Kitabîr-i kibirden anlaşıldığına göre. Bu ayeti buldun mu? Tefsir-i Kebir de bulacaksın. Tefsir-i Kibri saçan hocamızın önüne koyacaksın. Hoca bu ayetin tefsirini okula yetinmeyeceğiz diyeceksin. O oradan hukuk ana ne derse ona bullak vereceksin. Ne diyor sen de sana ilgili, Ben anca tercüme edenlerin dediğini diyebileceğim. Urs açan neyin ayağının durabileyim ben? İnan bazı dilime geliyor ki bütün başıma toplanan cemaatin ayağının durabileyim. Hani gömünün o kadar geliyor aşağı ki konuşuyor da acaba kendinde bir sıfat var mı bu saatinde? Kendine bir süs verir mi? Ben televizyon seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. Yine de kendime iyi diyeceğim. Hani tevasolu böyle getiriyor insana, Yaptığım ta akıl vali olmazdan eddeli kusurum, gerçi has dağı gibi gözüme görünüyor. Nasıl ben iyiyim, size iyilik ve mülkle iyi mi olurum ben? Yok. Efendimize bu halimi asi etti mi de?
Efendimiz dedi ki, Allah rızası için konuşun, halimiz iyi olmasa bile onların gönüllerini yaktığınız için Allah sizi size tefeyuz ettirir, tefeyuz ettirir. Allah feyiz verir. Sen çalışmıştın Allah'a denir. Ben o hizmeti yapıyorum. Ben hasta edecek bir doktor değilim. Et sahanesinde üstadım, kim bir reçete gelirse orada o iyileşti geriyorum yani. Şu iyileştirti ol. Bir sıfat takılmıyorum, haşa. Ya darta veririm ya dartamam. Onu şeytandır, diye. O içinden ne fikir geliyorsa o şeytandan geliyor. Ulan nazar nuru yazacağız. İşte bizi insan etmeyen insan. Hadis etmiyor o. Bu vesvesesiz, nesiz evvela şeriatı fonda iflahatı yapmak, her kulumu üzerine vacip ettim. Ben geldim, şöyle diyorum ama bak buradanı kesmemiş gibi mesul oluyorum. Salatı vitir ettirılmamış gibi mesul oluyorum. Niye şartta bir kimse yok tarikata girmez? Ne oldu usta koca Aysel'in göbeğinde bu kadar ulema ve şahit geçti hoca.
Hadi Hüseyin Efendiler neler, hadi suftü Efendiler neler, içine Hacı Sami Efendi pricetından girdi. Müstazımız Hacı Esnadı er birliğinin halifeleri geldi. Bu memleketliğin gibi değil. Bu, mevdanaları getiren bu Kayserili. Sen ne diyorsun? Göz açık Kayserili bunlar. Mevlana'yı getirdiler, buraya diyor hadi Hüseyin Efendi hocam, getirmişler demiyor, getirdiler diyor. Görmemiş ama görmüş gibi biliyor. Şu memleketimizde her cemayecisin bir ziyaretine sun varamıyor. Görmüyor musun? Şey, perde eder mi? Ya ne yapacaksın diyorum yahu. Bir yavrucağız sene cennete alaya. Vah cehennem demiyor. Allah cehenneme göndermez. Hiç kimse imansız ölmesi muhtemel onlar cehenneme, bir tane giderler. Bunu İmam-ı Azam Efendimiz mühürleri böyle, mühürleri. Yani on üç de var, giyilmiş de var. Bazılarını da ben onlara veriyorum.
Seni Muhammediye okurken dinlemeyip sen de onun gibi okumayanların imanını tehlikeden ediyor bu tür kitaptan ya. Ben onların birini demiyorum. Şu üçü esas tuttum çünkü İstanbul'da da bize vaaz verdiler. İçimizde sultanımız da vardı. Ondan müsaade Almanca imkan yok Doktor Necmettinger'in. Doktor Necmettinger, efendim, Aziz Hasan Efendi görüşecek bu kadardı. Sizin de bunun yanına uzun uzun görüş istedim. Adım koştu, buradan başlayalım. Allah'ımız gelmiyor. Amin. Ama aşağı aşağı ayetlere yazıyor Kuran-ı Kerim'ine. Öyle zengin çıkmak ki sohbetimiz benim kendimde değilim şimdi. Yani öyle zenginleşti ki kitaba bak baktırmıyor musunuz? Bu baktırmamak sizin manevi kulağınızın çekiş kabiliyetim. Geçen Tahir Hocamızın yanında illa siz konuşacaksınız diyor ya Konya'da. Cemal bunun iki misiniz? Müftü Efendi Konya Müftü'sü burada oturur, Tahir Hocamız da burada oturur, bizden burada.
Filan kitabı aldık. Müşneli, çok paralı oldu mu nasıl mağazacı yerinde duramaz, şu kumaşımcı da var, su da var, döner, bizde neresi ora var, nedir? Çünkü Ulub-u Şu ana Hazineti'l-Rahman şairin halde Allah'ın hazinesi. Hocam kitaba baştan mı yaşasın? Dedim başladı Hüsamettin. Şaka'ın Orhun Tahir'e, hümbüşür ağlamaya başlar. Cemaatle tüm ağlaşmaya başlar Allah'tır. Sohbet böyle. Sizin içinizde Tahir Hoca gibi dinleyeniniz var. Bana bak kitabımdan baktım ne yazıyor ki, ben ondan bilirim. Bazı zaman kitaptan arayıp bulamam olacağım şeyi. Ama sizin gibi can Allah, böyle bir araya geldi ve böyle kulak vermeye başladım mı? Allah'ın hazinesinden istiyor o yavruları. Allah veriyor, bende var. Allah. Bir sabah şöyle otursam da arkadaşlarımıza mavi alırsanız, aha şöyle azıcık yere otursun şöyle, duymayacak bir yere otur diye ama duymazsan da mahzun olacaksın değil mi? Sen memnun ol tabii baba.
Daha ölür gardaşım onunla anlattıktan sonra demek ki meskuniyeti kurban kesmemek, kurban kesmeyenler bizi camimize yakin olmasınlar diyor. Peygamberimiz camimize gelmesin, organ yerine vacip olup da yapmayan vacip farzın, gerisi vacip. Elsan mini rabite belhar. Delili, zammiyle sahip olan şeyler vacip. Çok okumadım ben ama Allah'ımız, alacakımızın mevzu yüzünden unutma, hatırına getir diyor. Demek ki Salahattin vitir'i kılmayınca devir yaparsan Al, yüz efendi halkı vakfımaktan hesap eder. Beş vakit efendim ya? Yine sadece. On inen hesap edilir. Ya şu an on ikiden hesap edilir. Bir ayrılık ıskatı vasiyetini altınla, altınla, altınla, altını, gazını geçsin, deva ettim diye böyle çevirirler. Demek ki namazımızı Hun İkiran, ayyuka'ya koymayalım, gençken de namaz kılalım, yedi yaşında namaz, on yaşında oruç, başlayalım. Ya, Salahattin vitiri de kaza ediyor ya geçersek.
Demek ki Salahattin vitirin vacib olduğu gibi tarikatı almak Bunu dinleyen Kuldesle bir kardeşiniz vardı. Niye ki? Böyle sohbet edince hani gerek etmiyorum. Dedim kardeşim. Ben vacip olduğumu duymadım, tarikatının ben anlayınca gitmem dersini. Bu faremadı diyor. Mecbur verdik, sen de mi aldın? Kardeşim, akıllardan böyle serseri kafayla vurdu millete gelip gitmeyelim bizi sorar. Ondan sonra Cache'nin, Tarasian, İslamiye'ye şükrü terk edenlerin imansız gitmesi muhtemel. Yılgın Türkçeler. Çünkü biz burada köyde konuştuğumuz için daha yine Türkçe konuşuruz. Yani Allah iman nasip etmiş çok şükür. Buyur Allah'ım. Ağlayaraktan Peygamberimizin önüne atandı. Niye ağlayayım? İman ettiğime pişman mı oldun? Yani ne? Yer kapısında görünmesin diye altmış kızın elinin tersiyle ters. Hocam mübalağa gaybi 7 altmış kız olur mu bir heriften? Bunlar cariyesiyle de beraber olurdu.
Büyük yüz kadar cariyesi vardır. Onun tüm çocukları çok. Bak burada şecere yazmışlar seksen tane çocuğu var bir adam. Bizim evde göstereyim işte böyle var. Çünkü cahiliyelerinden de yazık bakmak caizdir. Değil mi kardeşim? Yardım edin Tabii canım. Pra ile satın aldın mı nikah ne değil be ne kadar üzüm yok, halarız o an. Onun için peygamberimizin oğlu İbrahim ile Mariye isminde yani bir kıttılardan alınan bir kızdan cariye'den İbrahim oğlu oldu yahu. En iyi şehirsiniz hep incelemeniz. Bana bunlara hacet koymayın. Hacet koymayın. Balının başında babam diyor ki bunu belle asat, cemaatına söylenmiyor ve kırk beş sene evlenelim. Şimdi aklıma geldi. Bak Sevgi Hanım. Fıkıhlı Musa Dağı'da gezerken bir mecusürü gördü ateşe tapıyor. Bu ateşten ne faide görüyorsun? Seni yakar bu ateşte. Seni yakmaz mı? Elini soktu yapmıyorum Musa Aleyhisselam'a taş yakarmayacak.
Bizim bir yerimiz yandı ve büyükannemiz derdi ki, mübasıl annemiz, babamın annesi şehadet oku oğlum, şehadet okuduk mu yara açılan şeyin sızısı, merak almaz. Dünyadan kadar yakmıyor Allah, ahirette edecek hala. Hapseid Efendi hocam böyle listesinde not defterine yazdı. Efendimizin iki şeyini, Ne diyor? O şurada dağ var ya, Hadis-i Sen Efendi uçağının bayığı ne var? Bunun sabıkasında çağ mı? Öyleyse ben gösterdiğim yerdim. Bana da ya. Burada konuştu. Efendi dedi ki, böyle bir mahzun hal geldi, gözünü iddia etti. Allah gibi zamanın koptu cihanın kendine tevend ederlerdi. Hitahatla intisab etmiş ve ben sahibini yakmayacak. Hapşuen efendi, senin efendi. Bizim kitaplarımızda olmayan ehli bu çocuk. Bir atayı geçtim mi onun et sahalarını pilava koyup tuzu temin etmek caiz mi? Haccevap caiz mi? Çünkü tahli gitmiş bir erkekten çıkmış. İsmul olur mu? İsmul olur. Çünkü onun ortak kalmamış.
Bir evliyaullahın kalbine kabul olur da girecek olursan, mus mundar olsan Müslüman eder seni diyor. Yani öyle biz onun için böyle, yoksa size en gaym adlı sözümü bahsediyorum ben. Musa aleyhissalatu vesselam ne zamandan beri takana buna ey mecyusu dedi. Mecusun dedi ki babamdan ilk kitabı okana bunları okuyıyordum, meclis kitabını. Dedi ki, bin yüz doksan dokuz senedir satarım dedi. Efendim mübalağa olmasın sözümüz, firavun bile dört yüz yaşında Değil mi buna her yerden şehir? Adem aleyhisselam bin yaşında, Havva annemiz bin bir yaşındaydı. Nuh aleyhisselam bin elli sene yaşındaydı. Her yeri ispat şey etmem. Kalbenli iflas ettim bunun oluyor. Kitabtan ayrı bir yer konuşmuyorum inan. Ondan sonra ne oluyor ben bir karışık adam yaptım, ben bir cevap vereceğiz, cevap vereceğiz. Ondan sonra, dedi ki bu yakama taşa tatmadan ne faide görüyorum ey medo'su sen?
E dün sen Allah'a Allah kabul eder mi beni dedim. Gelelim yavrum Allah'ın rızası için Allah'a gönderelim. Gönlüm mü kabul eder Allah'ım. Allah öyle bir Allah ki rahmet kapılarını açmış, tövbe kapılarını açmış. Gelin kullarım affedin diye her saharda çeviriyor Allah. Her saharda yani günahı olan yok mu? Tövbe etsin da kabul edeyim diyorsun. Allah en iyi gün şafağımla, Ersin'in şafağıyla oku diyorlar ya. Efendimiz kulu mu çeviriyor? Hacet ablalar. Açın o zaman. İki, ihtiyacı olan yok mu, çocuğunun çoluğunun rızkında, kömüründe, kasında daralan yok mu? Hükümetten neden istemem benden ısıren. Ben size onu gelecek bir devlet vereyim başınıza. Bizden diyor baştan benden istemem. Allah'ım o zaman bunu da vereyim. Çocuğu anarşik olmuş, normal bozuk, evinin geçimi iyi değil, dua etmek isteyen yok mu, duasını kabul edeyim diyor. Her seher böyle çeviriyor Allah.
Bir seher buraya bakmayalım Allah aşkına. Allah'ım sana boyun mükemi yavrum. Hicaza geliyor, cilde özüne vardık. Cilde özü, gözüm ödeyenler, özüm ödeyenler o hüddetten geçeceğiz. İki otopos kaldı, bizim otoposlar girecek yani sıraya, Her ay yıllar tembihine gönderiyorlar. O iki araba kalınca karşıdan Suriye ödülünden kabul etmiyor, gelmesin der hüdüt bağlandı. Diyor. Akşama çırak saat kaldı, cemaate göz etmesinler. Bağıyla çıkalım, arşın namazını bulalım dedim. Bağıyla çıktık, akşam namazı çıkacağız. Orada oldu, atıldık. Yerinde kalktığımda konuştum. Bir Müslümanla bir münafık yolda yoldaş giderken yağmur yağmış da o mağaraya girmişler. Mağaraya girince münafık Müslüman suratında görünen, Müslümanların koltuğunun altına giren, sırlar almaya gelen, o edepsiz takıyor adamın kollarını bağlıyor, duyulmuyor kendine. Yani öyle bir sınıf açılmayacak kadar ayağında bağlıyor.
O yanı veriyor ki kardeşim ben niye bağladın? Ne kardeşim lan diyor. Ailem bul, çocuklarım yetim, malım ganimet olmasın diye Resulullah'ın yanında yalanlıktan bir Eşhedü enla ilahe illallah. Ulan Eşhedü enla resulullah dedim. İman etti zannettiler. Ben münafım sizi kesmenin için bağlarım deve et derecesine sarıldım. Bunu konuşuyorum ben orada. Böyle arkadaşlarınızın hatırı sıçıyım, can aklındanyım. Gel kesme beni. Sen yan rahatlık sıra benzet duyuyorum dedi. Yani kafir kısmını Allah şerlerinden sesinidir. Bu seni yalvartırmaya keflenir, dua edin. Hadsiz, imansız bunlar. Allah şerlerinden razı etti. Niye derim ya dedi? Niye yapacaksın hazırla boğazınla? Yalvarmayla olmayınca ya Rahim, ya Rahman, ya Rahman,