İman ve Tehlike Arasındaki Denge ve İslamiyet'e Şükretmek
İman ve Tehlike Arasındaki Denge ve İslamiyet'e Şükretmek kaydında O oradan hukuk ana ne derse ona ulak vereceksin. Ne diyor sen de seninle ilgili. Ben anca tercüme edenlerin dediğini diyebileceğim. Şimdi ben Ben umursacağım neyin ayağının durabilirim ben? İnan bazı gönlüme geliyor ki bütün başıma tutulan cemaatin ayağının duramıyorum. Yani gönül o kadar geliyor ki konuşuyor da acaba kendinle bir sıfat…
O oradan hukuk ana ne derse ona ulak vereceksin. Ne diyor sen de seninle ilgili. Ben anca tercüme edenlerin dediğini diyebileceğim. Şimdi ben Ben umursacağım neyin ayağının durabilirim ben? İnan bazı gönlüme geliyor ki bütün başıma tutulan cemaatin ayağının duramıyorum. Yani gönül o kadar geliyor ki konuşuyor da acaba kendinle bir sıfat var mı bu saatinde? Kendine bir söz verir mi? Ben televizyon seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. Niye de kendime iyi diyeceğim? Yani tevazu böyle getiriyor. İnsana yaptığım ta akıl vali olmazdan elbeli kusurum, gerçi has dağı gibi gözüme görünüyor. Nasıl ben iyiyim ki size evik vermekle iyi mi olurum ben? Yok. Efendimize bu halimi arzu etti mi de? Efendimiz dedi ki Siz Allah'ınız olsun konuşun. Haliniz iyi olmasa bile onların gönüllerini yaptığınız için Allah sizi size tefenyüz et tefenyüz ettirir, Allah de yüz verir diyor.
Sen çalışmışsın Allah'a tevil. Ben o hizmetimi yapıyorum, ben hasta edecek bir doktor değilim. Et sahanesin değil, üstasın. Kim bir reçete gelmişse orada o ilaçları veriyorum yani. Evvela şeriat-ı Saniyen tarikatı, bütün unlarıma vacip ettim. Kadın bir kere vacip tarikata geldi. Hoca ya tövbürüm diyor nefis o diye. Ya darta bilirim, ya dartamam, onu şeytandır diye. O içinden ne fikir geliyorsa, o şeytandan geliyor. Allah'ım gazabına uğruyor, nasip işte bizi insan etmeyen o Sarp. İnsan etmeyen o. Bu vesvesesiz, lesiz, evvela şeriatı, sonunda sureyi katı yapmak, her kulumu üzerine vacip ettim. Ben gelmem Ben geldim, çıkıyorum öyle diyorum ama kurbanı kesmemiş gibi mesul oluyorum. Salakı vitiri kırılmamış gibi mesul oluyorum. Bir de şak bir kimse yok, tarikata gelmedi. Ne olmuş da koca Kayseri'nin göbeğinde?
O kadar ulema neşait geçti koca Hacı Hüseyin Efendilerdeler, Hacı Süs Efendilerdeler İçine Hacı Sami Efendi kaç dakika girdi. Üst ağzımız Hacı Esnadı Elkiliğinin halifeleri geldi. Bu memleket bildiğin gibi değil. Bu Mevlana'ları getiren Kayserili Sen ne diyorsun gözü açık Kayserili bunlar! Mevlana'yı getirdiler buraya diyor Hüseyin efendi hocam Getirmişler demiyor, getirdiler diyor. Yürümemiş ama görmüş gibi biliyor. Hocası Seyyid Burhaneddin Şu memleketimizde. Her jum ayıcesin bir ziyaretin olsun varamıyor, görüyor musun? Elde edemem, yarın öleceksin diyorum yahu! Milyarlarca sene cennete alaya. Bak Cehennem demiyorum. Allah Cehennem'e göndermez sonra. Üç kimse imansız ölmesi muhtemel, onlar Cehennem'e bin terlik giderler. Bunu İmam-ı Azam efendimiz mühürleri böyle, mühürleri. Yani bu üçün on üç de var, giyinmiş de var. Bazılarında ben onlara veriyorum.
Seni Muhammediye'yi okurala dinlemeyip sen de onun gibi okumayanların imanı tehlikede ne diyor bu kitapta ya, ben onların birini demiyorum. Şu üçü esas tuttum. Çünkü İstanbul'da da bize bazı verdirdiler. İçimizde sultanımız da var olur. Ondan müsaade Almanca imkan yok Doktor Necmettin derim. Doktor Necmettin bey, efendim, Öyle zengin çıkmıyor ki sohbetimiz ben kendimde değilim şimdi. Yani öyle zenginleşiyor ki kitaba bak, baktırmıyor musunuz? Bu baktırmamak, sizin manevi kulağınızın çekiş kabiliyedir bu. Geçen Tahir hocamızın yanında, illa siz konuşacaksınız diye var Konya'dan. Cemaat bunun iki misli. Müftü Efendi Konya Müftüsü burada tutturdu, Tahir hocamız da burada düşer, biz de burada. İnan kitabı aldım, bu şiiri çok paralı oldu mu, nasıl mağazacı yerinde duramaz, şu kumaşımız da var, su da var, dur gel, bizde melesi oralar nedir? Çünkü Bana bak, kitaba bir baktım daha önce.
İman ve Tehlike Arasındaki Denge ve İslamiyet'e Şükretmek ne anlatıyor?
İman ve Tehlike Arasındaki Denge ve İslamiyet'e Şükretmek kaydında O oradan hukuk ana ne derse ona ulak vereceksin. Ne diyor sen de seninle ilgili. Ben anca tercüme edenlerin dediğini diyebileceğim. Şimdi ben Ben umursacağım neyin ayağının durabilirim ben? İnan bazı gönlüme geliyor ki bütün başıma tutulan cemaatin ayağının duramıyorum. Yani gönül o kadar geliyor ki konuşuyor da acaba kendinle bir sıfat…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ben onların bilirim. Bazı zaman kitaptan arayıp bulamam konuşacağım şeyi. Ama sizin gibi can oğlum. Böyle araya geldiler, böyle tap kulak vermeye başladın mı? Allah'ın hazinesinden istiyor o yavrular. Allah veriyor, bende o. Allah. Allah. Allah. Allah. Geri otursun şöyle. Duymayacak bir yere otur diyor ama, duymaksan da mahzun olacaksın değil mi? Senin memnun oldun baba, bağırır, ölelim biz. Hadi biz mi patlar? Ne olursa olsun. Ey muhterem Müslümanlar, can arkadaşlarım tarikatımı da anlattıktan sonra demek ki meskuniyeti kurban kesmemek. Kurban kesmeyenler bizi canimize yakin olmasınlar diyor Peygamberimiz. Canimize gelmesindir. Kurban yerine vacip olup da yapmayan vacip farzın, belsi vacip. Delili, zannni ile sabit olan şeyler vacip. Çok bakmadım ben ama Allah'ımız, localarımızın ve ondan hesap edilir. Ya Rasulallah on ikiden hesap edilir.
Bir aylık ıskatı vasiyetini aldın mı, aldın mı, aldın. Kabul ettim, dua ettim diye böyle çevirirler. Demek ki namazımızı un içlen. Daha yukarıya koymayalım, gençken de namaz kılalım. Yedi yaşında namazın on yaşında oruç, başlayalım. Ya, salatı vihihi de kaza ediyor ya geçirsek. Bunu dinleyen kul derste bir kardeşiniz vardı. Niye? Kul derste. Böyle sohbet edince, ben de hak etmiyorum. Gitmiyorum. Ben vacip olduğunu duymadım, tarikatını ben anlayınca gitmem dersin. Kupradırmadık diye bağırmış. Mecburim ama değil mi? Arkadaşım, akın molaları böyle serseri kafayla bu dünyaya gelip gitmeyelim. Allah bizi sorar. Ondan sonra kocacığım, kardeşim, köylü Hasan, üç şey imanla imansız gitmesi muhtemel dedin. Ne onları iyi bir dinleyelim. Bir, nihamet-i İslamiliğe şükrü terk edenlerin imansız gitmesini isterim. Yeniden Türkçelere.
Çünkü biz burada köyde konuştuğumuz için daha yüz Türkçe ağlayaraktan peygamberimiz umuma kapandı. Niye ağlayayım? İman ettiğine pişman mı oldun? Ya dediler. Yel kapısında görünmesin diye altmış kızlığımı elimle kestim. Hoca mübalağaayı biz sevmek altmış kız olur mu Güler'im? Onlar cariyesiyle de beraber olurdu, üç yüz kadar cariyesi vardı. Onun için çocukları çok. Bahfurda şecereye almışlar, seksen tane çocuğu var bir adamın. Bizim evde, göstereyimsiz bir evde var. Çünkü caniyelerle de yatıp bakmak caizdir. Değil mi kardeşim? Yardım vermek canım. Parayla satın aldın mı nikah nakıymaya garibim yok, halalardı ona. Onun için peygamberimizin oğlu İbrahim bile Mariye isminde ki bu. Yani bir kıttılardan alınan bir kızdan, cariyeden İbrahim oğlu oldu yahu. Bunu nereye şey yaptınız? Hep incelemem. Bana bunlara da hacet koymayın. Hacet koymayın.
Bağının başında babam diyor ki bunu Bella Hasan, cemaatine söyleyen bir kırk, bir sene evvel. Şimdi aklıma geldi. Bak Sevgi Hanım, Allah da Musa dağda gezerken bir mecus'u gördü ateşe kapıya. Bu ataştan ne faide görüyorsun? Seni yakar bu ataş diyor. Seni yakmaz mı? Elini soktu yakmıyor mu Musa Aleyhisselam'a taş yakar mı hiç? Bizim bir yerimiz yandı mı, büyükannemiz derdi ki Ümmü Kısım annemiz babamın annesi şahadet oku oğlum. Şahadet okudun mu yara açılan şeyin sızısın yayık anlar. Dünyadan para yakmıyor Allah ahirette edecek abi. Hüseyin Efendi hocam böyle listesmet not defterine yazdı. Efendimizin iki şeyini. Ne? O şurada bağ var ya Hadisen efendi uçağının bayığı ne var? Bunun sabıkasını öte anda. -Yok. -Demezse ben gösterdiğimi. Bana da ye! Orada bak konuştu.
Efendi dedi ki evde, savaşçı efendiler de bilir ya, bir merket huzurdan haşa denize düşerse, dalgalarıyla, tuzlu sumaralarıyla, dalgalarıyla, bir hata geçtim mi onun etzalarını pilava koyup, tuzu temin etmek caiz mi? Ya canım caiz. Çünkü tüh iyi yetmiş bir erkek ekmekten çıkmış. Bismillah olur mu? Bismillah. Çünkü onda ortadan kalmamış. Bir evliyaullahın kalbine kabul olur da girecek olursan, musbundar olsan, misil eder seni diyor. Yani böyle biz onun için denir. Yoksa size en kıymetli sözümü bahsediyorum var. Musa aleyhissalatu vesselam, ne zamandan beri tapan buna ey Mechusu dedi. Mechusu dedi ki, babamdan ilk kitabı okurken bunları okuyordum, meclis kitabını. Dedi ki, üç yüz doksan dokuz senedir de atarım dedi. Efendim mübalağa olmasın sözünü. Firavun bile dört yüz yaşındaydı. Niye bana her yerden şeyi? Adem Aleyhisselam'ın bin yaşında, Havva annemiz bin bir yaşındaydı.
Nuh aleyhisselam bin elli sene yaşındaydı. Her yeri ispatçı etmeyin, kalben itiraz etmeyin bunu diyor. Mubalağa değil mi ulan acaba? Ben Yani onlara cevap verecek, çağırtıyor. Ondan sonra, dedik ki bu yakan ateşe takmadan ne faide görüyorsun ey Mecusi sen? E dönsem Allah'a, Allah kabul vermiyor, beni dedi. Gönelim yavrum. Allah'a emanet için Allah'a dönelim. Gönlüm mü kabul eder Allah'ım? Allah öyle bir Allah ki, rahmet kapılarını açmış. Tövbe kapılarını açmış. Gelin kullarım tövbe kapılarını açmış, gelin kullarım affedin diye her saharda çeviriyor Allah. Her saharda, yani günahı olan yok mu Tövbe etsin de kabul edeyim diyor. Allah ehli gün şapağı, dersin'in şapağı oku diyorlar ya. Efendimiz kulu için diyor, hacet kabukları, açık o zaman. İki, İhtiyacı olan yok mu, çocuğunun çoluğunun rızkında, kömüründe, kazında daralan yok mu? Hükumetten neden istemem benden iste.
Ben size onu verecek bir devlet vereyim başınıza. Bizden diyor baştan, benden istemem. Allah'ım! O zaman onu da vereyim. Çocuğu anarşip olmuş. Forma bozuk evinin geçimi iyi değil. Dua etmek isteyen yok mu? Duasını kabul edeyim diyor. Her seher böyle çeviriyor Allah. Dil seher. Bakmayalım Allah aşkına. Allah'ım uzak koyun bu kelime yavrum. Hicaz'a geliyor, cilde özüne vardık. Cilde özü derler özü mü derler, o hüdütten geçeceğiz. İki otobüs kaldı, bizim otostoslar girecek yani sığaya. Arayıyorlar, hem gelirler gönderiyorlar. O iki araba kalınca karşıdan, Suriye hüdüdünden kabul etmiyor, gelmesinler hüdüt bağlandı diyor. Akşama diyerek saat kaldı. Cemaate göz kaldık dedim. Bayıra çıktık, akşam namazı kılacaktık orada, oldu, atıldık. Yerinde kalktım konuştu.
Suratında görünen, Müslümanların koltuğunun aklına giren, sırlar almaya gelen, o edepsiz takıyor anamın kollarını bağlıyor, duyulmuyor kendine. Yani şöyle bir sunum açılmayacak kadar, ayağında bağlıyor. O yanıveriyor ki, kardeşim ben niye bağlayayım? Ne kardeş ulan diyor. Ailem dul, çocuklarım yetim, malım ganimet olmasın diye, Rasulullah'ın yanında yalancıktan bir Eşhedü enla ilahe illallah dedim. İman etti zannettiler. Ben münafırım, sizi kesmenin için bağladım dedi, kılıcına sarın. Bunu konuşuyorum ben orada. Sen yalvardık sıra ben zevk duyuyorum dedi. Yani kafir kısmını Allah şerrinden yükseliyor. O seni yalvartırmaya kirlenir o. Ne dinsiz, imansız yapacaksın hazırla boğazınla. Yalvarmayla olmayınca Ya Rabbim, Ya Rahman, Ya Rabbim, Ya Rabbim, Ya Rahman, Sen yalvar dedi, gözümü yumayım da vurdu da çok Gözümü yumuyor deyince. Kesme! Yaşasın, öpüşsuz dışarıya çıktı, kimse yok.
Geriye geldi, kılıcı vuracağı. Kesme diyor! Ofise dışarıya çıktı geldi. Yeniden vuracağız zaman geriden geldiğiyle kılıcı. Beyaz elbiseli, iyi bir pizza. Elini çevirdi, ayağını çevirdi. Dede, hayır kurtuldunuz dedi. Kurtuldunuz dedi. Allah billah aşkına kim insan bana haber versen, dedi. Ben Cebrail Aleyhisselam'ın yedinci kat sema melekleri bütün algılaıyorlar. Bu adam için bütün algılamaya başladılar. Yarabbim, ya Rahman deyince içimiz üzüldü dedi melekler. Allahü Teala hazretleri yetiş bulunma dedi. Ben birinci çığırdığımda Sidret-i Münteadaydım. Yedi bin senelik yoldaydım. İkinci, ikinci numarası üçüncü yetiştim, seni kurtardım. Kardeşim başka bir dua tırmanmıyor benim dedim. Şimdi cinme, üssü bağlandı. Ben, Ya Rahim, Yarışma siz de. Ya Rahim, Ya Rahman, Gözünüz böyle yaş dökülüyor derken, o bayırdan yuvarlanan bin kilometre uzunluğunda Hutça ağacın hepsinin sesi geliyor Ahmet.
Sesi geliyor, Allah, Allah diyor. Bakıyor aşağıdan, onlar da bizden biter. Yokuştan aşağı inerken hemen yol açıldı, geliyoruz. Bu keramet de yani şurana dediler ki açıldı. Allah. Kalbimde bir perak saçıldı. Gelmiş de Hucyazar'ın çocukları bana ağlıyor. Allah'a Allah'ım gülüm, Allah'a Allah'ım. Yarabbim, Yarabbim, derim, nasıl bağlanırmış göreyim bir o Hicaz'ın yolu. Bir dahaki vardık. Vardık, karşıdan bari gitmiş, emniyet yetmiş diye etmiş, yolu açmışlar, geldiler. Haydi, haydi gelin. Gör gör gör gör. Emniyetler yok olacağım, şimdi ben gümrükler yok olacağım. Şimdi şimdi şey yok. Bismillahirrahmanirrahim, haydi işin gözü hoş geldin, celder. Şimdi para mı kaçırıyor oldu? Yani Allah kolaylık kaldı benim, böyle. Başka bizim kimsemiz yok. Bir Allah'ımız var, yavruna. Onun için böyle Allah'ımıza dönelim, girelim inşallah.
Kıymetli efendim, sevgili dostum, sevgili dostum, Musa aleyhissalatu vesselam, o ateşe da bana mecusü değiller. Çok büyük bir şeymiş Allah'a, Beni kabul eder mi dedi. Sen bir defa şu içinden kükleyerek benimle beraber şehadet getir dedi. Öldü. Doğru. Yolu yıkadı, kaldırdı, kalbine koydu. Musa aleyhisselam, Ya Rabbi, bir tek tek şehadet olan, üç yüz doksan dokuz senenin küfrü var. Ne mukavele yaptın bununla? Benimle görüşmezsen, Kelimullah'sın. Onunla konuş dedi. Allah Allah. Kardeşim, dostum. O bilcecik şahadetin yerine Allah ne verdi sana dedi. Ne verdi bana dedi. Üç yüz doksan dokuz senelik küfrünü mahvetti. Ben şimdi Ravzatu'l-Mürre'azı Cennet'yim. Cennet bahçesinde oturuyorum. Küllediğime, dünyada tevhid okuyacaksın da cayır cayır yakacaksın. Öyle mi inanıyorsun? Bırak Allah'ın sözlerini, canım. Ümitsizliğe düşmek de büyük günah Safiye. Allah'ın rahmetinden ümit kesilmeyecek.
Kesilmeyecek. Amin. Efendimizin de huzurunda konuştuğumuz hiç kimsenin imansız gitmesi muhtemel, genimiz dedi. Tam bir bakın şeker hastasıyım. Yemen ne akşam ne yedirmiş, ne önemi bilmem. Size konuşurken Allah bunları bilebiliyor, Allah. Çünkü kafam gitmiş kafam insan. Sekam gitmiş bir insanım. Heyyürler gibi bir şey. O üç kişinin birisi İslam olmuşlar. Ya onların güllerinden gelsem, ya onların su dünden gelsem, bir meydana beni Anadolu'nun içinde, Büveyhinde, Kayseri'de babam memnun anam hadi demedi. Kalk efendim Allah'a. Bin şükür ben pazarlık etmedim ki alem-i ervahta beni Kayseri'de halk edeceksin. Anam da Müslüman olarak, babam da böyle bir kesimin var mı Allah'a? Onun için gel bir hamle edelim. Elhamdülillahi alaen islam. Elhamdülillahi alaen tevfik. Allah'ın yaratıldığı ile bismillahirrahmanirrahim. Böyle kendimizden değil biz.
Bizi Allah böyle anamız Ayşe, babamız Mustafa Allah böyle halk etti. Onların dizinde otururken beraber diyelim oğlum. Böyle nemli çalarak bizi büyüttüler mi? Ya bir Mecusioğlu, ya bir Yahudioğlu, ya bir pazarlığın var mıydı, ya oğlum? Öyleyse. Hiç mi? Bir efendiden dersin olmasa bile tespihini elinden düşürmeden, yani İslam olduğunu beni tam düşürmeden. Elhamdülillah fukaralıktan neden bahsetmeyeyim? Bir gönlerle dua diplerinde oturayım, imanımla götür Ya Rabbi diyeceğiz. Böyle iman beygatlı sevgili kardeşlerim, sevgili dostlarım, iki, Haceti ben imanla mı ölürüm, inansız mı ölürüm bilemiyorum ya. Ondan korkar duyuyorsa, imanla ölür diyor. Hiç aldırmıyor, ben imanlı ümmetteki bu ölecek bir seviyor. Bunun imanı ve tehlike. Bir İslamiyet'ine şükretmeyen iki tehlike, bir de bunun kaygısını çekmeyen, bunun kaygısını çekmek için bir Mürşid-i Kamil'e varacaksın.
O Kuran-ı Kerim bu hadisten sana bir reçete yazacak.