İman ve Yakinin Güçlendirilmesi ve Kalp Selimliği kaydında Mevla'yı Zülcelal'imiz lafzındaki kalbi selim ile gelen kimseden murat malını hayrata sarf ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından Salim olan kimsedir. Diyoruz ya Sami Efendi Hazretlerinin eserlerini okuyalım. Bunu araştırırken çok yerlere baktım asıl kaynaklara. Fakat Sami Efendi Hazretlerinin…
İman ve Yakinin Güçlendirilmesi ve Kalp Selimliği ne anlatıyor?
İman ve Yakinin Güçlendirilmesi ve Kalp Selimliği kaydında Mevla'yı Zülcelal'imiz lafzındaki kalbi selim ile gelen kimseden murat malını hayrata sarf ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından Salim olan kimsedir. Diyoruz ya Sami Efendi Hazretlerinin eserlerini okuyalım. Bunu araştırırken çok yerlere baktım asıl kaynaklara. Fakat Sami Efendi Hazretlerinin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Mevla'yı Zülcelal'imiz lafzındaki kalbi selim ile gelen kimseden murat malını hayrata sarf ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından Salim olan kimsedir. Diyoruz ya Sami Efendi Hazretlerinin eserlerini okuyalım. Bunu araştırırken çok yerlere baktım asıl kaynaklara. Fakat Sami Efendi Hazretlerinin demek ki çok müstesna bizim istisna etmemiz bile doğru değil. Allah onu istisna kılmış. Şu tabiri bulmak mümkün değil. Bunu bazı arkadaşlar da söylüyor. Diyorlar ki hayran kalıyoruz onun ifadesine diyorlar. Yoksa burada diğer kitaplardan Arapça lafızlarla dolu ifadelerle. Fakat en sonra düşündüm Efendimiz acaba Selim kalp hakkında ne diyor diye. Tabii bu dinlemeyle olmaz. Bu iyi bir kayıtla olur. Yoksa unuturuz. Öyle bir ifadede bulunmuş ki biz hayran kalıyoruz Efendimize. Demişim ki yeniden bizi aşık etti, Emine. Ne demek?
Çocuğuken bu Ali'nin, ipi, yaşı ileri sayılır. Hayran hayran kalmamak mümkün değil. Malını diyor hayra harcayan. Evladına hak dini öğreten. Görüyorsunuz çocuklarımızın durumunu müşahede ediyorsunuz. Sonra Hak yola irşad eden, onlara Allah'ın yolunu bulduran bu da bir çevre ile olacak. Eğer burada biraz genç kardeşlerimizin bir araya gelmesi olmasa her caddede şu küçük yerimizde bile. Kafeteryalar vesaireler bizim dilimizle alıştıracaklar neredeyse. Hep böyle şerre giden yerler mevcut biraz toplanıyorlar da ilahi söylüyorlar bunlara ikramlar neler yapıyorlar Tutulabilirse ancak öyle bu. Genç daha. Nasıl muhafaza edeceksin? Evet yasak yasak diyoruz da yasak da diyemiyoruz artık. O da azaldı. Yaşasın sonra düzelir der gibi haller çoğalıyor. Bunları muhafaza etmek zor bir çare bulmak gerekiyor. Gerçekten insanı durdurup koyuyor. Asıl bu.
Ne güzel Ehlullah diyor ya ibadetimiz şahsi yüzde yirmi beş Muamelat işte bunlara güzel bilgiler bulmak bunların korunması için çalışmalara girmek yüzde yetmiş beş Ben toplantının sonunda bulunamadım ama iyi bir ifade ederseniz gidin bak kaç tane Vakfımız kitap çıkardı çocuk kitapları çıkardı Akif diyebilirseniz deyin ya. Efendim yeni bir yayınevi vuruldu çocuk kitapları üzerine. Tulu kitap diye. Ha Tulu. Hıhı. Orada anaokulu seviyesinde, ilkokul seviyesinde, ortaokul seviyesinde çocukların ihtiyaç duyabileceği değerler eğitimi üzerine kitaplar basıldı? Milli eğitime girdiler değil mi? Milli eğitim okullara Kuran dersi verebilme şeyleri var. Efendim Milli Eğitimle ile Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalanmış. Biz bütün yaz etkinliği çalışmaları kış etkinliği çalışmaları bu tür çalışmaları Milli Eğitimin okullarında inşallah bundan sonra derneğimiz Umbaramız da uyacak.
Şunu diyeyim size kardeşim Hacı Hasan Efendimiz gerçekten kendini hatırlatıyor. Esad erbili Hazretleri, Sami Efendi Hazretleri'nin devrinde olsa vazife yapamazdı dedi. Demek ki devrine göre geliyor. Bakıyorum şimdi biz kitaplarda okurduk. Musa Aleyhisselam devri ile İsa Aleyhisselam devri bir değil. Musa Aleyhisselam da daha ziyade levhalar, hukuk. İsa Aleyhisselam da hastalıklar, alaca hastalığı vesaire ölülerin diriltilmesi onda da o var. Her peygamber de ayrı. Zaten Allah'ımız Esselamü ve lezi base filümyyine resulen minun. Peygamberler kendi içlerinden çıkıyor. Bu kendi içlerinden çıkmaları şuymuş. Gördüğümüz kadarıyla eserlerden. O bölgenin diyor psikolojik şartlarına, tabiatına diyelim her türlü.
Siyasi olsun ekonomi olsun hep bunlara vakıf olduğu için ona göre deva bulmaya çalışıyorlar Haydi şimdi vakfımız olmasa ne yapacağız Derneğimiz geçen bir imam kardeşimiz Kayseri'den dua etti. Duasında veren el dedi. Memnun oldum. Güzel de denk getirdi. Bir veren el dinleyimizle hizmet etmeye muvaffak kıl ne diye seviniyoruz. Ne yapsınacağız efendimiz? O günde bu imkanlar yoktu. Muhammed Zahid hazretleri var. Mübarek bir insan. Gördüm. Gördüğümde böyle çok gençtim. Böyle bir bebek hali gördüm. Böyle bir günahsız masum olur ya, masum böyle günahsız. Ne kadar Allah'ımız tatlı bir veçe lütfetmiş. İhsan. İnsan seviyor böyle bakınca. Onlar neler? Hep sandıklar kurdular. Böyle fakirdi, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini görmek için Efendimiz ne yapsın? Şurada ne etsin? İki buçuk lira ondan, beş lira ondan, yedi buçuk lira ondan şu düşündüğüne bak Efendimiz'in. Eşimdi şartlar onun gibi değil.
Allah'ımız bu imkanları lütfetmiş. Biz sayamıyoruz. Yani yapmış oldukları hizmetleri sayamıyoruz. Bak burada Akif kardeşimizi kaldırıyorum. Akif son zaman bulunamadım görüşmede de dün ayrıldık. Daha neler? Bunlar olmasa nasıl korunacak? Nasıl muhafaza edilecek? Bunu dert edinmezsek indi ilahide nasıl kurtulabiliriz? Çok dediğimi bir daha diyeceğim. O Muhammed Esat, Coşan. Bak Allah'ımızın rahmetlere eylesin. Dinimizin ilası için Avustralyalılara gittim. Avustralya kendi memleketiyle ora bir olur mu? İnsan doğduğu, yaşadığı, büyüdü yer bir başka gelir kendisine. Efendimiz bile ben Mekke'den ayrılmak istemezdim ama düşmanlar beni çıkarıyor. Buyurdular. Orada şehit oldu nihayet. İnşallah öyledir. Bir kamyon çarptı. İşte o süsü veriyorlar. Bu zat bir zengine demiş amca biraz yardım edilsin Gazze'deki Müslümanlara, nelere deyince bak birine ezdini tarif edemem.
O gönderdiği ambuldu demem her şeyi anlatmayayım ambulanslar vesaireler. Bunlar sizinle oldu. Beraber olmamız da oldu. Birliğimiz de oldu. Elhamdülillah bak, şaşıracak hiçbir şeyimiz yok. Yardımımız olsun, kurbanımız olsun, vesair olsun. Bu çok büyük bir nimet aslında. Kaç tane kuruluşlar var hiçbirine kötü demiyorum. Allah'ımıza isyan yün olur, o başka. Hep hizmet veren kimseler bu imam hatip vardı Kuran kursu vardı Vakımız vardı dolu kurban derileri toplayan yerler Şimdi canlı canlı geliyorlar. Elhamdülillah. Yeyip de iyi olacak diyoruz. Gerçekten. Geçsin Allah yolunda orada o sıkıntıyı çeken kimseler. Sen nasıl yiyebilirimdin? Niye biz diye mi? Ben diyemiyorum. Cümleye. Siz de demezsiniz dedi. Aman diyoruz, aman aman şu papaz bile şu papaz biz dedi Noel mi dediler, yılbaşı kutlaması onu yapmayacağız dedi. Papaz papaz.
Çok şükür Elhamdülillah görünmüyor Eskiden çok görürdük biz böyle caddelerden ne de hindiler bilmem filanlar Muhammed Ali sen misin Böyle hindiler neler böyle toplu toplu giderdi. Yok Elhamdülillah. Çünkü zalimlere benzemeyin buyuruyor katiyen. Bir kafirin ciğeri bile dayanır. Kimide bir kız çocuğu onu almışlar. Gayri Müslim. Sen diyor hamburger ye diyor. Tamam memleketler önüne burada hamburger oluyor mu bilmem onu. Bizim memleketimiz ne. Ondan sonra sen diyor çikolata ye diyor. Orada diyor o kadar çocuklar katlolunurken diyor. Hakikaten şuraya oturdum okumaya deriz ya elim ayağım döküldü. Elimiz ayağımız döküldü. Dedim ne okuyayım Allah'ım? Ne edeyim? Memleket yanıyor. Biliyorsunuz ya, sütçü imam cuma namazını kılmadı. Cuma namazını farz değil dedi. Fransızlar hücum etmiş bizim anamızın bacımızın örtüsüne sarılmış dedi. Nasıl cuma namazı kılabiliriz?
Öyle dediği gibi Nasıl yüzün gülebilir nasıl idin Diyorum Allah'ım şu dertlenmemize bile Bundan dolayı müminlere yardım eyle diyoruz hiç kimse yok bak yirminin çok üzerine çıktı. Görüyorsunuz tabii. Düşünüyor insan. Sen doğal gazlı sıcak evin içerisinde oturuyorsun. Ondan sonra her şeyimiz her imkan var. Orada insanlar hatırımıza gelmiyor değil. Geliyor tabii. Ne yapıyor ola diyorsun. Dün anlattılar tahammül edemedim. Bizim vakfımıza gelmiş oranın da bayağı ileri noktada olan kimseleri. Şehadetten ona seviniyorlar. Neler anlatmışlar neler anlat. Dinledim biraz. Biz demiş, beş bin şehit bekliyorduk. Çıktı yirminin üzerine. Konuşmuşlar, her şeyi göz aldık çıktık demişler. Niye çıktınız demişler. Niye? Her gün öldürülüyorduk demişler. Her gün. Gerçekten öyle. Bu haberlerde Filistin'siz bir şey duymazdık haberlerde. Öyle vay öldürüldü vay şöyle bir duvar çekildi.
O duvar öyle basit bir duvar değil çekti zalimin. Ondan sonra yerlerini genişletmek için Efendimizin vaazıydı. Seksen de herhalde. Seksen bir kim o seneler? Bu günahkar da konuştu. Sabra ve şatilla da o zaman kamyonlarla o bunlarda merhamet yok ki onu ibadet niyetiyle yapıyor zaten. O yaşlıların o çocukların üzerine sürüyorlar arabaları. Sürüyorlar. Şimdi kayıt yaptım konuştum onu. Efendimizden memnun olmuş. Oğlum dedi maşallah güzeldi de kaydetmişsin. Anlattın diye. Yok düşünüyor. Onun sohbetinde dinlemiş olursunuz belki. Kutsi şerif bizim diyor çırpınıyor öyle. Bize devamlı anlatırdı. İşte buradan arabalara binip gideceğiz. O irmenileri ayaklarından tutup süreceğiz apartmanlarını bilmem filan çıkacağız. Bu hayallerle ne kadar meşgul ise Sami efendimize de anlatmış. Efendim bir rüya gördüm.
Böyle meleklerin kanatları mı neyse onun üzerinde İsa Aleyhisselam'ı indiğini ne diye Bütün beyinleri nerede? Hacı Hasan efendi oturur tespihini çekmez mi? Zaten rahatsızdı. Bakmaz mıydı hastalıklarına evlerine? Bak sohbetlerini hatırlarsınız. O Yunan mezalimini, o kitabı hiç okumayan Efendimiz onu okur sohbette anlatır. Nasıl zulmettiklerini o Ermenilerin. Efendimizin sohbetinin çoğu öyledir de. Gündeme göre konuşurlardı böyle. Diyeceğim şu zengine demiş işte biraz yardım. Ola hocam demiş sabaha kadar namaz kıl da kılayım ama bana bunu deme demiş. Bu kayıtlarda geçtiği için dedim. Dinledim. Yoksa bir insanı rencide etmek değil. Bilinmediği için kimse bilemez. Tabii fil tarihinde olmuş bir şey diyelim. İşte biz bu yönlerini çok çalıştıracağız. Diyelim ki komşumuzda bir sıkıntı var.
Onun sıkıntısına koşmak bizim şahsi taatlerimiz belki kurtarmayabilir ama bunlarla yine bak büyük insan büyüklüğünü her yerde gösteriyor. Böyle bir ders görüşmeleri oluyor. Çok dertli olduğundan demek ki buralara sapıyorum. Dedim oturduğumda şöyle ne konuşayım dedim. Memleket yanıyor dedim orada bizim kardeşlerimiz o nihayet. Efendimiz ders görüşüyor. Gerçekten dün de anlattım arkadaşlar dedim daha Hacı Hasan Efendimize sarılalım vallahi dedim ya sarılın dedim ya. Rabıta güzel yapalım. Şarıl şarıl dökülür. Bunların hep tecrübesi yapıldı. Hacı Hasan efendimiz deyince bütün vücudundaki hücreler göz olan bir sultan o. Böyle acaba yanlış mı yapılıyor diye hep denemelerini yattı. Efendimiz Hazretleri'nin füyuzatlar akıyor zaten. Ondan diyorum aman kalplerimizi tutalım kalplerimizi tutalım.
Şarıl şarıl dökülsün başka Allah'tan başka bizim kimimiz kaldı kim var bizim Oraya yabancı ülkeler gelmiş denizaltılarıyla bilmem planlarla hep hazırlık var her tarafta var. Her yönden çevrelenmiş durumda. Bunu boşuna yapmıyor. Gelir mi orada otuz bin tır. Silah yığılır mı oraya? Her zaman dökül, servetlerini döküyorlar. Ondan diyorum bizim Allah'ımızdan başka hiçbir kimsemiz yok sarılalım emri ilahiyesine. Şuydu diyeceğim böyle dersleri neleri geçenleri kontrol ediyor ve bu bak ders geçirmeyi dün çok kıymetli bir hocamızdı Hacı Hasan Efendi'de görülür bu Gerçekten biz niye sarılamıyoruz ben bilmiyorum ya. Niye böyle bir candan tutsak? Bir kimse geldi de dedi ki Hacı Hasan Efendi'nin camisi böyle mi olacak dedi. Yüzüm yere geçiyor. Ne diyeyim ne yapayım. Biz dedi on bire yapar gibi geliyoruz Suriye dedi bize. Ben dedi hayret ettim. Develi ne ki? Develi. Şurada ne var?
Gayseri'den gelmişler. Bugün toplantıları var iki günde. Ondan gelemediler. Ta baktım en uzak dokuz yüz elli kilometreden çıkmış gelmiş Hakkari'nin ta ötelerinde. Bu vebal getirir aslında getirmez değil. Ama Allah'ımız tersi bir muamele olmasın ki gazaba uğramayalım, sıkıntıya uğramayalım. Dersini görüştü Efendimiz. Efendim dedi ben dedi çalışamıyorum derslerime. O kimsede biliyorum. O zaman imkanlar pek yoktu. İmam hatip'in yapımına öyle bir çalıştı. Ondan sonra şeye çalış. Burayı demiyorum. Başka bir şey yok. Ondan sonra orada Kuran kursları vesaire hayırlı hizmetlerde hep öncü oluyordu. Senin dedi bu hizmetin dedi terakkidir, gelişmedir, dedi Efendimiz. Bunu kimse bilmezdiğine göre. Bilenleri müstesna. İşte diyorum geçen bir yazı başlığı istediler de dedim Hacı Hasan Efendi deyin yeter dedim kardeşim. Daha anlamamışız. Böyle hep mühim yerler geldiği zaman bak kendisini hatırlatıyor.
O hikaye anlatır gibi, ne yapar gibi, o konuşmaları neleri bütün muteber kitaplarda geçiyor. Efendimiz Fahreddin Razi Hazretlerinin tefsirül kebirini mi okudun? O günkü bazı insanlara kızıyorum şimdi. Efendimizi şartlı dinleyenlere. Ya sen kalbini ver. Efendimizin konuştuğu müstesna. O zaten bir ilahiyi ırmak akıyor o. Biz kalbimizi verip istifade edeceğiz. Çünkü emanet onda. Fakir kainat efendimiz ona emanet buyurmuş sallallahu aleyhi ve sellem. Onun gönlünden biz içeceğiz Allah'ımızın nurunu. İnsan, çocuk kimin memesini tutar? Anasının memesini tutar. Bizim o ruhani manevi anamız o bizim. Onun kat memesinin altına koyup doymaya çalışacağız. Gelmiyor bir şey. Bu gelmiyor bir şey şöyle olur. Bunu şeyde de gösteriyor, Mektubat'ta. Eğer diyor herkes istifade edemiyorsa doğru diyor. Faydalandılar ama bir kısım kimseler var ki, görüştüğümü anlatayım bari. İsim bilecek değilim.
Birkaç tane kimsenin böyle nefvi ispat dersi var. Oradan murakabeye geçtiler. Daha yakındı. Murakabe dersinde, semayı yok bilip, parça al demek ki kusur bize dönmüş oluyor. Diyor yaptık, Fahri Geylan efendimiz. Ne kadar alıcıysanız o kadar verici diye. Bak yine Efendimiz hatırlatıyor hep kendini. Şah-ı Nakşibend Efendimiz diyor, öyle füyuzatlar gelirdi ki toprağa verirmiş. Duydun mu kulaklarını? Ki alacağız, istifade edeceğiz. Esad Erbili Hazretleri bir köpeğe yönelmiş. Köpekler böyle feryat ediyormuş böyle. Vermiş cenab-ı Hak ihsan etmiş. Allah'ımız verdi mi, azamet-i ilahiyyesine göre veriyor. Çok güzel söylemiş efendimiz. Okuyabildiğimi okuyayım Efendimizin bir cümlesi Sami Efendimizin her şeyi tamamladı baktım uğraştım Elhamdülillah Ondan sonra bir de Sami Efendimize bu İbrahim suresini Sami Efendimiz şey yaptılar, ele aldılar. Bir kitap çıkardılar.
Orada geçer zaten İbrahim Aleyhisselam mübarek hayatında. Oradan çok siz okursunuz artık onu. Orada kalbi Selim'i anlatıyor. Kalbi selim dininde cehaletten. Allah'ım ne diyeyim? Şimdi kıyas diyorlar ya kıyas aynı cinslerde yapılır. Diyelim tahta ile demir arasında kıyas yapılmaz. Tahta ile tahta arasında. Diyelim ki şey ağacı gürgendir. Ondan sonra çam ağacıdır. Kavak ağacı, sedir ağacı vesaire. Mesela bu efendimizin üzerindeki sandukayı çok müstesna diyorlar. Bir parçası vardı. Kayboldum. Mis gibi kokuyor. Bunu padişahlarımızda kullanmışlar. Sağ olsunlar bunu hazırlamışlar. Böyle koku var bir ağaçta. Onda şey olmuyormuş böceklenme bilmem filan. Olmuyormuş bir de o ağacı anlattılar. Tonlarca su gidermiş o ağaca. Hiç bilmiyorum ağacın şeyini bilemiyorum, cinsini bilemiyorum. Böyle ağaçla ağaç arasında yapılabilir kıyas. Diğer eserleri okuduğum için biiznillahi teala, himmet-i alileriyle.
Döndüm bir Efendimize bakıyorum. Diyorum ki nasıl dirlerin sultan, nasıl topladın? Zamanın kutbul aktabın. Kalbi selim dininde cehaletten, ahlakı fasit eden, mal ve evladın şerrinden zalim ve pak olarak huzur-u ilahiyeye gelen kimsedir. Tekabün suresini hatırlattı bize. Mal ve ailenin ve çocuğun şerri deyince. Şöyle zannederim, bazen misal veriyorum da Rabbimiz mesul tutmasın. Diyorum ki şu bal petekleri olur. Petekleri olur. Bu bal peteğini böyle şişeye niye sızdırıyorlar? Sızdırıyorlar. Diyorum Efendimiz Kuran peteğinden, ehadîsi Şerife peteğinden, ta Adem Aleyhisselam'dan bu zamana kadar gelen ve alleme ademe esma kıllaha, bütün esma-i ilahiyeden efali ilahiyeden, sıfatı İlahiyeden, zatından gelen o ilahi nimetleri Allah'ım gönlüne sızdırmış koymuş. Bu başka bir şey değil. Evet.
Şu halde malını hayrata sarf ve evladını ahkam-ı ilahiyeyi öğreten emrazı kalbi, yani kalbin hastalıkları manevi, ahlak ve zemime ve cehaletten salim olarak ahirete giren kimsenin mal ve evladından menfaat göreceğine bu ayeti celile delalet eder. Bak mal ve evladın faydası yoktur derken evladını diyor hayrata, malını da yolunda sarf etmişse faydasını görecek. Efendimiz de bu irfan ballarının sızması değil de nedir? İzamatel insan in gata amalu illa min felas. İnsan öldüğü zaman şimdi sözden bir yere geçiyorum. Hacı Hasan efendi kitap mı devirecek? O devireceği yerleri devirmiş. Nefsini devirmiş. Ruhunu yüksek alemlere getirmiş. Okumasına ne gerek var? O alacağı yerden almış. Bak efendimizin burada bir cümlesi cümlesi mal ve evladın fayda vereceği, malını hayrata sarf etmiş. Var bu. Bakara suresinde mala Cenabı Hak hayy ifadesini kullanıyor.
Yolunda sarf edildiği zaman onu bulacağız önümüzde zaten. Evlat hayırlı olursa o ecir mükafat getirecek. Şimdi emekli olduğuna ne kadar seviniyor bazı kimselerimiz. Eyat eden diyor, emekli olduk. Çok şükür diyor, yeter. Memleketimizde belli diyor. Bu manevi bir emekli evladımızın güzel oluşu. Bak burada bu genç yavruları boşuna sevmiyorum. Bazı bilenler var. Şuradan giderken bağırlarıma basıyor. Allah'ım kurtar bizi kötülüklerden diyorum. Bunlara acı Yarabbim. Şu cemiyetin kirinden, pasından, itikadi bozukluklarından. Bak onun için Akif kalktı. Akif kardeşim kalktı. Bu hizmetleri anlatınca biraz olsun nefes alıyoruz. Biraz olsun. Çünkü diğer taraf çok cazibeli. Hadis-i Şerifler var zaten. Cehennemin etrafı şehevi hayvani duygularla çevrilmiş ile çevrilmiş vaziyette ama cennetin etrafı sevilmeyenlerdi. Bir ara şimdi bunları bilemezsiniz. Yoksa anlatmam bunlar. Kolay kolay anlatılmaz.
Konuşmamızda bir yere işte işaret etmek, bir yeri kötülemek gibi olursa o hiçbir işe yaramaz. Efendimiz hakkında bir tanesi, o diyor otuz gün vaaz eder, bir kişiyi zor irşad eder. Ben bir günde otuz kişiyi diyor, şaşırtırım diyor. Bir kişi, bu namaz kılan kimse bunlar. O zaman yoktu böyle TV'ler vesaireler. Bir Ünal sineması vardı. Oraya demiş parasını ben veririm evvela. Çünkü küfür öyle bir para akıtıyor bunlar için bu anlattığı hususta. Bozmak için şu elimize gayretler var ya ondan diyorum Allah'ımız bizden muamele istiyor Bir günde diyor parasını verir ben bozarım Biz de ne yapalım ahd edelim cehd edelim çok şükür Elhamdülillah zamanına göre diyorum ya vakfımızı kurmuşuz verin el direğe kurulmuş Gençlik teşkilatları vesaireleri artık biz sayamıyoruz. Elhamdülillah. Allah'ım size hamd sadedinde diyorum. Şükrürler olsun. Tabi bu birlikle oluyor, beraberlikle oluyor.
Efendimizin eserini okudun mu? Altındaki derya bitmiyor ki. Hak Teala hazretlerinden dua talep eden kimsenin evvela vacip Teala Hazretlerinin medh ü sena etmesi. Ah, ne diyeyim? Biz Fatiha suresinde Elhamdülillahi rabbil alemin hamd ile başlıyoruz. Dualarımız da öyle. Namaza şuru ederken Sübhanekallahümme ve bih hamdik bununla. Bu Fahreddin Raci hazretlerinin tefsirinde Sübhaneke öyle bir işlemiş. Böyle okuyorduk arkadaşlarla, dedik ki ileri gitmeyelim biz namaz ne kılamamışız dedi. Namaz ne kılamamışız bir Sübhaneke aslında. Burada şunu demek istiyorum Allah'ım da hep medih var Sena var. Var. Söze böyle kısaca başlanıyor da Elhamdülillahi vahdeve salatü vesselamu ala menne nebiyyebade diye hemen hep Hamd ile. Böyle Kimseleri dinlediğimiz zaman dinlediğimiz zaman ilim çevrelerinden hep böyle hemen başladılar. Elhamdülillahi vahdeve salat vesselamu ala menna nebiye ba'de.
Bunu demeden devam etmezler. Allah'a hamd ile. Bak Efendimiz ne söylüyor? Hamd edin diyor. Allah Allah yarabbim. Ne sultanmış anlayamamışız ki. Duasının kabulünün şartlarından olduğu Ayet celleye ifade eder buyuruyor. Keşfü'l esrar tefsirinde. Allah'ı keşful esrar onu gönlü zaten. Selim kalp, kalbin küfür nifak, marazlardan ve maasiden salim olmasıyla tefsir edilmiş. Küfür, Allah korusun, nifak hastalıklarının Zira sahih bir Hadis-i Şerif'te de beyan edildiği vechile azayı, cevvari kalbe tabidir. Sadece işaret ediverdi. Kalbin Salih olması bütün vücudun Salih olması. Kalp bozulursa bütün vücut bozulur diye bunu Efendimiz buyurdular. Ebul Kasım el-Hakime kalbi selimden sorulduğunda onun üç alameti vardır, buyurdu. Hiç kimseye eziyet etmemek. Hiçbir kimseden incinmemek. Bir kimseye iyilik yaptığında onunla mükafat beklememek.
Zira insan hiç kimseye eziyet gitmeyince huzur-u ilahiye vera ile, nasıl demiş efendim, kimseden incinmeyince vefa ile yaptığından mükafat beklemeyince de ihlas ile gelir. Şu sözü böyle bir levha yapıp asılacak söz Efendimizin kitabı diyorum sohbetlerde ne yapıyorsunuz Efendim falan tefsiri okuyoruz Kitaptan evet okusunlar ama ilk evvela Sami efendimizin Fatiha suresinin tefsirini, Baara suresinin tefsirini, okuduk bitirdik. Nasıl okuduk bitirdik. Şunu bitirebilir miyiz? Nasıl beyan buyurmuş Efendimiz Hazretleri? Zira insan hiç kimseye eziyet etmeyince huzur-u ilahiye diyor. Vera ile. Vera, takvanın üzeri. Helal de bile dikkatli olmak. Kimseden incinmeyince vefa ile bunu dedem bile demiş ki incitmemek kolay ama incinmemek hal ister demiş. Burada Kılavuz hafız dedemin iyi bir ihvanı. Öyle o nazarla bakıyoruz. Kendine ait artık bunlar Allah'tan. Buna bir hakaret eden olmuş.
Hiç seslenmemiş, tebessüm etmiş, geçmiş. Çok kuvvetliymiş. Nal saclarını bükermiş. Dedim demiş ki hafız niye bir cevap vermedin? Hiç tesir etmedi efendim. Eğer demiş onu sıksam suyunu çıkarırdım demiş ama demiş bir tesir olur mu? Böyle tesir etmiyor ilahi nura eriştikleri için onlar çok basit kaçıyor. Diyor ki, şeytanı düşman bilir misin Ya Rabbi? Hayır diyor. Olur mu diyorlar. Allah'ımızın diyor muhabbeti öyle içimi kapladı ki ona buğz edecek içimde yer yok. Onlar bu ilahi zevkten dolayı biraz hicap edeceğimiz sözler ama kitaplarda geçiyor. Yalnız bunun daha bir ehvenini söyleyeyim. Bizim mürşid-i kamillerimizden vaktimiz zayi olmasın diye ekmeklerini kendi elleriyle yapıyor, kurutuyor. Onu toz haline getiriyor, ufalıyor. Böyle bir torbanın içine koyuyor acıktığı zaman alıyor ağzına. Diyor ki vaktim yemekle geçip de diyor ömrümüze ait etmeyin diyor.
Bir diğeri de dışarı çıkmaktan haya ediyor Allah'ımızdan utanıyor. Diyor, ömrümüzü heba etmeyelim diyor. Nasıl dikkat etmişler ve bulmuşlar tabi. Sonra Efendimiz, incitmeyince vefa, yaptığından mükafat beklemeyince ihlas ile gelir. Biz, yapmadım elhamdülillah. Biz gittiğimiz yerlerde, dış ülkelerde maaşı konuşuyoruz. İbni Ata dedi ki selim dünya ve ahiret afetlerinden hiçbir şey karşısında teşevvüş duymayan kimsedir. Yani zihni karışmayan, bocalamayan kimsedir. Bazılarına sadr selametine ne ile ulaşabildiğini sor. Bu çok önemli. Eğer şu sadrımızda kin, kibir, hasetlik gider de böyle dupduru bir gönül olacak olursa Allah'ımıza yürüyüşümüz füze gibi diyeceğim de füzene yetişemez ona. Allah'ımız temizlik istiyor. Zaten şeytan da bunu bildiği için vves fi süfi sudur in nas minel cinneti vennaz. Sadri karıştırıyor, içimizi karıştırıyor. Böyle tutdur olsa Allah'ım hidayet ver.
Efendimizin kız kardeş bak size diyeyim apaçık bugün demek ki dertlenmişiz ki. Bize dedi ki yeğenim dedi Müslüman değil mi dedi. Bir kimse çok münasebetsizdi. Yeğenim Müslüman değil mi dedi. Bak şu düşüncesine bak yine içinde iman var diyor. Efendimiz vaaz etmiş çok azgın birisini görmüş şeydi cemaat içinde. O bayramlarına geldiler ya, dedi ki şöyle bir baktım dedi Allah'ım bunun içinde de iman var dedim. Bu sadırın selametinden, kalplerinin gönüllerinin nur ile dolmasından ileri geliyor ve o adamlar temizleniyor zaten. Baktıkça ona temizleniyorlar. Ondan diyorum bir kısım insanlar bize kızıyor da kızsın diyorum gelen insanlara diyorum böyle yabancı gibi gördüğümüze bakıp da rencide etmeyin diyorum geçsinler otursunlar geçen aradım bir tanesini Tabii hareket olarak da giyim kuşam olarak hiç münasip değil. Dedim busam da bir halini hatırini sorsam. Allah'ım olur dedim.
Böyle sadır temiz olunca, nur olunca her şeye ilahi gözle bakıyor. O ilahi göz diyelim edep tarifinde iyilerimizin daha iyi olmasına, böyle kötü olanlarımızın da düzelmesine yardım eden kişidir diyor. Edebin tarifi bu. Hidayettir diyor. Hidayet göz bu. Yakin hududuna durmakla al. Efendimiz Şimdi nasıl ilerleyebiliriz? Yakin dediği imanda kesin bir inanç. Bu derde düşeceğiz Ya Rabbi imanımızı kurtarabiliyor muyuz diye. Bak Ayşe Hanım'dan anlatacağım size. Her şeyi böyle açık açık söylüyor. Bir kimse geldi. Rüyamda dedi gördüm. Ben kendimi kurtardım. Siz kendinize bakın diyormuş. Yahu elinden Kuran düşmeyen bir sene kocasıyla kaldı, geri yanına bütün namusunu muhafaza etti. O cenazede altı tane esas saydı. Namusunu koruyan Meryem validemiz gibi. Kendisini muhafaza etti. Efendimiz kızım evlendirelim, hacı baba sana hizmet etmek bana her şeyden üstün diyerek giden bir kimse.
Kendimi diyor ben kurtardım ama siz ne yapacaksınız diyor. Bu derde düşeceğiz biz. Dedem onun için demiş ya elden bize ne lazım? Gıybet etmeyin gözüm, ağrsın iki yüzün siyah yüzü sevmesin. Elinle ne işimiz var? Bazen düşünüyoruz büyüklerimizin tavsiyelerini yatağa girdiğimizde tabii elimizi böyle yanımıza koyuyoruz Allah'ım şimdi bu yatak çok sıcak çok güzel yumuşak ama kabir yatağımız ne olacak Ya Rabbi? Birkaç cenazeyi iyi ki görmüşüm. Hem büyük ağabeysin başta Meryem sultanımız misali. Şöyle yönlerini kıbleye çevirip, tabi sağ tarafa doğru görünce derim ki, Vah, aynı hal başımıza gelecek. Ne yaptıysak onu bulacağız. Esselamle ve vecedu naha. Yok ve vecedu. Okuyamaz. Bunu bildiğimiz zaman hizmetlere koşacağız işte. Yakin hududunda durmak. Yakin kesin inanç. İmanımızı kurtarabilmek. Temkin ve gazap hallerinde iradeyi terkine cevabını cevabını verdiler.
Yanlışlık gördüm burada Kazım abiye. Temkin ve gazap hallerinde iradeyi terk ile. Ha iradesini Allah'ımıza teslim ediyor, teslim ediyor. İbrahim Aleyhisselam melekul mevte mülaki olduğunda Rabbim beni niçin dost edindi diye sordu. Melekül mevt, nasa ihsan edersin de onlardan bir şey istemezsin, onun için diye cevap vermiştir. Sen insanlara iyilik eden karşılığında bir şey beklemezsin. Bilmiyorum, yorulursunuz diye devam edemedim. Elhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İman ve Yakinin Güçlendirilmesi ve Kalp… | Mihmandar