Değerli dinleyicilerimiz Musahabe serimizin üçüncü cildine Hidayet-i Hakiki'ye konulu sohbetle inşallah devam ediyoruz. Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur. Eğer bir kimse İslam'dan gayrı bir din ararsa o aradığı din o kimseden kabul olunmaz. Halbuki İslam'dan gayrı din arayan kimse ahirette hasiri'ndendir, ebedi zarar edenlerdendir. Resulün hak olduğuna şehadetle iman edip kendilerine Hakk'a delalet eden ayatı celilelerle beyyineler geldikten sonra küfreden kavmi Allahutaala nasıl hidayette kılar? Elbette hidayette kılmaz. Zira Allahutaala zalim olan kavme hidayet ve tevfik etmez. İşte imandan sonra küfredenlerin cezaları onların üzerine Allah'ın ve meleklerin ve insanların cemisinin lanetleri vardır. Onlar ebeden cehennemde kaldıkları halde bir lahza bile onlardan azap tahfif olunmadığı gibi azabın tehirine de mühlet verilmez.
Ancak o kimseler ki onlar küfrettikten sonra günahlarına tövbe ve hallerini ıslah ettiler. Onların tövbeleri kabul olunur. Zira Allahutaala tövbelerini kabul ile günahlarını mağfiret eder ve sevap vermekle merhamet buyurur. Fakat o kimseler ki imanlarından sonra küfrettiler ve küfürlerinde de inat ve devamla küfürlerini tezyid ettiler. Onların tövbeleri elbette kabul olunmaz. İşte şu imandan sonra küfredenler ancak dalalette mısır olanlardır. O kimseler ki onlar muhakkak küfrettiler ve kafir oldukları halde öldüler. Onlardan yeryüzü dolusu altın kabul olunmaz, velev ki o altını feda ederek fukaraya sadaka vermiş olsalar da elbette kabul olunmaz. İşte bu gibi küfür üzerine vefat edenler için acıtıcı azap olduğu gibi o azaptan onları kurtaracak yardımcıları da yoktur.
Tefsiri Taberi'de beyan olunduğu vechile Yahudilerin biz de Müslümanız diye iddia etmeleri üzerine Ak Teala Hazretleri haccı farz kılıp İslam'ın erkanından birisi de hacdır, Müslüman olanlar haccetsinler buyurunca ehli iman Cenabı hakk'ın emrine imtisalen haccettiler. Yahudiler de hacdan imtina eylediklerinden biz de Müslümanız diye iddialarının ürettiği için bu Ayet-i Celile nazil olmuştur. Bu Ayet-i Celile'nin mevridi has ise de hükmü ammdır. Binaenaleyh herhangi bir kimse gerek haccın ve gerekse beş vakit namazın ve zekatın ve orucun ve Muhammed Resulullah lafzı şerifiyle beraber kelime-i şehadetin ve İslam'ın bu beş şartından birini inkar ederse Müslüman olmadığı gibi kafir olmuş olur.
İmanlarının arkasında küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir muvaffak eder ayeti celilesindeki hidayet Allahutaala hazretlerinin birliğini, zatını bilmek için kullarında halk ettiği marifettir. Kul iradesini sarf ile vahdaniyeti ilahiyenin delillerini tetkik eyleyince Allahutaala Hazretleri birliğine, kudreti azametine marifet halk eder. İşte marifetullah da Cenabı Allah'ın hidayetidir. Fakat kafirler iradelerini küfre sarf ettikleri için Allahutaala Hazretleri onları imana hidayet kılmaz. Şu hale nazaran bu ayetin manası imandan sonra iradelerini küfre sarf eden kimseleri Allahutaala nasıl imana isal etmekle hidayette kılar? Onlar için imana nasıl marifet halk eder? Elbette etmez. Çünkü hidayet şartı iradelerini imana sarf etmektir. Onlar da şu şarta riayet etmeyince meşrut olan hidayeti Cenabı Hak halk etmez demektir.
Beyzavi ve Ebu Suud Efendi'nin beyanları vechile nasıl kelimesiyle sual, imandan sonra irtidat edenlerin tekrar iman etmeleri uzak olduğuna işaret içindir. Mürtedlerin küfrü diğer her nevi küfürden daha eşit olduğuna bu ayet-i celile delalet eder. Çünkü kalbiyle tasdik ve lisanıyla ikrar ve şehadet edip açık deliller geldikten sonra tekrar küfrü irtikap etmek elbette cinayetin şenaatte ziyade olanlarındandır ki, buna binaen mürted olan kimselere Cenabı Allah'ın, meleklerin ve Kaffe-i Nassın laneti olduğu Ayet-i Celilede beyan buyrulmuştur. Ayet-i celilesindeki salahı hal, fahri Razi'nin beyanı vechile kalbini ihlas ve zahirini ibadetle tezyin, hakka tazim ve halk ile güzel muamele ederek onların haklarına tecavüz etmeyip herkesin hakkını kendi hakkı gibi muhafaza etmektir.
Bu ayeti celilede günahtan tathir ile mağfiret olunmak için yalnız tövbe etmek kafi olmayıp ıslahı halletmekte lazım olduğu beyan buyrulmuştur. Bu lahsa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin risaletinin hak olduğunu kalbiyle tasdik ve lisanıyla ikrar ettikten sonra kafir olan kimseyi Cenabı Allah'ın hidayette kılmayacağı, zira bu gibi kimselerin zalim olup Cenabı Hakk'ın zalimleri hidayette kılmayacağı ve bunların Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetine müstahak oldukları azapları tahfif olunmadığı gibi azaltılmadığı gibi az bir mühlet bile verilmeyeceği ve ancak bunlardan tövbe edip ıslahı nefis edenlerin mağfiret olunacağı bu Ayet-i Celileden anlaşılmaktadır. Ayeti celilesinden de imandan sonra irtidat edip küfürlerinde ısrar edenlerin, sekeratı mevtte tövbelerin kabul olunmayacağı ve bunların halleri ancak dalaletten ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Ayeti celilesindeyse küfür üzerine vefat eden kimse eğer yeryüzü dolusu altını olsa da onu tasadduk etse imanı olmadığı için kabul olunmayacağı gibi ahirette de azaptan kurtulamayacağı ve azaptan kurtaracak yardımcıları da olmayacağı beyan buyrulmuştur. Küfredip de itikadı bozduktan sonra yeryüzü dolusu altını tasadduk kabul olunmadığı gibi sair ameller ve iyilikler de fayda vermeyecektir. Kıymetli dostlarımız Musahabe serimizin üçüncü cildinin bugünkü bölümünü Hidayet-i Hakiki'ye konulu sohbetle bitirmiş bulunmaktayız. Bir sonraki programımıza Allah'ın dostları konulu sohbetle inşallah devam edeceğiz.