Kıssalar kıssayı çok anlar. Bazı arada da kıssalar diyeyim de cemaatin hem izleri yorulmasın hem o uykusu gelmesin yazdım. Ayet-i celmiyeye döneyim. Dünden zekat bahislerim kaldı, onlara döneyim ve sair yerlere döneyim, size bir şeyler söyleyeyim inşallah. Şu kağıda andım güç çıkıyor, yazık geriye koymayın ondan da bahsedeyim. Yani akşam, akşam iftar sularına hazırladım, varken kavurma yaptım ya, bunun yersenliği yanında salata da olsa, cacıkta olsa, şurada soğanda olsa, şurada içimi açacak bamya-i mealem olsa mı iyi, yalnız et yesen vursan mı iyi? Allah'ım zulüm Kuran'ı et gibi nevri bi'l-yal gibi, bal gibi, yevmip çıkma, bana mı ciğerini kestirir de huyluğun gelir. Hadis de böyle ya o da gelir, baş dağında cacık de verelim de benim hakkımda gelsin inşallah. Yine de Kuran-ı Kerim demiş.
Şimdi yarışemem, yemin-i ikamet, rabine, misline, bermmüş, şazenmiş, kefenşte tayymuş, kılmir, kılmir de köpeği gibi. Bunlar kafirin zulmünden ve akdisinden kaçtılar, dağlara gizlendiren, kekeşle kaymış ve çobanını biliyoruz. Köpeğin arkasına düştü, köpek bizi durdurur aman köpeğini ayır dedi. Köpeği ayırdır ki, ben yanayla, köpeğe sahip ol, geldim. Götürün diyor ki yine kardeşim bu çakal görür, ilki görür, canavar görür güler Aman götür yeter, götürdük yine geldin. Üçüncü defa götür canım zorla yahut sen de git, o da geçsin. Bizi durduracak dedi. O Nuh aleyhisselamın develerini, devedeki kürelerini devesini, İsmail aleyhisselamın koçunu, İbrahim aleyhisselamın danasını, Huzey Aleyhisselam'ın merkebini, Peygamberimizin devesinin vesait gibi güldürüyor, Alevi aynı filan on tane hayvanın koç suretinde cennetler yarayacak hayvan ama. Üç kişiler bunlar, serbest serbest çekeyim size.
Anladın mı? Daha da bir mağara çok zahmetli amca yağmur, çok hızlı yağdı, Büyük bir kaya koptu yukarıdan. Sünne Kasebülü bütün ayeti Cebile-i Cebile'sinde de Allah, onun hepsinde de Allah'tan korktuğundan, yer. Yani taştan daha sert doldu bundan sonra, kullarının gözleri şurada kaçak buluyorduk, kalpleri siyah taştı, gözleri taştan katı oldu, başın arasından sıkıştıriyorlar. Hep de gözyaşı tepemeyen yok. İlkcecik Allah korkusundan, şu gözümden yatarken de yeğenlerini sövüp görürüm diyor abla. Bir de cahil cahil yanar kanaa, Çiftili Emin bir kada su almış elinde, getirmiş o emlakçı bir. Ya Rabbi bunları inip öz yaşlarını yere dökmedim, bu bacağın içine kopladım, Allah'tan korkusundan şafakları almalı, onları yanacak yere döveceğim de ateşini sövüleceğim diyor.
Onun için yedinci kat, yedinci kat cehennem, öteki cehennemlere kadar şiddetli değil, tümki Allah'tan korkan kimselerin gözünü yaşını, gözünü yaşını serpiliyor da, bura serinleşmiyor ama hamam gibi oluyor. Allah gözlerinizi yaşat ya, sen mi? Yetten yaş çıkmıyor, zaten etten. Biz ne kadar kalbimiz karar dışı ben görüyorum. Git bana gittim, yüzünüzden. Yettim üç gün evde sürüm sürüm süründüm. Cemaat bana aşık dedim. Şimdi otobüsta taksiyle neyle gelirler, hocam gelemedim geçmiş olsun, eller mi? Birkaç ehbabımdan başka Başka yere getirme hocam, o geldi taş boşa boşa mağaranın altını harp alan kar kapattı. İçinde üç kişi kaldılar, ağlamaya başladılar. Üç gün kaldılar aç, diyeler aç, dışarıdan yüz kişi, yirmi kişi gelse başa kaldıracak gibi değil. O böyle dinamikle yok, günü kıramazlar, aldılar içinde.