İlahi Teveccüh ve İbadet Sırları kaydında Hem peygamberler hem de dünyevi işleri var bizzat kendi enleriyle takip etmişlerdir Meşşai izam dahi şüphesiz onların yolunu takiple üç bin kişiyi daha başka birçok dünyevi varlıkları var Üstadımız Hazretlerinin. Bu varlıklar kendisi yeyip içeceği kadar çünkü hayruz zikir el hafi hayrru rızk ma yekfi zikrin hayırlısı hafi olan zikrin…
Hem peygamberler hem de dünyevi işleri var bizzat kendi enleriyle takip etmişlerdir Meşşai izam dahi şüphesiz onların yolunu takiple üç bin kişiyi daha başka birçok dünyevi varlıkları var Üstadımız Hazretlerinin. Bu varlıklar kendisi yeyip içeceği kadar çünkü hayruz zikir el hafi hayrru rızk ma yekfi zikrin hayırlısı hafi olan zikrin hayırlısı böyle olduğu gibi rızkın hayırlısı yetecek kadar olan kendilerine yetecek kadar ama diğerini bütün Allah yolunda feda ediyor. İbadet ve taat hususunda da Hace Ubeydullah-i Ahrar Hazretleri bunu yine bu Behçet-üs Seniyye adlı eserimizin dışında diğer eserlerde de görüyoruz. Mütala ettiğimizde şuna şahit oluyoruz kendisi yatağa girmiyor kolay kolay yatağa girmeyen bir Mürşid-i Kamilimiz seccadesinin üzerinde uyku geldiği zaman iki dizlerinin üzerine artık nasıl tarif edeyim bükülmüş vaziyette veya sola sağa bu kadar ihtiyacını tamamlıyor.
Böyle bir Allah'ın sevgili kulu. Bunun izahına gidemeyiz bitmez ve tükenmez almış oldukları o ilahi teveccühat ile ilahi nimetler ile uykuya yer kalmıyor. Yine de istirahat buyuruyorlar hiç şüphesiz. Bunu anlatmışken kendileri doğumundan itibaren üstün halleri görülmüştür. Bunlarda şöyle bir hali görüyoruz. Ya ana karnında teslim alınıyorlar veya daha sonra biz ana karne diyoruz da Eles bezminde ilahi takdirle Cenabı Hak ashabına ictebehu ve hedehu edilmesi gibi buna benzer çok bitmeyen haller vardır tabii. Bir de daha sonra Rabbimizin hepsi takdiriyle bunlar da yaşantı olarak çocukluklarında bile güzellik müşahede ediliyor. Mübarek Efendimizin yüzünde bir nur vardı. Bu çok açık müşahede ediliyor. Bambaşka bir ilahi nur alnında parlardı. Dilinden Cenabı hakk'ın ismi Celali hiç eksik olmazdı. Zaten zikri küldür, zikri sultanidir.
Esad Elbili Hazretlerinin buyurduğu gibi efendim tecelliyata mazhar oldunuz mu Şu halim dediği gibi her halleri Rabbimize kulluktadır. Çok muazzam bir dedesi var. Şihabuddin. Hace Şiabuddin. Özellikleri saymakla bitmez, bunu anlatamayız yalnız büyük bir veli. Vefatına yakın zamanda bütün evlatlarını toplar torunlarını toplar sanki onlara bir veda edecek gibi. Bu arada Hace Ubeydullah Ahrar Hazretleri daha çocuk hep gözü onu arar onu arar diyor ki babasını Ubeydullah burada mı orada olmadığını anlayınca derhal getirirler Hace Ubeydullahi Ahrar hazretlerini dedesi kucağına alır bağrına basar ve ağlamaya başlar der ki bunda öyle bir mana öyle bir sır var ki alem bunun irşadıyla güzelleşecek dinimize pek çok hizmetler verecek der ve tasarrufata sahip de mübarek bir kimsedir. Hacı Ubeydullahınar hazretleri bir hadise anlatıyor. Çok uzun hayatı. Kendisi ben diyor daha çocuktum yattım.
Çocukluğumda diyor beni Şeyh Ebu Bekiri şaşi'nin mezarı yanına götürdüler. Ben diyor uyurken İsa Aleyhisselam peyda oldu. Buyurdu ki evladım ben seni yetiştireceğim. Daha uzun uyandım ve bunu kıymetli insanlara çünkü rüyanın yorumu herkese yaptırılmaz eğil insanlara yaptırılır. Bunu diyor Ehlullah'tan bir kimseye veya nasılsa ulema-i izamda, kiramdan birisine yorumlattın. Dedi ki İsa Aleyhisselam da tebabet var. Herhalde siz tıp ilminde çok ileri gireceksiniz. Fakat diyor Hacı Ubeydullah Hazretleri onun vermiş olduğu bu tabir hoşuma gitmedi. Benim diyor gönlüme gelen nasıl ki İsa Aleyhisselam ölüleri diriltmişse benim diyor kalbime gelen bu. Rabbimiz tarafından ilham olunan Allah'ımızın kullarının gönüllerini ihya etme nimetinin baş olunacağı belli oldu diyor.
İlahi Teveccüh ve İbadet Sırları kaydında Hem peygamberler hem de dünyevi işleri var bizzat kendi enleriyle takip etmişlerdir Meşşai izam dahi şüphesiz onların yolunu takiple üç bin kişiyi daha başka birçok dünyevi varlıkları var Üstadımız Hazretlerinin. Bu varlıklar kendisi yeyip içeceği kadar çünkü hayruz zikir el hafi hayrru rızk ma yekfi zikrin hayırlısı hafi olan zikrin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Silsile'de Esad Erbili Hazretlerine gelince onun hakkında geçen şu Haizi Makam-ı Kutbu Laktab havsi müceddid eşşek Muhammed Esad Erbili bil lütfi Huda hayatında nice mürde dili ihya eyledi. Her cihetten her an halkı Hakk'a irşad eyledi. Burada da Hacı Ubeydullah erri hazretlerinin buyurduğu gibi Esad Erbili Hazretlerinin Nietzsche mürde dili, Nietzsche ölmüş kalpleri ihyasına vesile olarak çok güzel ifade çok güzel. Her cihetten her an halkı Hakk'a irşadiledi. Her cihetten buyuruluyor. Sadece bir yönüyle değil.
Biz zannederiz ki sadece zikrullah ile diğer bütün yönleriyle mesela Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin risaleti sadece bir yönde değildi ki hem de bir devlet reisi, aynı zamanda bir muallim, aynı zamanda bir öğrenci, aynı zamanda bir komutan, aynı zamanda bir aile reisi her yönüyle müstesna ki evlatlarını da bu şekilde yetiştiriyor Rabbimizin izniyle Cenabı Hak onlara bu kabiliyeti nut etmiş, ihsan etmiş. Siz buraya gelmişken iflas konusunu işleyeceğimiz şu anda Rabbimizin izniyle bir ayeti celile Essahubillah Bir ölü iken kendisini dirilttiğimiz, ona verdiğimiz insanların arasında yürüyeceği bir nur, böyle olan bir kimse içinden çıkamaz bir halde karanlıklarda kalan kişi gibi olur mu hiç? Kafirlerin yapmakta oldukları şeyler kendilerine öyle süslü göründü buyruluyor. Burada birçok izahlar yapılıyor. Mesela bir ölüyken kendisini dirilttiğimiz, bu ne demek?
Bunda müfessirine zam efendilerimiz buyuruyorlar ki düşünelim cahiliye dönemi neydi? Putlara tapılıyordu. İnsanlar manen ve ruhen ölmüştü. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam gelince İslam ile müşerref olduklarında ne yaptılar? Ruhen ve manen dirildiler, Müslüman oldular. Bu yönüyle de izah etmişler. Daha başka meşayi izamın çok izahları var. Kısaca beyan edeyim. Bu kalbin hayatını üç şeye bağlıyor. Birisi Rabbimizin dışında olanlardan ayrılmak suretiyle vicdanül üns gönlünde kalbinde ve ruhunda Cenabı hak ile bir dostluk hasıl oluyor. Yaşanan bir husus ifadesi çok güç ama imrenelim. Elde etmek için Cenabı hak bize yardımını lütfetsin, ihsan etsin. Bu nimetlerin bahşolunması için Allah'ımıza yalvaralım. Şimdi duyuyorum bir kısım insanlarımız yatmıyorlar. Nasılsa gece kısa diyorlar, işte sahurumuzu yapar, ondan sonra yatarız. Bu esnada inşallah olmaz da tehlikeye düşmeyelim diye söylüyorum.
Böyle gözlerimizi görsel cihazlara dikip sabahlara kadar kirletmektense Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam buyuruyorlar ki başkaları tarafından da izah ediliyor, buraya göstermiş olduğu itina diğer aylar gibi değildi diye. Kendilerini Ramazan-ı Şerif'in son on gününde çok bir sıkıya alıyorlar. Gelmiş geçmiş bütün günahları affolunmuş halde bizim halimiz ne oluyor? Bize örnek olarak bu gösteriliyor. Biz o görsel cihazların karşısında mı şu mübarek günleri ele geçmez, geçip gidiyor bak bitiyor. Hayırlı insanlar derler ki bunu aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyor, eğer bu nimetin tadına lezzetine Ramazan-ı Şerif'in ermiş ise Nebi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz sevgili peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bütün senenin Ramazan-ı Şerif olmasını isterler buyuruyor.
Böyle bir hal varken tadını alamasak dahi alanlarımız müstesna böyle gözümüzü mü kirletmeliyiz, kulağımızı mı kirletmeliyiz? Adam çok zengin. Çocuğu bol harcamalara başlıyor. Diyor ki evladım bu nimeti kazanana kadar ben ne çektim iğne ile kuyu kazdım. Allah'ımız bu nimetleri bize öyle bir ihsanda bulunuyor ki değeri ölçülemez. Ancak bu nimetler kaybolduğu zaman biliriz. Bak şimdi komşunuza gidip bir kahve içmeyi canınız istemez miydi? Çocuğunuz çoluğunuz torununuz onlarla oturup bir sofrada iftar yapmak, birbirimize gidip gelmek, evde böyle kalmaktansa dışarılarda bulunmak ne ise artık. Bak bunlar elimizden alındı. Eshabü'l-in şekartum le eziden leküm ve lehin kefartum inne azabiyle şedit. Cenabı hakk'ın nimeti bunlar. Eğer şükründe olmazsak Cenabı hak bak görüyorsunuz evrad ve ezkarımız olduğu halde ölüm tefekküründe kendimi kastederek diyorum tembelliğimiz var.
Fakat şimdi bu hastalık gelince, virüs gelince ölürüz diye korkuyoruz. Aman ha kapının koluna bir başkası ilişmesin, hemen biz temizleyelim deyiveriyoruz. Bütün hücumlar, bakkallara, marketlere neden oldu? Kolonyalar oldu. Korunalım diye. Bak ölüm şimdi hiç hatırımızdan çıkmıyor, böyle mi olmalı? Allah'ımız iyi yaz varmalıyız, çok büyük gayret göstermeliyiz. Nimetini eğer şükranında olmazsak Rabbimiz küfranında etmesin. Çok şeyler söylerim. Rabbimizin lütuf ve keremiyle bunu da sadece şefkat ve merhametimizden dolayı kendimize başta acıyarak ve insanlığa da faydalı olmak için insanlarımıza Cenabı hakk'ın sevgili kullarına severek yaratmıştır Cenabı hak vedudtur. Bunu ayrı bir zamanda ele alırız. Neyi ele alacağız? Vay bu bize Çin'den geldi. Ondan sonra Amerika'dan bulaştı. Yok Amerika'dan değil işte biyolojik kuruluşlar var on altı tane, daha belki fazladır.
İşte onlar üretiyorlar, onlar ürettiği için böyle. Diyorlar ki sayıyı işte beş yüz milyon insanı ortadan kaldıralım. Zaten yaşlılar belli. Bunları yok edelim. Böyle mi düşüneceğiz biz? Hep konuşmalar bu. Çoğumuzun konuşmaları hep bunu konuşuyoruz. Bir virüsü konuşuyoruz. Altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye var. Bunu konuşurken acaba biz ilahi değerleri nereye koyuyoruz? Bak bunu konuşuyoruz şimdi biz. İtalya'da şu kadar, İspanya'da şu kadar, İngiltere'de şu kadar, Fransa'da şu kadar bunu konuşuyoruz biz. Ama bunun ilahi vechesini hiç konuşuyor muyuz? Evet bunlar oluyor. Bunlar olurken biz bunları konuşuyoruz tabii. Bunları konuşurken küffar somut sebep arıyor. Şuradandır buradandır diye. Biz ise Allah'tan bir imtihan olduğunu bunun düşünmemiz gerekir. Küfür hatta Çin'e diyor biz tazminat davası açacağız diyor vesair.
Kendi aralarında konuşuyorlar ama biz bunun Rabbımızdan bize bir imtihan olduğunu ashabına vela nebluvennekum bir şeyin minel havfu vel güray ve naksim minel emvali ve emsal ve zemerat ve meşsemarat ve meşşirirüs sabirin sakallaallahü alaim. Cenabı hakk'ın bizi bize göstermesi ne değerde olduğumuzu bildirmek için açlıkla, korku ile, bedenimize vermiş olduğu sıkıntılarla, ürünlerimize vermiş olduğu kesat, çocuklarımızın başına gelen musibetler bunlarla imtihan olunuyoruz. Düşüneceğimiz bu. Rabbimize daha çok daha çok yaklaşmamız gerekir. En çok korktuğumuz şu Acaba rabbamız rabbamız değer vermez mi diye korkuyoruz. Bir de bu var. Yecüc ve Mecüc bu demek. Yecüc ve Mecücü biz işte dağın arkasından şu sıfatta insanlar gelecek şu şekilde şu endamla şu biçimde diyor öyle değil. Yecüc ve Me'cud demek huy demek o huylardan bir tanesi Allah'ımız onlara Celle Celalühü değer vermiyor.
Bu hale mi düşelim biz vay evde hapsolduk bilmem ne kabri düşünelim bak evimizde rahat O kabirde ne yapacağız? Bunun derin derin düşüncesi içerisinde olacağız. Sonra diyoruz ki şu sebepten bu sebepten. Bak bunun ilahi vechesinin unutturulmasından çok ürküyoruz biz. Çünkü deizmi biliyorsunuz. İşte bu kadar hadise oldu da Allah ne yaptı denecek Allah korusun. İnsanın inançlandırılmaya inançsızlaştırılmaya doğru götürülmesinden korkuyoruz. Bunun için biz yavrularımızın eğitimini düşünmemiz bunun içindi. Daha neler ve neler. Hekimoğlu İsmail'in bir eseri vardı, rahmetle yad ederiz. Parayı Müslümanlaştırmak diye, o ticaret dediğimiz helal lokmaydı. Artık biz şu yönüne bakacağız olan hadiseler Ayet-i Celleler elimizde En'am suresinde bir ağaç dahi yaprağını emri ilahinin dışında düşürmez. En'am suresi elli dokuzuncu ayeti celile her şey Cenabı hakk'ın emriyle.
Kün feyekun, kün ol buyuruyor ve oluyor. İnşallah bunu Rabbimiz lütfederse, ihsan ederse bütün hadiselerin, bütün olayların Cenabı hakk'ın dilemesiyle olduğunu beyan etmek istiyorum ve kısmen de ifade ettim. Bir gözümüzü kırpmamız, bir elimizi oynatmamız Cenabı Hakk'ın kün emriyledir Ressamle. Onun ilminin haricinde bir şey yoktur. Her şeyi kuşatmıştır onun ilmi. Buyuruyor ki Şahkir mani Hazretleri birinci olarak kalbimizin dirilmesi gönlümüzün Cenabı Hak ile olan münasebeti Allah ile dostluk. Vel imtilau minelhak bikidmanit tezkira. Öğüt alarak işte diyoruz ki bu virüs kimseyi sıkıntıya sokacak bir söz söylemekten Rabbimize sığınırız. Hep müjde vermeye gayret ederiz. Bizim peygamberimiz müjdenin yanında tabii ki inkar da ediyordu. Daha ne olacağını bilmiyoruz. Biz sadece bir virüse kafamızı taktık. Dileriz Cenabı Hak'tan.
Şimdi çocuğumuza akıllı telefonları ellerine verip bununla meşgul ediyoruz belli. Çocuklarımıza arz ettiğim gibi yıllar öncesi itikadını korumak için aman ha gayret edelim dediğimiz inanç noktasında, iman noktasında, ibadet ve ahlak noktasında yardımcı olmamız gerekir. Hiç bunu düşündük mü? Tabii düşünenlerimiz vardır. Gönlümüzün Allah'ın muhabbetiyle, nuruyla, tecellisiyle dolması bu da ders almak suretiyle. Bakın her şey durdu. Cenabı hakk'ın gücünün karşısında her şey durdu. Firavun çok gururlandı, kibirlendi, Çok gururlandı. Nemrut'u anlatmıştık biraz olsun. Nemrut yüz bin kişilik orduyla İbrahim Aleyhisselam'ın karşısına çıkmıştı ya ben sizin en büyük Rabbinizım diyen Nemrut'u alt eden neydi? Bir gözü görmeyen bir ayağı da topal sivrisinekti. Allah'ımız bununla helak ediyor. Şimdi gözle görülmesi güç olan mikrop, bir virüs. Daha neler olacağını Rabbımızdan hayır dileriz biz.
Dikkat edelim de Rabbimize iyi dönelim de muhafazası altına alsın diyoruz. Neyi söylüyoruz? Bir çıkış göstermemiz gerekir. Eshabuve men yetle gillah yecu allehu makraca. Kim Allah'tan korkarsa Cenabı hak ona çıkış yolu lütf eder. Biz ne yapalım? Şimdi sözü getirdik. Buralara dayadık biz. Şöyle olsun, böyle olsun diyoruz. Allah korusun Nebi Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin mübarek sözüne gelecek. Her gün iman kaybı var. Onun için iman tazeleyeceğiz. Cedddidu imanekum billa ilahe illallah. Bak üç aylarındaki bin tevhidimiz bunlar hiçbir şey değil. Nasıl bir şey değil? Bir yapıp bir terk etmek. İşte bir ara çok dikkat ediyorduk. Allah'ımız bir ara bize güneşi doğutturuyor, bir arada bıraktırıyor mu? Ay yıldızı öyle mi yapıyor Cenabı hak? İşte bir müddet bunların sularını verelim, ondan sonra da vermeyelim mi diyor.
Şu alıp verdiğimiz teneffüs ettiğimiz havayı hep asırlarca verip duruyorum. Bir müddet de şöyle vermeyelim mi diyor? Nimetini her zaman akıtıyor Cenabı Hak. Bu nimeti niye veriyor Cenabı Hak? Mevlana'mızın sözü olsa gerek evrubat ve meh diye başlar. Ay, güneş, yıldız hep insanoğlunun Cenabıhakk'a kulluk vazifesini yapması için buyuruluyor. Ekmeğimiz ve suyumuz değil sadece. Nesnimizle biz imtihan olunuyoruz. Acaba o neslimiz nasıl olacak? En çok düşüneceğimiz bunlar olmalı. Ne yapacağız? Şu başımızı iki elimizin arasına alıp şunda yoğunlaşacağız. Ne olduğumuz, neden var olduğumuz, ne olduğumuz. Cenabı Hak bizi yeryüzünde, Halifetullah olarak yeryüzünde kendi namına hükümlerinin yerine getirilmesi için halk buyuruyor. Din Allah'ın oluncaya kadar mücadele edeceğiz. Dayağımız sırtımızı, nefsimi söylüyorum. Böyle bir koltuğa. Ondan sonra gözümüzü dikmişiz. Hep onlarda yoğunlaşıp duruyoruz.
Gözümüzü, nefsimizin mertebelerini geçip geçemiyor muyuz buna dikelim. Ruhumuzun hangi halde olduğuna bakalım. Ruh safiyete eriyor mu? Yoksa nefsimizin kötülükleriyle ruhumuzda da bir kayıp var mı? Acaba hangi haldeyiz? Hangi durumdayız? Evet bu ayeti celile-i cemile'nin izahında birincisi buyruluyor kalbin nurlanması, o nurlanan insanlardır hiç şüphesiz. Onlar Cenabı hak ile dostluğu elde etmişlerdir. İkinci olarak bütün gördüklerinden ibret almak suretiyle şu dünyada olan hadiselerden ne yapıyor? Gönlümüzü Allah'ımızın nuruyla doldurmak. Buna gayret edeceğiz. Üçüncüsü ve istişaru'l heybeti bih halisil muraka da. Şimdi sorusa biz ne zaman bu yola intisap ettik? Efendim ben unuttum. Otuz sene oldu belki. Her yılda bir letaif geçseydik ne olurdu? Onu letaif ver. Her yılda birini geçseydi bunda yoğunlaşsaydık. Şimdi bu virüse yoğunlaştığımızın binde birini buna yoğunlaşsaydık.
Murakabe hali de hasıl olurdu. Şimdi murakabe hali dediğimiz biz mukaddime dersimiz var diyelim. Bir şu gözlükle görmemiz var. Bu gözlük ne işe yarıyor? İşte göremediğimiz yerleri net olarak müşahede ediyoruz. Bunun yanında bir dürbün var. Dürbün. O ne yapıyor? Ta kilometrelerce öteyi bize gösteriyor. Rabıta ile başladığımız ders budur. O rabıta bizim gönül gözlerimizin açılması için, hakkı ve hakikati görmemiz için, eşyadaki sırrı sırrı müşahede için, kulluğumuzun artık adet kabilinden değil de onun bizim Rabbimiz olduğunu, bizim de ona itaat etmek mecburiyetinde bulunduğumuzu idrak ile yapmak. Daha da ibadetin zevkini elde etmek. Mesela oruç taatindeyiz. Oruç taatinde nedir? Oruç tatilinde son kısmında Ayet Celililerin Eshable laal lekum tetakun ta ki kötülüklerinden korunalar, muhafaza olalar diye buyuruyor. Kurtuluş için bir husus diyecektim, eshamne.
Men yatta gillah yecallahu makraca kim Allah'tan korkarsa Allah'ımız ona çıkış yolu lütfeder. Korkuyor ticaretini nebiler ve sıddıklar ve şehitlerle beraber olma bereketine erişen düzgün ticaret yapma ahlakına sahip olmaktır. Her hususta attığımız adım dövünü, her husus. Yoğunlaşacağımız bu. Allah'ımızın azamet-i ilahiyesinin gönlümüzde belirmesi murakabe ile. Üçüncü bir bizim müşahademiz var ki mesela ta gök cisimlerini bile teleskopla ne yapıyor? Müşahede ediyorlar. Murakabe hali sanki teleskopla eşyanın hakikatini ve bu derinliğe eriyip Allah'ımızın yüce kudretine şahit olmaktır. Mevlana'mızda bir söz var hamuş diye. Hamuş demek sükut etmek. Hale hayrettirler. Şimdi biz zannediyoruz ki dünya şu gördüğümüz alan. Melekut alemi de var. Hani göremiyoruz biz bu gözle görülmez o. Görülür bu gözle ama Hac suresinde bildirildiği üzere kalp gözümüz açılırsa o melekut alemi bu gözle görülür.
Daha ne görülür? Ceberut alemi. Daha ne görülür? Alemi lahut. Biz bu kısmı ne yapalım? Hepsini yarım bıraktığımı biliyorum ama bir yerinden olsun tamamlayayım istiyorum. İmanın beş tane, beş tane imanımızın bir esası var, imanın beş esası var. Çok mühim. Birincisi bu yanlış söylediğimiz hususlar bir makamdır. Hal, diyorlar ki hal nedir? Şimdi buradaydı, geldi geçti. Çünkü biz diyelim ki Ramazan-ı Şerif'te bize Kuran-ı Kerim'in okunuşu içimize tesir ediyor. Öyle bir hal yaşadım ki ne güzeldi diyoruz. O anda bir nedamet beliriyor. İşte bu haldir ama bu evimize vardığımız zaman değişiyor. Sokağa çıktığımızda değişiyor. Değişmeyecek işte. Bu insanların arasında da olsa her zaman onu muhafaza etmen nedir? O makamdır. Bu arz ettiğimiz Hacı Ubeydullah Arar Hazretleri'nden üç husus, dört husus Bir ihlas, ihlas bir türlü ifade edemedim. Ah biraz olsun söyleyebilsem diyorum zaman kifayet etmiyor.
İkincisi ihsandır, üçüncüsü istikamettir, dördüncüsü edeptir. Birincisi yakin. Bunların hepsi bir makamdır. Yakin ne demek? Kesin bir inanç. Hiç unutmadığımız devamlı söyleyelim. Bir Arafat'ta dua etmişti Karadenizli hocalarımızdan biri dua ederken bir söz söyledi. Dedi ki biz peygamberimizi görseydik şimdi halimiz sevgili peygamberimizi görseydik sallallahu aleyhi ve sellem şu halimiz üzere bulunmazdık bizim durumumuz değişirdi dedi. Onu rüyada gören bile. Efendim dolu göre o görmek değil işte. Gördüğü zaman bütün hücreleri değişecek, hayatı değişecek. Onu görenin hayatı değişir. Bu bizim Cenabıhakk'a saygımıza göre fark eder. Görenler, onu görenler tahammül edemez. Bir amcamızdı diyordum nasıl müşahede ettin et kemikten ayrılıyor demişti. Hayrettin Karaman hocamız söylüyor onu ilk gören diyor tahammül edemezmiş sonra ünsiyet peyda eder, ayrılamazmış diyor.
İnşallah biz sahuru beklerken gece kısa aman geçiririz diye yenmesin demiyoruz önümüzde nimetlerle otururken asıl gözümüzü buralara dayayalım. Habibi Ekrem Salli Allahu Teala aleyhi ve sellem'i görebiliyor muyuz? Göremiyor muyuz? Bu olsun düşüncemiz. Yakin, kesin inanç. Iman konusunda İmam-ı Rabbani Hazretleri görünmeyenlerin görünür hale gelmesi buyuruyor. Sadece burayı sıralamaya çalışayım. İkincisi ihlas, üçüncüsü farzları yapmak, haramlardan sakınmak, Dördüncüsü sünnet-i seniyyeye yapışmak. Beşincisi edebi gözetmektir. Her kim bu bir şeyi muhafaza ederse imanını korumuş olur diye buyuruluyor. O zaman ihlas hususunda birkaç kelam Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Efendimizin Ebu Musa El Eşari'ye yazmış olduğu bir mektubunda niyete halis olan kimseye kendisiyle insanlar arasındaki işlerinde Allahu Teala yeter. Yeter ki ihlaslı olsun, samimi olsun.
Ali Kerem Allah ve celle Efendimiz buyuruyorlar, az amel yaptım diye üzülmeyin. Kabul oldu mu diye endişesine kapılın. Hiç kimse öyle teravi, iki rekattı, dörttü, sekizdi, on dörttü, on altı katiyen bütün müminlere sevgimiz ve saygımız var. Bilhassa üstadımızın evlatları yirmi rekat hepimiz öyle. Cümlemiz peygamberimize hiç mi üzer miyim acaba size? Kendim için olsun saygımız yok mu peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem? Her nimet önümüzde her nimet önümüzde bak arabalar gözlerimizde kaldı la havle vela kuvvete illa billah, la havle vela kuvvete illa billah. Cüneydi Bağdadi Hazretleri İhlas ameli karşılıklarından arındırmaktır, Karışıklıklardan. Ne demek o? Riyadan, kibirden, ucubden, benlikten samimi bir taat. Bak dostumuza göndereceğimiz hediyeye ne kadar dikkat ediyor? Bir düğün hediyelerine bilmem filan. Kafileler Cenabı Allah'a celle celalühü hediyenizdir.
Hediyenizi güzel yapın diye buyruluyor. Yahya bin Muaz Hazretleri sütün bu temiz olmayanlardan ayrılması gibi ihlas da ameli ayıplardan temizler. Nahl suresinde bir ayet-i celileyi çok düşünürdüm. Onunla tamamlamak istiyorum. Düşünürdüm bu ayet-i celileyi. O da Cenabı Hak Nahl suresinde altmış altı diye hatırlıyorum Ayet-i Celileyi. Allahu Alem altmış altıncı Ayet-i Celile olacak. Rabbi Zülcelal'imiz bize ihsanda bulunuyor. Koyunun, hayvanın gübresiyle hanının arasından ne yapıyor? Temiz süt bize ihsan buyuruyor. Temiz bir süt ihsan buyuruyor. Bunu müfessirine izam efendilerimizden bir kısmı şu şekil dalmış. Şeytan ve nefsin arasından ruhu, ameli tertemiz çıkarmaktır. Elhamdülillahi rabbil alemin. Üzmüşsem Allah için söylüyorum. İnşallah Allah'ımız lütfederse arz edeceğim.
Hadiselerin bütün Cenabı hakk'ın emriyle olduğunu buradaki hassasiyetimizin sebebi de Allahsızlaştırmak isteyenlere karşı şu hadiseleri ve şu vakaları Cenabı hak yarattı ama idaresini üstlenmedi diyen o yanlış görüşe olan sıkıntımızdan dolayı ona tahammül edemeyişimizden dolayı. Cenabıhakk'a muhabbetimizden dolayı. İtikadi bir husustur. Her şey Cenabı hakk'ın ilmi dahilindedir. Ne kadar şu sebeple, bu sebeple oldu dense dahi hadisenin hadisenin zuhuru nedir? Hadisenin zuhuru Rabbimizin dilemesiyledir. El Fatiha.