Allah'ımızın kitabı Kerim'in de ordular anlatılırken bir de görünmeyen ordulardan bahsediyor Cenabı Hak. Bu Hakk'a dair ayet-i celile ashable. Göklerin ve yerin askerleri yalnızca Allah'a aittir Celle Celalühü. Göklerin ve yerin askerleri yalnızca Allah'a aittir. O sonsuz güç ve hikmet sahibidir. Bir de Saffet suresinde yüz yetmiş üçüncü ayeti celilede Mevlamız. Sarakallahübil azim. Galip gelenler kesinlikle bizim ordumuz olacak. Yine Mevlamız, Enbiya suresi yüz beş. Ayet-i celilede. Andolsun zikirden sonra Zebur'da da yeryüzü iyi kullarıma kalacaktır diye yazmıştık. Mevlamız Maide suresi elli altıncı Ayet-i celilede ve iman edenlerin veli edinirse yani dost edinirse, bilsin ki Cenabı Hak'tan yana olanlar mutlaka galip geleceklerdir. Bir de Nuh Aleyhisselam'ın Kuran azimüşşan'da bir Nuh suresi vardır. Kafirler için bedduasını görüyoruz. Esselamü.
Ve galen Nuhun ve galen Nuhun Rabbi le tezar alel ardı minel kefidine deyyara. Salakallahu il azim. Nuh aleyhisselam Rabbim dedi. Yeryüzünde inkarcılardan hiç kimseyi bırakma. Yalnız burada Nuh Aleyhisselam son derece gayret gösterdi. Duaların kabulünde kişinin son haddine kadar çaba gösterip ondan sonra yardım bekliyor. Yardım birden inmiyor. Kişi azami gayret gösteriyor. Artık çaresiz kaldığında elini kaldırıp yalvarıyor. Bedir muharebesinde aleyhissalatu vesselam efendimizin gece yarılarına kadar dua ettikleri, hatta sırtındaki mübarek elbiseleri biz ona nasıl bir tabir kullanalım? Günümüzdeki tabiri de kullanamayız. Kollarını içeri girdirmediği bir hırka-ı saadeti. Efendimiz hakkındaki ifadelerin çok güzel olması lazım sallallahu teala aleyhi vessellem. O bile düşecek hale geldi. Dediler bu kadar kendini yorma Ya Resulullah. Efendimiz gece yarılarına kadar dua buyurdular.
Sonra zafer, ihsan olundu. O örnektir şüphesiz. Bizim bir kardeşimiz bir kimse için yillarca uğraşır. Islahına ve irşadına yillarca uğraşır. Artık son noktaya gelmiş. Bir türlü yola gelmiyor ama iki sene kadar iki sene kadar peşine düşmüş. Ondan sonra da elini Rabbimize kaldırmış. Ya Rab, ben bu kadar yapabildim. Sen yardımını bizden esirgeme demiş ve cenabı hak o kimsenin gönlüne nedamet ihsan buyurmuş. Biz Muhammed suresinde görürüz bunu ashablı. İntansurullaha yansurküm ve yusebbid akdameku. İlahirıssura. İntansurullaha yansurküm. Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder. Ayaklarınızı kaydırmaz. Demek ki bir çaba, bir gayretin olması icap ediyor. İnsanlar dört kısımdır. Buyuruyor. Abdül Aziz Ebdebba Hazretleri. Hadisallahu Sirr. Bu zahiri bedenle Rabbimizin hep emri ilahiyesinde ne yaparsa, isterse yolda yürüsün. Yürürken bir engel görse onu kaldırıyor.
Bu yönüyle de Cenabı hakk'ın emrine riayet etmek suretiyle Mevla ile olmuş oluyor. Diyelim karşılaştı bir müminler. Adeta o mümin onun selamını alacak bir şekil arz ediyor. Böyle arkasını dönmüş, sırt dönmüş, yan durmuş şekilde değil de böyle beş yüz bir çehre ile sanki karşıdaki ona selam verecek. O da alacakmış gibi ona da selamını veriyor. Hatırını tatyi veriyor. Gönlünü alıyor. Zahirde bu. Batını da Allah'u zülcelal ile bu bizim hissiyatımızla, bu bizim aklımızı iyi kullanmamızla alakalıdır. Şuurla alakalı. Ve hedehuvel mahbu. Bunlar Allah'ımızın sevdiği kullardır. Ve müslüman meleyazı billahi teala Allah'ımız bu kısımdan olmaktan cümlemizi muhafaza buyursun. Gerek dışı olsun beden olarak azalar olarak el ayak göz kulak. Hem de gönül olarak Allah'ımızdan mahrum. Yaptığı işler şer'i şerife dinimize muvafık deyin.
Gönül olarak da değişik, fikir olarak da değişik, kalp olarak da değişik, el olarak da hiç inanılacak gibi değil vesaire. Bundan Cenabı Hakk'a sığınırız. Ve kismin, zahir ruhumu Allah dış yönüyle Cenabı Hak'la görünüyor ama iç yönü hiç niyet olarak düşünce olarak Mevla ile değil. Bir kısım kimse daha var ki ve kısmını ahiruhum ma ma'a illa ve batınuhu Allahi sübhane. Yine iyi bir sınıf değil. İçimizin dışımıza, dışımızın içimize uyması gerekir. Bu sıfat hayırlı bir sıfat değildir. Rahmet bin Nacibe Rahmetullahi aleyh Hazretleri de insanların böyle sınıflama olarak derecelerini, gerek makamlarını şu şekilde beyan etmiş. İnsanlar üç kısımdır. Biz burada kendimizi ölçü biçeceğiz. Bu bir terazidir. Bu bir ölçüdür. Talibun, ikincisi ve müridun, dördüncüsü üçüncüsü muradın. Talibun hepimizin gönlünde var, iyi olmak istiyoruz. Allah'ımızın huzuruna temiz olarak gitmek istiyoruz.
Çünkü bizi temiz olarak gönderdi, günahsız olarak masumdur zaten. Yavrum bu masumiyeti gönderilişimizdeki o güzelliği elde etmek. Ya Rab ben de istiyorum. Ehlullah'ın anlatmış olduğu bu hallere erişebilelim. Sami Efendi Hazretlerini yeni bulan bir zat. Onun çalıştığı mağazada da biraz hizmette bulunmuş. Bir gün diyor çok mahsundüm. Buyurmuşlar ki neden mahsunsün? Efendim ben sizin kapınızda hizmet ediyorum. Yalnız gelenlere gidenleri görüyorum. Öyle ki bir kısım kimseler sizinle konuşurken diyorlar ki Cenabı hakk'ın dışında benim kalbimde hiçbir hiçbir şey yok efendim. Ben vuslat arzusu ile Cenabıhakk'a kavuşma arzusu ile yanıyorum ben. Böyle diyorlar. Sonra yine gelenler var. Onların Evrad ve Ezkarını görüyorum. Böyle sadırlarına nef şu ispat, tevhid yazılmış. O dokuz tane şartı bizzat yaşıyor. Artık Tevhid onda şuhud haline gelmiş. Bal deyip durmuyor, balı yiyor.
İlahi tevhid balından istifade ediyor. Görüyorum tecrit halindeler, tefrit halindeler. Tecridi ile Cenabı hakk'ın dışında her şey gönlünden gitmiş. O tefritte de Halıkımızdan başka hiçbir şey yok. Bütün varlıkları Mevla ile bunları görüyorum. Yine gelen kimselerden Evrak ve Ezkarları ve murakabelerini müşahede ediyorum. Ben de ise hiçbir şey yok efendim deyince bir dağ düşün buyuruyor. Bu dağ bir anda tırmanarak çıkamasın. Yavaş yavaş aheste aheste çıkarsın buyurmuş. Bu kimse nedir? Taliptir. Hayırlı ve güzel hallere erişmek istiyor. Bir de müritler vardır. Mürit tabirini biz yapmayacağız. İmamı şehri Rahmetullah Ali Hazretleri yirmi yıl amel defterine günah düşürmeyen buyuruyor Ve muradın Allah'ımızın murat ettiği, seçtiği kimselerdir. Bu şekilde sıralanmış. Velhamdülillah lillahi rabbil alemin el Fatiha.