Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Sevgili Dinleyiciler misin, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde bugün sizlerle birlikteyiz tekrar. Bugünkü programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahülazîz'in Musahabe isimli eserinden beşinci cildinden ilim hakkında bir sohbeti aktarmak istiyorum. Bundan sonraki sohbetlerimizin bir kısmında Hadis-i Şerifleri sizlere aktarmaya çalışacağım. İlim hakkında Hadis-i Şerifler şimdi zikretmek istiyorum. Faydalı ilim talep etmek hususunda.
Ey Allah'ım fayda vermeyecek ilimden, dergahı izzetine yükselmeyecek, kabul edilmeyecek amelden, dinlenmeyecek, icabetine iktiran etmeyecek duadan sana sığınırım. Kendi kusurunu unutan ilim adamı tıpkı halkı ışıklandırdığı halde kendisini yakıp bitiren kandil gibidir. Allah kime hayır dilerse oldukları faydalı ilimleri öğretin. Fakat bu babda kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin. Müjdeleyin, ürkütmeyin, nefret ettirmeyin, herhangi biriniz biriniz öfkelendiği vakit sussun. İlim öğretin fakat unf ve şiddet göstermeyin. Zira güler yüzlü öğretmen sert olandan hayırlıdır. Kim kendisine ilmi bir mesele sorulur da onu gizler söylemezse Allah onun ağzına kıyamet günü ateşten gem vurur. İnsanların en kötüleri, insanlar içindeki alimlerin en şerirleri yani kötüleridir. Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetva verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
Alimin cahil abid üzerine üstünlüğü benim en aşağı mertebede olanınıza karşı üstünlüğüm gibidir. Şüphesiz hem Allah hem Onun melekleri hem gökte ve yerde bulunanlar hatta yuvasındaki karıncalar ve balıklar insanlara hayır öğreten için salat ederler. Yani Allah ona rahmet eder diğerleri de onun bağışlanmasını Cenabı Hak'tan isterler. Hilmi yazarak bağlayın. Yani yazıya alınmayan kitap haline gelmeyen bilgiler ürkek kuşlar gibi uçup gider. Mütalaa edilen ilmi eserlerin faydalı ve özlü yerlerini not defterlerine kaydetmeli, bunları saklayıp tekrar tekrar gözden geçirmeli. Bunlar en kıymetli bilgi kaynaklarıdır. Bununla beraber bilgilerin herkesin faydalanması için kitap halinde neşredilmesi elzemdir. Şüphesiz ki Allah Teala şu kitap sebebiyle yani Kuran'a iman ona göre amel edip etmemek bakımından bazı kavimleri yükseltir ve o sebeple diğerlerini de alçaltır.
Herhangi biriniz koltuğunun üstünde refah, kibir ve saltanatla dayanarak yan gelip keyfine bakarak Allah şu Kuran'dakilerden başka bir şey haram kılmamıştır mı zanneder? Haberiniz olsun yemin ederim ki ben de emrettim, vazettim, nehyettim ki onlar sayıca Kuran'ın misli gibidir, belki daha da çoktur. Ehli kitap olan Hristiyanlar Yahudiler üzerilerindeki borçlarını vergilerini verdikçe izinleri olmadan evlerine girmenizi, kadınlarını dövmenizi, meyvelerini yemenizi yüce ve ulu Allah size helal kılmamıştır. Kim ümmetime helaller ve haramlar hakkında bilgi vermek için Allah'ın rızasını isteyerek kırk hadis öğretirse, Allah onu kıyamet gününde alim olarak haşreder. Mişkat'da da şu mealde mealde bir Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir: Kim ümmetimin dinine ait kırk hadisi öğretirse Allah onu fakih olarak haşreder. Ben de kıyamet günü ona hem şefaatçi hem de şahit olurum.
İmam Nevevi diyor ki Hıfzdan ve öğrenmekten maksat kırk hadisi Müslümanlara nakletmektir. Bu konuda daha bir hayli hadis ve müjde vardır sevgili Nevciler. Kim yalan olduğunu zannetmesine rağmen benden rivayetle bir hadis söylerse, o iki yalancıdan yalancılardan biridir. Hadis Hafızı Zeynep'in el-Araki diyor ki, hikayeciler hadislerin sahih olup olmadığını bilmeden naklederler. Eğer naklettikleri söz tesadüfen doğru bir Hadis çıkarsa yine onlar bu hususta günahkardırlar. Çünkü bilmedikleri bir şeyi söylemişlerdir. Bu vasıfta olanların kitaplardan hatta Buhari Müslim'den de hadis nakletmeleri, onları ehli hadisten olan ulemanın huzurunda okumadıkça caiz olmaz.
Tahkik ve irfan sahiplerinden ihtiyata riayet edenlerden bazıları bir hadis rivayet ederlerken, sehivden veyahut hatadan korkarak, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buna benzer ve buna yakın yahut bu manada ve emsali lafızlarla şöyle buyurmuş derler. Fimakal ev kema kal gibi. Kim bana ait bir haberi yalan yere kasten söylerse kendisine cehennemden bir yer edinsin. Bu hadis-i şerifi içlerinde Aşere-i Mübeşşere'nin de dahil bulunduğu üç yüz kadar Sahabi-i Celil rivayet etmişlerdir. Aşere-i Ebu Bekir Sıddık, Ömerü'l-Faruk, Osman Zinnureyn, Aliyü'l-Murtasa, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Sa'd bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Said b. Zeyd Radıyallahu Anhüm olarak zikredilmektedir. Bu rivayetler aynı meali ifade etmek suretiyle lafız farkları taşımaktadır. Hatta bu rivayetlerin bir kısmında müteammiden yani kasten bilerek kaydı da mevcut değildir.
Hatta bunun mevcut olmadığına yemin edenler dahi vardır. Ulemanın ecma ittifakla beyanına göre Allah'ın sevgili peygamberine ait yalan bir haber vermek en büyük günahtır. Şafilerden, Cüveyni'nin, Malikilerden İbn-i Münir ve diğer büyük ulema'nın içtihadınca bu yalanı irtikap edenler maazallah İslam dininden çıkmış olurlar. Nefilerden Ali Yukkari de bu kanaattedir. Bütün bunlara nazaran mevzu yani sonradan hadis diye uydurulmuş sözleri, terhip ve terhip kastıyla da olsa, teşvik ve uyarı kastıyla da olsa rivayet etmek, bunların uydurma olduğunu bilenler yahut bu babla şüpheye düşenler için haramdır. Meğer bu rivayet onların düzme ve uydurma olduklarını açıklamak şeklinde olsun. Bir hadisin gündüzün ortasında parıldayan güneş kadar zahir ve doğru olduğuna kati kanaat etmedikçe Allah'ın Resulü şöyle buyurdu, denilmemelidir.
Şüphe yok ki bana ait yalan haber vermek, herhangi biri hakkında yalan söylemek gibi değildir. Günahı daha büyüktür. Kim kasten benim hakkımda yalan irtikap ederse artık o kendisine ateşten yer edinsin. Yani cehenneme hazırlansın. İbn-i Melek der ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi ilgilendiren yalan bir haberi söylemek günahların en büyüğüdür. Zira bu İslam'ın temellerini yıkmağa, şeriatın ve şeriat hükümlerinin ifsadına kadar varır. Onun için Ashab-ı Kiram'dan bir zümre eksik ve fazla kelimeye meydan vermekten korkarak çok hadis etmekten kaçmışlardır. Tabiinden bazıları da aynı endişe ile Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kadar çıkarmayarak ashabın isimlerini zikr ile iktifa etmişlerdir. Bu kabil hadislere mevkuf hadis derler. Bana nispeti sahih olduğunu bildikleriniz müstesna olmak üzere, Hadis rivayet etmekten sakının.
Çünkü kim bana karşı benim hadislerim hakkında kasten yalan söylerse şimdiden kendisine ateşten oturacağı bir yer edinsin. Kim de Kuran hakkında kendi görüşünce söz söylerse o da ateşten oturacağı bir yer edinsin. Benden kalplerinizin tanıdığı, doğruluğuna inandığınız, tüylerinizin ve kalplerinizin inkar ettiği ve hakikaten size yani sizin anlayışınızla uzak olduğunu bildiğiniz bir hadiste işittiğiniz vakit hükmedin ki ben ona sizden daha uzağım. Kim bizim şu emrimizin, dinimizin içinde ondan olmayan bir şey ihdas ederse, ona yeni bir şey katarsa o merduttur, makbul ve meşru değildir. Bid'at sahibinin amelini, bid'atını terk edinceye kadar Allah kabul etmeye razı olmaz. Burada Murad, haram olan yani Kuran'a, sünneti rasule, icma-ı ümmete ve kıyasa aykırı bulunan bid'atlerdir. Hak küçük olsun, büyük olsun, kimden gelirse al, yani kabul et.
İsterse o adam buğz edilen bir uzak yabancı olsun. Batılı da küçük olsun büyük olsun, kim getirirse reddet. Reddet. O isterse sevgili bir yakın olsun. Derdi nicrimiz İhsan Mektebi programlısın bugün sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Aziz'in Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden ilim hakkında bazı Hadis-i Şerifleri mealen aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda başka bir sohbette tekrar buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz. Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.