KALBİ Selim Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rabbi Zülcelalimize sonsuz hamd habibine salatü selam müminlere de dualar kurtuluş ve cenabı Hakk'a nailiyet lütf eylesin Bir tebliğci olarak, davetçi olarak, hakkı duyuran kimseler olarak bu gibi insanların davetinde bir kere Halıkı Lemyezele inancının çok kuvvetli olması icap eder. Peygamberlere baktığımız zaman peygamberlerde iman tarifi mümkün değildir. İmanın artık kemalinde olan kimselerdir. Bizim de onların evsafına haiz olmamız için bir kere güçlü bir iman, kuvvetli bir iman sahibi olacağız. İmanımızın da devamlı artması gerekir. İtikadımızca iman bölünmez ve parçalanmaz. Ama kuvvet ve zaafı vardır. Sıddiki Azam gibi bir iman, Ashab-ı Kiram'ın imanı gibi bir iman, Ashab-ı Kehf'in imanı gibi bir iman hiç şüphesiz bir azanın kesimi de olsa hayatlarının telef olacağını bilseler dahi çok güçlüdür.
Takyanusun karşısında Cenabı hakk'ın dışında bir ilah kabul edecek olursak biz şaşırmış oluruz diye ayağa kalkan o gençler gibi bir iman gelişmesi, güçlenmesi, sağlam ve kuvvetli olması gerekir. İmanda sadakat. Şimdi bazı hastalıklarda görüyoruz. Tansiyonunu öyle doktora, sağlık ocaklarına, hastanelere gitmeye gerek duymadan kendi elleriyle ölçüyorlar. Tansiyonu ölçüyor. Şeker oranını kanda ve yağda ne kadar onu ölçüyor. Tarkı adetlerinde bile dışarıya gitmesine gerek yok. Evin münasip bir köşesinde hemen hemen akşam da sabah da adam kendisini tartıyor, ölçüyor, biçiyor. Şimdi imanımızın güç ve kuvvetini ölçecek aleti Rabbi Zülcelal'imiz, habibi vasıtasıyla bize bildirmiş. Biz illa bir başkasından görmek suretiyle değil, örnek alınacak insanların bize haber vermiş olduğu esas şu.
Başta efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem imanın gücünü ve kuvvetini bir, Allah ve resulü ona her şeyden sevgili olacak. İkinci olarak sevdiğini Allah için sevecek. Üçüncüsü İslama dahil olduktan sonra, mümin olduktan sonra Allah korusun başka bir dine girmek kendisine ateşe atılırcasına zor gelecek olursa bu güçlü bir imandır. Kuvvetli bir imandır. Başta peygamberlerimizi örnek alıp da Allah'ımızın habibini risaletle ve hidayetle insanların kurtulması için Halıkı Lemyezel'den almış olduğu emirleri tebliğle, bildirmek suretiyle ve bütün görüşlere dini İslam'ın hakim olması için gönderdiğinin bilinci içerisinde olup bunu bütün zerratında yaşayarak aleme Rabbi zülcelal'imizin dinini duyurmak isteyen insanların en mühim özelliklerinden birisi de kamil bir iman sahibi olmaktır. İşte peygamberler böyleydi. Bize tavsiyeleri de hiç şüphesiz bu yöndedir. İmanımızın güç ve kuvveti ne?
Yunus Suresine baktığımız zaman veliler anlatılır. Onlar için korku ve mahzuniyet, üzüntü yoktur derken hayatlarında iken onlar ebedi hayatta huzura ereceklerdi. Cenabı hak katında makbul oluşlarını, bu yönde müjdeler almak suretiyle onlar için korku ve mahzuniyet olmadığı ifade edilirken bu esas, bu husus iki esasa dayandığı beyan edilmektedir. Birincisi iman, ikincisi de takva. İmanımızın güç ve kuvvet bulması başta takva ile alakalıdır. Büyük ve küçük günahlardan uzak kalmak, Allah'a ortak koşmaktan, anne ve babaya asi olmaktan, haksız yere bir adamı öldürmekten, rızık korkusuyla çocuğunu katletmekten, hüküm mevkiinde ise adaletle, adaletsiz davranmaktan ve yetim malını yememekten vesair hem dışta hem de işte bütün kötülüklerden kaçınmak suretiyle takvaya erişip imanımızı güçlendirmemiz icap eder. Bir tebliğcide en önemli olan vasıf budur.
Bununla birlikte malumatı olacak, bilgisi olacak. Hem zahiri hem de batıni fen verdin ilimlerinde çok üstün bir seviyeye gelecek. Çok konuşulan nano atomlarını ve onun gereği onun kullanıldığı hizmet alanlarını çok iyi bilecek. Mevla'yı Zülcelal'in cüce kudretini ifade eden, varlığının delilleri olan hadiseleri gök cisimlerinde yerdeki artık onun birliğine delalet eden işaretleri çok güzel ortaya koyabilecek akıl, dirayet ve ilimde olacak. Bu bilgiye sahip olacak. Sadece maddeler olarak ifade edip peygamberlerin vasfına geçeceğim. Üçüncü olarak Allah'ımızın emirlerini tebliğde bizzat kendisinin yaşaması icap eder.
Eğer peygamberimiz bize sallallahu aleyhi ve sellem cihadı emretmiş ise ya Muhammed ölür ya da hak hakim olur cesaretinde azim ve gayretinde ve sadakat ve sebatta bulunmuştur ya Muhammed ölür ya da hak hakim olur demek suretiyle bu cesaretini bu metanetini ortaya koymuştur Namazı emreden efendimiz aleyhissalatü vesselam mübarek ayakları şişinceye kadar geceleri namaz kılıyorlardı ve bunu ilahi zevk olarak yaşıyorlardı. Eğer insanlar arasında münasebetin en güzel bir şekilde olmasını tavsiye buyuruyorsa sabah namazından sonra cemaatin içerisinde cenazesi olan var mı? Hasta olan var mı? Bir ihtiyaç içerisinde bulunan var mı? Onları araştırıyor, hastayı, fakiri, yoksulu ve muhtacı görüp gözetiyordu. Neyi emrediyorsa onu en güzel şekilde icra ediyordu Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve onun Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle kardeşleri olan peygamberler.
Ve dördüncü olarak iletişim vasıtalarından istifade etmektir artık gazete olsun dergi olsun radyo olsun televizyon olsun Bunlarda çok ileri görüşlü olmak. Efendimizin veda hutbesinde sallallahu aleyhi ve sellem bir kızıl devenin üzerinde yüz binlere hitap ederken burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun diyorlardı. Bu bizim iletişimde çok güçlü olmamız gerektiğini ifade eder bu söz. Belki bir odanın içerisinde üç kişiyle beş kişiyle görüşürsünüz. Ama bir gazete vasıtasıyla bir dergi vasıtasıyla milyonlara ulaşırsınız. Radyo ve görsel cihazlarına da dünyaya ulaşırsınız. Eğer şu deniz önüme gerilmeseydi Allah'ın dinini daha ötelere ulaştırırım diyen İslam komutanı gibi bir azim ve bir gayretle bu cihazlar, bu aletler hiç ihmal edilmez. Onu artık Rabbi Zülcelal'imizin huzurunda bizi mahcup etmeyecek şekilde kullanılır.
Bu sebeple radyo ve çalışanlarını tebrik ediyor, yapmış oldukları yararlılıklardan dolayı başarılar diliyorum Mevla'mızdan. Peygamberlerin en önemli hususiyetlerinden birisi de af ve hoşgörüdür. Yusuf Aleyhisselam dedi ki bugün sizi kınamak yok. Allah sizi affetsin. O merhametlilerin en merhametlisidir. En şefkatlisi kardeşlerinin kuyuya atılmasını ve öldürülmesini söylüyordu. Yirmi sene önce nefsimize dokunacak bir söz söylendiği zaman biz onu unutamıyoruz. Diyoruz ki bir tarih bize şu sözleri söylemişti. Fakat Yusuf Peygamberimiz babasından kendisini ayıran yillarca babasının ağlamasına vesile olan, gözlerinin bile kapanmasına vasıta olan, kendisini kuyuya atıp köle olarak satılmasına sebep kardeşleri hakkında Yusuf suresinde doksan ikinci ayeti celilede bugün sizi kınama yok, Allah sizi affetsin. O merhametlilerin en merhametlisidir diyordu.
Allahü Teala'nın kullarına karşı bağışlayıcı ve merhametli oluşu peygamberlerin ve onların yolundan giden salih insanların bu karakteri haline gelmiştir. Yusuf aleyhisselamın bugün sizi kınamak yok şeklindeki ifadesi bu bağışlama ve hoşgörünün mükemmel bir örneğidir. Zira o kınamak ve ayıplamaksızın bir affetme, cezalandırmaya güç yettiği halde bağışlama ve her çeşit kin ve intikamdan uzak tüm haklardan feragat etmedir. Hal diliyle hesaba çekilmek, tekdir edilmek ve azarlanmak durumunda bulunduğunuz şu anda bile size herhangi bir şekilde sitem ve serzeniş yoktur. O halde başka bir gün nasıl olabilir demiştir. Üstelik Yusuf aleyhisselam kardeşlerinin affı için Allah'a dua etmiş, ahirette de rahmetten uzak kalmamalarını canı gönülden arzulamıştır. Allah sizi bağışlasın.
Elverir ki siz halisane tövbekar olasınız ve o halıkı zişan bütün kulları hakkında ve bilhassa tövbe eden müminler hakkında merhamet edenlerin en ziyade merhametlisidir. Sizi de merhamet I ilahiyesine nail buyurur. Artık üzülmeyin diyerek onları rahatlatmıştır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethedildiği gün Kureyş'i affederek kardeşi Yusuf aleyhisselamın bu eşsiz sözünü tekrarlamıştır. Rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethedildiği gün Kabe kapısının iki yan halkasından tutmuştu. İnsanlar Kabe'ye sığınmışlardı. Resulullah şöyle buyurdu. Vadi doğru çıkan, kuluna yardım eden ve tek başına küfür ve şirk gruplarını hezimete uğratan Allah'a hamdederim. Sonra şöyle devam etti. Ey Kureyş halkı, size ne yapacağımı zannediyorsunuz? Onlar müsamahakar kardeşin oğlu Sen değerli bir kardeşimizsin Şu anda güç ve kuvvet senin elinde dediler.
Resulullah şöyle buyurdu, ben de kardeşim Yusuf'un söylediğini söylüyorum. Bugün cezalandıracak ve sıkıntı görecek değilsiniz. Bunun üzerine Kureyş sanki kabirlerinden dirilmiş gibi Kabe'den çıkıverdi. İnsanlarla güzel geçinebilmek için onlara hoşgörü ve musamaha ile yaklaşabilmek, kendi kusurları ile ilgilenip başkalarının kusurlarını görmezden gerebilmek gereklidir. Böylece insan şu ayeti kerimede övülen zümreye dahil olma bahtiyarlığına erişir. O takva sahipleri ki, bollukta ve darlıkta da Allah için harcarlar. Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever. Ali İman ayet yüz otuz dört. Evinde bulunduğu kadın onun nefsinden murat almak istedi. Kapıyı iyice kapattı ve haydi gel dedi. O da haşa Allah'a sığınırım. Zira kocanız benim veli nimetimdir. Bana güzel davrandı. Gerçek şu ki zalimler iflah olmaz dedi. Yusuf suresi ayet yirmi üç.
Bu ayeti celile ile onların afiv, iffetli olduğu, namuslarını koruduğu ve hayalı olduğu bildirilir. Haya, edep, mahcubiyet, utanmak, nefsin çirkin şeylerden sıkılması ve bunun için kötü şeyleri terk etmesi, hoş ve güzel olmayan, ortaya çıkmasından kalpte meydana gelen bir incelik ve ızdıraptır. Velhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.