İki. Malını, milkini tasadduk etse, malının milkini de hep sadaka verse. Harpler, harplerde kahramanca çarpışsa. Harplerde de kahramanca çarpışıyor kafirleri. Yarpileriye geçiyor böyle yiğit olsa, eğer sevdiğini Allah için sevmiyor, buğz ettiğine de Allah için buğz etmiyorsa, yaptıklarından hiçbir faide göremez. Ne namazından, ne orucundan, ne haccından, nezaketinden, ne hadlerde kahramanca uğraşmasından, ne de malını milkini hep bilmesinden kendine bir fayda olmaz. Böyle oluyor, bitiriyorum. Musa Aleyhissalatu Vesselam, Allah'ın şatatına nail etsin. Musa Aleyhissalatu Vesselam, Halık-ı Zülcelal ile Bin bir kelamı görüştüğü zaman Mevla'mız, Allah'ımız soruyor. Ya Musa benim için ne amel ettin? Namaz kıldım Allah'ım! Namaz kendi bürhanın seni cennete götürmeye sebep olacak. Elinden tutacak yolunu gösterecek cennetin buradan gevilir, diye. O sana hizmet edecek.
O benim için değil, senin için yapmışım. Allah'ım senin için oruç tuttun. Buyuruyordun. Sohum benim için mükafatını ben veririm diyordun. Sohum da senin için Ya Rabbi hayır kendin için çünkü cehennemle senin arana kalkan olacak. Cehennemi göstermeyecek oruç orucun yüzünden kurtulacaksın cennete alaya gideceksin o da benim için değil Benim için ne yaptın? Ya Rabbi senin için zekat verdim, sadaka verdim, çok masraflar ettim fakıra fukara, hayır yağmursa. O da senin üzerine gölge olacak. Yani Güneş bir mızrak boyu indiği zaman beynini kaynatmayacak. Kendi malın, kafanın üzerine gölge olacak. Kurban kestim. Burak'ın olacak. Ona binip sıratı keseceksin. Seni, senin için zikrettim Ya Rabbi. Allah. Allah. Allah. Benim efendim bana bin tane verdi öyle okurdum. İki bin verdi okurdum. Senin için okurdum bunları. Oooo.
Dokuz buçuktan onu çalıyor şimdi bu kardeşimiz dışarıda olduğu için saatin adetleri de belli olsun. Benim için değil zikrin de sana nur olacak. Yani ben ben o kadar zenginim ki kimseye ihtiyacım yok. Ben hepsi zengin eden, birden, alan, göz kulak mı, her şeyi yaparım benim. Kimseye muhtaç değilim ben namusa ki, zikredenler bana bir faydası olsun, kendi faydalarının için beni zikrederler. Allah, Allah diyeyim de Allah, Allah, Lefsa I celali ataş gibi olduğundan içerideki kötülükleri, hırsı, tamahı, puul, adavatı, kini, bozu, riyayı, sümayı böyle kötü ahlakları yaksın gitsin içinden de helim, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu gelsin diye zikrime devam ediyorsunuz yoksa benim kendi ne menfaatım var sizin zikrinizden. Zikrimden sizin menfaatiniz var. Ya kardeşim, öyle olunca Ya Rabbi, Diyor ki Ya Rabbi, öyleyse beni o devin senin için olan amele delalet et beni.
Sen niye gösterirsen ben onu yapayım da sana tam ibadet etmiş olayım senin için olsun. Hel-Adev teliyyadıren Allah'ın bir velisini benim için sevdin mi? O Allah'ın sevgilisidir diyerekten sevdin mi? Bir de Allah düşmanına buğz ettin mi kalben buğz eder miyim? Şöyle tahlil edelim Allah'ın dostu şeriattan hiç ayrılmayan namazı daim, orucu daim, haccı daim, zekatı daim, gelişeti hep ahladım, Hazreti Muhammed'in ahlakına uyan, Allah Ahlakı, Resulullah ahlakına benzeyenler Allah'ın sevgili velileri onları benim için sevdin mi? Bu benim için olur ya Musa Benim düşmanlarıma da adavet ettin mi? Senin düşmanların kim Ya Rabbi! Emri bil maruf nehyi anil münker tanımayan, emrimi tutmayan günahlardan kaçmayan benim düşmanım. Yani namazını kılmıyor. Açıktan orucunu yemeğini görüyorsun. Elin ırzı namusunu altından götürüp eğer izinlemesine yoksa zina ettiğini biliyorsun.
Kumar oynadığına rast geliyorsun. Kahveden çıkmıyor, gazineden çıkmıyor. Hiç ulemaya hurmeti yok, ibadete muhabbeti yok. Bu kimseler Allah'ın düşmanı. Bunlara da buğz ettin mi kalben bunları sevmez miydin? İşte bu benim için olur. Sevdiğini Allah için sev, sevmediğini de Allah için sevme. Size bir direktif vereyim mi bırakayım? Peygamberimiz Muhammed Aleyhissalatü Vesselam, Miraçtan teşrif ettiğinde iki satır yazıya rast geldim diyor kardeşlerim. Bir satırında levhanın, bir kimsenin ne kadarı günahkar olursa olsun. Tövbe etmiş günahlarını, iyi kimselere katışmış, iyi kimselerle sevişmiş, Böyle onun hali. Bunlar hadisle sabit. Okulumu günahlarının yüzünden okullarımın içine katarım mahşerla beraber haşrecem ederim. Günah çok değil de cehenneme göndermem onlarla Cennet-i alaya girer. Çünkü seviştiği kutbu cihanlarmış.
Kurtul ahbaplar, kavsül a zamlar, halifeleri müritleri, delüşler, müminler, müminatlar Allah'ın sevdiği bunları öyle sevişmiş, bunlarla beraber haşlı cem olur. Böyle olunca sen kendinden düşüneceksin. Seviştiğin adam iyi mi kötü mü? İyiyse sen de iyisin, kötüyse sen de kötüsün. Başka hiç öte yanda laf yok. Ben namazımı kılıyorum efendim, onlar kılmıyor ya, yazdı sana. Duymuyor da onu ona tespih mesai edeyim, oturuyorum. Eyüp ver nasihattir, kıldırmaya çalış. Onu da senin gibi namaz kıldırmaya alıştır. Böyle yoksa o beynamaz sen namazlısın diye hiçbir faydam olmaz büyük zararım olur. İkinci satır diyor. Çok ibadeti var. Anne delle ne kadar Allah'a ibadet etmiş. Secdeler etmiş, ibadetler etmiş amma seviştiği adamlar fena kimselerimiziz. Onlarla rahat eder. Onları eğlenceli konuşturur. Konuşturur. Onların laflarından zevk duyar. Onların lafından zevk duyar. Onlarla teşhaki mesaisi var.
Bütün amelini mahvederim onlarla beraber haşlı cem ederim. Beraber cehenneme gider. Ya Rabbi ben o kadar ibadet etmeyen, şeytan da o kadar ibadet ettiğiydi. Yeryüzünde bir karış şiir kalmadı secde etmedik. Allah'a, Allah'a ittiba edip Allah'a emrettiğini tutmadığı yüzünden secde et deyince Adem secdeye layık değil, ben ateşten halk olundum, ben layıkım demesi ile red mi olundu, kavuldu, derhal başımdan kafir. Deve dergahın izzetten kavruldu. Size azıcık daha ileriye varayım. Kavulunca niye böyle yaşayıp Ya rabbi dedi. Beni kovdun recm ettin amma evvelden bunu duyardı. Birisi mukarrab meleklerden birisi birisi merdut olacak melun olacak diye. Bir kat ilan olundu. Kim olduğu belli değil. Kendi melekleri okuttuğu için çok alim çok şeytan. Melekleri okuttuğu için o kendini çok büyük gördüğünden biriktirir dua ederdi. Allah sizleri böyle bir tehlikeden muhafaza etsin diye kendini demezdi.
Kendi mağrurdu. Mağrur olduğundan kendi düştü tehlikeye. A demeseydi deyince tat iyi yeni demem. Ben Ataştan halk olundum, o topraktan toprak süfli üstüne otururlar attı severler, ney derler ben olviyim yukarı doğru. Bu kibrinin yüzünden Allah sen bilemedin, layeti bendim dedi. Bilemedin deyip de ilim sıfatını inkar ettiği için kafir oldu. İyice dinle bunlar yani insanın ağzından duyulmayan şeyler. Tabii Kadir Zühtü Efendimizden babamdan neden gelen şeyler bunlar. Ey kovdum Meryem Ya Rabbi kıyamete kadar yaşayın bana ömür ver. Bak yerde böyle bir karış yer kalmadı. Secde etmedi dünyada olsun mükafatını verdim kıyamete kadar yaşa dünyanın benim yanımda bir kıymeti yok ki şeytan dedi. İki, kulların üzerine de musallat olayım. Kulların üzerine musallat olayım vesvese vereyim benimle cehenneme giydirecek adam hazırlayayım yanıma müsaade ediyorum deve. Çünkü iyiyi kötüyü seninle seçeceksin.
Senin vesvesene aldanıp da sana uyanlar ehlinar olur. Ama şeytan dedi ki sağlarından, sollarından, ilerlerinden, girilerinden gelirim onları bütün cehenneme doldururum onlarla ama muhlas olanlar halis muhlis olanlara gücüm yetmez. Her yaptığı ile Allah rızası için yapanlara gücüm yetmez benim dedi. Ondan geri yanına alda da bilirim. Onun için arkadaşlarım, her yaptığımızı Allah için yapalım da şeytan emrediyor bize. Diyor ki, yaptığını Allah rızası için yapanlara gücüm yetmez diyor. Onu o çünkü Şeytan da bizi iyiyi kötüden seçmeye emrolundu öyle seçiyor. Dün konuştuk şeyde kürsünün üzerinde evim. Şeytan cehennemde herkes üstüne hücum ediyor. Bizi yoldan çıkaran sen değil misin kahrolası, kafirdi Müslüm'a bir cümle diyor kürsüye çıkıyor. Hiç gözünüze göründün mü? Doğru söylemem diyor. Bunu da Kuran-ı Kerim'e var verir. Hiç göründün mü gözünüze? Yok diyor. Bir vesvese verir, verirdim ben.
Siz açıktan ha peygamber geldi mi size? Geldi. Duyup yatıyoruz peygamberimiz Mekke-i Mükerreme'de doğdu. Medine'ye hicret etti. Ona uyanlar Eş diyenler mümin oldular cennete girdiler. Ondan sizler böyle peygamber geldi ya doğru söyle eline Kuran'da verdi Allah Kuran-ı Kerim'de delil oldu, burhan oldu. Kuran'da açıktan geldi mi doğru söylem diyor, geldi. Kuran-ı Kerim'i bilmek deseniz hocalar kürsüye çıktı birer birer Kuran'dan haber verdi. Içinin manasını söyledi. Kötüyü duydunuz duydunuz mu duyduk! Ben bir vesvese verirdim size yani rüşvet alırsan daha iyi derdim, panga ile alakalanırsan daha iyi derdim. Ondan sonra, kendi namusundan elin namusun daha tatlı onun yüzüne bak derdim vesvese estağfurullah. Bu günah ben nasıl bak yemezdiniz. Kendi dizlerinizi kendiniz diyor kendiniz ettiniz kendinize. Benim gelişimde de hikmet vardı. Ben vesvese verirdim kalbinize.
Nereye aklınıza uymadınız da vesvesenin ardına uyduğunuzda günah herkes kendi dizlerine ağlayaraktan oooooo ağlaşıyor. İmanlılar ise binlerce sene yandıktan sonra Cebrail Aleyhisselam oradan giderken bunu da konuştum dön şöyle giderken şahsı yetmiş bin defa Peygamberimize inip çıktığı için peygamberimize benziyordu. Ya Muhammed! Ya Muhammed! Ben Muhammed değilim. Ben cebrid, Cebrail'im. Yandık ya Cibril, konkor oldu kıl kül yakar gibi bizi yaktılar. Gülme yok bir şey yok. Seneler geçti peygamber şefaatlerim derdi. Peygamber şefaat de yetmedi. Biz böyle yanıyoruz. Varayım ben Peygamberimize diyeyim diyor. Orada uçtu oynanları cenneti Perdev-i Ala'da Peygamberimiz kürsüsüne oturmuş Sevçe-i Mutahharat kızları, sahameleri sağında solunda peygamberler. Pirdevsi Ala cenneti dolmuştu o gün. Böyle dolu hep hizmetindeler Resulullah. O da böyle ferahlı ferahlı ümmetine ashabına bakıyor.
Elleri öpülüyor. Herkes ziyaretine geliyor. Allah olduğunu göster bize Ya Rabbi. Bak özlü zımune gelmiş gibi oldu böyle. Allah'ın Cemal-ı Baki kemalını da görüyor. Peygamberimizin zevkinde. Ya Muhammed sen burda zevki sapağadasın. Ümmetinden bir grup, bir perdenin artırdığından Allah göstermeden cehenneme göndermiş. Çünkü beynamazımız, oruç cirmiymiş, hac yetmezmiş, zekat vermezmiş, anasına babasına isyan edermiş, komşusunun incidirmiş, böyle daha sızımış, onların yerine onlar yanmış orda, homusu olmuş. Peygamberimiz kürsüsünden kendini atarak secdeye kapandı ağlayaraktan. Ne diyor Ya Rabbi söz vermedim mi diyor ümmetini yakmam diyor. Bu ne başıma gelen benim diye ağlakına. Halık-ı Zülcelal ağlama Habibim. Git onları çıkar diyor. Varmış ki ton sormuş. Ellerinden tutup tutup dışarıya çıkarıyor. Biler biter tüm çıkarmış da, suratı geçirmiş de hayat ırmağı değiller bir ırmak var.
Oraya geri dönünce hepsi bir nasıl şeyi bilir misiniz? İhran tohumunu kara toprağa atıverince beyarıverir de yemyeşil çıkar. O siyahlık gider yemyeşil çıkıvermişler dışarıya. Kap simsiyah olur, bakır kap kap yıkayıp içini dışını iyi temizleyince nasıl kalayı sürünce parpar parlar, hepsi parpar parlayacak. Çıkacaklar dışarıya. Herkes bir gününü gördüğü için şu alnında cehennemden yanmış da çıkmış diye mühür var. Herkesin burasında alnında onu görünce Ya Rasulallah diyor cennete gülmek Çünkü komşularımız arkadaşlarımız gel kardeşim doğru yola gittiğinde biz gitmedik. Şimdi görürse orda gördün mü? Değimizin aslı var mıymış? Nasıl yanmışsınız? Derler bize zorumuza gider. Biz bu mühür bu onda bulunduğu müddetçe girmek cennete diye ağlaşıyorlar. Peygamberimiz Allah'a bir daha iltica ediyor. Cibril-i Emin'i göndermiş. Kanadıyla anılarına sürü verince kana, anındaki mühürgerçi veriyor.
Cennete giriyorlar Zevnü Safaya aman çok yanıyorlar. Allah'ımız bizi cehenneme giydirmeden, mizanı görmeden, hesabı görmeden, duhul-i evvelin ile cennette dahil olan zümraya ilhak verir ya Rabbi.