İman ve Amelin Ölçüsü ve Ruhun Arınması kaydında Oturuyor. Yok, gözün bakınca onun muhafazayla bakıyor, o namusu muhafazayla bakıyor da açıyor Allah, o mimikler elinden boyuna Ya Rabbi, bu namusumuzu bizim namusu, bunu yapma diye, dördünü alıp geliyor da böyle oluyorsa, üzerine iman gibi, iman milletmiş, kırklamış ve iman oturuyor, baş, vekili olan akılda yanını almış orada, hedir,…
Oturuyor. Yok, gözün bakınca onun muhafazayla bakıyor, o namusu muhafazayla bakıyor da açıyor Allah, o mimikler elinden boyuna Ya Rabbi, bu namusumuzu bizim namusu, bunu yapma diye, dördünü alıp geliyor da böyle oluyorsa, üzerine iman gibi, iman milletmiş, kırklamış ve iman oturuyor, baş, vekili olan akılda yanını almış orada, hedir, sabır, kanaat, tevatür, kevazı, neda bakanlar olarak oturmuşlar idare ediyorlar vücudu. Ama dedi ki hocam yarı yarıya denize ediyor. Baltık hodyev gibi oluyor, bazı da böyle oluyor. Bazı harama bakıyor, bazı Allah'ın kudretine bakıyor. Öyleyse, Yani, uylatamamış da, kendine geçmemiş daha buranın salahiyeti hak rızası için, Allah'ın kullarına vacip oldu. Münaç münevver bir yol demek. Tebdil-i kevidem anlatıldığına göre ayet-i celiyyenin manasını, mutlu cihanımız, babamın icabet namasına bu ayeti celiler yazmış. Oradan virmüştü mansuru, fakihhanem olmuştu.
Yani tarikat böyle vacip oldu. Allah, himmet-i ruhaniyelerinden bizleri ayırma Ya Rabbi. İşte muhterem kardeşim Her insan bir veliye tabi olmayı arzu eder ve arzu edip tabi olan kimseleri zannediyorum. Bu mevzu, mevzute söz söylemeye hayal derim ama böyle mecliste bir daha eline geçmez ki konuşabileyim. Hep gittiği ahlaklı insanlar gelmişler. Bizim mal ve çoktan geri hastlanmış, efendim yoksullar tutmuş örümcekler ölmüştü. Müşteriler doldu şimdi, her bilgi şey istiyor. Kimisi gazete istiyor, kimisi altın istiyor, kimisi ahde her bilgi şey istiyor. Elbette bir durmadan konuşmayı arzu eder burada. Her kat Allah'ın hacinesi olur. Gendir, lutr o halde. Kendiliğinden girdiği zaman, genel durur o kalp. Onun için bugün ritüeller çok, Hakk rızası için lazım gelen şeyleri konuşmaya gayret de, ders de almam için tabii. Sokakta çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, varıyor.
Diyor ki, şimdi diyor, bir istihare hakkın var. Yedi gün yatmak lazım. Zaten yatıran sonra gusül şurdaları olan bir efendiye bilakis. Hani ona, o da aynı dersi verir. Sonra aynı vesseğe verir. Dört köten yedi isimden ne kadar aleyhtilik varsa fabrika şimdi oynuyorlar, ne kadar alevçilik yanıyorsa onun, onun hazır atık tektir. Belki kendi içinden daha güzel yananlar var. Yani yanamdan daha teskilatlı avazelerine bakınca özel özel yananlar var. Biz, zal-ı Azam'ın hacrin hakkının celmesiyle her memlekete bir dilekmişiz. O direkten ahfaza çıkarı üstü çıkarıyor. Alçı ağzıma çıkarmak gösteriyor. Arap dili yapan diyor, cehennemde yanar mı? Nasıl yanmaz imanı bileni, kafirin pek içi yanar cehennemde. Allah'ın müridindendir. Bunu evvelden mi koyuyor? Bunu konuşturanlar hepsi isminin bizle hiç alaka yoktur. Hakeza evvelden yerlemiş, dokunmuş, diye hazırlamış bir şey et bu.
İman ve Amelin Ölçüsü ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
İman ve Amelin Ölçüsü ve Ruhun Arınması kaydında Oturuyor. Yok, gözün bakınca onun muhafazayla bakıyor, o namusu muhafazayla bakıyor da açıyor Allah, o mimikler elinden boyuna Ya Rabbi, bu namusumuzu bizim namusu, bunu yapma diye, dördünü alıp geliyor da böyle oluyorsa, üzerine iman gibi, iman milletmiş, kırklamış ve iman oturuyor, baş, vekili olan akılda yanını almış orada, hedir,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kafınızın lutfu Kardeşlarımızdan arzlan var da biz Suriye zorla sokulmaz istiyor, bizi tek yolu başka tarafı konuşturuyoruz. Bırak bizi birer kendimize. Biz arzlan insanların geçlerinden konuşalım. Feyza de anlıyor, dinlediği zaman geçindeki müşilahı bilsin. Ama ihtilafı, kabiliyetli insanlar gelmiş. Şuradan da konuşsun, ah buradan da zalimiz o yönde çekiyor, bu yönde çekiyor, konuşamıyoruz. Bizi bırakın biraz kendi şeyimizi, yeryüzünde oradan konuşalım. Ders mi, istihkaraları keman çıktı da yedi lira bir, iki, üç, üç, dört, dört, dört, beş, dört, beş, dört, beş, dört, beş, beş, beş, beş, yedi, dört, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, yedi, sekiz, O, halife mi, değiştiren insan mı, hiç kimse halife olarak kendine sürük yenemez.
Çünkü halife demek, halife demek, hadi taameten ve hazretlarını temsil etmek. Ona demleyen bir insan görebiliyor musun bu halife olsun? Ancak geç de iste dinliyoruz. Hatta bir şey yapamıyoruz. Hiç kimseyi girdada imkanımız olmuyor. Ancak o gece birisinin vilyasına giriyor, bize gönderiyor. Diyor ki, kazanımızın kendi etsin, dersini giriyor. Yapan da o bizim yüzünden. O mu yapıyor? Allah'ın kudreti yapıyor. Allah'ın kudreti yapıyor. Yani ihtimali de, din Manik'te, Yukh'ta. İkisiyle de alakalı bizim gazin soyundan Ramazan amca vefat ediyor geçen. Bakın benim çoğu arkadaşlar var. Can kuluma yaklaşmışken böyle toplanıyor. Çekilin, çekinin, yeterler hudutları gelmiyor, Efendimiz'in evlatları ölüyor. Şeytana insan musallat olmasın, meleklere vazife ediyor Allah. Onun namına melekler varıyor, yetmiyor. Şeytana yaylaullah okutuyor. Başlıyor, şehadet oluyor. Ondan sonra, taze geliyor.
Orada ruh olan müslimün alakası. Onu tekliğini süluk edip devriyayı demese var ya, birlikte buydu onun. Yani maalesef ittifak eden evlatların tamiri olmadan geliyorlar. Hazirlerinde onları yeni olarak yetiştireyim Ya Rabbi. Şu, Efendi'nin patlatları dedi. Hacı, Habeş annemiz dedi. Dayısının peşine gitti. Onun yanındaydı. Biraz daha halifeler vardı. Dışarıda olduğu halde Babil'de Burakaba ile dayısının letaiflerini değiştirerek murakabaya, ondan sonra üyeliği mertebesine çıkardı ve sahibi bir şeyler kaldı. Yeterteki olan bir müşrik Ondan sonra efendim ayetler kürtünü ettiler. Elham verdiler. Ayetel Kürsü mü ettiler. Eşlahı gelirler. Üç İhlas, hilaf-ı nasrı, falakallah, dirildiler. Bunu sakar ile yapmayı emrettiler.
Sabah namazından sonra yapacak olursa seferde orucunu tutmayıp da sonrası tutmanın arasında, orucu vaktinde tutmayla, onun haricinde tutmanın arasında ne kadar fazilet varsa şaparla, ders okumayla güneş geldikten sonra okumanın arasında bu kadar farklı. Anladınız mı? Yani, yer olur. Yirmecek kadar da caiz, yani olur. Lakin taharla Halık'in tüccarlar nida bildiriyor yine yeryüzündeki insanlara istiğfariden yok mu? Günahası veriyor. Rızıktan bunanan yok mu rızık veriyor. Arzu ile Fiilzak-ı ilahiye isteyen yok mu gönderirim diyor. Hacivat kapıları açık bütün ihvan diyor, efendim, azim diyor. Velev çalışırız, diyor. Yirmi dört saatin yedi tevbe, on iki saat gündüzün yedi saati huzurla gider, yeter de, beş saattır huzursuz geçerse o çarkı o su gönderir defayı da nur etmeye başlar.
Yok, yetse hak huzurlu geçse de bir saat huzursuz geçse, farzimizden fikir beklemeyin, kaç rekat etmez o zaman diyor efendi. Çünkü biz terk etmeyle mekruh olduğumuz için herkesi ayrı ayrı konuşuyoruz. Ondan efendiden alıp yine efendinin sırrını sizlere bahsediyoruz. Allah kabul etti. Efendimiz'in ruhuna, haline, ashabına, Tıbbıyız-i Azam Efendimiz'den Hazreti Ali Efendimize kadar gelen Firan-ı İslam Firan-ı Hiran, ahirete İtihal eden Firan-ı Hiran efendimizi ruhuna gönderdim diyor. Fedayi ettim diyor. Bahsettim diyor. Nasıl dil ile girse desin, samimi olarak gönderiyor. Gönderdikten sonra vazife yeni geliyor. Bu onlara, onların ruhaniyetini seninle alakalandırman için oluyor. Ve sana yeni başlıyorum. Ölüm rahatsızını yapacaksın bunu, daha doğrusu mülk, ölüm tefekkürü. Öleceğim Ya Rabbi. Bu binalardan, bu varlıktan, bu evlatten, bu servetten, bu devletten ayrılacağım Ya Rabbi. Bu kelepçe.
Çünkü Alem-i Ervah'tan anamın batını naklettim, babamın sürgündeydim, babamın oradan anneme naklettim. Orada Anuzağalarımız tamam oldu. Dokuz ay dokuz gün dokuz daha tevdiye dair yahut bir ileriye gider. Yani normal olarak hepsi dokuz ay dokuz saat böyle geliyor. O zaman ağızaların tamamı oluyor, çıkıyor. Ağızdan eğer bir yerin noktan çıktıysa, şu kulak yavsa bir daha bu kulağı icat etmesine ihani yok. Çünkü kulaksız geldiyse, kulaksızsın. Dürüstsiz söyleyemiyorsan ahrassın. Hiçbir doktor ahaz olan kimseyi konuşturamaz. Çünkü o bakımda olacak abi. Bakma geriye dön desen hiç kimse dönmez, yani dönemez. Daha bir de oradaki emdiği, böbreğin emdiği sarı suyu emdiysen bir kadarını iç desen İstisra eder, yani istihza eder bir daha buraya dünyevi imkan yok, mağazaları temam çıkacak. Ağza temam çıktıysa çıktı, çıkmadıysa ağza-yı icabın imkanı yok. Bu dünyadan da ahirette nakledeceksiniz.
Burada anza olan imanın şartı Ağza'yı burada yetinmeden, imanın şahını yetinmeden gördüğümüz ise bir de Hakk'a gizli imanlı olmanın hiç imkanı yok. Yani hiç imkanı yok. Burada izle imanlı gideceksin, alzaların tema olacaksın. Bunu tamam, edilmediğin zaman büyütsün. Allah, tamam etti, Füheylan'l-An- Böyle olunca bu dünyadan ayırmak kaide değil, buradan ahhese imanlı ayırmak. Yani iman nasıl olacak mı olmayacak mı diyeceksin. Büyük bir kederle, dünya muhabbetini kalpten sökücü ölümü çok zikredin buyuruyor Peygamberimiz Bu dersler çok mühimdir arkadaşlar. İlçe ölümün tefekkürü iyi ummadığı zaman, buraya rabıta girmez, fikir girmez, feyiz girmez. Çünkü, sür çıkar yani dilden takecem bir edaak. Padişah konmaz sevaya, hana mamur olmadan Jonis o yalan devayı, gel ortaya koy devayı, temiz yet gönül evini, dost gelince kondurmaya.
O dostun oraya konması için buranın temiz, bunun da tahlili, bunun temizlenmesi ölümü tefekkürle olacak. Bir, ölümden genç bir, öldüm. İnşallah cümlemize iman nasip olacak. Allah imanı kaimdirden ayırmaya. Şimdi gördüğün zaman kabre gireceksin, kabirin darlığı kaide değil o da geçer, o da geçer. Onun zindanlığı kaide değil o da geçer. Oranın en zor kaygısı iki melek gelir, çınarlar gibi, özleri yalvardar şimşaklar gibi, biri şu an sorar gök gürler gibi, dünya döner bir gün alem falan olur, münker nekir gelir çok dil lav olur. Buraya şu anı verebilecek miyim cevabı veremeyecek. Kaygısını düşünürken, düşünürken buraya gerdireceksin, zabianın gerdir ettiği gibi. Zabianın içerisinde yara olduğu gibi, evlenmeye insan bulamadığı gibi buraya yara edeceksin, bu derdi dinleyeceksin, dünya muhabbeti kaldıracaksın. Kalılacaksın. Çıkaracaksın.
Daha bununla kalır, yok, kabirden kalksın şimdi kaldırıyorlar. Orada da durma, kalkacaksın gideceksin, yolcusun, nereye gidiyorsun mahşer yerine? Kabirden kalkan on dört suratta bakar, esen canavar bile yazar. Kabirden on yıllık kalkar insan, Hilmi maymun su bazında her aman, yani on, on dört, on iki, on bir tanesi hayvan surasında. Siyanimi hiç getiremiyorum, din gardaşımla barışamıyorum, yere suraları. Tamamen şu hiç doymayın karınca surasında. Din kardeşleri inciniyorsun, yılanatlar suresinde. Hocana çemkiriyorsun, babana çemkiriyorsun, bazı cevap veriyorsun kasap suresinde. Sizin her birine bir surat veriliyor. Bir surat veriyor hayvan suratından, Allah vermesin kurban olayım Allah. İmanlı olanların da anıları ayın on gördüğü gibi parlar, Allah öyle bakanlardan ister misin? Onu da derin derin düşünürsün mahşer yerine geçer. Mahşer yerine vardır mı defterler veriliyor şimdi.
Ayrıca defterlerin lakin hangi saatten gelecek? İçinde ne yazılır? Her şey yazılı. Ok dediğinde yazılı, tüh dediğinde yazılı, vah dediğinde yazılı. Her şey yazılı. Niye edin bunu? Ne için ok verin? Ne için, zatüra Elhamdülillah dediğimizin günahına otuz kenarı tevbederdi. Haminasında onlara iştirak edeyim diye, dükkana fukaralara yağma etmiş ona. Deri ki yandı, derki kalmasın diye fakirler arasında dağılmış. Dağııktığı halde sevdirmiş olsun. Etlerim sağdan mı gelir, soldan mı gelir, arkamdan mı verilir? Bekleme. Bunu da böyle düşündükten sonra mizana getirsin. Mizan-ı acele kurulur, sevap günah dağıtılır. Hacı de günahım mı ağır gelecek ola, cevabım mı ağır gelecek? Mizanın sağında iki cihan güneşi Muhammed Mustafa oturur. Dağıtılır hemen şeytan sonunda bekliyor, günaha ağır geldi mi, zebanı aranıyor malum.
Şeytan kepleniyor, böyle bir kaide, edep, bunu da böyle dinledikten sonra Bütün insan iki fırkaya ayrılıyor. Birisi cennet Fırkası, birisi Cehennem Fırkası, birisi Muhammed Peygamberler Fırkası, birisi şeytan Fırkası. Ya Rabbi, yani şeytan fırtasından mı gireceksin? Şeytan fırtasından mı olacağım? Yoksa bilemediğimiz defterimizmiş bunlar. Böyle yedi yerin bunu da düşüneceğiz. Ondan sonra, Salatayı münşite geçeceğiz. Salatayı münşit deyince insan Rabıta efendim rüşili kamile olur rabıta. Yalnız o da muhakkak bir zaman olur. Dinleyelim, ayeti cemildeleri dinleyelim. Nasıl yetsiyle hazırlıyorsunuz, mağize atıyorsunuz? Tam akınız var, remniyetiniz var, niyetliğiniz var, doktorlüğünüz var, hocalığınız var, vaazınız var, ritimliğiniz var. Efendim, tam hakkınız var, araba yaparsınız. Birbiriniz ırfa bir yetkile yaptınız ya, Allah'ın fiilda ki ilahiiyetine ve cilvesine ittifak edilir.
Kaynak: Genel
İman ve Amelin Ölçüsü ve Ruhun Arınması | Mihmandar