İman ve İbadet Temelinin Mütevazi Olma ve Kulluğun Sırları
İman ve İbadet Temelinin Mütevazi Olma ve Kulluğun Sırları kaydında Kanaat sebeplere müracaat ettikten sonra Allah'ın ihsan etmiş olduğu neticeye razı olmak anlamına gelir. Bir kere sebeplere müracaat edeceğiz. Memleketimize göre dersek mesela büz gününde bağlar, bahçeler bellenir. Sebebi yağmur, aba'mız bu sefer ise kalp, içine geçsin toprak halde olsun, diyor. Gübrelere verilir, bahçe hazır hale…
Kanaat sebeplere müracaat ettikten sonra Allah'ın ihsan etmiş olduğu neticeye razı olmak anlamına gelir. Bir kere sebeplere müracaat edeceğiz. Memleketimize göre dersek mesela büz gününde bağlar, bahçeler bellenir. Sebebi yağmur, aba'mız bu sefer ise kalp, içine geçsin toprak halde olsun, diyor. Gübrelere verilir, bahçe hazır hale getirilir. Ondan sonra ekim zamanı zaten bellidir. O da usulüne uygun bir şekilde bütün şartlarına riayet ederek yapıldıktan sonra neticeye razı olmak. Olabilir ya belki bir kasırga olur, başka bir böceklenme olur. Şimdi hastalıklar da değişti. Öyle bir böcek ki diyelim elmanın ta içine nüfuz ediyor, bunu göremiyorsunuz siz. O derm eder bilmem filan olur o belli oluyor da, bak bu sinek olduğu zaman ta içindeki öze iniyor. Ne yaparız? Bütün şartları yerine getirildikten sonra Allah'ım ne lütfetmişsen o deriz, hem de ecre nail olur kişi.
İktisat ise verilen bu neticeyi yani ihsanı tutumlu ve yerinde kullanmak anlamındadır. Mesela şimdi artık varlık sahibiyim, harcarım istediğim gibi olmaz. Çünkü bizim şeriatimizde denizin kenarında olursak abdest alıyoruz. Abdestimizi alırken orada bile israf edilmez. Dinimiz müstesna bir din. Bu dinin temeli nedir? İmandır. Şimdi bina yapılır da evet yirmi kat da gidersin, otuz kat da gidersin ama temel önemli. Temel sağlam olursa artık onun çimentosundan tutun asıl temelde kullanılan demirdir. Bunu mühendisler çok iyi bilirler. İnşaat mühendisleri, bunun çeşitli alanları da var. Kaç artık diyelim altılık mı sekizlik mi on ikilik mi ne kullanacaksa onu binaya göre utanzimi der ki bu önemlidir. Şimdi dinimizin de temeli imandır. En önemli olan bu iman. Tarikat nedir derseniz iman. Çünkü taklidi iman, istiklaı iman ve tahkiki iman. Şimdi böyle geçtik bunu biraz dememiz lazım.
Taklidi nedir? Adam tarlasının başında ibadetini yapıyor. Ondan sonra diyelim ki bakkaldır, memurdur, kalkıyor bir mescit bunun için tahsis edilmiş namazını kılıyor. Neden bu? Bu etraftan görmüş, alışmış, anasından babasından, arkadaş guruplarından iyi de bir çevresi varmış öyle kılıyor. Ama bunun esasını bilmiyor. Farz nerede, vacip nerede, sünnet nerede, müstehap nerede, edebi erkanı bilmiyor ama kılıyor. Bu taklidi. Bunun istiklali olan nedir? Delil. İstidlali aslında şudur esammül. Namaz kötülüklerden alıkoyuyor. Artık namaz onda hal durumuna geçiyor. Yani namaz kötülüklerden alıkoyuyor mu? Buna istiklali diyoruz biz, muhafaza ediyor. Elhamdülillah diyor, namazıma başladım ve diğer bütün taatlerime Rabbim beni korudu diyor. Ben kötülüklere gidemem diyor, işte budur asıl istiklaliyim. O tahkiki olanı en mühim bu. Bak, ilim ehli olabilir. Ondan sonra çok yüksek makamlarda olabilir.
İman ve İbadet Temelinin Mütevazi Olma ve Kulluğun Sırları ne anlatıyor?
İman ve İbadet Temelinin Mütevazi Olma ve Kulluğun Sırları kaydında Kanaat sebeplere müracaat ettikten sonra Allah'ın ihsan etmiş olduğu neticeye razı olmak anlamına gelir. Bir kere sebeplere müracaat edeceğiz. Memleketimize göre dersek mesela büz gününde bağlar, bahçeler bellenir. Sebebi yağmur, aba'mız bu sefer ise kalp, içine geçsin toprak halde olsun, diyor. Gübrelere verilir, bahçe hazır hale…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Fakat tahditi imanı ermek öyle kolay değil. Bu ne iste? Bu güçlü bir eğitim istedi. Nedir o eğitim? Azalarımıza sahip, gönlümüze sahip olma. Yaptığımız hareketlerin Sihir bin Abdullah ed-Büsderi Hazretleri'nin daha çocuk yaşında iken Allahu Nazıri, Allahu Şaidi demesidir. Allah'ım beni gözetliyor. Her halime de şahittir. Bunun insanda şuhud haline gelmesi. Mesela bu önümüzdeki bizim çağ. Bakın siz de görüyorsunuz bu çağ. İçildiği zaman ne oluyor? Şuhu gibi oluyor. O tevhidin nurunu içmiş La ilahe illallah derken gönlüne ilahi nurlar doğmuş. Bundan size bir tane misal arz edeyim. Çok da misallerini burayı okuyamam çünkü. Şimdi kardeşlerimizden biri bu nefü ispat var. Bunun için yurit yok. Abdulhalib-i Vucdevani hazretlerine, Hudde Sallallahühu'l sırra Hızır Aleyhisselam böyle. Hızır Aleyhisselam'ın bir nasihati var on tane nasihat Allah'ım!
Öyle bir nasihatte bulunmuş ki o nasihatten bilin deyin. On tane nasihati var. Anlayışınız Rabbimizden olsun. Yani şu aklınızla yürümeyin. O akıl ilahi bir akıl olsun diyor. Allah'tan anlayın. Yani Allah sizin içinize ilhamat ile manevi doğuşlarla öyle bir ilim indirsin ki onunla anlayın. İşte ben geçen okumuştum okulda da görmüştük. Üzerinde de duruyorum, böyle değil. O bir ayet, o nazarıyım. Şuudi olanı Allah'tan alın. Bunu daha bir açmamız lazım. Çünkü kardeşlerimiz kabiliyetli Elhamdülillah. Şimdi Allah'ımızın sıfatlarından istifade etme var. Fiillerinden istifade etme var. Bir de Zat'ın. Bu başbakanda oluyor mu bilmiyorum. Reis hücum ödenek olur onlarda. Bu ödenekler bildiğimiz gibi aşağı fiyatta olmaz. Trilyonlardır. Mesela başarılı olan bir kimseye diyelim ki muallimdir, muallim oluşunda çok başarılıdır. Türkiye'de bir numara.
Mesela bizim bir öğrencimiz daha çok genç, genç öğrencimiz matematikte en önde oldu. Mesela çağırıyor onu, tabi görüyorum. Çağırıyor onu kendi makamında taltif ve ihsanda bulunuyor. Az vermez. Kendinden verdiği için çok ver. Bu sadece çok yalın bir benzetme gibi olduğunu biliyorum ama başka türlü misal bilemiyorum. Allah'ımız zatından veriyor. Efendim böyle olmaz mı? Esselamü. Habibine buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Sel tohta, biz de habibim sana verilecek. Efendim daha izah isteriz. Eğer kalbimiz Allah'ımıza yakın bir hale gelmişse, o yakın zaten. Biz uzağız, o yakın bize. Nasıl yakın? Şu damardaki kanımızın devri Allah'ımızın kün emriyle, ol dediği için. Mesela gözümüzde kirpiklerimiz hareket ediyor ya, bazen açılıyor bazen kapanıyor, onlar hep Kün emri ile, her Adem'de. Bunları hisseden bir kimse Allah dediği zaman Cenab-ı Hak tarafından Lebbeyk sesini duyar.
Lebbeyk olarak değil de bunu kulum olarak da derken o onu hisseder, onların hali bu. Şimdi çözüm kendimizde, çözümsüzlük de kendimizde. Bak bunlar böyle iş sahipleridir, görseniz böyle sizler gibi, bizler gibi muamelede bulunurlar. Ama halleri çok güzel. İşi yoluna koymuş. Ne olmuş gizli bir yere çekilmiş de dağda neden, her şeyi terk etmiş. Hayır, senden benden çok işler yapıyor. Maden de çalıştırıyor. Biraz yaklaşayım isterseniz, krom madenleri. Bunun yanında mesela devletler yerine göre işler alıyor, çalışıyor, hiç bilemezsiniz. Bir iş adamı gibi görürsünüz Ama yerine göre evtattandır, dünyadaki dört kişiden biridir. İşte bunların istidilali imandan sonra tahkiki imana geçişi Allah dediği zaman kulum sadasını duymasıdır. Şimdi buyurulur ya kişi bilmediğinin cahilidir. Onu gördüğümüz zaman ha deriz. Anlattıkları ne kadar da durmuyor. İşte buna yürüyeceğiz. Şimdi bunlar ne yapmış?
Bunlar dengeyi kurmuş. Yani iktisat üzerinde duruyoruz ya biz, iktisat dengeyi kurma demek. Mesela aleyhissalatu vesselam Efendimiz dünyaya tamamen meydip onun aşığı olanlar ahiretine zarar verir. Ama hep ahirete dönmüş dünyanın, kardeşim yok Büyükler buyuruyor ya üç tabakla boşardık, bu üç tabakla boşardık demesi kalplerinde muhabbeti yok. Bu değil. Onu da dinimizin ölçüleri içerisinde götürüyor. İşte bu. Hem de amel yapmış oluyoruz. Allah'ımızın rızasını elde edeceğimiz ameldir o. Dinin temeli imandır. İbadetler din binasının hayatta kalmasını sağlayan direkleridir. Bir araba da gidiyoruz. Giderken efendimiz bir tanesine der ki Bu da İlahiyatını eğitilmiş bir kimse. O zaman hiç zaman ölsün. Oğlum dedi, hiç böyle konuşmaz mısın cemaatle, onunla? Böyle dedi etrafına, ondan sonra diyelim bir topluluk, bir meclistir, orada bir faydalı olur. Mesela Bu dilekler, Türk tane binek.
Onun da tavanı imandır diye güzel bir tarif etti. Bu, şimdi bunu anlattığınızda siz Karadeniz'deki o petrolün çıkışını da ifade edebilir misiniz? Doğu Akdeniz'deki hadiseyi de Libya yaydı. Bunun yanında Azerbaycan'ın gerilemiyle olan mücadelesi hepsi bunun içerisindedir. Çünkü biz açılmamışız. Burada iman buyuruluyor. Bizim iman ettiğimiz Kuran-ı Kerim, esamle, bu ayet-i celile-i cemile ile savunma sanayiini ele almıyor. Hani biz gözü bağlı olmamaya çalışacağız. Bunları idrak edeceğiz, hep içerisinde. Efendim var Nur'un da işte hiç cihadtan anlatılmıyor, hep nispetlerden neden anlatılıyor? Bunların içerisindedir aslında bütün dünyadaki çok güncel dediğimiz konular, fakat biz bunu gönlümüz açılmadığı için bilemiyoruz. Bunu tam manasıyla söyleyemediğimiz için gözümüz de açılmıyor, kulağımız da açılıyor. Ne olur? Mesela hep göz kulaktan misal veriyorsun diyecek olursanız ayağın da açılması.
Çünkü bu ayak ruhani ayakların çizmesi gibidir. Ne olur bu ayaklar açılırsa Miraç hadisesi ne ile oldu? O ilahi ayaklar oldu, hem maddi hem de manevi. Mesela Abdülaziz Ebeddebba Hazretleri'nin müridanını kontrol etmesi o ruhani ayaklar doldu, açılmış çünkü. Allah'ımız ona ayakta da fertil lütfetmiş, ihsan etmiş. Mesela Emir Buhari Hazretleri Bayezid'in damadıdır. Muharebenin birinde Emir Sultan Hazretleri müriddani ile birlikte iştirak etti. O ne ile iştirak etti? Ruhani ayaklarıyla. Çünkü açılmış bu. O zaman ne oluyor? Inşallah açmaya çağıracağız. Binanın ayakta kalınmasını sağlayan direkleridir. Güzel ahlak dinin fert, toplum ve çevreye yönelik meyvelerini oluşturur. İktisatlı yaşamak insanın önemli, yüce ve ahlaki bir niteliğidir. İnsanla ilgili olarak iktisat orta yolu tutmak, itidalle hareket etmek, zaten biz vasat ümmet olduğumuz için mutedi.
Rabbimiz bize bu iktisatlı oluşu beynimizden tutun, mesela çok zeki kimseler var, çok zeki. O zekasıyla kırık dökebiliyor mesela. Çok acayip şeyler de yapıyor çünkü zeka çok fazla. Bu zekanın mutedil hali vahye müstemit olmasıyla mümkündür. Bunu Lokman Suresi on dokuzuncu Ayet-i Celileden alarak insanın, insanın yürüyüşünde de itidal var. Sonra yürüyüşünde koşarak gitmesi de dinimizin emridir. Mesela Cuma namazı için esenler. Mesela alışveriş yapıyoruz, alışveriş yaparken ezan okundu hemen tamam inmez. Çünkü sen alışverişe başlamışsın o anda. O alışverişi tamamlarsın. Bak dinimiz o kadar güzel esas koyuyor ki. Bu ne olur şimdi adam geldi sana, sen de böyle dini esaslarda maluma sahibi görülen bir kişisin. Ne diyecek? Yahu din bu mudur diyecek. Yani din bu mu? Ben alışverişe geldim bir dakika bile zaman almazdı, hemen ezan okundu deyip koştu. Öyle değil.
Başlamışsa o işi bitiririz namaza yetişme kaydıyla, sonra hesabı bulunur. Sonra namaza gelişin vakarla gelişi ifade verilir. İşte ben yetişemeyeceğim, hemen müezzin Allahu ekber, Allahu ekber der de yetişemem diye şapır şupur koşmak değildir. Ahır ahır, buna sekine dediler, huzurla gelmektir. Rabbimiz bizim yürüyüşümüze de, sesimize de, nefesimize de hep bir denge veriyor. Ne kadar güzel esasen. İnsanlara yüzünü ekşitme. Ve la küsah ev hadtekel din nas Mesela acaibine giriyor bir kimse. Onu öyle görünce, Şehremi değiştirme Allah yolunda yaratmış. Size bir şey söyleyeyim. Efendimizi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha çok fakir olarak nitelendirirler. Efendimiz zengindir Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Sırf fakirlerin incinmemesi için Ya Rabbi beni fakir olarak yaşat, fakir olarak öldür, fakirler de haşru cem ettirmiştir. Yoksa efendimiz varlık zalimdi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ticareti var.
Sırf onların incinmemesi için yapıyordum. Mesela iki sofra hazırlanmış. Burada diyelim ki fakir var, yoksul var, böyle kimsenin itibar etmediği kişiler var yanlarına durur. Mübarek yüzlerini eksik mi? Allah'ımız öyle halk eder. Onu rencide etmek, onu Bayezid-i İslam Efendimiz'den verirler misal de bir köpek, şimdi eteğini çekmişti, ilim elde ve kimse aynı zamanda. Çünkü köpeğin nerede yatıp, nerede kalktığını ne bileceksin. Zaten ibadet ediyor, taat ediyor, namaz kılıyor, cübbesini belki üstü temiz olmaz diye çekmiş. Köpek, biz buna kalen deriz. İnanan inanın, inanın inanırız. Niye kalem? Efendim bizim onun sesini duyacak şu kulağımız yok, çünkü kulakta fetih yok. Açılmamış kulağımız fethi yok bu kulakta fetih yok. Ondan duyamıyoruz. Mesela Kuran-ı Azimüşşan'da biliyorsunuz nem suresinde Rabbi zü'l-celalimiz buyuruyor. Ne buyuruyor? Es-ame.
Böyle karıncaların bulunduğu bir vadiye geliyor, Süleyman Aleyhisselam. O karıncaların beyi olan diyor ki Bir karıncalar dualarınıza çeker. Belki bilmeden bilerek yapmazlar da sizi tepeleyerek geçerler, ezebilirler.'' O zaman diyor Süleyman Aleyhisselam bunu duydu. Bak karıncanın sesini duyuyor. Duydu ve tebessüm buluyor gibi. Şimdi ezan hükmünde hemen toplayayım. Bunu da velayet öyküsünde hakkın dostu duyar, bu kulakta tehdit oldum. Şimdi biz mürşidimizi bir yerde bekliyordu. Beklerken dedim ki herhalde gelmeyecek, hayırladım. Sonra tiksin buyurdular. Derhal siz diyordunuz ki, işte herhalde gelmeyecek, dönelim diye. Bunu neden söylüyor? Kulağa ete girmiş. Kulakta fetih Siz kulak diyor ki bizim daha kalbimizde olmaz ki kulağımıza inşallah olur, çatışırsa olur. Yer gün deve şımarık şımarık dolaşmayın. Cenabı Hak Rabbimiz, hepimizin muhafaza buyursun.
Ey kibirle yürüyen ve kibirden kimseleri seviniyor. Daha var bu İsra suresinde de var. Yani bu kibirle yürüyüşle yeri yaramasın. Ne de dağların yükseğine erişebilirsin. Allah'ımız misal veriyor ki aman mütevazi olun, aman mütevazi olun diye.
Kaynak: Genel
İman ve İbadet Temelinin Mütevazi Olma ve… | Mihmandar