İlim ve Velayet İlişkisi ve Allah'ın Sıfatları | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İlim ve Velayet İlişkisi ve Allah'ın Sıfatları
İlim ve Velayet İlişkisi ve Allah'ın Sıfatları kaydında Ebu Osman El Mekki diye mübarek bir insan var. Böyle evliyaullah kaderinde ilim ehli. Zaten Cenabı hak ilim vermediğine velayet vermez. Evvela ilim gelir. Allah'ımızın ilk sıfatı da biz sayarız ya hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam, tekrin. Sıfat-ı suputiye. Başta ilimdir. İlimdir. Okumasa bile Cenabı Hak tarafından talim…
Ebu Osman El Mekki diye mübarek bir insan var. Böyle evliyaullah kaderinde ilim ehli. Zaten Cenabı hak ilim vermediğine velayet vermez. Evvela ilim gelir. Allah'ımızın ilk sıfatı da biz sayarız ya hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam, tekrin. Sıfat-ı suputiye. Başta ilimdir. İlimdir. Okumasa bile Cenabı Hak tarafından talim olunan kimseler, okumamış mesela. Abdülaziz Ed-Debbi Hazretleri onlardan birisi. Böyle tefsir sahibi kimseler bile sorular kendisine yöneltiyorlar. Allah'ımız gönlüne ihsan etmiş. Buraya bir zat gelirmiş üstadımızın mübarek hayatında. Aydınlı şeyh diye birisi. Bu develerinin peşinde göçebe bir hayat yaşıyorlar. Bu Hızır aleyhisselam'la da görüşüyor. Hızır aleyhisselam demiş ki Mehmet Efendi, ne kadar bizimle görüşsen dahi bir mürşid-i kamilden, sen seyri sülük görmen gerekir. Kendisi Adana'ya da yakın olduğu için orada Hasan Efendi Hazretlerini söylemiş.
Fakat kendisi çoban gibi bir insan. Bazı sözleri anlayamıyor. Mesela nefvi ispat derse bunu on beş dakikada biraz anlamakta zorluk çekenlere yarım saatte ne de talim ilerler. Bazıları ters kavrar. Bu derse gelince biraz anlamakta zorlanmış. Hasan Efendi Hazretleri de veliler iki şekilde olur denir. Birisi Cemal sıfatı. Onlarda daha çok rahmet ağırlıklı olur. Celal sıfatı olanlarda biraz gazap dinmez buna da gayretleri fazla. Aleyhisselatu vesselam Efendimizin, Hazreti Ömer'e dediği gibi, radiyallahu anh, o kadar güzel ifade buyuruyor ki, ya Ömer, sen Nuh tabiatlısın buyuruyor. Nuh Aleyhisselam, Nuh suresinde geçer. Yeryüzünde gezip dolaşan bir tane kafir bırakma Ya Rabbi diyor. Ebabekrünü Sıddık radıyallahu anh'a da sen de İbrahim Aleyhisselam tabiatlısin. Çünkü o şöyle diyor. Bana tabi olanlar bendendir. Tabi olmayanlar hakkında sen Gafur ve Rahimsin.
Yani bir Cemal sıfatı, bir de celal sıfatı. Celal sıfatı ağırlıkta olacak ki biraz sert konuşmuş. Hızır aleyhisselama gelmiş demiş ki kaynağı kuvvetli ama dayanağı. Efendim ben anlamıyorum demiş. Anlamayınca da biraz hiddet gösteriyor. Duydum ki Yahyaallah, Casan Efendi o daha bir mülayimmiş. Haydi diyor, oraya git. Buraya gelmiş ama çok acayip sırlar var. Keşif sahibi, gönül alemi açık. Burada Hasan hocamızın evinde kalmış. O da öğrencileri okutuyor. Öyle bir kimse ki öyle bir kimse ki evini itti bir medrese. Şimdiki gibi imkanlar yok. Böyle eğitim kurumları bilmem filanlar yok. Evinde o zamanki imamları neleri yetiştiriyor. Biz böyle yatakların, yorganların konulduğu yere yüklük deriz. Orayı kürsü gibi kullanmış. O imkanlar dahilinde, o imkansızlığın içerisinde. Yerine göre minber gibi kullanmış, yetiştirmeye çalışmış insanları. Öğrencilere okutuyor.
Okuturken bazen hocamızın takıldığı yer oluyor. Hocamız, Mehmet Efendi buna ne diyeceğiz diyor. Hemen avucunun içerisini açıyor. Allahümme salli diyor, söylüyor. Olduğu gibi. Evlatları bize şunu anlattı, Hasan hocamız hakkında, babamın diyor bir odası vardı, kendisine mahsustu. Orada bir hayli kalırdı. Bu Meşayı izamın olur. Kendilerine mahsus bir odalar olur. Çünkü görüştüğü kimseler var onların. Bizim gözümüzün görmediği manevi erlerle görüşüyor. Onlara istikamet tayin ediyor. Görevler veriliyor. Dünya onlardan eğer boş kalacak olsa Allah korusun her şey birbirine karışır. Hocamız orada çokça bulunuyor. Bir kimseyle o da hocalardan birisi bir münakaşa başlamış. Olur bu. Bu tatlı bir şekilde öyle dövüş tarzında değil de cerbezedir. Bu kavgadır. Bunun en güzel yönü hikmettir. Görüşüyorlar. Görüşürken bir kitap istiyor. Oğlum diyor şu kitabı getir evladını, o da biliyor.
İlim ve Velayet İlişkisi ve Allah'ın Sıfatları ne anlatıyor?
İlim ve Velayet İlişkisi ve Allah'ın Sıfatları kaydında Ebu Osman El Mekki diye mübarek bir insan var. Böyle evliyaullah kaderinde ilim ehli. Zaten Cenabı hak ilim vermediğine velayet vermez. Evvela ilim gelir. Allah'ımızın ilk sıfatı da biz sayarız ya hayat, ilim, semi, basar, irade, kudret, kelam, tekrin. Sıfat-ı suputiye. Başta ilimdir. İlimdir. Okumasa bile Cenabı Hak tarafından talim…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Oradan diyor cevabını verelim, bulamamış. Hacı baba bulamadım diyor. Avucunun içerisini açtı diyor. Hayattadır sorabilirsiniz. Bir bir satır satır okudu diyor. Efendim bunlar olmaz değil Allah'ın bir lütfu ihsanıdır. Burada diyeceğim şu bu Mehmet Efendi'nin öyle bir okuması nesi yok ama Allah gönlüne lütfetmiş vermiş, ihsan etmiş. Başta Cenabı Hak ilim lütfediyor. Bunu biz İmam-ı Rabbani Hazretleri'nde şu şekilde görürüz ve bunu takip etmemiz de gerekir. Öyle güzel yolumuzda esaslar koymuşlar ki yol Allah'ın yolu. Bir, itikadını tashih edecek diyor. Kuran Azimüşşan'a, sünneti Muhammediye'ye. Bunun yanında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem, Ashab-ı Güzin efendilerimiz ve hakiki ilim ehillerinden talim etmek suretiyle onların görüşlerine uygun itikadımızın sahih olması gerekiyor. Bak evler yaptırıyoruz. Yaptırdığımız evlerde temel çok önemli.
Hele bu zamanlarda depremin çokça olduğu zamanlarda sert zemin aranıyor. Bunun gibi bizim temelimiz itikadın düzgün olması. Ondan sonra farz, vacip, sünnet, müstehap bunları öğreneceğiz. Çünkü yol hacegan yolu, ilim mehirlerinin yolu. Bunlar zor değil. Bunun için girip de bir medreseydi, bir ne bileyim okuluna yazılacak değiliz biz. Kitaplara yazılalım. İlmial kitabına yazılalım. Mesir İslam tarihi buna benzer dinimizi öğrenecek eserler pek çok ama sağlıklı olması gerek. Hocalarımızdan sorarız. İşte biz hangi kitaplardan tefsirde neyi takip edelim, ilmihal olarak neyi takip edelim, meal olarak neyi takip edelim demek suretiyle bize güzel güzel Yollarımızı açar haber verirler. Bunları öğreneceğiz. Başta ilimdir. Bak okuyamasak bile diyoruz. Biz zamanımıza göre şimdi okulların durumu değişti. İlkokul beş sene okudu. Ondan sonra yedi yıl İmam Hatip'te okudu ama çok değerliydi.
Hocalarımız da çok değerliydi. Sanki bu zamanın İlahiyat Fakültesi'nden üstün diyebileceğim şekildeydi. Öyle bir ders gösterdiler. Sonra yüksek hisse menüsü dört, Sonra bizimle, bizim takip ilahiyat oldu. Böyle bir talim de yok. Bunu yapanlarımız müstesna. Ondan sonra ihtisasa girer. Bu çok güzel Elhamdülillah. Şimdi sevineceğimiz haller var. Müftülerimiz olsun, vaizlerimiz olsun. Hakikaten eğer ihtisas, burada bir eğitim görmüşse yüksek ihtisas, gerçekten faydalı oluyorlar. Vermiş oldukları hükümlerden ede. Gayet güzel. Diyoruz ki illa buralarda okuyamıyorsa eserler pek çok. Onlardan talim etmek suretiyle malumatımız olur. İşte Ramazan-ı Şerif geliyor. Ramazan-ı Şerif gelirken işte nelere dikkat edeceğiz? Ben kan aldırabilir miyim? İğne vurulabilir miyim? İlaçları nasıl kullanacağım? Bunu uzun boylu hocaya, hacıya sormaya gerek yok.
İçinden gerçekten çıkamadığımız bir durum olur sorarız. Bunun dışında bütün kitaplarda geçiyor, anlatılıyor. Orucun farzları, sünnetleri vesaire edebi erkanı haber veriyor. Bunlardan da malumatımız oluyor. Biz Müslümanız nihayet. İslam'ın esaslarını bileceğiz. Hele takva yolunu tutan bir kimsenin bunu bilmemesi şok yanlış olur. Bunları öğreneceğiz. Bakıyorum bir zevktir, olabilir. Böyle manevi haller, yaşanan, acayip harikulade bazı haller zuhur ediyor. Mesela gözünün önünde bir nur parlıyor. Kendisine rüyasında acayip sırlar beliriyor. Bunlar içten değil. Nereden söylüyorum? Bir kutbul aktabın kitabından söylüyorum. Müsaabelerden söylüyorum. Buyuruyor ki bir kutbul aktab, bizim dikkat edeceğimiz budur. Zamanın kutbu Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem vekili. Bir kimseye buyuruyor, keşif ve kerametin enva'ı verilse, her çeşit verilse, hali şeriata uymuyorsa bu haraplıktır.
Ama hiçbir böyle manevi hallerden birisi belirmiyor. Fakat şeriata uygun bir hali varsa bunda keder edecek hiçbir şey yok buyuruyor. Okuyalım, Esad Erbili Hazretleri Kutbu Azam bizim mürşid-i kamilimizdir. Okuyalım, mürşid-i kamilin özelliklerini sıralar. Nedir? Keramet bunlar için illa şart değildirdir. Ashab-ı Güzin efendilerimizden bile Ashab-ı Güzin efendilerimizden bile en büyüklerinden Sıddık Azam radıyallahu anh birkaç keramet. Suhur etmiş hep istikamet üzere yürümüştür. Bunları anlatıyoruz ama cemaatimizin içerisinde Elhamdülillah çok yüksek payda olan kimseler var. Profesörü de var, doçenti de var, Sahasında uzman kimseler de var. Müesseselerde görev almış, oranın amiri memuru durumunda olanlar var. İşçiste var, çiftçiste var. En azından keşif keramet bunu sen bize anlat. Bugünün insanları Elhamdülillah uyanık, okuyor, talim ediyor.
Bir şeyi anlatacaksa o da kadar bilgimiz olmalı ki kapıyı haber verebilelim. İyi okumamışız bilmiyoruz. O zaman her şeyi üstlenme. Orada maluma sahip olan, mesela hakikaten tefsir yapabilecek dirayette teslim et. Bu bir fazilettir. Hadis-i Şeriflerde malumat olan kimseye teslim et. Gerçekten ağır oluyor. Bilen bir kimse için, böyle bilmeyen bir kimsenin bilgiçlik taslaması çok yanlış bir hareket. Bak zamanın kutbu, Hacı Hasan efendimiz yanında bulunuyoruz. Kendisine görev verildiği halde birkaç isim tespit ederek Sami Bende Hazretlerine varıyor. Efendim bunlara siz görev verin, ben layık değilim diyor. Bak kibir anlatılır, kibir. Eserlerde görürsünüz. Diyelim ki bir insan bir evin baş köşesi de olur. Giriş bölümü de olur. Eğer diyor giriş bölümünde oturmaya razı olmuyor da üst kademede oturayım diyorsa bu kibirdir. Kibir şirke yakın bir günahtır.
Efendim demek ki ilim başta en geçerli olan bu. Cenabı Hak okumamışsa gönlüne lütfetmiş, ihsan etmiş. Gönlüne ihsan edilen o ilmi anlatabilir mi? Bir makasıdı şer, şer'i esasa uyacak biliyor muyuz? Evet uçma kaçma bunlar anlatılıyor ama bir kitap, sünnet, icma, kıyas bunların anlamlarını binebiliyor muyuz? Biliyorsak çok güzel. Bunları bir talim edelim. Bunları bir öğrenelim. Bak Sami Efendi Hazretlerinin hulefasından birisinden misal vereceğim. Güzelce tabileri diz çökmüş oturuyorlar. Bir tanesine ilmihal kitabı vermiş. Kaç kere dinledim. Okuyor. Mesela orucun farzlarından okuyor, iftiharı anlatıyor, sahura anlatıyor. Teravih namazından konuşuluyor, nelere dikkat edeceğiz. İnanın öyle bir aşk meydana geliyor ki birisi Allah dediği zaman Celle Celalühü hepsi elektriklenmiş gibi, Allah diyorlar. Önemli olan bu. Allah'ımız bizlere akillarız. Salim bir akıl.
Kuran-ı Kerim'de en kapsamlı ayeti celile olarak bunu ifade ederler. Bu ayeti, kelimeyi malum bütün hutbelerde okunur. Muhakkak ki Allah Celle Celalühü adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar, o düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. Bizim ilk başladığımız sır neydi? Ebu Osman El Mekki. Haddesallahu sırrı. Sufi'yi anlatırken diyor ki, devrinde en önemli işine ise buna deva bulmaya çalışandır. Peygamberlerin gelişlerine bile bakıyoruz. Efendimiz aleyhisselatu vesselam bütün mucizeleri, enbiyanın mucizatı onda mevcut Ve kendisine verilen mucize en büyüğü Kuran-ı Azimüşşan'dır. Hepsi içerisinde mevcut. Çünkü hiçbir şeyi biz eksik bırakmadık, yaş ve kuru ne varsa hepsi onda mevcut diye buyuruluyor. Sonra İsa aleyhisselama bakıyoruz. Devrinde hastalıklar neler? Bunlara deva.
Rabbimiz öyle kendisine bir lütufta bulunmuş ki mucize olarak şu baraz hastalıkları olanlar, onları tedavi ediyor ve diğer hastalıklar. Bunun yanında ölüleri diriltme gibi mucizatı nebilerden birisi verilmiş. Musa Aleyhisselam devrinde sihir çok ileri. Cenabı Hak vermiş olduğu asa ile onların hepsini iptal ediyor ve diğer peygamberlerde olduğu gibi velilerde aynı. Velayet ölçüsü içerisinde kendi devrine göre gelir. Kendi devrinde en önemli konu ne ise bunları en iyi talim eden bilen kimselerdir. Şimdi günümüze baktığımız zaman günümüzde hele şu zamanda gördüğümüz hepiniz buna şahitsiniz. Ahlaki bozukluk olarak ne var? Fuhuş var, münkerat var, Bağıy, zulüm var ve kötülükler hep bunun içerisindedir. Üç tane güzellik vardır. Bu üç güzellik alemin düzeni intizamıdır. Üçü de artık tefessüh etmesi, bozulması, helaki yok olmasıdır.
Allahu Teala bu ayette dünya nizamını sağlayan üç hususu zikrediyor. Buna karşılık üç çirkin davranışı da Mevlamız bize memnun kılıyor, yasaklıyor. Bize Halık'ımızın bu ayeti celile-i cemile'de emrettiği nedir? Adalet, ihsan, akrabaya yardım. Neyi yasaklıyor Cenabı hak? Fuhşu, münkeratı ve zulmü. Adalet ne demektir? Bunların hepsi ayrı ayrı bir konu olmakla birlikte kısaca anlamı, adalet nedir adalet? Bir şeyi kendi yerinde kullanmaktır, göz kendi yerinde gözdür, o kulak olmaz. Kulak kendi yerinde kulaktır, hepsi ayrı ayrı yerlerinde vazifeler yaparlar. Adalet. Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. Ne kadar güzel, şu kafi. Ölçülü davranmak. Haddimizi bilmek. Bilmiyorsan bilmiyorum diyeceksin, bilenin önüne geçmeyeceksin. İhsan, iyilik etmek, hayır yapmak, bağışta bulunmak ve emredilen şeyi gerektiği gibi yerine getirmek demektir.
İbadette ihsan, cibil hadisinde geçer. İslam, iman ve ihsan diye Cenabı Hakkı görür gibi ibadet etmektir. Biz onu göremesek dahi Cenabı hakk'ın bizi gördüğünü bilerek taat yapmaktır. Akrabaya yardım, uzak ve yakın akrabaya iyilik etmek, ihtiyaçlarını karşılamak, onlara karşı iyi davranmak demektir. Hallerini hatırlarını sormak gerçekten bir sıkıntı varsa elimizden geliyorsa onları gidermek. Fahşa nedir? Yalan, iftira, zina gibi söz veya fiille işlenen günah ve çirkinliklerdir. Biz Allah'ımızın kitabına öyle yapışacağız ki, bu kitabı Kerim'de bu mukaddes kitapta her şey ifade edilmiş. Sarıldığımız zaman o kurtuluşumuzu elbette temin edecektir. Nedir? Fahişe, fil luga, lugavi anlamı, Gaulün evfialun şeniun. Çok kötü söz. Çok kötü hal, hareket, davranıştır. Nedir fahşa? El-Kiz, yalandır, gıybettir, bühtan. Böyle suçsuz kimselere suç isnat etmek ve sözde olan yanlışlıklardır.
Fevaiş, fuhşun cemi olarak geçiyor. Fevaiş. Allah'ımızın dışında maksat ve gayelere düşmektir. Tahşa el Kebair, büyük günahlardır. El fevahiş, fil efal I hüverriye, hareketlerde nedir? Gösteriş. Kendisini belli bir makamda görmek, Allah'ın resulü iki cihan güneşi bile el fakru fahri buyururken biz ne oldu ki kendimize süs verebiliyoruz? Bu cehaletin ta kendisidir. Fevahiş filefal davranan işlerde riya, göstermiştir. Ve iç aleminde de çeşitli davalara düşmek ve yalandır, yalancı davalar. Şu olacağım, bu olacağım. İşte benim şu kadar tatim, şu yıldan beri bağlılığım bu gibi sözler çok yanlıştır. İnşallah İslam'ımıza vesile olur. Fahşa nedir? Dünyaya aldanmaktır. Bütün arzusu ve isteği dünya olmaktır. Ondan sonra bu fahşa çirkin fiili kuvvetlendiren, arttıran, azdıran nedir? Hırstır.
Böyle bir benlik ve kibir hırsı, Dünyevi olarak varlığa gelişme hırsı, dünyevi arzu hırsı, sonra baş olma arzusu, kitaplarda geçen esaslardan söylüyorum. Bir de hayvani duygular. Kefetü'l emel. Vennisienul gana. Nedir? Haşa. Böyle yersiz düşünceler. Şöyle yapacağım, böyle edeceğim, şöyle olacağım, böyle olacağım gibi davranışlar ve kanaat, az bir nimetle geçinmek ve bundan razı olmak, Evet. Bunu diyor unutmaktır. Kanaat ahlakını unutmaktır. Çok yersiz düşüncelere dalmaktır. Mütevatü şehevat, bunu İmamı Kuşeydi Hazretleri'nden bahsediyoruz Rabbimizin izniyle. Mütevatü şehevat, hayvani duygulara düşmek, Allah korusun. Çok büyük bir tehlike. İsarulhuzuz. Bu dünyevi de olur, uhrevi de olur. Hep yemeler içmeler, gezmeler vesaireler gerçekten hayatımıza iyi bir yön vermemiz gerekir.
Okuyalım büyüklerimizin eserlerini, okuyalım kitabı kerimi, ehadisi Muhammediyeyi, kafir yedi bağırsakla yer buyruluyor. Müminler bir bağırsakla. Yani böyle derviş mi olur? Yemenin derdinden başka bir şey olmazsa ne olur o? Hani aleyhisselatu vesselam Efendimiz ve ashabı güzün örneğimiz bakarız hayatlarına. Ve uhrevi haz olarak da işte şöyle zip duyuyorum, şöyle haller yaşıyorum, o murakebeyim diyoruz ya, ahlakımız daha nefsi emmarede bunu geçmeye çalışalım biz. Asıl murakabe nefsimizin mertebelerini geçmek. Üstadımızın bir sohbetini dinledim, siz de dinliyorsunuz. Buyuruyor ki bir kimse görevlendirilmiş, olabilir. Tabii onlar bizim başımızın tacı ama siz durun da şu kimse baksın desen diyor, aynen hacasın efendimiz. Emin olun yolu da terk ediyor diyor. Böyle nefsin oyunlarına haber verirken bunları söylüyor. Bir başkasını kendisine tercih etmek nerede? Evet.
Allah'tan gayrısına nazar etmektir. Bu fuhuş olarak haber veriliyor. Daha haşa, el-Buhul cimriliktir buyuruyor. Kahşa na yahcübukanillah, Allah'ımızın aşkına, muhabbetine, tecellisine, varidatı ilahiyeye, füyuzata, emirlerine nehiylerinden kaçmaya perde olan herhaldedir. Ve bizi Rabbımızdan alıkoyan hareketlerdir. Gerek mal olsun gerek evlat olsun. La akvehumiyel ingutayanillahi teala. Allah'u Zülcelalden mahrum olmak kadar çirkin bir hal yoktur buyuruyor. Tahşa nedir? Gerek söz gerek davranış olarak çirkin hareketlerdir. Biz örnek verirsek mevzuyu kaybederiz diye giremiyorum. Gerçekten büyüklerimizi inşallah takip ederiz. Allah'ımızın dostlarıdır onlar. Çünkü bizim örnek alacağımız kimseler nebiler, sıddıkler, şehitler ve Salihlerdir. Ne güzel. Elhamdülillah bu Şuheda ve Salihinden olan sadıkinden olan kimselerin dilleri çok düzgün.
Bir defasında Erenköy'de Abdülkadir Efendi diye kıymetli bir insan Adanalı. Çok oldu. İltihal ettin ise ruhu şad olsun. Üstadımızı evine davet etti. Orada şunu anlattı. Biz dedi beraber Sami Efendi Hazretleri de şöyle bir seyahate çıktık İstanbul'a. Şöyle baktılar diyor etrafa, buyurmuşlar ki Abdülkadir kıyametin iki alameti var. Biri bina ikincisini diyemedi diyor, edebi Muhammediyesinden söyleyemedi diyor. Halbuki zina diyor, konu ağzına bile almadı diyor. Böyle seçkin kimseler işte keramet bu, keşif bu. Tevazu bu. Evet efendim. Allah'tan gayrelerine dayanmak. Bu şekilde izah buyurmuşlar. Bir de münkerat. Biz kısa kısa geçiyoruz bunları. Münkerat dendiği zaman aklımızı nefsin esaretinde kılmaktır. Aklımızı nefsimizin esiri kılmaktır. Bundan dolayı Esad Erbili Hazretleri Mektubatında bir evladına şöyle duada bulunuyorlar. Cenabı hak aklınızı ve ruhunuzu hakim kılsın buyuruyor.
Ne kadar güzel söylemişler. Ed-Düsderi Hazretleri, biz isimlerini vermiyoruz ama hep müstesna kimseler, onların şefaatlerini umarız. Ve irtikabul maasi, isyan olan kötü halleri yapmak ve mekene minelefal, gerek söz olsun gerek davranış olsun isyan işlemektir diyor. İsyana gitmek Allah'ımızın men ettiklerini yapmaktır. Münker nedir? Ve terku hurmeti lekabir. Saygı duyacağımız kimselere saygıyı terk etmektir. Münker nedir? El ısrar. Bir kötülükte vazgeçmeden onda ısrar etmek, daha da o kötülüğü işlemek. Münker nedir? Allah'ımızın Allah'ımızın emirlerindeki hikmeti ve şeri esasları tanımamaktır. Münker nedir? Şer'i emirler ve sünneti Muhammediyeyi sünneti Muhammediyeyi bilmemektir demişler. Bir de bağy, üç tane. Paşa, münker ve ba. Bay zulümdür. Zulüm nedir? Gazaptır. Zulüm nedir?
Allahü zülcelal'e, Celal'e, taatini Rabbimize yapacağı görevi vazifesi bunları terk etmektir ve isyanla meşgul olmaktır demişler. Daha zulüm nedir? Huvel iştigalü bigayirian, Allahu Zülcelal'in dışında onun razı olmadığı hallerle meşgul olmaktır. Haktan ayrılmaktır, nefsinin arzu ve isteklerine düşmektir demişler. Daha ele alınmış Ahmed Er Rufai Hazretleri, Kaddafi arzu ve isteklerini yerine getirmek. Huve rabdulgalbi alel hiyane. Allah korusun Cenabı hak hepimizi muhafaza buyursun. Bu hıyanet doğru olmayan bu davranışla kalbinin meşgul olmasıdır. Allah'ımızın sevmediği haldir, sevmedikleridir. Cenabı hak hainleri sevmez. Vermiş olduğu Allah'ımıza ahdi sözü unutanlar diye de geçer. Zulmü üç şekilde almışlardır. Bir bağışlanan zulümdür. Bu nefsimizde yapmış olduğumuz şahsi olan hatalarımız, tövbe ettiğimiz zaman Cenabıhakk'a tam yöneldiğimiz zaman bağışlanmayı umarız.
İkincisi hesabı gerektiren zulümdür. Bu da kendi dışımızdaki insanlara yapılan yanlışlıklar, hatalarımız, kusurlarımızdır. Bir de affolunmayan zulümdür ki bu da şirktir denmiş. Daha da geniş bir şekilde ele alınmış, Cenabı hak cümlemizi bu kötü fiillerden hem şahsımızı, hem ailemizi çoluğumuzu çocuğumuzu, eşimiz dostumuz ve bütün ülkemizi muhafaza buyursun. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.