Sevgili Nijerimiz Musahabe serimizin birinci cildine İlmin Fazileti babıyla devam ediyoruz. Bundan önceki programımızda ilmin faziletine dair hadis-i şerifleri sizlere aktarmaya devam ediyordum. Rasulullah efendimiz şöyle buyurmuşlar: İlmullah'tan bir kelimeyi bir kimsenin dinleyip işitmesi bir sene nafile ibadetten efdaldir. Allahü Teala Hazretlerinin rızası için ilim talep edip öğrenmeye çalışanların rızıklarını Allah Azze ve Celle umulmadık yerlerden üstlenmiştir. Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri Süleyman aleyhisselamı mal ve mülk ve ilim arasında muhayyer buyurdu. Süleyman Aleyhisselam ilmi tercih ettiği için Malikel mülk olan Hak Celle ve Ala Hazretleri hem ilim verdi hem de mülk ve mal ihsan buyurdu.
İhtiyarlar dini işlerini abdest, namaz, taharet gibi mesail-i mühimme-i şer'iyyelerini öğrenmek için yani şeriat ilimlerinin önemli meselelerini öğrenmek için gençlerin huzurunda oturmaktan sakınmasınlar. İhtiyarlar yemek yemekten sakınmadıkları gibi ilim öğrenmekten de sakınmasınlar. Dini ilimleri öğrenmeksizin ibadet edenler değirmen merkebi gibidir. Yani seyr ü süluk edip Hakk'a vasıl olamazlar. Ebu'l leys Semerkandi diyor ki bir kimse alim yanında oturup da ilimden bir şey öğrenememiş olsa da o kimseye yedi ikram vardır. Eğer ilim öğrenirse onun fazileti de daha başkadır. Birincisi, ilim öğrenmeye talip olan kimsenin nail olacağı fazilete nail olur. İkincisi, alim yanında oturduğu müddette nefsini masiyetten korumuş olur. Üçüncüsü, ilim meclisinde oturunca rahmet-i ilahiye o meclise nazil olmakla ondan hisseyeab olur.
Dördüncüsü, ilim öğrenmek üzere evinden çıktığı vakitte üzerine rahmet-i ilahiye nazil olur. Beşincisi, ilim meclisinde dinlemesine de ibadet, taat yazılır. Altıncısı, eğer dinler de iyice fehmedip anlayamazsa kalbinde bir ızdırap ve mahzuniyet hasıl olursa ilmi dinleyip de anlayamadığından dolayı kalbi mahzun olan kimsenin hüznü Allah Azze ve Celle Hazretleri katında vesileyi mağfiret olur. Nitekim hadisi kutside buyurulmuştur ki. Benim rızam için mahzun olanların ben yanındayım. Yani mekandan münezzeh olduğu halde yanındayım buyurmuştur. Ve yedinci faydası insanların izaz ve ikramına nail olur ve kalbi ilme meyil ve muhabbet eder ve bu hikmet üzerine Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz salihlerin meclislerine devamı emir buyurmuştur. Bu hikmete binaen ulema ikram demişlerdir ki bir kimse alimlerle birlikte oturursa ilmi artar.
Bir kimse salihlerle birlikte oturursa ibadet ve taata rağbeti artar. Bir kimse zenginlerle oturursa o kimsenin kalbinde dünyaya muhabbet ve rağbet artar. Bir kimse ehli tekebbür ile oturursa kibri artar. Bir kimse çocukla oturursa lehvü mizahı, eğlenceli şeyleri artar. Bir kimse kadınlarla oturursa cehlü şehveti artar. Bir kimse eğer fasıklarla oturursa tevbeyi ihmal ile masiyete cüreti artar. Ve denilmiştir ki ilme rağbet edenin kalbinde altı mühim haslet husule gelir. Birincisi, feraiz-i ilahiyeyi edaya müsarrat eder ve der ki, Allahü Teala hazretleri bana bu farizayı emir buyurmuştur. İkincisi, Maazi'den nehy-i ilahi muktezası içtinab eder. Üçüncüsü, ihsan-ı ilahiye şükre devamlı vücubunu idrak ile şükrü artar. Dördüncüsü, insanlara karşı insaf ve merhametle hareket etmek hususunda idraki artar.