İman Birliği ve Müminin Kardeşliği kaydında Ayet-i celir eden mukaddem, Sultanımız, üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, pazar ile hakkında bir Hadis-i Şerif nakli beyan edelim. Vel'ala dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tekadde sazatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde her sene kabul ile makbul eyleye. Kusurlarımızı…
İman Birliği ve Müminin Kardeşliği kaydında Ayet-i celir eden mukaddem, Sultanımız, üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, pazar ile hakkında bir Hadis-i Şerif nakli beyan edelim. Vel'ala dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tekadde sazatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde her sene kabul ile makbul eyleye. Kusurlarımızı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ayet-i celir eden mukaddem, Sultanımız, üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, pazar ile hakkında bir Hadis-i Şerif nakli beyan edelim. Vel'ala dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tekadde sazatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde her sene kabul ile makbul eyleye. Kusurlarımızı Gönderen, bize bırakan, ahir vakte kadar devam etsin diyen Muhammed aleyhissalatu vesselam. Allah garib-ı rahmet etsin. Asıl hocam rahmetlik derdi ki, Rabbimizin mektubunu okuyacağım size derdi, Kuran-ı Kerim'den başlardı. Tükendin mi mübarek, Elhamdülillah dedim mi, Kulaun Rabbin Nasına kadar bilir, otur ha otur ederdik. Resulullah'ın mektubunu okuyorum derdi, hadisi şeriflere başlardı. Ama dikkatimizi çekerdi. Bir padişahtan, Suudi Arabistan padişahından bir mektup gelmiş Türkiye'ye deseler, hep kulak kesilir, ne demiş ola diye.
Gelen mektup Resulullah'tan geliyor. Şimdi iyi dinliyoruz sonumuzu. Fahriye alem efendimiz şöyle buyurmuşlardır, kim ki kadın, erkek, köle, cariye kim olursa olsun, her kim ki, bana üç defa, her gece, üç defa, bana şöyle yenileneyim, her kim ki üç defa her gecede üç defa, gündüz üç defa, gece üç defa, bana muhabbet ve şevkinden dolayı salat-ı şerife okursa, bana muhabbeti gelmiş, bizim birinci ünderimiz Muhammed aleyhissalatu vesselam gelmeseydi, Kuran-ı Kerim de gelmeseydi, ilk elden beri bu iman devam etmeseydi, nereden bilecekdik? Ah, Hazreti Muhammed diyor, kalbinde şevki var, muhabbeti var, üç gündüz üç de gece Salavatı Şerife okuyor. Üç gündüz üç de gece Salavatı Şerife okursa, Allahu Teala Hazretleri o gün ve o gecenin günahlarını mafur buyurur. Allah günahlarınızı affettim buyurur.
Resulullah'a şevkinden muhabbetinden böyle demiş, size geleyim ya, Allah'ın kulu geleceğim diye, Resulullah'ın alını kulunu, Allah'ımızın da Kuran'ını getirdim. Fakat gittapla dinleyelim, inşallah heyecan gelmez. Şöyle çok şeyi anlatmaya çalışayım. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'inde Allah'ım habibim dostum ya Muhammed, habibim, Resulüm sevgilim ya Muhammed, de ki benim tarafımdan kul dedim mi, ne demek olur Kuran-ı Kerim'de, cemi Arapçalarda, başta kul var, benim tarafımdan de ki, kullarıma söyle, ben söylüyorum, mektup bak Allah'ın oldu şimdi. Ey nefislerine karşı, ey nefislerine karşı, hattan aşırı hareket edenler, çok günah etmiş, çok kusur etmiş, çok suç etmiş, nefsini rezil etmiş dünyada, hattını tecavüz etmiş. Allah'ın rahmetinden, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin böyle olmakla Allah gönderiyor haberi. Yani, merem hattını tecavüz isyanda bulundum.
Ben artık Allah kabul etmez demeyin, demeyin. Ben Halık-ı Zülcelal'ım, iyi dinliyoruz. Ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah şirkten, Allah iki demeden tövbe ve iman edip, tövbe edip iman edip itaate devam suretiyle bütün o bütün günahları yargıgar. Bütün günahları yargıgar. Şüphesiz ki o çok yargıgayıcıdır, çok esirgeyicidir. Allah öyle bir Allah ki kimse ümidini kesmesin. Kuran-ı Kerim'dir bu elimizde. Şüphesiz ki o çok yargıgayıcı, çok esirgeyici bir Allah'tır. Onun için kullarım, kullarım ümidinizi kesmeyin, tevbiye devam edin, ibadete devam edin, ben addedeceğim. Sadaka Resulullah. Rivayet olunduğuna göre, rivayet edildiğine göre, Peygamber şöyle buyurmuştur, bu ayet-i celileyi, ayet-i celilesini, ne dünyaya ne de dünyada bulunan hiçbir şeye değişmem.
Yani ne dünyaya ne dünyanın içinde ne gaddar altını, gümüşü yiyeceği, içeceği, giyeceği, bütün düveliyeci nebilerle beraber bütününün varlığından bu dünyada, ne varsa onlarla değişmeyecek bir ayet-i celîle bu buyurdular. Daha devamlı dinleyelim. Ayetlerini okumayayım, uzun uzun gelecek, şerhi Hikayeden diyeyim, Hazreti Hamza efendimizi yetmiş parçaya ayıran bir vahşi vardı. Vahşi isminde birisi, kayanın ardına sinmişti. Hazreti Hamza hadler de geriye bakmaz çok Hürmüz Pehlivan'ıydı. Peygamberimizin de Amucesiydi. Halbiderken, hindi denilen kadın da kardeşlerin Hz. Hamza'yı öldürdüğünden, hutbeleri, şeybeleri, melikleri, Bedir'de öldürdüğünden, parası vardı. Bütün hüldiyetimi, takındığım altınımı, gümüşümü, bileziğimi sana gelirim eğer Hamza'yı öldürürsen muhatap olabilirim. Ben harp hususatında çok hünerim var dedi ve kılıcına havalenince sırtından ciğerine geçirdi.
Hazreti Hamza düştü yere, kafirler geldiler, dudaklarını kestiler, gözlerini boylular, kulaklarını kestiler, burunlarını kestiler, gerdanlık yaptı o hindi denilen kadın, yargı ciğerini çıkardı ciğerini şey ledi öfkesinden, heyecanlıyoruz. Peygamberimiz ona üzüldüğü kadar hiç dünyada bir şeye üzülmedi. Üzülme habibim, Seyvidi şuhada oldu, yeri fildevsi ala, yapılan hakaret vücuduna, bunun için üzülme dedi. Nasıl üzülmez? Yetmiş parçasına yetmiş defa cenaze kıldı. Yetmiş parçasına yetmiş defa cenaze namazı kıldı. Bir kişiye yetmiş defa cenaze kılınır mı Ya Resulallah? Kerbela'da Hasan'ı Huseylim'i de şehit edecekler. Bir içim su verin de hakkım helal olsun diyecekler de, yine bir içim suyu vermeyecekler, orada vefat edince de kimseler yok ki cenazesini kıldırsın. Ben daha gelecek olan torunlarımın cenazesini kıldırıyorum dedi. Çok acıya gitmek istemezdim ya, bunlar nasıl oldular? O, Hz.
Hamza'yı yetmiş parçaya ayıran vahşi dedi ki ben iman edeceğim, kabul eder mi yani peygamber dedi. İman edeceğizse kabul ederim dedi. Kabul ederim. Ayeti okudu ve bunu gönderdi. Uzun diyemeyeceğim. Diyemeyeceğim. Diyemeyeceğim. Şöyle döndereyim. Geri gelsin, iman etsin, korkuyorum vaziyetimden. Korkuyorum vaziyetimden. Benden büyük hakaret eden olmadı dünyada. Allah beni kabul eder mi ki? Her sene sığınıyorum da teybe neye sığmıyor, çok uzun tutacak. Benim de konuşacağım çok olduğu için böyle kusura kalmayacaksınız. Hem takır takır takır konuşacağım, hem de dinleyeceksiniz, hem de baktı çöp kalmayacağız. Şüphesiz ki Allah kendine iş tanınmasının günahını yargılamaz. Bir kimse Allah'a bir iş koşar da, Allah iki derde taparsa, yani ayağı Allah der, güneşe Allah der, Melek'lere Allah'tır, Ataşa tapar, puta tapar, Sanem'e tapar, İnsana tapar.
Böyle olursa onu affetmem, hiç çalışması yok yerler. Ama bizim gibi Allah'ı birlemiş, Allah bir peygamber hak, resul diyor. Yani Allah kabul ediyor, peygamberi de kabul ediyor. Dinliyoruz. Ondan başkasını dileyeceği kimse için yargılar, kimse Allah'a iş tutarsa, kim ki Allah'a iş tutar da Allah'a iki derse muhakkak ki o muhakkak ki o doğru yoldan uzak bir sapıklıkla sapmıştır. Bu ayeti de yazdı gönderdi, şu evvelki ayetleri gönderdi. Yine vahşi, ben Allah'ın dileyeceği kimselerden miyim, değil miyim? Çok korkuyorum dedi ayette. Dilediği kulları affeder deyince, ben Allah'ın dileyeceği kul muyum, değil miyim? Bilemiyorum dedi, rica ederim. Peygambere söyleyin beni kabul eder mi? Allah kabul eder mi? Kendi kabul edeceği belli oldu ya, bir danışın bakalım. Çok korkuyorum gibi, Allah'ın dilediği kuldan mıyım? Diler mi benim gibi Hazreti Hamza'yı yetmiş parçaya ayıran bir kimseyi?
Ama küfrü halinde oluyorum bu biliyorsunuz. Öyle bir tevhit ki bu, öyle bir şehadet ki, altmış-yetmiş sene küfür habasatıyla takır gibi olan kalpleri, bir tek okumada altın ayarına çıkarır. Misal vermeyince yetmeyelim bak. Bu Hud'dan iki cihan güneşi Muhammed Aleyhisselam cihadla meşgul. Beni Eşhaloğulları'ndan bir tecr kalmış, iman etmedik. O da tarihlere bakıyorum da bugün Uhud'da Harbi'den, Hazret-ı Muhammed dediğim iman edeyim ben. Ona da yardım edeyim harp de zırhları giymiş elbiseyle geldi. Ya Muhammed, Muhammed, ben senin hak peygamber olduğuna kanaatim geldi bugün, tarihlardan buldum seni, sen hatemü'l-embiyas. İman edeyim de harbe öne mi başlayayım, harbe edeyim de sonra mı iman edeyim? Senden soruyorum, dayanamıyorum. Hz. Hamza ineği parçalamışlar, ben dayanamadım dedi. Harbe mi kireyim? Yok, ilki iman et, sonra da harbe gir dedi Peygamberimiz. Buyurun. Dedi harbe girdi.
Çok kahramanlık gösterdi. Çatlarını uçurdu ve bir saat sonra kendine vefat etti. Peygamber Efendimiz, peygamberler peygamberi ona da çok üzüldü lakin dedi bu Eşheloğlu az işleri çok kazandı. Az yattı, çok kazandı. Onun Firdevs-i Ala cennetine girdiğini gördüm dedi. Yani ruhaniyetim onun Firdevs-i Ala. Ebi Hüneyli Hazretleri Kuddise Sırrullah radiyallahu anh der ki hayatında bir rekat namaz kılmamış hiç secdeyi kılmış. Hayatında tek haccı yok. Hayatında tek zekat vermemiş. Hayatında tek oruç tutmamış. Böyle bir kimseyi cennete girmiş olsun, bana haber verin Aydın dedin mi millet sükut ederdi bilemiyoruz. O Eşhel oğlu hissi. Bir müddet namaz nasip olmadı, bir secde etmedi, tek oruç tutmadı, tek hacca gitmedi, tek zekat verilmedi ama tek tevhiydi. Buyurun.
Ya hocam biz daima tevhid okuyan secdeye kapananlar olursak, her tahiyyatımızın sonunda, dersek, ancak bizi ben yakacağını ümit etmiyorum, cennete gideceğini ümit ediyorum. Yani kanaatim bu. Senin kendi, benim kendi kanaatim, kendimden çok korkuyorum. Herkes korkarak sakın imanlı ölecek. Hem korkacağız hem ümit edeceğiz. Beyne'l-havfi derriyeca olacağız. İkisinin arası olacağız. Allah'a öyle ümit edeceğiz ki, tek kişi Ümmeti Muhammed'den cennete gireceğim hisseler, o bir ben, Allah'ın rahmeti çok büyük diyecek. Anlayabildiniz mi? Ümmeti Muhammed'den tek kimse cehenneme girecek ise ağlayacak, acaba ben miyim Ya Rabbi, herhalde o benim diyecek. Verileceği böyle diyorlar. Korkuyla ümit arasında tek cehenneme gireceği de geldi zannediyor. Tek cennete gideceğim de Allah'ın rahmeti bu kadar geniş Müslümanlar. Müslümanlar.
Yani çok söz verdiler ağzıma ya söylemeyeceğim, mevzumu kaybedeceğim şimdi. Onlar kalsın. Ha bir tecinedi. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah, yedi kelime bu. İnsanın yedi hafızası bir tercih okursa yedi cehenneme haram olacak diyor peygamber. Olmaz katiyyen diyor. Bir kimsenin ahir kelamı la ilahe illallah olursan cennete lakırdı oldu diyor. Olacak demiyor Peygamberimiz, oldu. Allah Allah. Demek tek tevhid ile cennete girebiliyor insan. Daha diyeceğim. Şimdiye kadar yirmi sekiz gündür milleti sıkas kas suyunu çıkardık. Mükafat günü bugün, nasıl haber vermeyelim canım? Muazz ibn-i Cebrani Peygamberimizin terkisindeydi. Ya maz, şöyle döndü döndü, ya maz, buyur ya Resulallah, tek tevhid ile ahirete girerse cennete gir de buyur diyor hatta. Bunu değil de serinsinler mi? Yok buna güvenlikler de namazlarını, oruçlarını nehiyerler kılmazlar.
Büyük günahkar olurlar, dine de içinde sakla dedi. Ölürken Peygamberimiz kimin içinde hadis varsa, demezse inşallah, mes'ul dediği hadisi görünce bunu rivayet etti böyle. Elhamdülillah kardeşim. Eğer İslam olduğumuza elhamdülillah. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah eski harf ile yirmi dört harf, yirmi dört harf. Derse yirmi dört saatteki yettiği günahı kalay gibi, kaba yelince kar gibi erirdir günahları. Kar gibi küçük günahlar erir gider. Biz böyle Müslüman'ı gel elhamdülillah. Onun için camiye gerek yok ve oruç tutuyoruz. Bu kadar haretin içindeki tek noktalı harfe düşmedi, la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah. Yeni harfçe de birçok nokta var, iğde var, bilmem, öde var, öde var, bilmem nesinde var ama eski harf ile diyorum ben. Elif'te yol ama beyin üstündeki nokta var, beyin altında giyinme var.
Teyim üstünde iki nokta var, şeyh üstünde üç nokta var, cinde var, harkıda var, zende var, ziyede var, ziyede var, şında var, zıda var, zıda var, dide var, dafta var, zıda var, dide var, dafta var, dada var, dide var, dafta var, mum da var, yeyin altında var iki tane. O kadar harfin içinde Allah bir harf koydun malı. La ilahe illallah Muhammedurresulullah'a. Niye böyle yettin Ya Rabbi? Hiç harfli yok dedi. Bunu okuyan zatların kalbinde hırs tamah, hubul adabaki, buğz, riya, süm ahı gık, koymasın diye. Ben de buğz var ama bazı adamlara içimde düve gibi kim var ya, tevhid okumayayım öyleyse, tevhide devam et biraz. Tevhide devam ettiniz içini sıyırır çıkar. Elhamdülillah. Gördün mü kardeşim? Daha ne kadar gitsen gelir buraya da dönüyorum ben. Yine Vahşi ben Allah'ın dileyeceği kimselerden miyim, değil miyim, çok korkuyorum dedi.
Hak Teala Hazretleri, fermanını inzal ederek tükenmez bitmez olan rahmetini, tükenmez bitmez olan rahmetini ilan buyurdu. İşte sebebi nüzul budur, vahşi koşarak geldi, İslam'ı kabul etti. Sahabeden olduğun ya vahşi. Yalnız seni karşımda yürürsem amücem hatırıma gelir, arkama otur ne olursun. Yani sen sahada oldun, bin tane Veysel Karani'den de efdal oldum. Lakin lütfen dedi, şöyle yerime otur da seni görüp daha mucem hatırıma gelmesin dedi. Böylelerini bile kabul etti bu İslam sahabede geldi. Hz. Hamza'nın çiyenli çiğneyen ilk kadın Mekke fetholununca geldi Beytullah eşliğinde Peygamberimize, dedi ki bana İslam'ı teldin et ya Muhammed. Kadın sahabeden olduğu, cennetlik olduğu keskin oldu. Keskin oldu. Allah Rasulü bak hatasına. Bizim böyle bir hatamız var mı arkadaşlar?
Yani adam öldürdük mü, yetmiş parçaya ayırdık mı böyle birisi biz inşallah affı mağfiret olan zındadan olacağız inşallah. Oruç öyle temizleyip gidecek. Daha okuyorum. Ebi Hüreyre Radıyallahu anh, ila ahir hadis. Ebi Hüreyre Radıyallahu anh'dan rivayete göre Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur: Hayatın elinde olan, şu hayatın Allah'ın kabza-i kudretinde olan tanrıya yemin ederim ki, vallahi ki, Peygamberimiz yemin ederim, siz günah işlemeniz olsaydınız, Cenabı Hak sizi giderir de yerinize günahkar bir kavmi getirirdi. Eğer sizi halk etti, günah etmeseniz de sizi tüm mahvederdi, yeniden günah edeceğim kulu halk ederdi. Çünkü günahkar gelir de ben suçluyum Ya Rabbi sen beni affet derdini çok seviyorum o kulumu diyor. Günah etmemiş olsaydı mağrur olurdu, derdi ki benim günahım yok, Allah'a ne müdarem var derdi.
Günahtır dai uc bin ey birader hoş devası, onuncun oldukları günahlar müptelası. Günahtır, Daiu'z bin Ucub hastalığının hoş devası, onun için oldular günahlar müptelası. Allah onun için günaha müptelay etti insanı. Tövbe etsinler de kabul edeyim de, tövbe etsin de kabul edeyim de, onları affı mağfiret etmeye muhabbet ederim diyor, ben severim, bana yalvarıp da aman Ya Rabbi beni affetti yani. Daha söyleyeceğim. Ile ahirilik hadis, hadisleri okumayacağım, manasını yetiştireceğime ümidim gelmiyor. Enes ibni Malik radiyallahu anh'dan rivayete göre, Enes ibni Malik rivayet ediyor, ses çıkartmanın yavrularım, Resulü Ekrem şöyle buyurmuştur, Resulü Ekrem şöyle buyurmuştur, Allah buyurdu ki Peygamberimiz, Allah buyurdu ki, ey Adem oğlu, bize diyor, ey Adem, Adem'den dünyaya gelen, o maymundan gelenleri kabul etmiyor. Ben maymunun çocuğuyum dedim mi o kabul değil.
Ey alem oğlu, ey dinliyoruz, sen bana dua edip ricada bulunduğun müddetçe, bana rica ettiğin, günahı mahvettiğim, dua ettiğin vakitlerde sende bulunan günahı mahviyet hederin. Sende bulunan günahı affederim, hiç de düşünmem, düşünmeden münezzeh. İtsem bu ola, itmesem bu ola deyip hatırımdan geçmez. Hatırdan münezzeh Allah ya, yani bu çok günahkar, ne diyeyim ama kardeşim namazım varsa kaza et, orucun varsa kaza et, kul hakkı yiyen insan mutlaka bir, mutlaka bir. Hoca bugün affettirdi, zıkkım gibi yerim mi Allah yine affeder dersen mesul olursun. Yani taklit etmeden bugün sırt müjdeyle geliyorum. Yani böyle bir kötü şeyiyle çıkmayın. En güzel sözü söyledim, havacıyla barışmanın için Yahya-yı saadeti ve bazısını orada verdim, yine mana verirler sözlerime. Hocaların gösterdiği yola gir deyince, Bu diyor, partisini giyiyor diyor. Vay hain! Allah izinle gözüne dursun benim verdiğim batıl.
Peygamberimiz Muhammed Mustafa buyuruyor. Ben çok şey aktarmak istiyorum. Livecille bir sadaka sahibinin elinden çıktığı vakit, Allah rızası için zekatını kabul ettin mi? Allah rızası için sadaka mı aldın mı? Allah rızası için camiye şu parayı aldın mı? Bir sadaka elinden zü'yetime, şu saide, şu ihtiyara, şu muhtaca şu sadakamı aldın mı? Allah rızası için derin verdin. Sail eline almadan Allahu Teala hazretleri kudret eline alır. O sailin eliyle kendi arasında bir el var, olan Allah'ın eli, Allah'ın kudret eli, alıp bir kabul ediyor onu. Velev fitre verdiniz, siz zekat verdiniz, hayır verdiniz, hasenet verdiniz. Bir de onu konuşayım da size mükafat olarak onu da dinleyin inşallah. Alır kabul eder Allah. Verilen sahibine söyle. Hoca duymuyorum ya. Sen duymayıyorsun ya melekler duyuyor, yazıyor, Allah duyuyor. Sen duymayayım, senin kulağın yok ki duyacaksın.
Var hoca kulağın, bu dış kulağı, basiret kulağı ister. Hiç duyacak bunu. O da yok. Onun için duymaya hacet yok, bak diyorum inan. Bir, Kıymatça ben güççü duydum. Kıymatça ben güççüktüm, ancak yüz liraydım, bin liraydım, on bin liraydım, güçlü duydum. Feyz ve bereketçe beni büyüttükçe büyüttüm. Bana feyiz ve bereket geldi, büyüttükçe büyüttün. Bütün rızıklarım taşmaya başladı evde. Ver de bak. Çok kardeşimize sınattım ben, yendim sınadım, çok sınadım. Lakin baktım dünya için oluyor, dünyanın için sınamadım, Allah rızası için, çocukluğunda sınadım çünkü. Bir bir yerden mi arş-ı emsali ha Allah on verir. Kayseri'deydim, daha askere gitmedim, genciydim, duyardım hocalarımızdan, buraya gelmeye elimde haşlığım yok. Hiç imkanı yok gelmenin, bir tanecik bir lira var. O bir lirayı cani kedinin yönünde İsrail'in omzuna duydum.
Hiç param kalmayınca ileriye vardınız da dostumun, Allah sevgilimin birisi, haşlin belki olmaz. Şunu on liraya al Allah'ın rızası için. Yapacaksın, Allah'ın rızası için al diye. Ve böyle kaş defa rast geldi ama dünya için yapmam ben. Allah rızası için yaparım, o çocukluğumdaki yaptığım. Daha bu hakka dair bir şey desem hem güle güle ölünüz hem de hayretinizi vacip olur. Hoca güldürecek şey ise onu da söyle. Biz senden çok hoşlanıyoruz. Çünkü o da bir tatlı kelime oluyor. Hocanın birisi böyle bazısı verirken, adamın birisi hocanın boğazına ilgilenmiş, dinlemiş dinlemiş boynunda on gelecek lirası varmış, o on lirayı bir kimseye gelirse yüz lira da geldiğinin borcu varmış. Allah yüz lira verecek olursa ben demiş, borcumdan kurtulurum. Sahilin eline o on lirayı şunu kardeşim ihtiyacına sarf et, başka git diye vermiş. Bir gün bekleniyorum, iki gün bekleniyorum, üç gün.
Hoca varmış, Esselamu Aleyküm Hoca vermiş. Ve aleyküm selam oğlum. Geçen bir vaaz verdin, ciğerlerimi, bürhan ettin. On tecik liram vardı boynumda. Bir sahile verdim, yüz lira da borcum var. On gündür beklerim, para geldiği yok demiş. Böyle de vaaz verdin sen. Beni ikna ettin çünkü demiş. Bütün cemaat de ikna oldu, firavun. Oğlum işte zahiren ilave eden Allah, meyvelerine ilave eder, başta geçinine ilave eder, hastalık ne verip de doktor dokulu kopuşturmaz. Salaka muhakkak, failleri böyle dememiş. Baktı ki adam çok tembel, çok tembel demiş ki, caddayı tutmuşsun oğlum, Yavrum, maşallah caddayı tutmuşsun. Ha, bu caddedan gidilecek, öyleyse parayı bulacağım demiş. Aklı bu kadarmış. Gene gene bir pınar başına varmış. Pınarın başında bir seyit ağacı var. Onun başına çıkmış, etrafı şehit ediyor. Bir atlı geldi ile atını ağaca bağlamış. Ben böyle yukarıdaki adam tut. Neye baksın? İhtiyaç ne?
Oraya oturduğun an acıkmış suyun başında bir höyacak ekmeği var. Bir vermiş, sen Allah'sın demiş. Haşa ve kella. O Aleviymiş mermi. İkinci vermiş demiş, sen Muhammed'sin. Üçüncü vermiş, sen demiş Hazreti Ali'sin. Dördüncü bir vermiş sen Cebrail aleyhisselam'sın demiş. Alnı demiş ya Cebrail, ya Cebrail, sen ne diyeyim ki Allah emretti Hazreti Ali'ye verilecek peygamberliği, nereyi Muhammed'e verdin demiş. Sen bunda haksızlık ettin demiş. Yoksa o büyük diyerekten baktın kırmadın, ona derdin demiş. Dur seni yiyeyim demiş, bir daha yiyelim çıkma demiş yemiş. O Cebrail dün yerim zannediyormuş. Şimdi ikincisine gelmiş. Ya Ayet, sen nereye gözünü açmadın? Sana gelen peygamberliği, amcam benden büyük Muhammed'liyi ona verdin. Sen babalığın yeri Ebu Talib'in oğluydun. O bir yetim idi niye kaptırdın peygamberini ona demiş. Seni de yeyin de demiş. Evkem çıksın demiş.
Neredeyse avılmanın gözünü açmanın demiş. Onu da yemiş. Ondan sonra Levent Peygamberimize gelmiş. Bunun kendine gelmediğini iyi biliyordum demiş. İyice biliyordum. Ladin demiş, ay iyi güç çıksın demiş. Elinden aldık, peygamber olduk, oturduk bütün fork sen oldu değil mi demiş. Şimdi İranlılar ne aynı itikaftalar bak. İrrak da, İran da, hiç orada ezeli dinlen de bakın bazı oraya açın, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah yerine Ali yülveli yillah diye çığır. Hicaz da yanımızda apartmanda oturuyorlardı. Oh hiç diyor o Ravza'yı bu dahara'da namaz kılmazlar, oraya gelirler, Ali Gülveniyullah diyerek ezan okunlar, herhalde şikayet edilmiş, içinden okumaya başladılar, taciz oldu. Ben de hastaydım orada, böyle dinsizler onlar, böyle. Peygambere ihanet ederler. Demiş dur, seni de yiyin de Hazreti Ali'nin elinden demiş, peygamberliği almayı nasıl olduğunu bir bir demiş. O ekmeğin parçasında giymiş.
A, takibeden gülünecek yeri ileride. Kardeşlerim, şöyle bir yerleşelim. Şöyle biraz daha ileriye, saftın yerine, bir de yormayan kadının yerine geldiniz, bizi ortadan koydunuz, sizi evvel gelin. Kardeşlerim, sevgili cemaatım, hiç hayatta unutulmayan bazı bu sene verdim. Ben kendim de zift duyuyorum ve lezzet alıyorum bu sene. İnşallah size ikram mı oldu? Sözlerimi başkaları gibi kutusuna çekerek başka muamelelerini düşünüyorsunuz bilemiyorum onu. Allah bizden ve sizden ve cümlemizden cümle ehli imandan Allah razı olsun. Bak, sizden izin istiyorum, öyle konuşuyorum, güldürecek de vereyim mi diye. Sevirin başında duran borçlu, yani yüz liralık borçlu, on lirasını verince orada bekliyor, üçü de yendikten sonra eline, haşa ve kella, yüz binlerce, gördüğünde de haşa, Allah diye verdiği ekmeğe de alıyor.
Sen ne diyeyim iyice tembih etmedin Cebrail'e, bunu Ali'ye doğru ver demedin, orada müş bıraktın, götürdü oraya verdi. Ali'ye hiç peygamber olamadı. Muhammed oldu, seni de yiyeyim deyince, yukarıdaki adam demiş ki onda benim yüz lira alacağım var. Bağırınca Allah geldi zannetmiş, hırkadan kalbi durmuş, oraya yıkılıvermiş. Gebersin böylelereceğim. Gebersin daha iyi. Gelmişmiş, boynundan cüzdeni çekmiş. Tam yüz lira var. Ey kurban olduğum Allah demiş. Bana boynuna vur, borcunu ver. Yani sadakayı siz zannetmeyin ki, zail olur gider mi? Mutlaka, mutlaka bile Allah on yedi yüz daha ziyade verir. Bak okuyorum. Aman vakti geçirmeyeyim diye saat çok erken çıktım bugün her gün günden, gene bitirmeme imkan yok. Sadece senin gününde de imkan kalmadı. Yarın da dinden bizden kurtulun. Sayıca azılıdım. Beni Allah'ın fazlığıyla çoğalttın. Sadaka diyor kendine bunu. Evvelce sana düşmanıdım evvelce.
Şimdi beni kendine dost ettin. Verecek zekatını vermediğin için ateşten çiğ olup vücuduna çakılacağım ama şimdi kendine dost ettin, seni kurtaracağım diyor verdiğiniz zeketle. Daha dinle. Dünyaya sarf olmakla fani olup ölüp gidecektim. Allah'a vermekle ben ebedi malın kıldım, ebedi baki ettim. Senin kabirde de yoldaşım oldum şimdi ben. Kabirde de malım oldum. Üç tane şeyin sevabı kabre devam ediyor. Dünyada ünenlerin hepsini, amel gökleri kapanıyor. Lakin bir o çocuk yetiştirmiş evlat aim etmiş, kamil etmiş, kiliseye tek zararı gelmeyen salih bir evlat onun vaazını neyi dinleyince Allah babana rahmet olsun anana dedirttirdiğinden hiç amel defteri kapanmaz yazılır. Hoca benim çocuğum anarşist oldu, bıraktın çocuğumu. Yedi yaşında ekrana girdirmedim. Uzanda vaaz veririm, bir beyefendi kız bir giyim giyer, İki tane çocuk elinde yatsıya, teravihe gelir.
Çocuklar teravih kılacak kadar değil inan. Birisi yedi, birisi beş yaşında anca. Onlar öyle hoşuma gider. Babası onlara da yeşil dakika giydirmiş. Onlara da yeşil dakika giydirmiş. İmlendiğinden sordum. Yani şu adama çok imreniyorum, vaazda şöyle candan dinliyor, kim bu yahu çocuklarını getiren? Efendim, başkomiserimiz bu. Komiser bey bu dedi. Çocuklarım sonra azmasın diye. Elinde getirip milleti İslamiyenin içerisinde namazı emrediyor, orucu emrediyor. Bir komiseri kadar düşünmüyoruz görüyor musun? Çocuklardan hiç kimse şimdi oruç için geliyor yavrular, sonra getirmez ve mani olmaya çalışırlar, çocukları zehirleniyor diye. Allah aşkına yapmayın. Çocuksuz millet büyümez, onlar, onlar mukaddesatçı, onlar imancı, onlar deyin ki olursa bu cami yoksa boş kalır, geçer gider. Bütün çocukların azarsa, onu için dünyaya sarf olmakla fani olacaktım, Allah'a gelmekle beni baki ettin.
Bir de sadaka-i cariye köprü yaptırıyor, su geriyor, yol yaptırıyor, Kuran bursu yaptırıyor, imam hatibe geliyor vesaire. Onlar devam ettiği müddetçe o köprüden geçen insanın adebinde sevap yazılıyor defterine. Daha kime oluyor hocam? Daha mı? Daha Talebe'yi oyun yetiştiren, yani çocukları okumayla yetiştiren hocayı onun okuttuğunu, onun okuttuğu kıyametleri korkana kadar onun amel jetlerine yazılıyor, talebeye kitabı alırsan çok bakalandı. Yazın çalışıyor da yedi kışın İmam Hatip'ta neden okuyor? Kitabını alıp kendini utandırmayacak şekilde, hangi kitaplara ihtiyaçları olup o kitap o da okursa, ötekine okursa kıyamete kadar okursa yine onun amel derslerine yazılıyor. Anlatabildim mi? Benim de çocuğum okuyor, ona da alım veriyorsam dilim dursun diyorum bak. Ben sizden istemiyorum bir şeyi. Çünkü vaazın tesir etsin, benim ona göre fakir yavrularım var.
Daha elimde oldukça seni sen beni muhafaza edeceksin, bundan sonra ben seni muhafaza ederim diyecek. Elimde olduğu müddetçe beni kasalara, keselere, sandıklara saklayacak, muhafaza edecektir Ama salaka gelmekle ben seni şimdiden sonra muhafaza edeceğim diyor. Teala, müsaaden istemeyeceğim, bitiriyorum. Abdullah bin Ömer radiyallahu anh. Ey dinle. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Nazır olunca dedi ki Ya Rabbi ümmetim hakkında bu çok azdır. Yani zevklerde bir sadaka versen, hurmanın yarısı değil, mercimek genesini versen zalim giyeceğin, karşılığını gereceğim diyor Allah. Çok az ya Rabbi. Bir üzüm genesi olursa da bu sen çok büyük olduğun için büyük mü bu yok biz dedi. Ne diyorsun sen dedi. Allah'ın zülcelal merateni yani sabırları sebebiyle ecirleri itikat olacaktır. İki misli veriyorum. Sevabını iki misli veriyorum.
Kuldu ya Rabbi, Arapça'sını okuma istersen. Okumayın, vakit geçiyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine dedi ki ya Rabbi ümmetime bu da, ümmetime bu da azdır. İki misli ne var dedi ya. Sen büyüksün tamam hadi. Rabbim buyurdu ki her kim bir iyilikle gelirse ona on misli karşılıkla var. On misli veririm habibim yeter mi dedi. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Ne diyor? Peygamberimiz buyurdu ki ümmetim için yine bu da azdır Ya Rabbi. On misli ne var ya? Bir de on bir herif diyorum aç diye emsal alaya diyorum ama bu da az dedi. Görüyor musun? Ayağında yaktı şimdi. Bizi abdesttirecek, oyaracak inşallah. İyi dinleyin. Başka acılı zamandaki konuştuğu olsa bu kadar uzaklığına dayanmazdık. Bugün bizi öyle okşadın ki istersen ilk intidiye alır ver. Yani böyle hoşlandırdın bizi.
Allah Azze ve Celle Hazretleri buyurdu ki Allah yolunda Peygamberimiz buyurdu ki ümmet için yine bu da az ya Rabbi dedi. Yani inan az dedi. Allah Azze ve Celle hazretleri buyurdu ki Allah yolunda mallarını harcayanların misali her başakta yüz tane bitiren yedi dallı bir ekinin haline benzer. Bir de yedi yüz veriyorum. Bire yedi yüz veriyorum. Kayın mısın habibim dedi. Yani yani ekinciler, ekin, eklite yedi baş aşağı, bir kökten yedi on aylık her başşakta yüz tane biter ya rızdınıza da öyle bereket vereceğim, Allah yolunda verirseniz sevabınızı da öyle arttıracağım diyor Allah. İnanıyor musun? İnanmayayım. Ben şimdiden sonra elini sıkar mıyım? İmkanı var mı? İnşallah, keşke bilmem ki evvelden alışkınsan fakirliğe imkanı yok. Elinden kabuklu cevrizi alamazlar yine ama inşallah sehavetlenirsem o başka. Allah'ın ilk sıfatı sehavet sıfatı. İlk ahlakı sehavet ahlakı sıfatı demişim.
Yani sahabeli olan bir ümmi adam, ümmi adam ibadeti niyaz, gece sabaha kadar bayılan, ibadetten bayılan yetmiş kere sofudan daha, o takvadan ibadetinden daha hayırlı diyor Peygamberimiz. Daha hayırlıdır, sefalet bildiğiniz gibi der. Zafa kime rastgele sokağa geliyor. Yedi dallı bir ekinin haline benzer. Bir de yedi yüz vermiştir. Allah buyurdu ki Allah, dilediği kimseler için daha da artırır habibim, daha üzülme. Allah'ın fazla keremi çok geniş. Her şahsın niyetlerini çok iyi bilendir. Yetmez mi Habibim? Peygamberimiz buyurdu ki gene, Ya Rabbi, ya Rabbi, ümmetime ziyaret etsen ne olur bu? Yine az Ya Rabbi. Sen çok büyüksün. Bu yeni yüzcez. Sen çok kerem sahipsin. Peygamberimiz çalışıyor yine. Ama Kalil demiyor. Bak, Ziyade diyor. Hayatta da heda kail diyordu. Az, az diyordu. Yedi yüzü duyunca, daya da ziyaddelaştırım deyince, ey, yüzü olmadı.
Dedi ki, ya Rabbi, ya Rabbi, zipni ümmeti, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine ya Rabbi ümmetimin halislarına daha artır geldi bu, daha artır da. Beni sevindir bugün, arifeye minicik gün kaldı, sevindir ya Rabbi. Bitirdim oldum, korkma, sabrın çatlamasın dedik de muhlisalardan daha artık dedik de şu ayet-i kerime nazil oldu. Hepsinde de ayet geliyor yani bunların. Öyle ispatmış şahitliği vaaz. Öyle kafadan atmak bir şey yok. Her kim ki Allah'a en güzel halis niyetle bir suratta üdüç verirse Allah'a, ayeti nazil oldu. Öğdüç verirse Allah onun mükafatını kart, kart artırır. Böyle yedi yüzlerine de koymam kat kat artırırım Habibim dedi. Ali Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zidli ümmeti kat kat dedim işte daha ne diyorsun ya Habibim? Ziyade etsen de Ya Rabbi dedi. Ziyade senin hazinen cevahirlerle dolu. Ne bir ne eksilir ki?
Yani denizden bir desti su doldurmayanın denize hiçbir noksan gelir mi? Senin rahmet geryan öyle bir geryak ki. Peygamberimiz miraca giderken hep görüyor. Bir geryan gelir. Üstünde bir ağaç, onun üstünde bir hur, onun ağzında bir toz. Bu ne ya? Cebrail Aleyhisselam'dan sonra der Cebrail bu ne? Bu diye ya Allah'ın aklı mahveder delyası. Şimdi Ramazan'da coştu. Allah'ın cezası. İnşallah hem aptal olacağız. Besbelli oldu hocam, yani sen konuşurken ha besbelli oldu iş. Bugün de demiş konuşmasaydı demiş uzağında hacak, çatlayıp öleceksin, kurtuldum elhamdülillah diyor diyor. Yani Halık-ı Zülcelal bu ağaçta bütün dünya, şukuşta dünyadaki insan onu temsil ediyor, ağzındaki toz da herkesin ittiği huna. Allah'a karşı bir tanecik damla toz. Bu deryaya düşerse habibim, deryaya düşerse deryayı bulandırır mı? Bulandırmaz yarabbim. Bana yalnız boynu bükük bulup gelsin, gelsin, tövbe etsin.
Şüphelenmesin ki akkululmam diye o toz ne bileyim var. Bir avuç toprağım minnet eyle diyor. Bir avuç toprağım minnet ediyorum. Hadidim. Geç, at dedi ki bunları. Elhamdülillah. Peygamberimiz buyurdular. Ya Rabbi ümmetimin sadıklarına daha ziyade ye, ne olursun deyince, yedim. Şu ayet nazil oldu, ancak ibadet ve taata, ibadete taata, belalara sabredenlere, başına gelen musibete sabredenlere Allah'ın ecri mükafatsız ödenecektir. Allah'ın ecir ve mükafatları hesapsız ödenecektir. Hiç meleklere yazdırmayacağım. HİSALLAH kitaba girmeyen mükafatı vereceğim dedi Allah. Peygamberimiz Elhamdülillah dedi. Şu kağıtları bırakıyorum yarına inşallah yine allı pullı gelmeye çalışıyorum. İnşallah böyle bitiriyorum. Üstüne bir dua çekelim de Allah kabul etsin inşallah. Ve sahbihi ecmain ve akseni kabul ile makbul et Ya Rabbi.
Kusurlarımızı affedin Ya Rabbi, burada okunanlar zümrasına bizi ilhak buyur Ya Rabbi, açlığıyla yavrularımızı zengin kapılarında koyun büktürme Ya Rabbi, mevsiminde, afatsız, sensiz, solusuz Rahmet-i Lutfe'dir Rabb'ın. Bütün ehli İslam'ı kazalardan, belalardan güç yetmez, takat getirilmez, sıkıntılardan sen muhafaza buyur ya. Düşman ile terbiyeni etme ya Rabbi. Komünist gibi kafirlerin üzerimize musallat etme ya Rabbi. Sevgili bebeklerimizi süngüye bakıp annesinin babasının ciğerini yapmaya ya Rabbi. Allah rızkında olduğu gibi babasını direğe bağlayıp on dört yaşındaki kız çocuğuna ne kadar kafirlerin hakaret ettiği gibi memleketimize kombini getirme yağar. Canlarımızın dayanamayacağı o gücünüzün yetmeyeceği sıkıntılardan bizi muhafaza et yağar. Habib-i Ekrem'in hurmetine. Aynı yerine kazığı çarpmışlar öldürmüşler diye gösteriyorlar diyor. Allah kafirlere fırsat verme Ya Rabbi.
Bir araya toplayıp Yunanlıların, kafirlerin, dinsizlerin, imansızların yine memleketimizi istila için hiç durmadan çabalaya yollar, Kıbrıs'ın için uğraşıyorlar, adalarda bağımlılık çığırıyorlar şerlerinden. Allah muhafaza et ya. Allah bizi birbirimizden ayırma ya Rabbi. Tefrikaya düşürüp de düşmana fırsat verme ya Rabbi. Kara Kara yüzlü kitap diye elime verdiler iki sahibesini okudum, dayanmaya imkan yok. Kız kardeşlerimizi bir camiye doldurmuşlar, dindar kız kardeşlarımızı kazı dökmüşler, ataşı vermişler, pencereye kapanıyor, vuruyor kendini diyor. Bunlar keyfe ediyorlar, bas oynuyor diyor. Bunları sen okumuyor musun, bak mayondan birbirine düşman olmuşsun. Markusu için birbirine hakaret etme düşüncesine düşmüşsün. Müslümanlar bir araya gelirse kurtulur, yeminleri diyorum kurtulur, lakin böyle ayrı mayrı olursak kurtulmaya imkanımız yok Müslümanlar.
Yok diyorum, hem vaaz veriyor hem dua ediyorum. Allah kalbimizi bir araya getir Ya Rabbi. Memleketin büyükleri size söylüyorum. Yani aklı başında olanlar size konuşuyorum. Buyur Allah. Mümin müminin kardeşidır, eğer küsleri yirmi otuz kırk elli kişidir araya gelip haydi sen filan yere gideceksin haydi gideceksin. Gideceksin. Ne diye gelip de bana rica ediyordun hocam, hocam seni hey dersen bu iş oluyor diyordun, yani reis kuruluyor diyordun, ne diye bana bağırır bana kesme, kesme. Onun ricasıyla oldu bu işte. Niye demedim? Ama yine toplanır gelirsen ben affetmek terapıyım. Terapıyım. Milleti ille birbiriyle birleşirin, Allah'ınızı, dininizi, Muhammedinizi, kitabınızı, mukadde saatinizi severseniz mümin bir araya gelsin, kale yok yoksa kafirler bizim gözümüzü oyarlar. Allah cümlemizi kafirler şerrinden muhafaza et ya Rabbi. Mahsullarımıza afat verme.
Ahirete giden annemizin, babamızın, akrabayı taallukımızın, bütün mümin müminatın azapde isem bugün kabir azaplerini nure temdil idi ver ya Rabbi. Bütün kudret senin ya Rabbi. Bu günahkar Hasan'ı yalvardık durmaya lüzum yok. Sen biz bilmek istemesini, sevginin iyisini, dünyada, alemde, hakkımızda hayırlısını gel ya Rabbi.