İman Ve Karlı Ticaret: Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması
İman Ve Karlı Ticaret: Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında İnsanoğlunun tabiatında mevcut bir kar etme arzusu vardır. Bu hepimizde mevcut. Bir çiftçi ise bu sene tarlaya ne eksem acaba diyor. Yoğurt mu eksem, fasulye mi eksem, buğday mı eksem, ne ekeyim? Eğer güneye doğru girecek olursak pamuk mu eksem, ne eksem de karlı bir iş yapsam der. Hepimizde mevcut bu. Birbirlere göre değişir. Eğer bir…
İman Ve Karlı Ticaret: Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İman Ve Karlı Ticaret: Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında İnsanoğlunun tabiatında mevcut bir kar etme arzusu vardır. Bu hepimizde mevcut. Bir çiftçi ise bu sene tarlaya ne eksem acaba diyor. Yoğurt mu eksem, fasulye mi eksem, buğday mı eksem, ne ekeyim? Eğer güneye doğru girecek olursak pamuk mu eksem, ne eksem de karlı bir iş yapsam der. Hepimizde mevcut bu. Birbirlere göre değişir. Eğer bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İnsanoğlunun tabiatında mevcut bir kar etme arzusu vardır. Bu hepimizde mevcut. Bir çiftçi ise bu sene tarlaya ne eksem acaba diyor. Yoğurt mu eksem, fasulye mi eksem, buğday mı eksem, ne ekeyim? Eğer güneye doğru girecek olursak pamuk mu eksem, ne eksem de karlı bir iş yapsam der. Hepimizde mevcut bu. Birbirlere göre değişir. Eğer bir ticaret erbabı ise acaba hangi işi tutsaktır? Bir inşaat işine mi girsek, bir mobilya işine mi girsek, bir halı işine mi girsek, acaba hangi işe girsek? Karidebiliriz, değil insan. Mevcut çünkü onun yapısında mevcut. Harika Lemyezen, bizim böyle bir düşüncemize hiç şüphesiz şahit görüp ve bilmektedir. Bu sebeple Sa'd suresinde on ile on birinci ayeti celine'de bize karlı bir ticarete haber Essayla. Ey iman şerefiyle şereflenen kulların. Bu karımızı Mevla Zülcelal bize essayla.
Sizi çok böyle yakıcı, sıkıntılı, meşakkatli, elemli bir azaptan kurtaracak ticarete delalet edeyim. Halık'l-Name min lani ve rasuli. Halımız buyuruyor: Allah'a ve Resul'üne inanır. Eğer bilirseniz ki bu sizin için daha karlıdır. Yalnız burada ulema-i Kiram'mızın birkaç izahı var. Burada enfüsikun Burada enfüsikun derken nefsinizle cihad gidersiniz derken canınızla bu nefis olarak ele almışlar, nefis olarak. Çünkü nefis kötülüğü o dağıdır artık. Çünkü şeytan ateşten, nefis de onun alevinden halk olunduğu için devamlı bizi ateşe götürür. Nefsin Kuran-ı Azimüşşan'da mertebeleri var. Biz bunu bir misalle arz edecek olursak diyelim ki azgın bir at, azgın bir katır. Ne yaparız? Üstüne yük vururuz. O yükle onu itaat eder bir hale getiririz. Şimdi bizim azgın olan nefsimize ibadetti, taatti, Allah'ımızın emrettikleriydi. Bunları yüklediğimiz zaman ancak o zaman kısalılabilir.
Yoksa bizi Allah korusun her istediği yere götürür. Bir de canımızla Allah yolunda işte muharebeleri biliyorsunuz. Bir Çanakkale zaferini biliyorsunuz, istiklali biliyorsunuz. Bütün muharebelere en azından bir dıbriz çıkartmasın. Ne yaptı? Bizzat canıyla mücadele ve mücadele bulundu. Canınızla ve malınızla cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bu sizin için çok hayırlıdır diye buyrulur. Şimdi biz karlı bir ticaret yapacağız ya, temelimiz o şimdi. Karlı ticaret. O zaman maddi yaptığımız gibi maddi bizim paramız ne olacak? Dikkatlisek. O günde ne mal ne de evlat fayda vermez. Ancak selim kalp Allah'ın nuruyla nurlanmış bir kalp fayda verecek. O zaman hiç çalışmayalım ya mal pay geliyor ne mülk pay geliyor. Hiçbir şeyin faydası yok, öyle değil. Mana Cenab-ı Hak hayır kelimesini kullanılıyor. Hayır kelimesini.
Eğer yolunda sarf edersek, yolunda sarf edersek mesela her an rızık tevhidi için çalışırsak aklımıza vesile. Allah'ın yolunda burada buyururdu ya malınızla ve canınızla cihad edin, Bunu orada kullanırsak, hayır yollarda sarf edecek olursak o zaten bizim için kardır. Çünkü zenginliği Cenabı Hakkize ne olarak anlatıyor? Hayır olarak anlatıyor. Şimdi biz burada Kasas suresinin girecek olursak orada bir hayli izahlar var görürsünüz. Demek ki malın o günde mal ve evlatlar fayda vermez derken bize Allah'tan alıp beyan mal fayda vermez. Yoksa yolunda sarf etmişsin. Onu zaten biz bulacağız. Çünkü insan rabbiye girdiği zaman aç diyor kalkınca. Allah yolunda ne vermişse hak edip yoksun doyurmuş. Onlar sebebiyle o yapmış olduğu ikramlar önüne çok tatlı, ne bileyim çeşitli envai çeşit nimetlere dolu sofra olarak gülmez.
Diyelim ki fakir ve yoksulu giydirmişiz, o zaman o giydirdiklerimiz çıta olarak kalkacağı için insan, onları giymiş vaziyette en güzel bir şekilde huzur-i ilahiye varacaktır. Bu şekilde ele almamız gerekiyor çünkü biz bunun dışında değiliz. Bu kadar azalarımızla biz karlı bir hale getirmek istiyoruz. Mesela ayaktan başlayalım. Ayağının karı nedir? İşte camiye geldik ya. Nedir mesela? Nasıl kar oluyor? Attığımız bir atın günahımızın, küçük günahın aklına vesile oluyor, bir. İkinci olarak bir derece ve makam, bir derece ihsan ediyor Hadis-i Şerif-i Kerime. Üçüncü olarak da günahımızın silinmesine vesile, küçük günahlarımızın. Diyelim bir fakirdir onu görmeye gidiyorsunuz. Ondan sonra hastadır ziyaret ediyorsunuz, ayağın karı bu. Bir cenazedir iştirak ediliyor, bir kırat, geçiri var, mükafatı var. Bir kırat değil mi? Uhud Dağı kadar, geçir ve mükafatı var.
Bunun yanında biz yukarıya doğru yürüyecek olursak, elimizde de o hastanın diyelim ki ihtiyacı var, ne ilacını alabiliyor ne bir şey yapabiliyor ona yardım ediyoruz. Sıkıntılı olan kimseyi araştırıyoruz. Aman ha yardım edelim, benim soframda dolu nimetler var, o da istifade etsin, birsek kendimizi kara geçirmiş oluruz. İşte çocuğu ortada kalmış, bakan yok, giden yok, kadın tek başına, idareyle eğleniyor aman ha buna yardımcı olayım desek elimizin karını demek. Ondan sonra kulağımızın karı nedir? Hayırlı sözleri dinlemek. Kuran azimüşşan'ı dinliyoruz, okuyoruz. Dilimizin karında Zikrullahtır, ibadettir, taattir, bitmezdir denmez. Bakın bu anlattığımız hadisi şerifte mevcut. Buyuruluyor ki Bunlar nedir? Cennetteki arazilere dikeceğimiz fidanlardır. Bir hoca anlattı da bize, dinlemiştim belki siz de duydunuz. Varlıklı bir kimse diyor, benim camiden çıktım hemen düğünüme geçtim.
Hocam demiş, bana sarf ettirme ver demiş, paranı isteme, ben de. Eğer gece bin rekatlamazdım dersen, kız ara bunu demiş. Yeter ki onu isteme demiş. Ama Allah'ımız da bunu istiyor. Habibullah da bunu istiyor, seni yönetiyorsun ama Habibullah Eğer biz bir dergi çalışması yaptıysak ve dilimizle Allah yolunda gayret gösterin buyurduğu için yaptım. Aboneleri iade etmek dolay öyle. Onu alıp bir başkasını da nasıl buna teşvik edebiliriz derse hep yardımcı oluruz birbirimize. Hatırlıyorum yani üst ağzımızın sohbetler ne, ne daktile yaptırırdı. O siyah kağıtlar vardı iki beyaz kağıdın arasına müftülükte çalışanlara tak tak tak tak tak zor olan onu da şimdi enhanalık çok güzel bir şekilde sunmuyordun. İlmetlerden de istifade etmemiz lazım. O paramız ne yetişmiyor diye yetişir Allah'ın izniyle.
Bir kardeşimiz o konuya gitmiş de çok memnun olmuş, mesul olmuş, Demiş ki vereceğim memlekete diyeceğim ki iki ekmek alıyorsanız bir yakın, iki lamba yakıyorsanız bir yakın, suyu fazla açmayın, buralardan arttırarak gelin umvelere gidelim, hayırlı yollarda bulunalım diye. Dikkatin versek var Allah'ın izniyle. Sahabe-i Kiram'ı ölen sonu çok zengin olduğu için, o hizmetleri yapmadı, bir araya geldiği için. Burada Erciyes'ten arkadaşlar var da bunlara demiştim, tabii güzel hizmet verirler, demiştim ki beyinleri bir araya getirin, güzel yaparsınız. Şimdi gördüğüm kadarıyla hepimizde bu olabiliyor. Un oluyor, şeker oluyor, yağ oluyor fakat bunu bir karıştırıp helva yapamıyoruz. Bunu helva yapmak beyinleri bir araya getirmekle, bizim Sami Sultanımız koskoca bir kitap yazdı, Uhuvvet Risalesi diye yazdılar. Onu aldığımız tarzımız benim döşeme kontur.
Sami Demimizin hitabı dahil gencin, bunlar değil mi? Damadın'nın bir dairesi vardı, yazı annesi, oraya geldik. O da kılki yazılar yazıyor. Ben düz yazıyı bile okuyamam o zaman. Bunu okudum, yazıyı okudum. Hayret edin. Üstat Rabbimiz dedi ki çocuk da değil keramet, dışındaki bir Risale-i Efendimizin kitabında da verildi. O Kuvvet Risalesi'ni Efendimiz bu Dereköy'de kirazını ikram ediyorlardı biz suyun başında olduğu gibi başından sonuna kadar okur edemeyiz. Biri şu düşünce çok hakim olmuş. Hacasın Efendi yapıyor. Allah'ın namaz kıl emri sadece Hacasın Efendi niçin? Sadece Sami Efendimiz'i hepimiz için, hepimizin gayreti. Bunu istiyor Allah'ımız bizi, hepimizden bir gayret. Burada gördüğüm kadarıyla bunun beyinlerin bir araya gelmesi gerekiyor. Düşüncelerin, sen hizmet edilsin Allah için. Bir gayret gösterisin. Bu yolları da açıyorlar zaten.
Herkes memleketine hayırlı hizmetler sunmak istiyor. Mesela bizim beynimiz diyelim. Beynimiz hayırlı kişileri yapmak için mesela sohbetlerimizin diyoruz, son dakikasını veya yarım saattir düşünelim nasıl yapabiliriz? Şimdi yaz eğitimleri geliyor hakikaten çok güzel. Camilerdeki bu eğitimler neler çok hoş? Bizim vakfımız da yapıyor bunu, dinameğimiz de yapıyor. Ne yapalım orada çok bilen kardeşlerimizi uyuyorlar başını, güzel programlar hazırlıyorlar. Ürdün, iki sınıfa mı niye girmiştim? Baktım çok güzel talimde bulunuyorlar. Buralara yavrularımızı nasıl sevk edebiliriz? Kamil ziyaretler bunlar işte. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sizin en karlı işiniz yok. En karlı malınız evladınız buyuruyor. Çünkü buyurdüğümüz zaman amel defteri kapanmıyor ya, kapatmayacak olan salih bir evla. Bunları gayret gösterirse çok faydalı olacağına inanıyorum. Allah'ın izniyle.
Aklımız böyle buyuruyor Efendimiz bu şekilde buyuruyorlar bizim. Sonra kulağımız dedik hayırlı kelamlar, ulan sadasını duymakla karlı bir ticaret yaparız. Kalbimize Rabbimizin muhabbetini yerleştirebilirsek, rabıtamızı yapa yapa yapa yapa yapa yapa yapa derslerimize ağırlık verirken buna hasıl olur. Şimdi ders görüşecekleri biliyorum, şimdi görüşeceğim dersimizi. Şimdi bizi kaçıyor zannediyorlar biliyorum kardeşimiz arkadan geliyor buna dersimi soracak. Sen dersimi yapmıyorsun. Biliyorum senin yapmadığını. Yillarca yapmadım dersini. Şimdi zannediyor ki bizimle ilgilenmiyor, biliyorum. İlgilenmeme değil o. Sen git, güzelsin, dersimizi yapalım bak dünyevi işlerimizden hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. En fakir dediğimiz diyor ki komşuya gittim diyor. Baktım komşunun mutfak şekline, şemailine, dolaplarına ben bundan istiyorum diyor. Bak, bunları hiçbir eksik bırakmıyoruz.
Evin mobilyalarında, ninelerinde, döşemelerinde, bir pikniğimizde. Mesela diyorum ki kardeşlerimiz piknik yapmasın değil yapsın. Başta nerede bulunursak orada güzel bir sohbet icra edilsin. Ondan sonra pikniklerimize girerim. Devamlı bir kişi, bir kişi olarak değil, yanımızda kişi alarak gelelim diye hep söylüyor. Birimle anca böyle olmuyor, başka türlü nasıl olacak? Mürşid-i kamillerinin efendisi buyurmuş ki evladına, evladın şu kadar sayıda insanı demiş şefaat halinde saadet haline göndermek için gayret etti. Buyurmuş. Benim çaba istiyor, düşünmek istiyor. Bizim beynimizin de karlı bir ticaret yapısı tefekkür olacak. İşte görüşmelerimizin son anlarını biz ne yapabiliriz, ne gidebiliriz diye düşünelim. Bunun da bir yolu var. Ben elçme meselesini öğrendim. O planı çizilmiş. İki defa plan çizmiş adam. Yol tarafından camiye bir kapı koymuş.
E, tamam işte gayrı bunu düşünüp durmaya, size deyip durmaya gerek yok ki. Yapın, çıkayım Allah'ın izniyle. Bunu denmez yani. Orada üstadınızın, mürşidimizin ta hırslı yillardan beri evlatları var. Yok bir formayabilir de. Elledi yillardan beri Kore Naci İbrahim'e, Kore'de muharebeden kimseler. O zamandan bu zamana da düşünüyorum bir şeyi yapamaz mevzu'a yüzülür. Bir şey yok yılında. Allah'ın izniyle bir araya gelirseniz yapılmayacak hiçbir şey yok. Yeter ki beyinler bir araya gelsin diyorum ya Sahabe-i Kiram, bağdık olduğundan değil ama takdirdir yoksundur, ne elde etmişse onu ortaya koymuş dinimize hizmetler etmişler. Yani bugün bize bedava gelmedi. Milyonlarca şehitlerin kanlarıyla geldi. Mesela Mürşid-i Kamil'imizin hizmetlerini biz biliyoruz. Nasıl hizmetler ettiğini, o günün şartları içerisinde ah buyurun erkekler ile gidip geldiğinde, trenle gidip geldiğinde.
Şimdi her imkanı lütfetmiş. Yani böyle bir tefekkür edersek her şeyi ortaya koyarım. Mesela üstadımız bizden ne ister? Bu Sivas tarafında Meşşai Kiramdan birisi felç oldu. Hastanede müri Dağı'nı bakıyorum ha. Bir tanesi demiş ki Efendimiz konuşacak olsa ne söyler? Efendimiz demiş konuşacak olsa başta çocuklarımızı söyler. Bu çocukların itikadı düzgün mü? Düzgün değil mi? Acaba nasıl bir terbiye gösterilmiyor çocuklara? Efendimiz demiş bunları ibadeti, taat bunları anlatır diye. Bizim mürşiplerimizin istedikleri bunlar. Sonra gözümüzün karlı olmasını istiyoruz. Onun için açtım zaten. Tesettür çok önemli. Uğur Suresi'nde siz okursunuz bunu ve hepimizin kendisinin mürşidi olması da gerek. Ayrıyeten kendimizin mürşidi olacağız. Nasıl kendimizi düzelteceğiz? Nasıl İslam ve irşad olacağız? Allah'ımız kitabını indirmiş her şeyin yazımızı için diyeceğiz, denilebilir.
Habibullah gelmiş, Meşşaizam bize yol göstermiş. Hani iş tamam artık bize yol açılmış yürüyün diyorlar. Aman yürüyün, koşar adımlarla yürüyün. Yürümemiz de söylemiş, o zaman da söylemiş. Yol nedir? İnnetdini indalahi İslam. Biz böyle ifade ediyoruz ama incelediğimiz zaman çok sırlar var bunun altında. İnnethi indalahi İslam. Allah yanında en makbul olan din nedir? İslam'dır. İslam bize bir yoktur. Bir kaidedir. Din bir kaidedir, bir esastır, bir kuraldır. Resul giymek ineceğine dair İmam-ı Gazali Efendimiz'in bir kitap kadar izahı var da bir kuraldır. Af buyur, def-i hacete girmenin esasları anladılar. Yine İmam-ı Gazali Sultanımızın küçük bir kitabı var. İsmini hatırlayamadım bu Arapça. Orada def-i hacetin hedefleri anlatın. Bir kuraldır din kural demeyin. Her şey bir esas dahilinde yürüyor. Sonra yürümemiz derseniz Vesair yü'l-ha mafiratim bir Rabbikun.
Allah'ın rahmet ve mağfiretine yürüyoruz. Hoşunuz da buyuruyor. Her şeyi yazımı çiziyormuş. Efendim burada gözümüzün karlı olması için ve söylüyorum sakınlaşırım mümin erkeklere ırzlerini koruma yani harama dikmemelerini, ırzların da korumalarını söylerim. Hep İnternette hatırımıza geliyor, biliyorsunuz. Ne yapıldı? Çünkü bu kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah'a, güvenilir ilahım, onların yapmakta olduklarını haberdar edin Ve sonra tekrar ele alalım o zaman. Kadınlara da söyle, hükmüne kadınlara gözlerini korusunlar, namuslarını muhafaza etsinler, vücutlarını Allah'ımız onları çekici olarak halk etmiştir, yerlerse bol giysinler. Sonra buyruluyor ya şu boğazlarını ziynet yedir ona, ziynet yedir, o yakalarını liderlerinin üstüne vursunlar, ziynet yerlerini göstermesinler diyor. Biraz öyle aklımız için.
Aslında bu mübarek durumda yapacağımız Zikrullah'tır ama Zikrullah'taki haz ve lezzeti elde edebilmek için şöyle düşünelim, bir bahçe içerisinde meyveler var. Ama bu meyveleri muhafaza için ne yapıyoruz? Bir bahçe duvarı yapıyoruz. Dikenli nehri muhafazalar, örgüler koyuyoruz ki içeri de hayvan girmesin. Şimdi bu mübarek yolda yaptığımız ibadetle taatle hasıl olan güzel ahlak meyveleri vardır. Onları şeytan ve nefis kurtları, hayvanları yemesin diye şer'i esas duvarlarını çekmeye çalışıyorlar. Evet efendim Ahzab suresinde de çok önemli olduğu için söylüyorum. Bunları okumamızın sebebi şu şimdi bizim mahallemizde Abdullah Can'ız vardı. Böyle başı açık kız çocuklarını gördüğü zaman böyle kovalardı. Niye başınızı açıyorsunuz? Diye. Ondan hep bir türlü konurlardı, riayet ederlerdi. Şimdiki hali çetin zaman göreceksindi, ben anlatayım. Her memlekette artık hallerin ne durumda olduğu malum.
Onun için de buyurun, ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman dürtülerinin üstlerine almalarını, vücutlarını yürütmelerini söyler. Burada Cellabibihim bunu kar olarak belalmışlar. Yani bol giysinler bol. Bol giysinler. Nasıl anladın değil mi? Efendimiz bir ders tarifi buyurdu bir kadına. Ne kadar edepli bir Mürşid-i Kamilimiz o. Şu meme tabirini kullanmadı kadın olduğu için. Bunu bilenler var, hatırlasınlar. Göğsün dedi altında. Göğüslerin belli olmaması, şu ziynet yerlerinin örtülü olması icabıler. Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en verişli, en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. Artık incitilmeme ne diye bir şey yok ki. Ben tanıyorum yani anlatmaya siz bunu bizden çok iyi biliyorsunuz. Nasıl olduğunu. Burada alacağımız ders nedir bizim?
Carbe bir ticaret yapmak, ibadet ve taatimizle Allah'ımızın razı olacağı amelleri yapalım diyoruz. Cuma gününün vazifelerini yerine getirmek. Bu da yıkanmak, cuma üstü atmak ve tatıyı güzel kokular kullanmak. Velbüsün, bu elbiseli olarak da temiz elbiseler giydirir. Cuma gününde bir saat vardır ki o saate dualarınız tesadüf ederse kabul olur. Bu gün. Kehf suresini okurlar cuma günü. Efendimizin üzerine salatü selam getirilir ve Cuma günü'nin vazifeleri bunu yazacak bir şey yok. Yazıyor kitap ve bir mahalle var. Bir kere Allah'ımıza karşı vazifelerimiz, malımızda mülkümüzde riayet edeceğimizi hususlar. Anne ve babanın hakkı artık meal olarak veriyorum, bir karının kocasına olan görevleri, kocanın kadına karşı vazifeleri ve evladına karşı görevleri, evladın babalığınesine karşı vazifeleri bunları görüp öğrenir, yerine getirir.
Akrabasına karşı görevleri, komşusuna karşı görevleri bunları icra eder. Sonra, evine gireceği zaman ve çıkacağı zaman yapacağı dualar vardır eve girerken. Mesela mescide girerken yapılacak kurallar var, çıkarken yapılacak kurallar var. Bunları yerine getirir. Af buyurun def-i acete çıkarken, elbisesini giyerken, yemeğini yerken, yemeğini bitirdikten sonra yapacakları görevler bunları bile takip eder. Çünkü biz başıboş olmadığımız için Efendimiz de her hususta bize görmek sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hep bunları bildirmiştir bize. Perşembe ve cuma günleri oruç tutmak, her ayın üç gününden oruç tutmak iyamı bir iznini yerine getirmeye çalışılır. Ölümü ve kabri diyor, ahireti hatırlarız. Ahiret gününü, ölümü hatırlar. Rabbimize daha çok bir saygımın içerisinde olmaya çalışırız.
Eğer bir dert, bir elem olmuş ise bu dert ve ebeme karşı da Allah'ımızdan geldik Celle Celalühü buna döneceğiz denir. Bir kere ilim gibi yumuşak huyunu sabır, Allah korusun, şefkatli ve merhametli olmak, tevekkül, Allah'ına teslim olmak ve ihlas olmaya gayret gösterilir. Buna giriyor ya. Kalbinizi hasetlik gibi, bu kin, kibir deniz daha çok, nefsani arzu ve isteklerden, kötü ahlaktan da kalbini temizlemeye çalışır. O da evlat ve ezkarımızı çok iyi çekersek, dinimize de gayret gösterirsek ruh hasıl olur zaten. La yafaburin nefsini bellin taala intelet maalime. Bir kere nefsimiz için değil Allah için gazaplanacağız. Eğer bir heyecana geliyorsa sırf dinimiz için nefsimizden dolayı değil. Mesela büyüklerimiz niye insanlarla kıt olsunlar, Niye üzerlerine söz getirsinler? Ne lüzum var? Ama Allah için değil, bu olmaz sebebiyle, kınamasını çekinmezler, hep hakikati duyurmaya gayret gösterirler.
Mümin kardeşine karşı tebessümlü olur. Bu bir sadakadır. Ihtiyaç sahiplerine ve fakirlere yardımda bulunur. Hem kendine hem de mümin kardeşleri için istiğfarda bulunun Allah'ım affı mağfiret et diye. İman üzere kalbimin sabit olması günahından bağışlanması için devamlı istiğfar üzere bulunur. Allah korkusundan dolayı da gözünden yaşlar boşanır. Arkadaş seçimine de dikkat eder. Hep hayırlı arkadaşlar seçer. Kötü arkadaşlarla olmamaya gayret eder. Onların hidayetim gider Allah'ımızdan. Aralarında sevginin, muhabbetin meydana gelmesi için kardeşlerine hediyelerde bulunur, yardımlarda bulunur. Seviyorsa Allah için sever, bir menfaat için değil. Buğz ediyorsa da Allah için buğziler. Öyle sükut ettiği zaman o sükutu tefekkür olur. Ne yaparım? İşte ben ne yapacağım? Bu yaşlara geldim. Daha da Mevla'mıza dönemiyorum. Bu işi gücü terk etme manasına değil her şeyimize dönmek demek.
Ve nutku-u zikran, konuşmamız zikir ve nazar-ı olayı varan, Bakışı da ibret olacak diyor. Baktığından ders alacak. Konuşması hep Mevla'mızı hatırlatan konuşmalar olacak. Tefekkür, scutu ve tefekkür olacak. Başından sonuna kadar hayatımızı inceleyeceğiz. Kendisine mahrum medeneliğini zulniyeni de bağlar. Gerek gazatlı ve gerekse hoşnut hallerinde hep adaletle hareket eder. Kızdığından dolayı onun hakkını elinden almaz. Hakkı ne ise onu yerine getirir. Kendisi ile alakayı kesenle alaka kurar Gerek fakir halinde gerekse zenginlik halinde. İktisada riayet eder. İşte artık bol nimetlere eriştim diye saçıp savunmaz, ölçülü bir şekilde hareket eder. Çok cimri davranmaz, ikisi arası hareket eder. Gizli ve açıkta samimi olmaya çalışır amelinde, sırf Allah için yapar. Çünkü Allah'u cüncenat bizi görüp gözetmektedir. Sözünde durur ahd ettiği zaman sözünde durur vaadinde ve ahdini de yerine getirir.
Mümin kardeşine yardım koşar, bilhassa takdirler demiş burada. Allah için kardeşlerine hayırlı nasihatlerde bulunur. İyilikten emreder, kötülüklerden kaçındırır. Neceni aceleneleri takip eder, biraz acele okumuşlar. Sonra hastaları ziyaret eder. Efendimiz üzerine salatü selam getirir. Haramda namusunu, gözünün, kulağını ve bütün azasında
Kaynak: Genel
İman Ve Karlı Ticaret: Nefis Terbiyesi Ve Ruh… | Mihmandar