan vermiş, bunlara birçok şükr isterken şükrünü bilemeyip de, bu şükrü takdir etmeyip de Allah'ın zikretmeyen insanlar, ne kadar gafil insanlar, Allah cümlemizi Rabletten burada, kurtarsın, onun için zikredildiği Daha anlamaya çalışacağız. Allah'ın izniyle. Kuran-ı Kerim okunuldu ve o da tefsir erizmi imansız ziyasalaşır. Onun ziyası rüşvetleşir. Birkaç bir hadis-i misal birini veriyoruz. Sıdddıy-ı Azam'ın imanıyla diyor Peygamberimiz, Şimdiki bulunan zamanında ve kıyamet sorsan kadar, ne kadar ehli iman gelecekse onun imanıyla Kudsıyri alzam'ın imanı terazının içi gözüne İmanın hıyaralığından bir insan daha hatırıma geldi. Orada konuşmuştum, burada da konuşayım. Biz eskiden biz yokuş yakardık, elektriklerimiz yoktu.
Oraya biraz sportan dökeriz bir de kibrit çalan, oradaki boruyu iyice ısındı mu? Isındıktan sonra Yani, bu dinin imanı da üflerken, aletleri dokunursuna riyazalaşa riyazalaşa riyazalaşa, tencerelerden dışarıya çıkıyor. Bu imanınız da pencerelerden dışarıya çıkıyor dalları semaya doğru yani gözlere doğru, kulaklara doğru, ağızlara doğru, ellere doğru böyle yükselmeye başlarmıştır. İmanın rüyasına bu işlerde bak ve Allah, Allah inmeye başlıyor. Şuraya vuruyorsun, hak kat diyor, azında aşağı imanı buraya gelen adama hak hak ediyor diyarsın, yani hak kat diyor. Gürcistan'da Niğde oturuyor, gelen helvalamış aşık olduğuna kötü söylüyor. Al elmanın yetinin, ikildiğinden yetimi, canını yatamadım, gönder gel diye diyor. Ya söndürün