Bu çok müthiş bir ayeti celile getirdi bizle konuşurdunuz. Buradan ona baktım da, yani kim üzerine kadar bir amel yaparsa faydasını görür. Kim zerre kadar şermiş de onun da zararını. Bu zerreyi şeyi olarak tarif ediyorlar. Böyle pencerenin önünde güneş olmuş. Böyle bir toz. Yalnız toz da deyin. Şöyle, insan onu şöyle eline almak istese alamayacak şekilde diye tarif edilmiş. Burada miskalle zerrati, hayran yana miskalle zerrati şerran yana, ona bir izah getirmişler. Az da olsa diyor, günah olan bir şeyi az görmek. Günah. İşte bunların da ne olacak ya? Bu basit, bir şey olmadığından demeyin diyor. Şu dört şeyi vardır ki günahtan daha şiddetlidir. Israr, günah günahtan daha şiddetli olanı bırakmıyor. Alışmışım deyip geçiyor ısrar etmek. Yaptığı günahla böyle seviniyor. Bildiklerim var anlatamam. İşte dinle bunları. Defter tutanlar var böyle. Yok bu memlekette var mı, dinle.
Şu kadar işlediği günahın şeyini yazıyor. Kim de yaptı? Aşağı. Ve istiskal, hatalarını küçük görmek. Ve iftihar böyle bir silmiş, üzülür mümin diyor günahı aynen suyun gibi görülür. Böyle bir eziyes dağı diyelim. Eliyes dağı tepesine inecek gibi böyle. Dağ üzerine yıkılır altında kalacak gibi korku duyar diyor, mümin de böyle olur. Şey de diyor, kafir de günahımı burnunun üstündeki bir sinek gibi görür. Ben şöyle iliverse veya sağa sola meyil etse hemen yüksel giderim. O kadar günahını hafif durur diyor, şey yapmaz. Hiç addele çekmez onu. Burada Rabbimizin birliği hususunda ifade ettim. Şunu bilin diyor zerre kadar yaptığınız hayır ve şerrin orada karşılığını bulacaksınız. Çok az gibi gördüğünüz hayır olan sizin karşınıza çıkacaktır Bunun faydasını göreceksiniz. Biz yaptıklarımızı, yani bölümümüzde olanı nasıl fiile geçiririz? Bizim için nasıl mümkün olur? Fiile geçirmek, dal. Beş şeyle.
Birincisi, bunu neyi söyledi acaba? Bunları yapmak suretiyle ortaya çıkarın diyor. Beş yıl söylemiş burada. Ekber'l-hala, helal giyim giyinin. Helal giyinin. Azalarınızı koruyun. Size emrettiğim gibi hakları yerine getirin ve Müslümanlara eza etmeyin. Bu kadar demiş. Bir, bulun halleri nasıl düzelir? Yani biz nasıl iyi bir halde, Allah'ımızın, Celle Celaluhu sevdiği bir hale Habibimizin, büyüklerimizin nasıl edişiniz? Ve bir keresiz diyor on şeye dikkat edin. Beş şeyi terk edin. Beş şeye de tamamı yapışır. Akif buradan mi? Sayayım ben onu boşa gitmesin diye düşünüyorum. Düşmanın vesvesesinden kurtulmak demiş. Bu şeytan başka ne oluyor? Şeytanın vesvesesinden kurtulmak ve ve akıl, kendisini sıkıntıya sokmayan, vahye bağlı olan, Kuran'a bağlı olan akla tabi uymaz. Akla tabi, zaten aklın dolu birdirler, Kuran'a uyduğu zaman akıl. Dünya endişesinde terk etmek ve o, onu ehline vermek demiş.
Ve ahiret işlerine ihtimam, günah vermek. Ve Nefsinin arzusuna uymamak bir şeyi emretti zaten. Bir şey varmamış. Şeytanın vesvesesinden kurtulmak bir, ha iç içe vermiş. Yani, beş şeyi yapıp, beş şeyi terk edin. Han'ın vesvese vermiş olduğu kötü düşüncelerden korunur. Ondan sonra aklınıza vuruyor. Evet. Dünya işlerine, yani onun gönlünüzde taşımaktan kurtulun. Eliniz meşgulsünüz kalpinizi vermeyin bunlar. Ondan sonra ahirete önem verin. İç içe haberliymiş. Nefsinizin arzularını terk edin ve herhalde Cenabı hakk'ın korkusunu taşıyın ve günahı terk edin ve taatle meşgul olun. Değil mi? İç içe. Ve cehaleti terk edin ve cehli bırakın ve cehalet tahrik etmeyi terk edin. Evet. Ilmi talebinin ve öğrendiklerinizle de amel edin. Şunu tekrar şey almış, kısalım herhalde. Gerekir. Size dört şey gerekir. Sizi toprağa götürecek. Yani toprakla işi bitiyor. Yormayın hepsini. Sizi diyor toprağa götürecek.
Hallilerine yorulmayın yani bitecek, tükenecek. Ona rağbet de gitmeyin. Malbut mesela bitecek. Şu ismimiz, her şeyiniz. Sizi toprağa götürecek, arkadaşları da bırakın. Yani hayır konuşmuyor, böyle bir şerh. Onlarda da dost olmayın, sizi bozar demek istiyorum. Onun anları. Onlara rağbet etmeyin demiş.