Sayın dinleyicilerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Müellifimiz Ali Ramazan Dinç Efendi'nin aranan kimlik kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Bugünkü paylaşacağımız bölüm iletişim başlığını taşıyor. İletişim. Veda haccında yüz yirmi dört bin sahabe-i kirama hitap eden Resulullah İslam'ın yayılmasını haber veriyordu. Kutlu mesajında bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. İlahi davetler zamanın iletişim vasıtalarıyla duyuruluyordu insanlığa. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem elçilerle krallara mektup yolluyordu. Habeşistan kralı Necaşi'ye, Bizans hükümdarı Herakliyus'a, Hisra'ya, Kıptilerin kralı Mukavkıs'a vesaire dini mübini İslam'ın güç bulması için ülke ve etraf kabirlere davetçiler gönderiyordu. Nebiyi Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz.
Muaz bin Cebel'i Yemen'e, Mus'ab bin Umeyr'i Medine-i Münevvere'ye göndermiştir. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Şam valisinden gelen talep üzerine Muaz bin Cebel, Ubade bin Sabit ve Ebu'd-Derda'yı Kuran-ı Kerim'i ve dinin ahkamını öğretmek üzere göndermiştir. Gün geldi ağaçlara vurarak dumanla, güvercinle, telgrafla, telefonla, daktiloyla telefon, fonograf, radyo, faks, bilgisayar ve internetle haberleşti insanlar birbiriyle. Bu teknoloji ellerinde olsaydı Kuran'a aşıklarının neler yapmazlardı? Atla, merkeple, trenle, sigara dumanıyla tebliğe koşanlar her yerde dillendirirdi İslam'ın güzelliğini. O günkü imkanlarla gidilen Komor Adaları'nda okunan ezan sesleri onların eseridir. İslam'ın aşıklarının Çin, Malezya, Endonezya, Maldiv Adaları ve Komor Adaları'na, Güney Asya ülkelerine, Hindistan, Batı Pakistan, Bengal, Himalayalara İslam'ın yayılmasında rolleri büyüktür.
Haberleşmeyi zorluklar içerisinde yapanların güç ve kuvveti inandıkları ulvi davadan geliyordu. Zekeriya Aleyhisselam'ın Nidaen Hafiya nizasından tecelli ediyordu. O Rabbine gizlice içinden yalvarmıştı. Araf suresinin iki yüz beşinci ayetindeki yalvarış ve yakarıştan zuhur ediyordu. Sabah akşam demeden kendi içinden korkarak ve yalvararak alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma. Neml Suresi'nde Sebe Kraliçesini İslam'a davet iletişimin çağrıdaki önemini ifade eder. Hüdhüd kuşuyla Süleyman Aleyhisselam mektup gönderdi. Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki, ey ileri gelenler bana çok önemli bir mektup atıldı. Sonra Süleyman müşavirlerine dedi ki, ey ulular onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir? Cinlerden bir ifrit, sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var, dedi.
Kitaptan ilmi olan kimse ise gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. Süleyman onu Melike'nin tahtını yanı başına yerleşivermiş görünce, Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim, diye beni sınamak üzere Rabbimin gösterdiği lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edene gelince o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir. Neticede Belkıs iman etti. Melike dedi ki, Rabbim, ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyetinde alemlerin rabbi olan Allah'a teslim oldum. Hud suresinde Lut kavminin helaki için gelen elçiler de bir tür haberleşmedir. Cenabı Hakk'ın Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla peygamberlere gelen vahiy bunun örneğidir. Ehlullahın gönlüne düşen ilhamlar vahiyden sonra bir iletişimdir. Kuran ve sünnete dayanmak suretiyle kalplerin bilgisi Rabbimizdendir.
Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını kötülükten sakınma yeteneğini ilham edene andolsun ki nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Alıcı ve vericilerle sağlanan iletişim ruhi melekelerle temin edilir asıl. İmam Şarani kudüs-ü sirruh, elimi Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem kabrine kor konuşurum buyurur. Konunun başına konuşacak ayetin ne olması gerektiği sorulunca üstadımıza gözlerini bir müddet kapadıktan sonra açıp şöyle dedi. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizle görüştüm. Rum suresi kırk birinci ayeti buyuruyor. İnsanların kendi işledikleri kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını dünyada onlara tattıracaktır. Abdülkadir Geylani Kuddusu Sirruhu ne kadar alıcıysanız o kadar vereceğiz buyurur.
Bir gün üstadımız bir hocayla yaptığı telefon görüşmesinde kalbimden iki tel verdim demişti. Ruhundan ruh üfleyen Rabbimiz Celle Celalühu kendisiyle alaka kuracak noktalarla tespit buyurmuştur. En önemli olanı kalptir. Hadis-i Kutsi'de, Yere ve göğe sığmam fakat mümin kulumun kalbine sığarım. Alıcı imanda tahkike ererse zatına mahsus konuşur. Bir kulum bana yaklaşırsa sevgime ve rızama kavuşursa ona sesleri duyurur ve saklı şeyleri gösteririm. Ey kulum, seni kendim için yarattım. Başka şeylerle oyalanma, rızkına kefilim, kendini üzme. Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol. Sana hizmet edene güçlük göster. Beni zikreden, hatırlayan kulumla birlikteyim. Ey Ademoğlu her işini benim emirlerime uygun olarak yap. Ben de senin kalbine muhabbetimi doldururum. Rabbimizle olan irtibat sütün içindeki yağ gibi ne muttasıl ne de münfasıl. Ayrı da değil bir de. Yaşandığı zaman bilinen bir haldir.
Kulun gayretine göre ikram var. Kul bir taat yaparsa karşılığı en az on, yedi yüz, katbekat sonsuzdur. Rahmetinin bereketi Hadis-i Kutsi'de şöyle haber verilir. Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım. O bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. İdareciler telefonunu yirmi dört saat açık tutar. Şarjını da ona göre ayarlar. Rabıta'yla mürşidi Kamil vasıtasıyla murakabeyle de bizzat vasıtasız Rabbi Zülcelal'den dolar derviş. Hablülveri damarlarıyla kurar alaka. Ant olsun insanı biz yarattık. Nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu da biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. İnternet ortamında Hristiyanlara ait birçok web sitesi bulunmaktadır. Müslümanlar tarafından faydalı ve zararlı web siteleri tespit edilmelidir. Sağlıklı web sitelerine girilmeli.
Yayınlarda ve her türlü haberleşme araçlarında hassas davranmalıdır. Gizli mekanlarda değil çocuklar umumun göreceği salonlarda meşgul olmalı internette. Çöp telefonları sanki bir kütüphane, dünyayı içine alan bir haberleşme aracı. Bıçağın ekmeği de adamı da kestiği gibi bu aletleri müspet yerlerde kullanmalıdır. Attığımız her adım aldığımız her nefeste niyetimiz İslam olmalı. Yeryüzünde fitne kalmayıncaya verdin tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla muharebe edin. Öğrencinin, müridin her meslek grubunun alacağı ders ehlinden olmalı. Allah Teala size emanetleri mutlaka ehline vermenizi emreder. Verici konumunda olan muallim öğretici, alıcısına, öğrencisine, kalbindeki nurla vermeli dersi diyor. Müellifimiz Muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi bu bölümü de böyle noktalıyor. Bir başka bölümde birlikte olmak ümidiyle sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.