İman ve Şükürün Önemi ve Allah'a Yakınlık kaydında Burada ilk iki bak bir Zülcelalimizi tespih ile başlıyor. Sübah haline ile ilgili. Esra-ı Ardi'yi Kulu Muhammed'i yürüten o Miraç hadisesinde yine Cenabı hakk'ın şanı ne yücedir. Uyunulur ki hadise çok büyük olduğu için zaten müşrikler inanamadı. Tabii küfür kafası inanamadı. Bizim elhamdülillah gaybe imanımız var. Görmediğimiz halde ne…
İman ve Şükürün Önemi ve Allah'a Yakınlık ne anlatıyor?
İman ve Şükürün Önemi ve Allah'a Yakınlık kaydında Burada ilk iki bak bir Zülcelalimizi tespih ile başlıyor. Sübah haline ile ilgili. Esra-ı Ardi'yi Kulu Muhammed'i yürüten o Miraç hadisesinde yine Cenabı hakk'ın şanı ne yücedir. Uyunulur ki hadise çok büyük olduğu için zaten müşrikler inanamadı. Tabii küfür kafası inanamadı. Bizim elhamdülillah gaybe imanımız var. Görmediğimiz halde ne…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Burada ilk iki bak bir Zülcelalimizi tespih ile başlıyor. Sübah haline ile ilgili. Esra-ı Ardi'yi Kulu Muhammed'i yürüten o Miraç hadisesinde yine Cenabı hakk'ın şanı ne yücedir. Uyunulur ki hadise çok büyük olduğu için zaten müşrikler inanamadı. Tabii küfür kafası inanamadı. Bizim elhamdülillah gaybe imanımız var. Görmediğimiz halde ne yapıyoruz? Görmüş gibi iman ediyoruz. De, inananlarlar bir tarafta, inanmayanlar da bir tarafta belli olmuş oluyor. Yalnız burada buyurulurken, Allah Muhammed'i SAV. Güzel. Biz Kelime-i şehadette de böyle diyoruz zaten. Ve Resulu diyoruz. Şimdi, bunun yanında daha başka ifade ne kadar vazgeçsek biz bunu anlatamayız zaten. Aleyhisselatu vesselam'ı ben bize. İşte konu ve resulü deniyor daha başka gerek gerekli olur mu? Kim o bir kere? Tabii bir tanesinin ismi Ercan demiş de neyse Ali Ercan olsun dediler. Ali Ercan bizim niye dedi?
Ali Ercan'ın bir sözü var ki şu konuştuğumuzu ilmi yol Ula Say der. Böyle. Şimdi, Allah'ımız bile doymamış ki derken Efendimiz hakkında Fahrul Mürseliğinde denir. Çok Ekremü'l-Tahaya diye Eshabü'l-Bin Hazretleri'nin, Fetih Sallallahu Aleyhi'in çok güzel ifadeleri var. Aman bunlara kapılmayalım demek istiyorum. Ne kadar gas edilse az. Burada kulluk usulsunda. Nasıl diyelim? Ne buyrulur, tisat çünkü yedi tanedir birisi yok. Tisat dokuz. Allah'ımızın hürmetine şükretmek. Şimdi, gördüğümüz kadarıyla bir şükürsüzlük bizler de, hasıl. Şimdi, dünya zaten bir kritenin içine girmiş. Hatta bire yedi yüz artırımlar var. Elin yüzde yüz, yerine göre altı yüz, bunu yükseltilme var. Yine de bir ferne taşı. Çok acayip koşulsuz, o başka bir şey değil. Allah'ımız nimetini elini öpmüşmişmişmişmiş. Böyle bir kıyas da yok. Şimdi, inandım diyen imamlarda bile gönül yapıyor. Ya, kimsin?
Sen bir kere Allah'ımızın bir kulu cemaatin önüne geçiyorsun. Şimdi dedim ki şükredeceğiz, hamd edeceğiz. Şükredersek, arttırırım bunu Cenabı. Bu sıkıntıları bizim ecdadımız, Delirmiş ki ah bil ekmek çıkın dolduruşu üfle ekmekler var ya, onu sofraya şöyle pırt düştüğünü bir görsek derlermiş. Görme mi? Araba aralarında da çok uzakta değil. Mahallede bir tane araba bulunmadı. Bir hastaymış. Onu da biliyordum, İzmir demeye gerek var adamı itaat etti. Bulamadım dedi. Bir tane var dedim, ona da diyemedik dedi. Şimdi, kapılarımızı Nasıl olur bilmiyorum. Ben söyler kocalarımızı bize yol gösterenler, dinler herhalde, şükredelim vallahi, hamdelelim diye Medine'de biz kimse vardı. Bu vahiy şeyler, mümkün mü? Emekli olmuş, hiç iki katı bir araya getirmezdi Hocamız, Dedi ki Resulullah iki katı bir araya getirmemişti. Bak biliyorsunuz soframızı biliyorsunuz.
Bir peynirin çeşidini saymakta bitmiyor, sofraya koyduğumuz peynir. O Zeytinler neler Efendimiz Zeytinler? Diyor. Çünkü diyor Resulullah arpa ekmeğiyle karnını doyurmadan bu dünyadan çıktı. Efendimiz hakir miydi? Yok. Efendimiz vardı, sahip ama o hakirler incinmesin diye onların sofrasına oturuyor. Allah'ım benim hakir olarak yaşar, hakir olarak öldü, fakirlerle harçlaçemiydi. Evet, varlığımız çok olabilir ama hazırlık gideceğiz. Şükür çok önemli. Birçok üzerinde konuştuk gerek yok. Allah'ımızın nimetine şükretmek. Yine geliyorum, üzüntü var bizde, bilmiyorum. Yani bir şikayet görünce böyle vay şöyle vay böyle Allah'ımıza emanet edemiyor. Bu insan şeyi bölmeyince sıkıntıda olanlara bak mesela gidiyorlar Suriye'ye bir tanesi demeyin memleketini bizim var gösterimizin hanımı da kendi de memleketini terk etti.
Oradaki sıkıntıyı görmüş, ne çektiklerini, demişler biz girelim, oraya yerleşelim, onlara yardım edelim diyor. Yani, bölününce oluyor, bölmeyince, çok büyük bir yere mazhar o Filistin'den bile dediler aman ha böyle mendil bize geçsin diye. Çok şükür, ham diliyoruz. Bizim Mürşidlerimiz bunu başlattı. Artık tarif verip dinle, ne bulunmuyordu? Burada hastaya işte tedaviye gidecek parası yok. Haklı okuya ile bunu gün veya İlber. Bir gün, gün parasını bulamamış vesaire. Bir sandık kurdurdu müşfik kamilimiz. Verirler ki böyle söylerdi. Kim ne dirayeti gücü varsa o kadar yardımda bulunsun diye. İki buçuk lira, beş lira, yedi buçuk lira, on lira böyle gelirdi ve yardım edilirdi. Şimdi bu yasal bir hale geldi. Çok güzel, ne namgarı bununla hizmetler belirliyorum. Biz ilkdamda çok üzülüyordum. Diyorum ya bir şey yapamıyoruz, çok az istedi, hiç üzülmedim. Sağ olsun destek oldu bize.
Biz dedi, çok küçük dedi, böyle bir kız vardı Allah genişletti, genişletti gerçekten öyle oluyor, sebat edince Allah'ımız genişletiyor Millet de düzgün olurken harikamız çünkü Farsça göre nimete şükretmemiz gerekir. İşte Allah beni affeder, ben affedicağım diyor, çok harika. Bu bizim gibi bilmeyen insanlarda çok talip. Ben diyor aff olmayacağım kim affolacak diyor. Beni İnsan görürse hiç konuşmasına gerek yok. Onun görüntüsü bile bizi ihya eder, ıslah ile görünüşü bile bakışı bile vehğine demiyor. Böyle bir meklinden diyor işte affeder deyip de kendinizi serbeste çıkarmayın korkun Öyle olsaydı, mesela aleyhissalatü vesselam benimiz ya Fatıma buyurdu, ya Aişe. Biriniz Resulullah'ın kelime-i muhteremesi, birisi de zevce-i muhteremesi diye iftihar etmek oluyor.
Sizi bile hatırlayamayacağım yerler var, Mizan var, sırat var işte efendim, buyuruluyor sayılır Allah'ım sana Mahşer diyeceğim ve belki inanmış olur diye çekiniyorum. Üç yer var buyurdu. Sırat, Nisan'ımı şey yapıyorum da mahşer etti Allahu alem. Buralarda buyurdu hatırlayamayacağım. Onun için devamlı korku derken bu korku insana huzur veren korku. Böyle vay, köpek geliyor vay, aslan geliyor, parçalayacak ölü bir korku değil. O korku önüne verir, aşk verir, muhabbet verir, gözlerimizden yaş gelir. Bir de haşyeti var bunun. Haşyetin de kendi arasında bölümleri verir. O şeyde, Kara Bocanda bir Alim zatı verdi. Hatırladım bir ismi İsmail Efendi diye ziyaret ettim. Alim Behlül'ydu. Oturdum ben de, böyle bir haşyet mevzu açıldı. Korkuyoruz da Allah'ımızın azabından, ikabından, bu haşyet, Rabbimize büyük saygıdan deli gelir. Hep titremişler.
Şimdi haşyete deyince vefat etti amca, yakındalar vefat etti. Ruhu şad olsun, çok iyi bir kimseymiş. Böyle görüşüyordum Çorumlu vasıtasıyla. O dedi, efendim dedi, bir de Haşyet I kamile var dedi. Onu bilmiyorduk biz. Haşyet, Es Sure-i nüzul'a geçer ya hadis anne. Her bilen üstünde bir bilen vardır buyuruyor. Şimdi, El-Alim olsa, Cenabı Hak'dan izletilebilir. Şimdi ilahi korku, üstünde korku diyelim, bunu ifade ancak bu şekilde de onu taşıyacağız. Ebru darbi gadai ile imanın şartlarındanmış bu, Allah'ın bize bir gün buna razı olmak. Bak, nereye çıkıyor? Haşa! Afrika'da yine bir boru ekmek hobiler eline geçmiyor, diğer tarafta nimet olduğu var, o atarne. Bak, nelere vurmuyoruz şimdi biz. Allah'ımız, Celle-i Cenabı'ı. Şimdi, Hak'i ilimizi sabredecek mi diye bunu demiyorum. Sabredecek mi diye Cenabı Hak o Hak'tır Hadi ol, fakiri, zengine de şükredecek mi diye.
Bu Neml Suresi'nde Süleyman böyle mi? Büyük bir saltanata olmuştur. Süleyman, ondaki ilme, enradaki dinler, hele o Belkıs'ın tahtının bir anda gelmesi nedir? Bak, hiçbir hal yok. Mesnevi hiçbir hal yok. Şükredecek miyim, edemeyecek miyim diye. İbadet ediyor. Öyle düşüneceğiz. Allah'ımızın Celle Celaluhu değer bilmediğine değer verilmedik. Hafız da değildir oluruz inşallah. Misafir mi etmiş? Bunlar da, evde kaldı, Efendimiz namaz getirmiş bunlara Essahne? Şu sesi israf etmeyelim diyorsun. Bak, bu vakitleri de çok önemli. Mesela, bilgide durduk alacağın zaman mana tamamlanarak alacak. Mesela, ne Orada alırken mesela, diyor, olmaz, tecil, mana bütünlenecek. Tahir Hoca'yı bilirsiniz, bunlar güzel bir iki yerde yaptırdılar. Hocam da çok hakaret olur, çok. Tabii, demez de ne hakaretle, ne hakaretle, duramadı.
Şimdi, gerçi onun yanında kalmış olduğu gerekiyor ama burada, oraya dil yaptırdılar, dil der, bulunmuşlar ben. Müştemiliş şeyi, o yüzden, Caniyi siz yaptırdınız, hak sizin, siz kimi arzu ederseniz biz onu buraya tayin ederiz. Sadece bir şey edelim, derimize, kıraati düzgünümüz gerçekten. İradeçı mü ne? Yani insan huzurlu geçer. Durarken, Çalışkın bu Hasetilerdi, Nusayirlerdi, Eğitimlerdi, bunlar çoğaldı Allah'ımıza. Ne kadar hamd etsek azdır. Neredeyse bu bitecekti. Bak, o zamanlara bir bitsek insanlarımız kökünden azlayalım dedik. Yüz görüldüğünü ne olsa olur mu? Yani zaten berbat şüphesi bozuk, fikri bozuk, itaat diye bir şey yok. Ünlü, ün etmeye çalışan kimseler. Allah'ımızın değer vermediğine değer vermeyeceğiz. Allah'ımız bu zalimlere, bu batıllara değer vermiyorum onlara. Batıl zaten. Hak geldiği zaman, batıl yok olur, Batıl deyince, batıl, boş ver.
Şimdi, Batıldaki bir özellik var. Kendi kendini mahveder. Çünkü ilahi bir düzen olmayınca galip olan nedir? Hep ilahi düzen. Allah'ımız Halil'in nuru bütün göndermiş zaten Neyse, şimdi Allah'ımız Habibini hidayetle göndermiyor. Sayın Allahü Teala aynı zamanda ilahi görüş diyen görüşlere hali olsun. İslam her zaman galiptir. Burada sıkıntı, pislenmeye. Bizim gayret üstlenme işimiz. Yoksa Allah'ımızın dini hakimdir. Dinlenmiyoruz biz. Bu dünyada, bu dinimiz için ne kadar gayret gösteriyoruz? Önemli olan bu. Bak evrak okuyoruz, Ezkar okuyoruz, çok güzel. Hep bunların bizden bir tekstilinin olması lazım. En önemli nokta bu. Yoksa bu Semra diyor ki yetmiş iki millet elin yüzü namaz değildir. Burada biz elimizi yüzümüzü yıkarken, taatimizi yaparken bu taatin bizdeki etkisi önemli. Mesela şimdi Allah'ın zayi etmesi Namaz kıldı. Namazın etkisi nedir?
Şüphesiz namaz, kötülükten insanları alıkoy diye buyuruyor. Şüphesiz namaz insanı. Yani bu hitaplarda, tehditte konuşulmaz. Bu, böyle vaazullah seyahatlerde neden? İda techîdiyle ne edilmez? Şimdi, bazı okuyanlar var, o da çok güzel. Ayeti böyle Kuran-ı Kerim okur gibi okuyor da çok güzeldir. İnsanın içine böyle bir aşkıyla, muhabbet veriyor Kuran-ı Kerim, bilelim veya bilmeyelim. Burada diyeceğimiz şu, namazı görülür, sizi her türlü kötülüklerden alıkoymuyor. Mesela bizi bize namazın demek ki etkisi bu şekilde olacak. Mesela oruç dağıtı. Oruç dağıtı'nın bizde yetkisi ne olacak? Allah'ımızın korkusunun, bütün vücudumuzu sarması. Onun yanında azalarımıza da oruç tutturmak, öne aşıklamak oruç tutturmak o. Mesela zekat veriyoruz diyelim. Zekat verdiğimizde, zekat taatinin bizde etkisi nedir? Tevbe Suresi'nde. O, ne bir ayet-i celile ki içinden çıkacak gibi değil.
Bak, bizi küfür, şirk, nifak bütün kötülüklerden koruyacak ve tüzetkiyim nefsimizin ıslahlarını temin için. Zaten tez ettiği olmayınca, kalbi ve ruhi temizlik olmaz. Yani bize etkisi meydana gelecek. Böyle yaptığımız Gevran Ezkar'da da böyle estağfurullah dediğimiz zaman böyle dinliyoruz ya sohbetlerini, buyuruyorlar, böyle yüzleriniz ıslansın, sakallarınız ıslansın, dizlerinize kadar bu tesirini gösteriyor. Yani yüzünden gitmeyin. Hepsini böyle bitireyim de. Allah'ımızın kullarına ve kul olmalarından dolayı ne yapıyoruz? Saygı duyuyoruz, Allah'ımızı yaratmış. E, o zaman niye kızıyoruz? Allah'ımızı rüyası olmadığı fiilleri, yoksa şahıs olarak bir şey deme hakkımız yok. Yaratan Mevla ama o fiili, o yanlış hareket. O insanı güzel olmuyor, öğüt olması lazım. Kötülük, rakumuza karşı layık olmayan durumlar Cenab-ı Hakk'ın cemaline de büyük bir şevk, büyük bir arzu.
Bu derslerimize dikkat edersek bu bu derslerimiz aynı bir binanın yapımı gibi geldi bizim hatırımıza, aynı. Şöyle, şimdi, bir duvardı, duvar, harcamadıkları beton kalmadı. Duvar eğdi, itibeli ot iyiydi. Yapılmış ama bu şarkı ileride, bilmem ne, değil. Yine kadar boya gitti. Şimdi, temel güzel kazılacak. O serte inecek tabii, onun ille mühendisler. Ondan sonra su basmanı ne güzel, o kabuklarını bilmem filan ne, o duvar görüntüsü, mesela duvar görüntüsü gibi olmasın, sıva da bozuk geliyor, pencerede yerleştiriyor. Bir tarafı oturuyor, bir tarafı yan kaldırıyor, şöyle açık tarafı. Hep birbirini takip eder mi? Şimdi, Evlat ve Ezkar'ımızı iyi bir tövbe, Allah'ımıza iyi bir dönüş, Tevhidimiz sallallahu aleyhi ve sellem ölüm tefekkürü Ra'dan Zikrullah hep bunlar birbirlerini takip eder. Başka güzel olursa, bundan sonra kadar üzermek. Dikkat isterim, bekleriz.
Aşk-ı Şeyh, Cenabı Hak'ta Cemaline uygun olabilmek ancak gideriyor. Tam bir arınma istiyor. Yani bir şey olmaz olmuyor, hiç gitmiyor. Varışına göre gelişin, hur uğraşına yanmaz. Çok İyiliğin karşılığı iyiliksin. Çok ahitçe güler ki. Allah'ı kim sevmek imanı şartlarını, Allah'ımızın rahmetinden dolayı ümitvar olma. Hep böyle mahzuniyet, o da tehlikeli. Bir ara mesela, Efendimiz de bir olmuş, Sami Efendimiz'i anlatacağım. Efendim, çok korku başladı, ne olacağız demiş. Böyle devamlı korkuyorum, ne olacak benim halimdi. Hemen bir şey okumuşlar, sebkat rahmeti, Hadis-i Kudsive, Allah'ın rahmeti gazabını geçmiştir. Ayet-i kerimesi, onu okuyan tabiri, Allah'ta okuyunca eşti buyururlardı. Ümitsiz olmamalı. Onlar ümitsiz değil de o ilahi korku patlamış bir olur. Cenabı Hak'tan korkma. Veli ayeti de müstesna. Öyle bir değil. Bu ayet kelimelerini, bu konuyu şu ayet kalplerine imanı yazmıştır.
Yalvaralım Allah'a, Cenabı Hak yazdıklarımızı. Dille olmuyor. Takvıyı, tasnif olmuş, yazmış Cenabı Hak. O yazının üstünü bastırmayacağız. Nefsimizin arzuları, o yazıyı bastır. Şimdi, o yazı, o ilahi yazı titretten açılacak olsa, böyle geliyor. İmanın nuruyla güçleniyorum. Yeter ki biz, onu sağlam şekilde Efendimiz'in rivayetimiz, taatimizi. Evliyaullah'ın kalbine Cenabı Hak yedi satır yazı yazılır. Bunu söyleyen yüce bir veli, kendine göre söylemez onu. Muhakkak ya Arşiv Azamı görülmüş, ya Zelri Mahvuz'u görülmüş, ya aleyh aleyhissalatu vesselam Efendimize kavuşmuş, ilhamlara erişmiş, tecellilere mazhar olmuş, öfke kalbine dinmiş de ondan söyler bunu. Yani, böyle bir haşa, yüz bin kere haşa denk getirelim tarzında olmadığımızı İkinci satır, Marifetullah. Şimdi, Tevhid, tevhidi anlayabilme ihsandır. Üçüncüsü, es-Sırt. Tasdik de olur, doğru, doğru.
Sırf dediğim zaman peygamber diye, bir ayak falan makam, El-İstihame. Her şeyin de düşünün. Beşincisi Cenabı Hak Mümin. Ve satru seeds, altıncı neymiş? Allah'ımıza. En değilse X'i kaldı. Yediincisi Kim bu Ebu Hafs? Bayezid-i Bistami gibi Ariflerin sultanının ömrüne tükeğin ve tümlerindeki demirci mi? Vermiş Allah Cenabı Hak. Kırk senede tahsil edemediği ilmi buyuruyor, Bayezid-i İslami Hazretleri, O demircinin kalbime gülenmesiyle öğrendim diyor. Değil mi? Kimse. Bakın ne buyuruyor. Ancak böyle söyler. Bayezid-i Bistami'ye teveccüh ile Nevriye ancak öyledir. Allahu Zülcelal'in emirlerinde Gaim olmak. Bu Gaim demesin, böyle Sefaat ediyor. Bir yapıp ondan sonra bırakın, bir aşklarını yok her zaman listeliyorum, artık. Alaat artık. Alaatün Neşat, gerçekten bize söylemiş. Alaatün Neşat, şimdi ibadeti neşeyle yani. Dur, benim çıkayım, dur. Yok. Arşiv, böyle doyamıyorum.
Okudum da, Biz mina iteala hayran kaldım. Bizim, şu kısa cümlemin çenesine, yani öyle bir sosyalileştirmiş ki Şimdi, aşk da yapıyor, muhabbet de yapıyor, ibadette çok sağlam. Mesela Namazsa namazında oruç geldiği zaman orucun, Hac geldiği zaman Haccında, Beşer'in münasebetlerinde, DViyle halinde, komşuyla münasebetinde, Akrabasıyla ünsiyetinde artırmediksek, her şeyinde onu muhafaza etmekte bu
Kaynak: Genel
İman ve Şükürün Önemi ve Allah'a Yakınlık | Mihmandar