Hah, açtığım gelmiş Elhamdülillah. Malum Kuran-ı Azimüşşan'da ta taallukla calut kıssası geçer. Nice sayısızca buyuruyor Cenabı hak sayı bakımından. Topluluk nice sayıca çok kalitesiz yığına galip gelir. Halitesiz yığına. Bu kıssa İsrailoğulları'nın ırmakla bir imtihanıydı. Biliyorsunuz İsrailoğulları Sina çölünü geçiyorlar ve bir susuzluk da var zaten. Şimdi kana kana içse mideleri şişecek. Ondan sonra daha başka hastalıklar olacak. Ciğerlerinde de su çok susuzluk hat safhasında ama izin verilen su miktarı sadece bir avuç. Bir avuç sudan fazlası zararlı. Savaşçılık kalitesini de aynı zamanda düşürüyor. Suyu çok içenler saf dışı oluyorlar. Gereği gibi bir avuç içenler de kaliteli. Diğerleri ise haritesiz sayılıyor. Bu olay milattan önce bin yüz, bin iki yüz yillarında Davut peygamber zamanında Aleyhisselam geçiyor. Calut malum zalim bir devlet reisi.
Calut zalim bir devlet için ve saldırgan da birisi. Aynı zamanda saldırgan zalim zaten. Hazreti Davut aleyhisselam, Davut aleyhisselamı Davut Aleyhisselam Talut'u komutan olarak seçiyor. Şimdi Calut'a karşı Hazreti Davut'un hadisesi birden Davut Aleyhisselam şimdi taalluk'la birlikte düşmanın zaafını tespit ediyorlar. Yani muharebede yani bu ta yıllar öncesi asırlar öncesi geçmiş gitmiş bir hadise dinlemez. Günümüze çok büyük ışık tutuyorduk. Çok önemli, başarı da çok önemli muharebede. Bunun için işte Kuran-ı Kerim'de geçmiş gitmiş deyip bize öyle ufuklar açar ki bu, Hazreti Davut şahsında bir müminin yani savaşçının sahip olması gereken özellikler veriliyor. Bir savaşçı nasıl olacak? Davut Aleyhisselam hem iyi bir silah, şart. Çok iyi. Hani o günün şartları içerisinde hem Cenabı Hakk'a güvenmektedir. Özellikleri bu Rabbimize bir güven içerisinde. Hem de bir inanç.
Bu olmazsa zaten başarı hiç olmaz. Tevhid uğruna cihat ediyorlar. Tevhid uğruna. Yani dinimiz diyor. Bu şekilde çıkıyorlar. Yani hem tedbir burada gördüğümüz muharremelerden tedbir çok önemli. Yani balıklamasına al bakalım girme deyip tedbir almıyor. Bu çok meseleleri çağrıştırır da zaman yetmez. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin hendek savaşındaki müşavereleri, ashabı gücüyle görüşmeleri, bu bizim bütün işlerimizde önemli. Tek bir. Her işimizi, dünyevi işimizde vesair işlerimizde tedbirli olma. Mesela bir iş yapılıyor, çok sıkıntılar doğuruyor. Hep şu gelen hususlara dikkat etmeyişimizden meydana gelmiyor. Hem de tefekkür. Bunun yanında bir de ideal var. Tevekkülle birlikte hepsi bir aradı. İnanç var, tedbir var, tefekkür var, ideal var. Rabbi Zülcelal'imize son derece bir pahalılık var, tefekkür var. Davut Aleyhisselam kendine güvenmektedir Allah'ımızın ismiyle.
İman ettiği Cenabı Hak da aynı zamanda bu imanla birlikte onun Nusretinde, yardımında. Çünkü Allah'ın dinine yardım ettikçe Cenabı hak da onlara yardım ediyor ve ayaklarını sabit kadem kılıyor. Kaydırmıyor. Biliyor ki şartları kendi değerlendirmeli, savaşı kendi istediği ortama taşımalı ve rakibi Calut'un zayıf noktasını tespit etmelidir. Bunlar onun üçlü kılınmasına sebeptir. Bu özelliklerin sağladığı bir anlayışla büyük bir feraset var, anlayış var. Allah'ın takdiriyle ve elbette Cenabı hakk'ın nuruyla baktığı için istediği gerçekleşmiş ve Calut'un zayıf tarafını yakalamıştır. Elindeki silah ona göre kullanacak ve onu tam zayıf yerinden vuracaktır. İşte hatırlayalım yani geçtiğimiz günleri ülkemizdeki durumu demeye gerek yok. Bunları siz biliyorsunuz zaten. Başarının yerden ileri geldiğini biliyorsunuz. Bak bize yol gösterir Cenabı hak Kuran-ı Azimüşşan'da.