İman Bağının Şuurunda Olmak ve Kardeşlik Esasları kaydında Mehmet Efendi bu çocuk sesleri geliyor ama ne yapalım? Hazırladığımız konu kardeşliğimizi perçinleştiren esaslar diye bir şey hazırlamıştım. Biraz ağır mı olur diye düşünüyorum. Ahmed Er-Rufai hazretlerinin eserinden bazı hususları göstereceğim. Buradan başlayalım bereket olsun Ahmed El-Rufai Hazretlerinin eseri müstesna tabi buyuruyor ki…
İman Bağının Şuurunda Olmak ve Kardeşlik Esasları ne anlatıyor?
İman Bağının Şuurunda Olmak ve Kardeşlik Esasları kaydında Mehmet Efendi bu çocuk sesleri geliyor ama ne yapalım? Hazırladığımız konu kardeşliğimizi perçinleştiren esaslar diye bir şey hazırlamıştım. Biraz ağır mı olur diye düşünüyorum. Ahmed Er-Rufai hazretlerinin eserinden bazı hususları göstereceğim. Buradan başlayalım bereket olsun Ahmed El-Rufai Hazretlerinin eseri müstesna tabi buyuruyor ki…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Mehmet Efendi bu çocuk sesleri geliyor ama ne yapalım? Hazırladığımız konu kardeşliğimizi perçinleştiren esaslar diye bir şey hazırlamıştım. Biraz ağır mı olur diye düşünüyorum. Ahmed Er-Rufai hazretlerinin eserinden bazı hususları göstereceğim. Buradan başlayalım bereket olsun Ahmed El-Rufai Hazretlerinin eseri müstesna tabi buyuruyor ki dört şey sizi Cenabı Hakk'a karşı aldatmasın. Dört şey sizi Cenabı Hakk'a karşı aldatmasın. Bilmediğiniz bir şeyi ortaya atmak. Zaten üzerinde duracağım konu da bu idi. O da Hucurat suresine udema-i kiramız aynı zamanda edep suresi dediler. Orada üzerinde şiddetle durulan hususlardan birisi essanne yayi hüellezine amenu incekum fasikum bine be fasık. Fasığın tarifleri var itikaden var inanç olarak var Allah korusun o küfür. Bir de büyük ve küçük günah olarak var. Bir üçüncüsü de huyların değişmesi olarak ifade edilir.
Fasık yolunu şaşırmış insanlar size bir haberle geldiği zaman fetebeiyyenu onu araştırınız hemen öyle mi deyip de ona kulak vermeyiniz Çünkü bizim dinimizde bir kural var İki taraf dinlenmeden verilen hüküm yanlıştır. Gelen haberin doğruluğu hususunda bir araştırmanın yapılması bunu İslam tarihinde anlatır işte zekat memurları bir beldeye giderler o beldeye giderken o giden kimse oradan gelen halkı görerek karşılamaya gelen halkı Bunlar beni öldürecek düşüncesiyle Çünkü aralarında bazı anlaşmazlıklar da olmuş o sahabenin Kaçar ve Efendimize sallallahu teala aleyhi ve sellem Ya Rasulallah bunlar zekat vermiyorlar. Efendimiz hemen bunu der demez Cibril-i Emin vasıtasıyla emir gelir. Ya Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem size fasıklar yolunu şaşırmışlardan bir haber gelecek olursa onu araştırınız yoksa pişman ve nedamet edersiniz deyince tekrar bir kimse gönderiyor.
Diyorlar ki biz karşılamaya çıktık Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zekat memuru geliyor diye adam çekti gitti derler. Aynen bunun gibi Çünkü birçok kimselerin arası bu sebeple bozulmuş durumda Bizim de çok şahit olduklarımız var. O mesajlarla WhatsApp'larla maillerle Hatta yanlışlıkla bize bir mail geldi bir mesaj geldi falan şöyle şöyle şöyle yapmış diye Eğer dinimizin kuralını bilmesek inanırız. Ondan dolayı hemen aldanmamak bize Sami Efendi Hazretlerinin Katlesallahu sırra görevlilerinden Hacı Ahmet Atasayar amca bir şey anlattı bildiğimiz Hadis-i Şerif de ondan duymamız daha bir farklı oldu kişinin her duyduğu sözü nakletmesi kendisine günah olarak yeter diye. Bu sebeple bizim yolumuz Haceken hocaların yoludur. Ehli ilmin yoludur. İrfan ehlinin yoludur.
Bu sebeple talim edersek malumatımız olursa en azından iki taraf dinlenmeden, birden hüküm yanlıştır diye bu hatalara düşmeyiz. Çünkü biz çok üzülüyoruz. Müminlerin yaralanmaması gerekir. Bizim çok güçlü çok kuvvetli olmamız gerekir. Bir kere kardeşliğimizi perçinleyecek esaslardan birisi o şeyi Sayın isterseniz Bilmediği bir şeyi bilmiş gibi konuşun. Bildiği yok ama bilmiş gibi burada bize verilecek. Verilen ders nedir? Bir kere kendimiz bir malumat sahibi olacağız, bilgi sahibi olacağız ki bir başkalarına faydamız olabilsin. Bunu Hz. Ömer ashabı Güzi'ne bile hitap etti. Buyurdu ki duyuyorum ki ey Ashab-ı Güzin tebliğ ve davette bulunuyormuşsunuz. O da Sahabe-i Güzin. Herkes tebliğ ve davette bulunamaz dedi. Tebliğin ve davetin Allah yoluna insanları çağırmanın bile usulleri var edepleri var erkanı var bunun bile yolları var.
İmam-ı Azam rahmetullahi Hazretleri ben buyuruyor muhatabımla konuşurken sanki diyor onun üzerinde bir kuş konmuş o az bir hareket etmekle kaçacakmış gibi riayet ederim karşımdaki insanı incitmemeye diyor. Ne kadar dikkat etmişler mesela çok bildiğimiz bir hadise de ibret almamızda fayda var. Hasan'la Hüseyin efendilerimizin abdest alma durumu. Amcanın birisi abdest alıyor. Abdestte hiç rivayeti yok. Bak Resulullah'ın sallallahu teala üzerine bakalım torunlarının güzel edebine diyorlar ki amca biz böyle abdest hususunda yarışıyoruz. Sen bir bak bize hakem ol. Hangimiz güzel alacak Resulullah'ın torunları sallallahu teala tealanın Amca onların abdest alışımını görünce diyor ki Evladım sizde hiçbir şey yok asıl abdesti alamayan biziz diyor. Bak halleriyle örnek oluyorlar durumlarıyla. İslam'ın gelişmesi de bu olmuştur hiç şüphesiz.
Eğer dış ülkelerde de yanlış kanaatler oluşuyorsa tavrımızdan dolayı oluyor İslam'ın güzelliğini bu mübarek yolun tadını lezzetini kokusunu veremediğimizden zuhur ediyor. Yoksa niye olmasın ki? Bizim yolumuz Sıddık-ı Azam Ali Kerim aleyhi ve Celle Efendimizden yol. Bir de hiç fasıla yok yani arada hiçbir kopukluk yok ki çok zengin ruhani ve manevi olarak zengin bir yol. Eğer iyi kavrarsak koparamayacağımız hiçbir şey yok öyle İslam insanların çokluğu ile ne ile kazanılmış değil hep azimli gayretli az sayıda olan insanların kişinin salah hali düzgün hali herkesin ıslahına vesile oluyor. Mesela Efendimiz aleyhisselatu vesselam bir kişi ama onun davetine kulak vermeyen kimse kalmıyor. Ta Afrika'dan kulak verip Bilal-i Habeşi koşuyor radıyallahu anh. Rum diyarından sahibi Rumi koşuyor. İran'dan Selman-ı Farisi radıyallahu anh koşuyor.
Daha neler neler onun daveti bitmiş değil o davette zaten. Bir de şunu hemen söyleyeyim büyüklerimiz ahirete göçtü ne yapacağız gibi bir ifadede kimse bulunmasın onlar aynen görevde devam etmektedir ama emanet kime verilmişse imza ondan çıkar. Şimdi birinci olarak bilmediğimiz bir hususu bilir görünmek. Bu bir edeptir. İnsanın bilmediği hususunda bilmiyorum demesi. Hatta mezhep imamlarımızda bile var bu illa biliyorum diyerek iddiaya kalkma me setruhu aleyke vim agat amel ettiği hususta veya amilte amel ettiğin zaman onu setretmemek ve ziyade tühulek fimalem teşkur Allah korusun ve ziyade tühulek yani şükretmediği halde bir şeyin ziyadesini istemek Allah'ımıza hamdetmek ve şükretmek. Böyle diyelim ki yaşlıdır ihtiyaç sahibidir hallerini araştırmadan diyor onlar daha bir şey istemeden istemeden onlara ikramda bulunmalıdır diyor. Yani isteyecek duruma getirmemeli.
Yani onun ben muhtacım şöyle şöyle ihtiyaçlarım var demeli onun ihtiyacını gidermelidir diyor. Evet, çok güzel izah etmiş. Bizim asıl ifade etmek istediğimiz kardeşliğimizi perçinleyecek hususlardan birisi nedir birisi kardeşlik hukukuna riayet etmektir. Kardeşlik hukuku imandan gelir. Çünkü Es-Ğünne İnnemel müminune ihva Müminler imanda birbirlerinin kardeşleridir. Bakın imanda toprak kardeşliği ile iman kardeşliğini ifade ederken şunu dediler imanın zerresine bütün dünyanın toprağı denk gelmez, mümkün değildir. Hele hele İhsan mektebinin müdavimi olan kimseler arasındaki kardeşliğin hak ve hukuku Elbette çok büyüktür İslam'da isar diye bir husus var. Güzel ahlaktan birisidir. Kendi menfaatini başkasına vermek kardeşini kendisine tercih edebilmek bu hiçbir dinde yoktur.
İslam'dadır bu şimdi hiçbir dinde yok dediğim şu Ta Adem Aleyhisselam'dan bu zamana kadar dinlerin ortak adı İslam'dır Bunu ifade etmek istiyorum. Bunun dışında yok kendi menfaatini kardeşine. Şimdi arz edeceğim hususlar var ama şu mesela diyelim ki bizim orada derken kardeşlerimiz hanımlara karşı konuşamam tabii ancak bu şekilde konuşabilirim. Çünkü böyle bir iş başıma geldi Cenabı Hak muhafaza buyursun dedim ki kadınlarla bir görüşmeydi işte bir yerde toplandılar muhakkak dedim önde iki saf kardeşlerimiz bulunsun Tam gireceğimiz zaman zaten tereddütlüydüm. Girsem mi girmesem mi diye tereddüt ediyorum yani. Nasıl diyorum konuşabilirim. Sırtımı çevirsem bile tabii bunun mahsulleri var. Çekiniyorum sığınıyorum Rabbimize Allah'ım yanlış yaptırma diyorum. Bu Sivas'ta oldu. Böyle tam gireceğimiz zaman o gireceğimiz salonun lambaları söndü diğer taraflar hep yanıyor.
Acaba orada diyor sigorta mı attı başka bir hata mı oldu ne oldu dedik Cenabı hak bizi ikaz buyuruyor. Yani bu kolay değil. Şeriatimizde üç kişi olunca mesela bir cemaat olunca görüşülür ama bizim tarikatımız azimetle amel eden bir yol. Sami Efendimiz Hazretleri Esadi Erbili Hazretleri'nin zevcesi ile görüşürken ahirete göçmüşler yaşlı olan annemize kapının ağzından diyormuş içeri girmeden kapının eşiğinden Anne bir ihtiyacınız olursa söyleyin diye. Böyle çekinirler. Tabii onların dikkati ile bu kemalat hasıl oldu. Bizden de hep bunu istiyorlar. Evet İslam'ın emirlerini söylediğimiz zaman diyorlar ki yapıyoruz ama onların arzu ettiği şekilde o incelikli böyle takva esasına riayet ederek yapıyor muyuz yapmıyor muyuz? Mühim olan bu. Mesela Sami Bendi Hazretlerinin Müsvedde bir eserini gördüm elimizde O asıl kitaba geçmek için yazıya geçmek için hazırladığı normal notlar.
O notlarda bile dikkatine hayran kaldı nasıl dikkat ediyor riayet ediyor bunun yanında diğer hususlar onun bir abdest alışındaki edebi erkanı yani sizin memleketinizdeki bir zatın söylediği söz Hacı Bayram Camii'nde kırk yıl vaaz ettim veya otuz yıl abdesti anlattım ama ona abdest suyu döktüğümde abdestin nasıl olduğunu o mübarek zatta gördüm meğer tahrip edememişim diyor. Bu ledünni de bir Allah'ın ihsanıdır kendi tarafından da şimdi edep edep bir okumak suretiyle olur kitaplardan talim ederiz bir de Rabbimiz tarafından bahşolunur Allah tarafından. İşte asıl bizim istediğimiz bu. Evradımız, ezkarımız güzel çekelim şu dillerimize sahip olalım namuslarımızı koruyalım azalarımıza riayet edelim Rabbimizin azamet-i ilahiyyesini bilerek evrak ve ezkarımızı okuyalım böyle dikkat ettiğimiz zaman iş ortaya çıkar yoksa olmaz yani kolayına değil.
Şu ayet-i celîde çok dikkatinizi çeker Kuran-ı Azimüşşan'da esamü Ey peygamber hanımları siz diğer hanımlar gibi değilsiniz. Yani şimdi üç sınıfta ifade ediliyor ya Avam, Haz, ehaszü'l-hasz. Avam bizim gibi insanlar umumi. Has olanlar seçkin ehassür has daha seçkin misal ver derseniz mesela ibadet ediyoruz ibadet ediyoruz anamızdan babamızdan kitaplardan görmüş Bu hepimiz için geçerli ama bir de o benim Rabbimdır. Ben onun kuluyum. İbadet benim boynumun borcudur. Rabbime karşı yaptığım bir görev diye mesuliyet hissi içerisinde yapılırsa buna Ubudiyet denir. Bir de ibadetin esrarına ererse o E hasül Has o Allahu Ekber dediğine bile tahammül edilmez. Allahu ekber derken ibadete ehak olan en layık olan Cenabı Hak'tır diyerek Azameti ilahiyesi belirir.
Üç buçuk yıl üstadımız askerlik yaparlar daha memleketinde bayram yapmamış bayramı bir kardeşi ile Sami Fenimizin huzurunda yapalım derler onun bir akşam namazını kıldırışı ömrüme yeter o namazın o ibadetin o saatin lezzeti ve huzuru buyuruyorlardı. Allahu Ekber deyince Rabbimizin büyüklüğü tecelli etti kendimizden geçtik diyorlardı. Böyle bir namaz kılmak kılıyoruz ama Rabbimizin istediği şekilde mi kılıyoruz öğrencinin birisi böyle hocası okutuyor ilim ehli Müderris birza. Öğrencilerden bir tanesinin rengi atmış vaziyette, diğerlerinden çok farklı. Diğerleri ayrıldıktan sonra ona sorar der ki evladım sen de bir başkalık görüyorum, hem zayıflamışın hem de rengin altmış gibi böyle bir bayılma hali gibi bir durum. Efendim ancak size söyleyebilirim, öğrenci anlatır. Ben namaza durduğum zaman böyle Kuran-ı Azimüşşan'ı olduğu gibi hatmediyorum.
Ona öyle bir reçete hazırlar ki bugün seni hocan dinliyormuş gibi yarın seni Rasulullah dinliyor gibi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ondan sonra Cenabı Hak dinliyor gibi kısaltıyorum uzun bu. Şimdi Allah'ımızın gördüğünü bilerek kıl ve aman hata etme deyince ancak Allahu ekber demiş Cenabı hakk'ın azameti kalbinde belirinceye kadar bir hayli Allahu ekber demiş. Mesela bize Fahreddin'in Razi Hazretlerinin bir namaz kılışı tarifi var okuduğumuzda onun namaz tarifini sadece Sübhanekallah Allahu ekber deyip hep arkadaşlarla ileri gidemeyiz dedik yaptığımız hiçbir şey yok. Sadık bin Muaz Hazretleri Allahu alem hata olmasın Ben diyor namazda cennet hatimi hatırıma gezse diyor sehiv secdesi yapardım diyor. Çünkü Cennet bile hatıra gelmeyecek sırf Rabbimize has olarak sadece dini Allah'a has kılarak tevhid inancı üzerinde taatimizi yapmak.
Öyle yapıyorlar ki Adem Aleyhisselam'ın bile yeryüzüne inmesi bu vesile iledir. Allah'ım tevhidin derecelerine beni erdir deyince buna gözyaşı ile yerilir Ya Adem bu da cennette yoktur yeryüzünde yeryüzüne iniş sebebini buna bağlarlar ve öğrenci der Allahu ekber dedim Onun büyüklüğü kalbimde tecelli edinceye kadar sonra o Fakrettin Razi Hazretlerinin sözünü söyleyeyim arada kalmasın Namaza başlarken böyle başlıyorlar. Allah'ım sana yakin olmak için yani secde it ve yaklaş buyruluyor ya İkra diye başladığımız surede yani secde et ve yaklaş Allah'ımıza kurbiyet o yaklaşma. O şekilde ifade ediyor. Biz böyle diyoruz da iyi dikkat edersek vazifelerimize gönüllerimize dikkat edersek Allah'ın izniyle hasıl olur. Şimdi su idaresinde bulunanlar neler var diyorlar ki kaçak suları tespit eder ile bitiremiyoruz diyorlar. Yani bizim kaçak olannemiz var.
Gönlümüzde ilahi nurun muhafazasına mani olan gözümüzün hasetle bakışı gibi, filimizin gıybetli olması, elimizin hayra uzanmaması, ayağımızın Hakk'a yürümemesi hep bunlar mani oluyor. Yoksa kalbe aslında biz durduruyoruz, gece bile çekiyoruz Evrak Bey Ezkarımızı ama içinde kalmıyorsa ve o koyduğumuz ibadet ve taat hayırsız bir hale geliyorsa Mevlana'mızın buyurduğu gibi Mevlana Katde Sallallahü's-Sura buyuruyor ki Kalpler aynen bir ambar, bir ambar gibidir içine mahsul konan ama diyor ambar delik deşik olursa içinde haşarat bulunursa oradaki mahsulde hayır koymaz kalpte kötü ahlak denen huylar bulunursa onlar amellerimizi yiyor zaten. El hasedi taekülün hasenat buyruluyor ya haset amelleri yok eder diye buyruluyor. Bunun gibi ve ondan sonra azalarımıza dikkat etmemek hep buralardan. Yoksa Allah'ımızın nuru akıyor ve onu muhafaza etmek önemli olan.
Böyle muhafaza etmek suretiyle kılınca ancak sana ibadet ederiz, orada ruhunu teslim ediyor ve bu teslimiyeti de şimdi bir mürşid-i kamil olmazsa tahammül edilmez. Çünkü o 0 aynen bir sigorta gibi. Mesela ilahi alemlerde bir sigorta var. Şimdi buraya girmeyeyim. Bu Sübhanallah sigortası vardır. Bunlar şimdi durumumuza göre anlatmamız lazım. Ehlullah'ın kendi arasındaki görüşmeler onlar kendi aralarında ifadelerle. Anlatamazlar bize. Çünkü biz anlayamayız ki mesela Zünnun-u Mısri Hazretlerine Esrar'dan anlat diyorlar anlatsam ilk zındık damgasını siz vurursunuz oturun diyor. Ancak halimize göre durumumuza göre ifade etmeye gayret ediyorlar. Bizim kardeşlik hukukuna riayet etmemiz gerekir Hadis-i Şeriflerde beş madde bir Hadis-i Şeriflerde altı madde halinde bildirilir. Mesela karşılaştığı zaman birbirine selam verir. Sonra hastası varsa ziyaret eder. Bir cenaze ise ona katılır.
Eğer günah yoksa isyan yoksa davetine icabet eder. Aksırdığı zaman Yerhamukellah der. Bir diğer altı maddeli olan dağda şu geçer nasihat istediği zaman kardeşine nasihat eder. Sonra ne yapmamız gerekir? Bizim kardeşliğimizi zedeleyen bütün tehlikelerden arınacak. Mesela buğuzdur. Çok kötü bir sıfat bu. Biz onların gönlünden kim kibir buğuz hasetliği çıkardık diye buyuruyor. Sonra tabii olmaz. Yani bir yerde zulmet varsa nur girmez oraya. O kalbin nur olması gerekir ilahi tecelliyat ve ilhamat-ı ilahiye, validat, füyuzat-ı ilahiyenin o gönülde doğması için arınması gereken. Artık toplamaya çalışayım uzatmayın. Buğuzdur, hasetliktir sonra gizli hallerini araştırmaktır, gıybettir, kötü zamanlarda bulunmaktır, tahkir bunu hep şeyden söylüyorum, Cumhuriyet suratın Allah'ımızın izniyle yani küçük görmek beğenmemek gibi Çünkü yaratan Rabbimizdır. Bunlar kardeşliği zedeler.
Kardeşliğimizin perçinleşmesi için ne yapacağız? Kardeşlik hukukuna riayet edeceğiz Allah'ımız. Sorar bunu bizden. Biz de eziliyoruz şimdi Nasıl yaparız diye. İnşallah siz kardeşlerimiz halisane bir şekilde aman ha bu Veteriner derneğimiz kumbaralarımız aman dikkat edilsin hepsi hayra giden Rabbimizin yanında kabule vesile olan taatlerdir. Şöyle düşünüyoruz Allah'ımız bizi sevsin diye değil sevdiği amelleri yapacağız. Bunlar hep sevdiği amellerdir. Sonra güzel söz söyleyeceğiz kardeşliğimizi daha bir güzelleştirmek için. Rabbimiz bize İsra suresinde elli üçüncü ayet-i Aman ha buyuruyor Allah'ın kullarına güzel söz söyleyin. Incitecek bir söz katliyen söylemeyin. Şeytan aranıza fitne sokmak ister. Sığının Cenabıhakk'a onu aranıza girdirmeyin. Çünkü insanlar için açık bir düşmandır o. Katiyen ona fırsat vermeyin buyuruyor.
Sözün güzelini söyleyin kardeşliğimizi kuvvetleştireceksek işte nasıl olduğunu bilmiyorum yörelere göre değişebilir. Hanımefendi kardeşim neyse bacım mı dersin ne derseniz böyle incitmeden Aişe Hanım, Fatma Hanım güzel ifadeler kullanılmasının gerekliliği ifade ediliyor. Yani yaralayıcı bir söz söylenmez. Biliyorsunuz Ebu Zerr-i Nir-ı Fari Ebu Zerr radiyallahu anh bir gün Bilal-i Habeşi'ye siyah karının çocuğu dedi. Gönlü incindi dedi Ya Resulallah bu deriyi ben mi kendime giydirdim ki bu bana siyah karının çocuğu diyor. Efendimiz şu kavme ne oluyor ki şöyle böyle yapıyorlar diye buyurdular. Sonra diğer müminlerin dertlerine karşı duyarsız olmayacağız. Onların kardeş yani bizim diyelim maddi manevi böyle ahlakımızın güzelleşmesi için ibadet ve taatteki gayretimiz çabamız imanın kemal noktasında yardımcı olacağız. Birbirlerimizin sıkıntısını gidermekte. Burada bayağı şeyler almışım.
Büyüklerimizden hatıralar almışım. Onlar uzun sürer nasıl birbirlerine yardımcı oldukları hakkında. Bir tanesini söyleyeyim. Konya'da üstadımızın hane bulundukları hanenin önüne bir amca gelir. Geçen gelir ama sabah. İstirahat ediyorlar deyince der uyandığı zaman görüşürüz ve görüşmesindedir efendim bugün sizi bir yere davet etmişler. Davet etmişler o davet ettikleri yer faizle meşgul olan bir yerdir. Katiyen orada bulunmayın haram sizin midenize zaten girmez diyor. Böyle yardımcı olma birbirlerine. Sonra bizim kardeşliğimizi pekiştirecek olan kuvvetlendirecek nedir? Bu bağın şuurunda olacağız. Iman bağının, imanda kardeş olmanın şuurunda olacağız biz. Birbirlerimizle kaynaşacağız. Zaten bizi birbirimizle kaynaştıran birler sayamayacak kadar çoktur. Yüzlerce yüzlerce birler var bizi bir araya getiren.
Sonra burada bir sahabeden almışız bizi birleştiren yüzlerce birlerden birine misal olarak iki sahabenin birbiriyle çekişme durumu var. Münafıkların istifade ederek gelip ortalığı daha da bozmak istediklerinde çekil behey münafık demiştir. Biz birbirlerimizle böyle bir çekişmemiz oldu ama imanda kardeşiz. Yine biz birbirimizle anlaşırız. Sen ortadan çekil. Bunu demez ise kurtulamayız. Hasan-ı Basri Hazretleri Gatdesallahu ve Eğer size bir kimseden söz geliyorsa o da alıp sizden başkasına götürebilir. Dikkat edin buyuruyor. Bütün ayetler almışım Enfal suresinde kırk altı ayet var. Sakın ha anlaşmazlık yapmayın. Birbirlerinizi incitecek bir harekette bulunmayın. Hadis-i Şerif'te birbirinize hasetlik, kin, kibir vesaire gibi bir şeyler yapmayın, buğuz etmeyin, Allah'ın kardeş kullarından olun diye buyuruyor. Son olarak sizlere incittiğimi biliyorum.
Bu bağın şuurunda olacak birbirlerimizle aynen aşure aşı gibi kaynayıp tatlılaşacağız. Sonra bizi kardeş yapan hiç şüphesiz Cenabı Hak'tır. Müminler ancak kardeştir buyruluyor. Imanın derecesi ile kardeşliğimiz orantılıdır. Velhamdülillahi rabbil alemin aleyhüssalatü vesselam Efendimizin ruh tayibelerini, ehlin ashabını, peygamberanıza ve piranıza, mümkün geçmişlerimizin ruhları için mümin müminatın ervahını, ordumuzun muzafferiyetini El Fatiha
Kaynak: Genel
İman Bağının Şuurunda Olmak ve Kardeşlik… | Mihmandar