Vakıa suresinde üç sınıf kimse beyan buyuruluyor. Essaib billah ve ashabul meymeneti ma ashabul meymene. Yani kitaplarını sağ taraftan alanlar ve ashabul meşemetima ashabul meşeme yani kitapları sol tarafından verilenler. Bu ve sabikun es sabikun ileride olan öncüler. Bu kimseler onlar öndedirler. Bu kimseler Cenabı Hakk'ın seçtiği kimselerdir. Velaya dost olarak kendisine seçtiği, ezelde Cenabı Hakk'ın bu şekilde takdir buyurduğu kimselerdir. Üns. Bu Allah'ımıza Celle Celalü, yakınlık hasıl eden kimseler ve üns, Allah'ımız ile dostluğun rahatlığı içerisindedirler. Bunlar dünyada iken hayırlı amelleriyle, müttaki oluşlarıyla önde giden kimselerdir. Zaten enbiyayı Izan Cenabı Hakk'a kesin inancı ile onlar öndedirler. Ve sebegas Sıddikun ve şuhe de mines sahabe ve gayruhum ilel imani bil enbiyye.
Bunlar da Allah'a ve Resulüne olan imanları sebebiyle şehitler, sadıklar ve Ashab-ı Güzin hiç şüphesiz öndedirler. Bu vefat eden kimseler minel mukarrabin, Cenabı hakk'ın kendisine yaklaştırdığı kimseler, mines sabikin, zaten onlar öndedirler. Minel ezveci selase zaten Sure-i Celile'nin baş taraflarında Ashab-ı Yemin, Ashab-ı Şimel ve Sebikun ifade buyrulmakta. Daha diğer surede de mevcuttur. Bunların üstünlüğü vehu ve şiddetul gurb. Cenabı Hakk'a yakınlıkları sebebiyledir. Gönüllerinin yakınlığı hiç şüphesiz. Bu önde olan kimseler Cenabı Hakk'ın mukarreb kendisine yaklaştırdığı kullarındandır. Bunlar Bunlar Rabbi Zülcelal'imizi tanıyan kimselerdir. Ehlül fenay fized Cenabı hakk'ın zatında yok olmuşlardır. Efendimizin şu mübarek sözünde Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Müferrüdun öne geçmiştir. Gıyp. Denildi ki ve menil müferridun ya Resulallah. Müferridun kimlerdir ey Allah'ın Resulü, kalp.
El müstah tirane bir zikrille. Allah'ın zikri ile, zikri ile kendinden geçmiş kimselerdir. Zikrullah ile ilahi bir sarhoşluğun içinde olan kimselerdir. Ve sabikun hümul bunlar aynen o şekilde buna akillarını yitirmiş ifadesi kullanılamaz katiyen. Fakat onu gafiller gördükleri zaman deli dedikleri kimselerdir. Gafillerin bunlar mecnundur, delidir dedikleri ama Cenabı Hak yanında makbul olan kullardır. Ey felahın rauh, ey raha lil ruh Şimdi cennet ehli kimseler için bu Vakıa Suresi'nde, ferahun ve reyhanün ve cennetün naim buyuruluyor. Onlar için rahu rahat biz bunu Türkçeye geçirmekte çok zorlanıyoruz. Acaba nasıl ifade edilir bilmiyorum. Ve nimetlerle bezenmiş cennetlerdedirler. Ferahlık rahatlık. Hümümüd dünya ve vumumuha. Artık dünyanın gamından, kederinden kurtulmuştu, kurtulmuşlardır. Ve mindigi alemil eşbahi ile halis-i alemil ervah. Artık bu dünyanın derdidir, tasasıdır.
Ondan kurtulmuş ruhlarının huzur bulacağı hale gelmişlerdir. Burada şunun iyi tespit edilmesi lazım. Eşeddü'l bela el enbiya buyurdur ya, belanın en şiddetlisi nebilere, ondan sonra velilere imanın derecesine göre değişiyor. O zaman bu tasalar, bu dertler hiç mi yok? Hepsi var. En şiddetlisi zaten Nebilere sonra velilere sonra devam ediyor. Yalnız onlar hayrihi ve şerrihi minellahi Teala, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğini bildikleri için Rabbimizden geldiğini bilmeleri sebebiyle onlara o dertler, o sıkıntılar bal lokması gibi gelir. Onlar bu nimete daha ölmeden önce nail olurlar. Öldükten sonra da tarifi mümkün olmayan nimet bahşolunur. Öyle olur ki, nesimun yehebu aleyhim onlara ilahi bir esinti Allah tarafından bir lütuf bu, bu ihsandır. Ona mazhar olurlar. Öyle bir hal yaşarlar ki onlar, Artık ahirete göçtükten sonra bir daha ölüm yoktur. Hayaten tayyibe, bunu tarif sor.