Sevgili Neyizlerimiz Musahabe serisinin birinci celdinin ilmin fazileti bahsine devam ediyoruz. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmakta. Her bir Müslim ve müslime üzerine dini ilimleri öğrenmek farzdır. Allahü Teala'da şöyle buyuruyor: Habibim senden evvel biz ancak ahkam-ı şeriatı kendilerine vahyettiğimiz racülleri gönderdik. Ey inkar edenler beşerden rasul olduğunu bilmiyorsanız ehli ilme sorun ki beşerin resul olduğunu size haber versinler. Mekke halkı o dönemde şöyle inanıyordu. Allahü teala Rasul göndermek isterse melekten gönderir. Beşerden Rasul göndermez derlerdi. Cenab-ı Hak Azze ve Celle bu ayet-i celile ile onların inançlarını reddetmiştir. Mekke halkı Yahudi ve Hristiyanlara ehli kitap olduklarından hüsn-ü zan ile sözlerine inanırlardı. Hazreti Musa ve İsa'nın onlara resul olduklarını bilirlerdi.
Onlar da beşer olduklarından ehli kitabın ulemasından sual etmeleri emrolundu ki şüpheleri zail olup itirazdan vazgeçerler ve beşerden resul olmak yalnız Muhammed Aleyhisselam'a mahsus bir hal olmadığını bilmiş olalar. Beyzavi'nin beyanı vechile bütün insanları davet için resulün ancak erkeklerden olup kadından veya melekten olmadığına bu ayet-i celile delalet ettiği gibi bilinmeyen bir mesele hakkında elim ehline müracaat etmek vacip olduğuna da delalet eder. Muaz radiyallahu anh Hazreti Peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellemden rivayet eder. Buyurmuştur ki ilim öğrenmekle Bari Teala'nın azamet ve celalini bilip havf u haşyet hasıl olur. İlim talebi ibadettir. İlmin müzakeresi tesbihtir. İlimden bahsetmek cihattır ve bilmeyene öğretmek sadakadır ve ehlini bezletmesi gurbettir. İlim helal ve haramın nişancısı ve ehl-i cennet yolunun delilidir.
Yirmi bir-yirmi bir-yirmi bir-yirmi iki-yirmi iki-yirmi üç-yirmi dört-yirmi dört-yirmi dört-yirmi dört-yirmi dört-yirmi beş-yirmi beş-yirmi beş-yirmi altı-yirmi altı-yirmi altı-yirmi altı-yirmi altı-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi yedi-yirmi sekiz-yirmi sekiz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi yedi-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi yedi-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi dokuz-yirmi sekiz- Gam ve sürurda delildir. İlim, düşman üzerine silahtır ve dostlar yanında ziynettir. Allah Teala Hazretleri nice kavmi ilimle yükseltir ve hayratta onları mukteda bih eyler. Melahike-i kiram ehli ilmin dostluğuna rağbet ederler ve kanatlarıyla ikramen mesh edip okşarlar. Melekler ehli ilim için istiğfar ederler ve hatta denizdeki balıklar ve hayvanat dahi onların bağışlanmasını isterler.
Çünkü ilim kalplerin hayatıdır. Kalplerin ölümü de cehalettir. İlim gözlerin çırasıdır. Allahü teala ilmi süe Daya ilham eyler. Ebu Zer radıyallahu anh rivayet eder. Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuştur. Ya Eba Zer, sabaha erdiğinde Kitabullah'tan bir ayet öğrenmek sana yüz rekat nafile namaz kılmaktan hayırlıdır ve sabaha girip ilimden bir bab öğrensen sana bin rekat namaz kılmaktan hayırlıdır. Abdullah bin Ömer radiyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivayetle buyurmuştur ki İbadetin efdali fıkıh ilmini öğrenmek ve diyanetin efdali perhizliktir. Yani haram şeylerden sakınmaktır. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyrulmakta. Haram olan şeylerden sakın ki insanların en çok ibadet edeni olasın.
İbn-i Ömer buyurmuştur ki, bir kimse ilim talibi olduğu halde eceli gelip vefat ederse, o kimse Allahutaala hazretlerinin huzuruna nübüvvet derecesinden bir derece aşağı derecede varır. Allahutaala Hazretleri Tevrat'ta Musa aleyhisselama buyurdu ki, ey Musa ilim ve hikmeti tazim eyle. Zira hangi kulumun kalbine ilim ve hikmet koyarsam onu bağışlamayı murat etmişimdir. Şimdi ey Musa sen ilmi öğren ve onunla amel eyle. Ondan sonra bezle eyle. Ta ki bununla dünyada ve ahirette benim kerametime ve iyiliğime nail olursun. Cenabı Hakk'ın nibisine hitabı şüphesiz kullarına da hitabı demektir. Her ne kadar Hazreti Musa Aleyhisselam'a hitap buyuruluyorsa da hakikatte kullarına hitaptır. Zebur'da Davud aleyhisselama buyurdu ki, ey Davud Beni İsrail ulemasına ve ruhbanlarına de ki ehli takva ile söyleşsinler, konuşsunlar. Eğer ehli takva bulunmazsa ulemayla sohbet etsinler.
Onlar da bulunmazsa akıllı kimselerle sohbet eylesinler. Gördüğünüz gibi Allahutaala Hazretleri burada takvayı ilim üzerine takdim buyurdu. Nitekim alimleri de akıllılar üzerine takdim buyurdu. İncil'de on yedinci babda şu vechile bir ifade vardır. Vay o kimseye ki ilmi işite ve talep etmeyip cahillerle cehenneme gide. İlmi talep edip öğrenin. Zira ilim sizi said etmezse şaki de etmez. Ve ilim sizin rütbenizi yüceltmezse sizi alçak da etmez. Eğer ilim sizi zengin etmezse fakir de etmez. Eğer ilim size fayda vermezse zarar da vermez. Demeyin ki korkarız da bilip de amel edemeyiz. Lakin deyin ki ümid ederiz ki biliriz ve amel eyleriz. Ve ilim sahibine şefaat eyler ve Rabbinize layık olan budur ki ilim sahibini rüsvay etmeye. Kıyamet gününde Allahü Teala Hazretleri buyuracak ki, ey alimler zümresi Rabbinize zannınız ne idi?
Diyecekler ki, zannımız buydu ki bize mağfiret edesin ve rahmet kılasın. Allahu Teala BTEKADES Hazretleri buyuracak ki, doğru söylediniz. Ben sizi affettim ve benim size ilim ve hikmeti emanet koyduğum size şerri murat ettiğimden değil, belki size hayır murat ettiğimdendir. Varın salih kullarımla rahmetle cennete girin. Dini mübine hizmet maksadıyla ilmi talep edip öğrenenler Allah katında cihat eden mücahitden efdaldir. Çünkü savaştaki mücahitler bir cemaati mahsusla mücahede ve mukabele ederler. Fakat ilim tahsil eden Alim-i amiller yani bildikleriyle amel eden alimler nefisle mücahede edip şeytanın şer ve tuzağından biiznillahi teala ilimle kurtuldukları gibi daimi surette cihanın her tarafından gelen talibi ilme daha şümullü ve devamlı olarak ilim yayarlar. Bu nedenle Allah yolunda cihad eden mücahitlerden efdaldirler.
Nitekim İbni Ömer radiyallahu anh rivayet ettiği bir hadis-i şerifte ulemanın mürekkebi ile şehitlerin kanı mizanda tartıldığında alimlerin mürekkebinin sevabı şehitlerin kanının sevabından daha ziyade geleceği beyan buyrulmuştur. Muhakkak her şeyin bir esası vardır. Bu dini mübinin esası ise ilmi şeriatattır. Binaenaleyh müteşerri bir alimin vücudu, varlığı şeytan için bin abidin varlığından daha ağırdır. Şeytan ulum-i şer'iyyeyi alim olan bir zattan korktuğu kadar bin abidden korkmaz. Cenabı Hakk'ın emirleri ve yasaklarını fukaha ve ulemadan öğrenmek her Müslümana farzdır. Meclis-i meselelerin müzakeresi için teşekkül eden toplanan bir mecliste hazır bulunmak bir sene nafile ibadet etmekten efdaldir. Cenabı Allah bir kimsenin hayrını murat ederse o kimseyi şer'i meselelere alim kılar. İlim bir hazinedir, anahtarı ise soru sormaktır.
İlim ve irfan müminin gayb olmuş metaıdır, onu nerede bulursa alır. Her şeye ulaşmak için bir yol vardır. Cennetin yolu ise dini ilimlerdir. İlimullah'tan bir kelimeyi bir kimsenin dinleyip işitmesi bir sene nafile ibadetten efdaldir. Sevgili nicilerim, Musahabe serimizin birinci cildine ilmin fazileti başlığıyla inşallah bir sonraki bölümde de devam edeceğiz.