Biz bunları elde etmek için başta Allah için kardeşliğimiz, bunun bir şartına dikkat edeceğiz. Birbirlerimize iki hususta yardımcı olacağız. Birisi iyilikte. İkinci olarak takvada. Esahimle ve taavenü alel biri ve takva. İyilik ve takvada. Aman ha yanlış yapmayalım. Alalım elimize üstadlarımızın eserlerini baş tacı edelim, okuyalım. Gayret gösterelim. Dinimizin emirlerini, başta Ömer Nasuhi, Bilmen hocamızın ilmihal kitabı vesair. Müspet olmak şartıyla ehli sünnet ve cemaat görüşü üzere olan, kitap ve sünneti hedefleyen, onu kendisine esas kabul eden kimselerin hazırlamış olduğu dini meselelerimizi, itikadi konuları, ibadete ait konuları, ahlaka ait mevzuları o kitaplardan talim ederiz. Ve sonra bilen yine itikadı düzgün, ameli düzgün, ahlakı düzgün kimselerden takip edeceğimiz eserlere bakarız. Ona göre kendimize bir yol seçmiş oluruz.
Burada Sami Efendi Hazretleri haddesallahü sırra Cenabı Hak'ta muhabbet hususunda başta kardeşlik. Şunun gibi düşünelim. Bazen böyle sular oluyor. Su akıyor. Birinci tekne, ikinci tekne, üçüncü. Biri dolmadıktan sonra ikincisi dolmuyor. Şimdi biz daha kendimizde bir fani olacağız. Kendimizi bir tanıyacağız. Cenabı hak bizi niçin yarattı? Biz bu aleme niçin geldik? Biz burada gördüğümüz kadarıyla sanal alemde hem yavrularımızın hem vesair insanlarımızın genel değil ama çoğunlukla hayatlarında ahiret çıkmıştır. Yok. Bunu ne bileceğiz? Diyelim ki bir kardeşimiz esnaf. Yanına oturduk. Oturduğumuz zaman bize ayetler okuyor. Hadis-i Şerifler okuyor. Ehlullah'tan çok güzel kelamları ediyor. O hayatını çok güzel tanzim etmiş. Kim olursa olsun o konuşmasından görüşmesinden belli olur. Onun için büyüklerimiz buyurmuşlar ki insanlarla münasebetinizi kesmeyin Cenabı hak yaratmış.
Eşiniz var, dostunuz var, akrabanız var. Gönlünü alacak kadar. İşte ben tamamen kendimi çektim, Rabbıma verdim diyerek böyle bir harekete girmek de caiz değildir. Gönül görecek kadar buyuruyor. Sonra bize yol gösteren hakikat ehillerine riayetimiz efendimiz Aleyhissalatü Vesselam ve Cenabıhakk'a muhabbet. Başta zaten kardeşliğe riayetimiz Cenabıhakk'a muhabbetten ileri gelir. Bunların hepsinde eğer tabir caiz olursa ipi Cenabıhakk'a teslim etmedikçe ip demeyelim. Esası, esası Rabbimize teslim etmedikçe hiçbirisinde kıymet ve özellik diye bir şey kalmaz. Bunun için Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz şairlebidin sözü haktır buyururlar. Allah'ın dışında her şey batıldır. Cenabı Hakkın rızasının dışında her şey batıldır. Bu riyaki de içine kibir girer, ucup girer, benlik girer. Ne yaparsak Mevla rızasını gözeterek yapabilmek.
Burada Sami Efendi Hazretleri Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetine gidecek yolu üç şekilde tavsif buyurmuşlar. Üç şekilde haber verilmiştir. Bir müttakiler. Takvayı şu şekilde tarif buyuruyor. Örfi şeride, insana ahirette zarar verecek şeylerden sakınmak demektir. Bazen böyle oluyor bizde. Böyle bir cümle görüyoruz. Bir cümle görüyoruz. Emin olun beş saat de konuşsak, beş ayda konuşsak, beş sene de konuşsak, elli sene de konuşsak hepsini içerisine alıyor. Nasıl bir Allah'ın güce velisiymiş, insana ahirette zarar verecek şeylerden sakın mahkumtir. Sanki bunun üzerine konuşmak zahit gibi bir fazlalık gibi. Bunu da şöyle iki elimiz arasına başımıza alacak. Derin derin düşüneceğiz. Ne güzel bir tarih. İnsana ahirette zarar verecek şeylerden sakınmak demektir. Üç mertebesi var deyince tamamlamaya çalışalım. İzni ilahi ile ebedi azaptan sakınmaktır ki bu küfürden uzak bulunmakla olur.