Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Allah'tan hakkıyla haya edin diye buyuruyor. İşte baş ve onun ihtiva ettiklerini koruyun Beyninizi koruyun Değişik düşüncelere dalmayın gözlerinizi koruyun harama bakmayın ibretle bakın hasetle bakmayın kulaklarınıza dikkat edin, hayırlı sözler dinleyin. Eğer Cenabı Hak muhafaza buyursun utanarak söylüyorum Allah'a bile iftira ediyorlar. Kuran-ı Kerim'de geçiyor. Allah'a bile iftira ediyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme bile iftira ediyorlar. Şairdir, kahindir. İşte kendisi haşa haşa haşa bilmez bir başkalarının yazdığı, bir başkalarının söylediği şunun bunun tesiri demek suretiyle esatiri evveli işte bir başkalarının satırlarından onlar getiriyor, onu konuşuyor gibi ifadelerde bulunuyorlar. Ona bile iftira ediyorlar. Sahirdir diyorlar. Sihirbazdır diyorlar. Haşa, haşa. Sihirlenmiştir diyorlar. Haşa. Yüz bin kere haşa.
Ona Cebrail Aleyhisselam geliyor. Evliyaullah'a ilhamat gönlünü Allah'ımız nurlar indiriyor. Değil ki Allah'ımızın sevdiği kullara olmayacak. Bunlardan tamamen azade olacağız, uzak olacağız, kurtulacağız. Çünkü bizim derdimiz şu. Daha nefsimizin mertebesini geçememişiz. Bir emmare Allah korusun yüzde doksanı imansız gider. Ben diyor mübarek bir zat çilehaneye girdim. Kırk gün kadar yirmi bir üzüm tanesiyle çıkacağım zaman diyor, şeklimi Rabbimiz bana gösterdi biiznillahi teala. Baktım ki diyor merkep simasındayım. Biliyorsunuz iki mürid mürşid-i kamillerine hizmet ederler. Bir tanesi gönül alemi açılır. Üstazının kulakları yerinde merkep kulağı görür.
Aman ha üstadımıza diyelim biz büyük bir zat diyorduk ama bu şekilde görünüyor dedikleri zaman oğlum o kulaklar meydana gelince kesin ellerine ustura bıçağı veya keskin ustura bıçağı deyince onu alıyorlar kesin o zaman diyor böyle bir muameleye girdikleri zaman kendi kulaklarından kanlar akıyor diyor ki evladım sizi hınzır simasından insanlara faydalı olan merkep haline getirinceye kadar ne çektim diyor Kolay mı zannediyoruz Dikkat edelim riayet edelim kurtuluşa irelim Allah'ın izniyle Allah'tan Celle Celalühu hakkıyla haya edenler başına dikkat eder ve ihtiva ettiğine beyin daha çalışmayan o kadar yerler var ki yüzde iki nispetinde ne de çalışıyor Allah'ımıza dönerek boş işlerden uzak olarak büyüklerimize saygıyla sevgiyle muhabbetle teslimiyetle devam ederek unutup gideceğiz Teslimiyet deyip duruyorsunuz nedir bu Teslimiyet dediğimiz bir Çeşme düşünün Bazı mahallelerde devamlı akar ya alıp biz kabımızı dest edeyim.
Destiyi yanına bırakmışız. Mürşid-i Kamil'imizin buyurduğu gibi binlerce sene kalsa inat olmaz ağzını, onun ağzına bırakmadığımız müddetçe akan suyun altına bırakmadıkça ne olacak dolmayacaktır koyduğumuz zaman dolacak teslimiyet desteği o akan manevi suyun altına koymak demektir neden mahrum olalım ölüp gideceğiz yürürken ölüyor adamda bir şey yoktu deniyor ne hastalığı vardı ne bir şey vardı ama otururken birden gitti ne olacak böyle bir hal Cenabı Hak muhafaza buyursun olduğunda Gıybetle mi gidelim? Kafamız, gönlümüz darmadağınık bir şekilde mi gidelim? Yoksa gönlümüz nur gibi Onların gönül bahçesine girip manevi meyvelerini tadarak o bahçede akan ilahi nurdan, ırmaklardan içerek sonra o havuzlarda rabıta ile yüzerek murakabe ile arşa kanatlanarak hayatımı geçirelim? Böyle geçirelim de kurtulalım bu zulmetten muhafaza olalım.
Demek başımız, gözümüz, kulağımız ve dilimiz ve baktığınızı ve ihtiva ettiklerinde muhafaza edin. Hakiki haya budur. Nedir midemizi korumak namusumuzu korumak kalbimizi korumak ve haya etmek Haya bir gün namaza durulacak daha gencim çocuk sayılırım Mürşid-i Kamilimiz bizi tuttu önünden geçirdi Namazı müteakip buyurdular ki evladım arkamdan geçirmeye haya ettim seni önümden geçirdim diyerek bir yavrusuyum nihayet yavrusundan haya ediyor bugünkü imkanların olmadığı bir zaman Kayseri ulemasından bir zat gelir ihtiyaç için bir yere çıkar der ki semaya baktım Ay'a Güneş'e baktım, yıldızlara baktım anlayın artık haya ettim oturamadım der. Onun için yataktaki durumlarımız, husulhanedeki durumlarımız, aile içindeki davranışlarımız, insanlar arasındaki muamelemizin Rabbimizin Celle Celalü emrine uygun olmasına azami dikkat ederiz. Mesela bir kimseydi, çok kıymetli bir insandı.
Memleketimize geldi. Onu aslında büyükler gönderdiler Ricalü'l-Ğgayip tarafından gönderilen bir zattı. Tabii hocalar arasında konuşuluyor, görüşülüyor. Bu ise elini böyle kalbinin üzerine doğru götürüyor, kavuşturuyor ellerini, sükut ediyor. Hep utanmaya başladılar. Dediler ki bu kimsenin biz oradan konuşuyoruz, buradan konuşuyoruz bunlar ilim ehli insanlar ama sükut ediyor hiç karışmıyor onun edebine hayasına hayran kaldık diye az bir gönlüne dokunulması bütün işleri terse götürdü ters oldu bütün işler bozuldu Ehlullah'ın sükut etmesi var ya mübarek başlarını sağa ve sola mahzun bir eda ile yıkmaları yeter. Yine Devel de asker hoca diye İbrahim Tuna Cenabı Hak rahmetler eylesin bir zat. Üstadımızın evlatlarından biri saygısızlık yapmıyor, saygısız diyemem. Hepsine sevgi duyuyorum bütün kardeşlerimize. Eğer bize karşı yanlış hareket eden varsa onlara daha çok saygı duyuyorum.
Daha çok sevgi duyuyorum. Kendisi Develi'ye gelmiş, üstadımız Yahyalda bulunuyorlar. Ziyaret etmemiş Mürşid-i Kamilimiz üzülmüşler. Evladım buraya da gezseydi, bir halletseydik, bir buluşsaydık, görüşseydik iyi olmaz mı diye. Bunu duyan hocamız diyor ki bak kardeşim onların az bir mahsuniyeti kalben üzülmesine Allah razı olamaz helak olursun dikkat et diyor helak olursun Bir ah demesi gönlünden yakar diyor, yapma şu anda belli olmaz ama sonunda bu çok büyük zarara mal olur yapma, ne olursun yapma diyor. Onların haya cihetine girecek olursak bitiremeyiz. Biz biliyoruz ki üstadımızın üstadları ulema-i kiramdan bir zattır. Hayran kalmışlardır onun ilmine. O günkü diyorum ya ilimde sancak açan kimseler hep ellerine kağıt kalem alıp okumuş olduğu Hadis-i Kutsileri yazıyorlar. Sözlerine kayda başlıyorlar.
Onlardan bir tanesi onu üstazı Alimiz Erenköy'e geldiklerinde, üstazlarının sohbetini müteakip kendileri ayrıldı. Üstadımız kapıya durdu, bir dakika dedi. Herkes kulak kesildi. Zamanın kutbunun elini ikramla tutan kimseyi Cenabı hak yakmayacaktır dedi ama cemaatte bir karışma oldu işte bu kimdir bu kimdir diye sesler geldi. Sonra Yahya'lı Hasan Efendi, Yahya'lı Hasan Efendi dediler hep bunları kaydetmişler hayran kalıyorlar edebine hayasına onun dikkatine böyle ilim ehli bir insan Erenköy'deydi sohbetlerini dinledin. Yusuf suresini kendi kaleme almış oldukları eserlerinde olduğu gibi okudular. Bir yere geldi mübarek seslerinde değişme meydana geldi. Boğazlarında böyle gıcıklanma gibi halloldu.
Herhalde bir çay getiriverdiler bir ıhlamur gibi öyle görüyorum geriden bakıyorum getirirler fakat yine bir değişme olmadı kitabı bir başkası aldı alınca dedim ki değirmenin suyu çekildi dedim onun o ifadeleri neleri öyle bir tatlı geliyor ki gönüllere işliyor böyle gönülleri yakar gibi mübarek sözleri sonra kitabı ellerinden aldılar yine seslerinde bir düzelme olmayınca bir cümle yapayım dedi mübarek gözlerini yumdular sohbetini müteakip Doktor Necmettin Akcan dedi ki Cenabı Hak rahmeti rahmana gark eylesin. Üstadımız bilmediğinden değil dedi. Kitaptan okumaları mübarek dilleriyle de anlatır. Fakat o esnada gözlerini yumdular, bir cümlem yapayım dedi. Yani hülasa yapayım belli bir noktaya kadar geldiler. Kitabın son bölümüne kadar, ondan sonrasını bir cümle yapayım deyip mübarek gözlerini yumdular. Edebindendir dedi, hayasındandır o gözlerini yummasın.
Evlatlarına bile dikkatlice bakamıyor. Ne haya o? Ne edep o? Bitmez. İmanın tadı gönlümüze girecek olursa ne olur? O kimse, Allahu Zülcelal'e sığınır. Eğer imanın nuru kalbe girecek olursa o kalbin Mevla'ya yakınlıktan dolayı ilahi bir ateşle yanmaya başlar. Mevla-yı Zülcelal'e aşık olur. Uzaklaşmaları da Mevla'dan onları feryat ve figana götürür. İmanın üç tane de dalı vardır. O dalın birisi kalbe uzanır. Kalbe uzandığı zaman meyvesi nedir? İhlastır. Yaptığı her şeyi Allah için yapmaya başlar. İkinci dal azalardır. Azalara uzandığı zaman mesela ayağımıza uzandı tebliğ ve davete koşar Salih amel işlemeye başlar Allah için hizmetler yapmaya başlar Eğer nefis tarafına uzanırsa dalın birisi nefse uzanır O zaman da kötü ahlaktan muhafaza eder Hayvani duygulardan kişi kurtulur Muvaffak olan mümin kimdir?
İmanda muvaffakıyiyete eren o 0 kimsenin kalbi kendisini yanlış yollara götürmez kalbi kendisini irşad eder ıslah eder kalbinde kötülük olmadığı için kalbi razı olmaz bir kötülüğe Hani öyle bir hissiyat olur ki onlarda Nur suresinde otuz beşinci ayeti cellede ateş dokunmasa da yanacaktı. Şimdi görüyoruz ya ışıklandırmaları neleri mesela bir eve giriyorsunuz girerken biraz loş biraz karanlığa doğru girerken yanıveriyor kendiliğinden. Siz dokunmuyorsunuz. Onların gönlünde öyle bir hassaslık var ki öyle bir hassasiyet öyle bir incelik var ki kendi kendisinin vaiz olmuştur. Korur. Kendi bu yaptığın nedir der. Dille ifade etmeye gerek yok gönüllü. Bunu nasıl anlatayım, nasıl söyleyeyim ki Onun yoldaşı da Mevla-i Zülcelal'dir. Ona Mevla yoldaş olduktan sonra kalbi kendisine vaaz etmez mi?
Bu yaptığın yanlıştırdır yapma müftüler ne kadar fetva verecek de olsa kalbine danış diye buyuruluyor ya kalbi kendisini koruyor. Hakiki mümin nedir? Hakiki olan mümin Ettahzimü'l livikiir ibadet ve taatte, yani zikir denildiği zaman bunun anlamı çok geniş. Zikir zikir Rabbimizi hatırlatan her şeydir. Rabbimizi hatırlatan her şey zikre olan, Cenabı Hakk'ı anmaya olan bir tazimdir Onu anlatan, onun anılmasına sebep olan onun muhabbetine götüren her şeye bir tazimi var Emrolunduğu bir görevde vazifede o vazifeyi en güzel şekilde icra ediyor İmanda yakin dersek daha güzel olacak Ve tevekkülü fil me'mul. Onlar mesela şu iş şöyle olsun, bu iş böyle olsun deyip dürülür. Onda Allah'ımıza tam bir teslimiyet içerisindedir. Ve Emrolunan bizim üzerimize farz olan görevleri de yerine getirmeye azami dikkat ediyorlar. Ve infak'ul mülk Allah'ın yolunda da sarf ediyorlar.
Bu hakiki müminlerin de vasıflarıdır. O zaman kamil mümini biz nasıl tanımlayacağız? Öyle bir kimsedir ki onlar Onlar hem zahiri hem de batıni olan şirkten uzaktırlar Zahiri olan putlara tapmak Cenabı Hak'ın emrinin yerine bir başkasının emrini geçirmek gibi Hafi olan nedir? İnsanlara gösteriş için yapılan vazifelerdir. Riyadır. Onlar Allah'ın da nuru Mümin diyoruz ki her mümin için ifade edilir. El müminul has seçkin olan mümin kimdir? Vel veli. O Allah'ın dostudur. Hiç şüphesiz. Mümin kul denildiği zaman mümin kul ise onlar onlar cezada, belada, musibette Allah'ımıza öyle bir teslim ki hiçbir feryadu figanı yok. Onlar Rabbimize teslim olmuş zaten Allah'ımız onların işlerini görüyor Tam ona sadık ve samimi olduğu için hiçbir şey demesine gerek yok. Allah intikam sahibidir, alır onların haklarını hiç şüphesiz. Mümin, müminin muhafazası, korunması nedir? Mümin nasıl korunur?
Müminin bir kere korunması, muhafaza olması kalası mindehebin altundandır. Tam bir teşvik, bir benzetme ve ve marifetullahi Teala bu Rabbi Zülcelal'imizi tanımaktır. Müminin öyle bir koruması muhafazası vardır ki onun etrafı, demirden koruyucular vardır, muhafazalar vardır. O da, Allahü Zülcelal'e tam bir teslimiyettir, bağlanmaktır, ona güvendir. Yine, Taştan olan böyle çok birbirlerini tutan tutan tutan tutan, hal'a gibi güçlü duvarlardır, taşlardır. Bu nedir? Ve huve şükrü ve ruganillah. Bu Allah'ımıza şükretmek nimeti ilahiyeden dolayı ondan gelene razı olmaktır. Rıza makamını elde etmektir. Yine onlarda çamur gibi topraktan bir muhafaza, o da tabii güçlüdür. Bu da emrine uymak Rabbimizin ve nehyettiğinden de kaçmaktır. Yine zümrütten olan bir koruyucu vardır ki bu da sıdktır, doğruluktur, ihlastır bütün halinde. Bir de lüfercan deriz ya inciden koruyucular vardır.
Bu da nefsin edebidir. Demek ki biz Allah'ımıza tam teslim olacak olursak Bizi korumak için şuna buna eşe dosta yarana gerek yok Rabbimizin emirlerine riayetle bir kere kendilerini edebi ilahi ile edeplendirmişse sözünde doğru işinde doğru İhlas sahibi bütün halinde samimi ise Rabbimize karşı Emri ilahiye uyuyor, nehyinden kaçıyor Emri ilahiye son derece saygılı ise şükreden ve rıza ehli bir kimse ise Allah'a tevekkülü varsa, iman içerisinde ise ona tam bir iman içerisinde, inanç içerisinde ise ve Rabbi Zülcelal'imizi tanıma yolunda ise koruyucusu bizzat Rabbimizdır. Allah seni düşmanlardan muhafaza edecek habibim buyurduğu gibi Velhamdülillahi Rabbil alemin.