İlahi Sıfatlar ve Ruhun Arınması kaydında Halık-ı Zülcelal'in sıfatlarını sayarken Mevla-yı Zülcelal'in biz hayat, ilim, Semi, basar, irade, kudret, kelam, tekvin diyoruz. Burada ulema-i kiram'ımız buyuruyorlar ki başta ilim sıfatını ifade edin başta ilim sıfatını çünkü Mevla-yı Zülcelal esamne ve alleme adedeme Esma-i İlahiyenin ve isimlerin hepsini öğretmiştir. Bu öğretmesi…
Halık-ı Zülcelal'in sıfatlarını sayarken Mevla-yı Zülcelal'in biz hayat, ilim, Semi, basar, irade, kudret, kelam, tekvin diyoruz. Burada ulema-i kiram'ımız buyuruyorlar ki başta ilim sıfatını ifade edin başta ilim sıfatını çünkü Mevla-yı Zülcelal esamne ve alleme adedeme Esma-i İlahiyenin ve isimlerin hepsini öğretmiştir. Bu öğretmesi mesela şu demir, şu bakır, şu altın, şu dağ, şu sema, şu arz vesaire. Böyle değil. Aynı zamanda onun görevlerini de Cenabı Hak bildiriyor. Sadece bir isim olarak değil, onun görevleri de ifade ediliyor. Demir deyince ondan o kadar istifadeler var ki tarif edilmez. Bir güneş dediğimiz zaman artık enerji buna dayanıyor. Enerji bir yönüyle de güneşe dayanıyor. Aynı zamanda her tarafı aydınlatıyor, bir ışıktır ve bir sobadır anlayabileceğimiz şekilde demek istiyorum. Isıtıyor da, hem ısıtıyor hem ısıtıyor.
Öyle bir Mevla ki Celle Celalü, biz artık ay sonunda mı oluyor, yerine göre değişik olabilir günleri. Geliyor memur sayaçlara bakıyor, sonra elektriğin harcandığı o alete bakıyor, ne kadar kilovat gitmiş, sudan ne kadar harcanmış her ay gelip ücretini alıyor. Allah'ımız bir lamba ile bir güneş bütün alemi aydınlatıyor, aynı zamanda da ısıtıyor. Diğer ısıtmalara benzemez. Böyle direkt ısı gelmiyor. Bir yere çarptığı zaman ısı oluyor. Öyle bir Mevla-yı Zülcelal ki bunlardan bizden para istemiyor. Rütfetmiş olduğu o sudan da bir ücret istemiyor. Nimet olarak, esamle. Nimetini böyle tek tek değil, toplu olarak da sayamazsınız. Bizim bir mühendisimiz var. Bu ceviz üzerine bir çalışma yaptı. Ceviz üzerine sadece bir ceviz. Yillarını verdi. Cevizin çeşidini sayamazsınız. Toplu olarak da sayamazsınız buyuruyor. Tek tek değil, toplu olarak da sayamazsınız.
Bu kadar azim bir mevlamız, Kerim bir mevlamız Bakın bütün ahlak kitaplarında ne yazıyor? Marifetullahı tahsil eden kimse diyor, Allah'ımızı Celle Celalühu tanımayı başta ifade ediyor. Maarifetullahabdi Rabbehu Celle Celalü. Başta Rabbımızı tanımak zaten zatı hakkında mümkün değil. İzahı mümkün değil. Sadece sıfatları, efal-i ilahiyesi, esması ama bunları da böyle tanırken isimleri dediğimizde bir kere manasını bileceğiz. Aynı zamanda bundan ne kadar istifade edeceğiz? Çünkü Allah'ın ahlakıyla ahlaklanınız, Resulullah'ın ahlakı ile ahlaklanınız. Esma-i ilahiyenin hem isim olarak bileceğiz, manasını bileceğiz, bunu hayatımıza geçireceğiz. Rabbi Zülcelal'imizin ahlakıyla ahlaklanmak bu demek. Daha sonra, daha sonra Mevla-yı Zülcelal'in nimeti hususunda da sayamazsınız. Bu sayamamamızdan dolayı da innallahe legalur rahim, çünkü sayamayız, mümkün değil.
Hatalarımızı, kusurumuzu, acziyetimizi ifade ediyoruz. Bizi bağışla ya Rabbi diyoruz. Bu hususta mümkün değil. Mevla'yı Zülcelal'imizin ilk sıfat olarak ilim. Bir şeyin ziyadesi istenir. Kitabı Kerim'imizde görürüz, Kitabı Mecid'de görürüz. Rabbimiz Celle Celalü Esselamü Rabbi zitni ayılma, Rabbi ilmimi artır. Şimdi ilim halkaları dendiği zaman ilim halkaları nurdur. Bize Hacasen Efendi Hazretleri şunu anlattı, Kendileri hazin tefsirini okuyorlar, hazin tefsirini müderris bir hoca var. Fakat bazen takıldığı yerler oluyor. Bize bu şunu ifade ediyor, kelam alimi allame I Taftazani bir kelam alimidir. Öğrencisi durumunda Seyyid Şerif Cürcani, Rahmetullah Ali. Öyle oldu ki Seyyid Şerif Cürcani bazen ifadelerde bulunuyor, Allame-i Taftazani Hazretleri hayrete düştü. Öyle bir ifade ki kendinin çok üstünde bir malumat var. Aynı zamanda okudukları kitaptan da değil.
İlahi Sıfatlar ve Ruhun Arınması kaydında Halık-ı Zülcelal'in sıfatlarını sayarken Mevla-yı Zülcelal'in biz hayat, ilim, Semi, basar, irade, kudret, kelam, tekvin diyoruz. Burada ulema-i kiram'ımız buyuruyorlar ki başta ilim sıfatını ifade edin başta ilim sıfatını çünkü Mevla-yı Zülcelal esamne ve alleme adedeme Esma-i İlahiyenin ve isimlerin hepsini öğretmiştir. Bu öğretmesi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Gönül kitabı mı desek, acaba ne desek bunu? Min ledün ne ilma desek daha yerinde olur. Rabbımızdan bir ilmin olduğu belli. Sonra araştırdı Allame I Taftazani Hazretleri. Bu öğrencisinin kendisinden çok farklı bir ilim sahibi olmasını Allah'ın sevgili bir kuluna bir mürşid-i kamille kurduğu alakayı öğrendi. Gitti kendisi de intisap etti. Dikkat edersek üstadımız oradan gelir söz bizdedir, arada tercümandır bu diyor. Nereden geliyor o söz? O söz ilhamen geliyor. Bir kulaklarımızla işittiğimiz var, bir de gönlün işittiği var. Belki biz zahiren talimde bulunabiliriz ama bunda eksiklikler olur. Ama Rabbımızdan alınan müsbetmem. Biz hemen toplayalım şunu diyeceğim. Bu yol Hacegan yolu, Sıddiki Azam'la Ali Kerimallahi veche efendimizden gelen yol, bilim yolu, ilim ehlinin yolu. Burada bazı kayıtlarda da bulundum. Onu hemen göstermeye çalışayım.
Şunu kendimize hedef kabul edelim biz ve etrafa da bunu zaten ilgililer haber verirler. Bak kış günü. Şöyle biz yatsı namazını kılıyoruz. Bir hayli de oturuyoruz. Elhamdülillah, üstadımızdan bize bir edep erkan olarak kendileri üç, Evliyaullah'tan okuturlardı, tezkiretü'l evliyadan. Üç tane veli okunur, öyle huzurla dinlerlerdi. Hele bir defasında buyurdular ki aleyhissalatu vesselam Efendimizden bahşolunduğunda, onu hatırladığında halim değişiyor. Ona ait bir kitap buyurdular. Biz de hemen alelacele o zaman Hayrettin Karaman hocamızın Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem örnek ahlakı diye. Onu getirdik, onu okuduk. O kutsi emanetin verildiği, kutsi emanetin verildiği bir zamandı. Kutsi emanetin verildiği vakitte Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz hatırıma geldiği zaman halim değişiyor dedi, ondan okundu.
Böyle yapamasak bile böyle Ehlullah'ın eserinden, Ehlullah'ın eserinden okunuyor. Böyle bir dışarı çıktığımızda ilgilenin. Çıktığımızda lambaların saat on ikide olsa yanık olduğunu görüyoruz. Yani zaman pek çok. Bizim mürşid-i kamillerimiz, bizim mürşid-i kamillerimiz sadat-ı kiram, fazla zaman, zamanımızı boşa harcamayalım diye yeme ile içme ile ekmeklerini kendi elleriyle yapıyorlar. Sonra onu kurutuyorlar. Oalayıp böyle bir ufalıyorlar, un haline getiriyorlar. Acıktıkları zaman ağızlarına atıp yanında da bir su ile hayatlarını bu şekilde geçiriyorlar. Çünkü ilimden mahrum oluruz diye onların aynı zamanda ilim halkaları cennet bahçesi.
Aleyhissalatu vesselam Efendimiz buyuruyorlar cennet bahçesine uğradığınız zaman meyvelerinden yeiniz gerçekten hadis-i şerif mucizesi Kuran-ı Kerim'de ekmekten bahsetmez sadece bir gördüğümüz balık etinden bir de kuş etlerinden ta çokça meyve zikredilir. Rabbimizin öyle nimetleri var ki ve fakietün kesira sayılamayacak meyveler aleyhisselatu vesselam Efendimiz de mübarek sözlerinden ne buyuruyor? Cennet bahçesine uğradığınız zaman meyvelerinden yiyiniz. Ashab-ı Kiram efendilerimiz söylüyor, ya Resulallah nedir bu cennet bahçeleri, bu meyveler? Zikir halkastır buyuruyor. İlim halkası da öyle. Arz edeceğim ilim halkasında hüngür hüngür ağlıyorlar. Bunlar tefsir okuyorlar. Öyle okurken edep ister, erkan ister. Çünkü Allah'ımızın kelamı bir Ahmet bin Hanbel Hazretlerinin huzuruna gelindiği zaman kapı çalınıyor ve çıkıyorlar, halini ahvalini soruyor, ne için geldiğini.
Eğer ilim hususunda bir hadisi şerif mütalaası ne ise tekrar içeri giriyor, usul abdesti alıyor, yeni elbiselerini giyiyor, güzel kokularla kokulanıyor, Resulullah'ın Hadis-i Şerif'ini ifade edeceğim diye. Bizim bu İmam Hatip Bey ilk girdiğimiz senelerde, Hayşer'de, Cami Kebir'de hutbe okuyan imam o zaman da Hadis-i Şerifleri okurken Kuran-ı Kerim kıraati gibi okurdu. Aynen. Böyle bir saygıyla, bir aşkla, bir muhabbetle ifade ediliyor. Söz kimin bir kere? Biz bir hanede bulunduk, gerçekten büyüklerimizin edebi başka. İnşallah o edebi kaybetmeyiz. Bakın Sami Efendi hazretlerine, Sami Efendi hazretlerine ait bir eser getiriyor. Eseri getirirken şöyle ikramla getirdi. İkramla getirdi. İçinde ayet var, hadisi şerifler var diye. Ne büyük bir saygı. Cenabıhakk'a muhabbetten ileri geliyor bu. Şimdi biz şu kış gününde geceler uzun. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz ganimet olarak haber veriyor.
Gece uzun namaz kılarsınız. Gündüzü de kısa oruç tutarsınız. Efendimizin mübarek hayatında bize örnek o. Her şeyiyle mükemmel. Yatışında, kalkışında, bir bine bindiği zaman, inişe geçtiğinde, daha sonra diyelim yokuşa geçiyor, her halinde Zikrullah'ı görüyoruz. Efendimizin bir def-ı hacet hususundaki edebini takip edelim. Neler var? Bir mescide girerken böyle birden girilmiyor. Sufyani Sevri hazretlerine fevr, hüz demek. Sol ayağıyla girmiş. Bir rivayette de bir tarlaya girişi var. Yani bu hitabı alıyor, bu acı hitabı alıyor, öküz demek. Dikkat edersek bu Salahattin camileri diyoruz. Salahattin camileri, o büyük camileri. O Sultanahmet gibi, Ayasofya gibi, bunun yanında pek Ayasofya değil de değişmiş şekilleri var. Eyüp Sultan gibi çok büyük bir avlusunun olduğunu görürsünüz. Bu avlu boşuna değil, nereye girdiğini insan tefekkür etsin diye. Çünkü caminin avlusu da cami hükmündedir.
Yani bir edebi takının diye ifade ediliyor. Burada biz bir kış günü diyelim. Namazı kıldık. Yedi buçuk bitti diyelim. Ene yapacağız? On ikiden evvel de yatılmıyor kolay kolay. Belki erken yatanlarımız var. Arada beş saat var, altı saat var. Nasıl geçecek bu? Şöyle geçsin. Diyanet ilmi hali, bunu hocalarımızla görüştüm. Diyanet ilmi hali. Çünkü halkımızın bizim durumumuz malum. Nuru nisa, hurduri vesaire, Tahtavi, bunun yanında el-Hidaye, daha birçok fıkıh kitapları mevcut. Blue'l Meram gibi vesaire. El-İhtiyar gibi var. El-lübab çok, kesir. Biz onları okuyamayacağımıza göre böyle hocalarımızın daha çok bizim için tercih ettikleri diyanet ilmihali. Bunu unutmayacağız. Burada yedi saat konuşsak bile en önemli vereceğimiz husus bu. Boşuna demiyoruz bunu. Kaydedeceğiz. Diyanet ilmihali, Diyanet ilmihali Lütfi Şentürk tarafından, Seyfettin Yazıcı tarafından hazırlanmış.
Bunun dışında daha var. Hamdi döndürenin delilleriyle İslam ilmi hali var. O Fikri Yavuz, onun Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın İslam ilmi hali. Onu biraz daha sadeleştirerek, Mehmet Talha Hocamızın, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamızın fıkıh kitabını daha bir özet haline getirmişler. Bizim mürşid-i kamilimiz Mehmet Zihni Efendi'nin nimeti İslam. Elinden düşmezdi. Bu şart. Mutlak yapacağız. Şu kış günümüzü öyle boş geçirme yok. Muhakkak fıkha dair burada bir anahtar verdik. Bir eseri bitireceğiz mutlaka. Şimdi düşünüyorum sohbetlerde bir sayfa, iki sayfa. Biz mürşid-i kamilimizin ilahi davete icabetinden sonra Kuran kurslarında okunan dini bilgiler ders kitabı diye böyle elli altmış sahifelikti belki. Fazla da olabilir. Bunu verdik arkadaşlarımıza aman ha okuyalım diye. Takip ettiklerimiz oldu. Yani büyüklerimizin yüzünü güldürecek, kendimi söylemiyorum, büyüklerimizi memnun edecek bir hale girelim.
Bak Hacı Hasan Efendi Hazretlerinin bu hakka dair bir kıtasıydı, onu aldım. Baktım şiirinde hep vasiyet var, hep bize yol gösteriyor. Bir kıtası ayetler ve hadisler. Aldım. Masiyet ederim size. Bak burada girişte bir vasiyeti var. Bunu yabancılar görüyorlar, hayran kalıyorlar. Allah'ım bizi ıslah etsin. Masiyet ederim size. Abdest alın taze taze, içi fena güzel yüze, yapma işte rüyadır bu. Bunu ilim çevreleri okuyor, bir kıtasına diz diyor, bir günlük vaazı nasihat yaparız diyor. İlim, edep, takva olsun, gönlüüze feyiz dolsun, o istemem, ihvan bilsin, Söz getirmek fenadır bu. Sünnete temessük edin. Cami cemaate gidin. Emir tutman ihvan adın. Saliklere muzırdur bu. Bela demek. Defter, sıkıntı. Fıkıh ile hadis ören, nefsini yıkmaya davran. Mürşinde binde bir vuran, sakal altı sualdir bu. Cahil sofulara varma. Bağlandığın ipi kırma. Huzurda boynunu burma, görür içi röntgendir bu.
Şöhreti talep eyleme, sakın cahimi boylama, dersini ele söyleme, mıntıka da lekedir bu. Şimdi evrak ve ezkar konuşulurken böyle kulak verilmez. Hepsinin ayrı ayrı sırrıdır o. Ancak ders aldığı yere bunu bildirir. Halkın içine karışma. Şeytan ile hiç barışma, ihvanlar ile çekişme, fena ahlak sıfırdır bu. Elbette kadınla oturma, kalp gülistan'ın yitirme. Burada batırma buyurmuş. Oradan ora, üstadımızın ifadesi olarak buyurmuş diyorum, oradan ora laf götürme içimizde nemmamdır bu. Zenginler ardına düşme. Tamah edip yoldan şaşma. Kimselere kuyu eşme, kendi kazıp düşendir bu. Ne kadar güzel söylemiş hani açılımı ta Ebu Cehil'in Efendimiz'in iman edeceğim deyip de kazdığı kuyu üzerinde hafif bir örtülerle kapatmış, düşürmek istiyor. Tabii Cebrail Aleyhisselam derhal bildirdi.
Şüpheli taamdan Hazar, ne diyelim, helal belli, haram belli, ikisi arasındaki hususlarda şüpheli olanlar da sakınanların müttakiler olduğunu ifade eden sözler. Kuran-ı Azimüşşan'ı bilmese ehadisi Muhammediye'den haberdar olmasa, fıkhi bilgileri olmasa bunları söylemezsin sen. Şüpheli taamdan hazer, etme haramlara nazar, ayağı dışarı gezer, düzenleri bozandır bu. Herkese etmeli şefkat, mahlukattan etme nefret. Şimdi durayım, okuyayım diyorum ama duramıyorum şimdi öyle bir söz söylüyor ki din Allah'a tazim, mahlukata şefkat. Bunu hemen girdiriyor içerisinde. Kalbi nehri olmaz sohbet, bağrımızı ezendir bu. Dışı soğuk, içi güzel, Böyle şahsı sevdik ezel. Sen de bak, böylece düzel. Kardeşlere numune bu. Kimselerle cidal etme. Gazabın ardına gitme. Gözün aç. Gaflete yatma. Senin için zarardır bu. Burada layık olmayarak ona yapılan yanlış isnada gönlüm dayanamadığı için bu kıtayı geçiyorum.
Zamanın kutbuna olan bu sözlere yüreğim tahammül etmiyor. Geçiyorum. Üstada bahane bulan, yukarıda epey geçmiş, bunlardır yolundan kalan, bazen var bağrı mı delen, affetmeli hilimdir bu. İnkar eden felah bulmaz, İnat eden yola gelmez. Şefkatli üstatlar silmez, kendi ismin silendir bu. Marur olma dünya malına. Gitme Karun'un yoluna. Uğrama nefsin seline, bentlerini bozandır bu. Haset bu yolda pek fena. Amel koymaz bütün yana, belki zarar olur dine şeytanı tard edendir bu. Neyi söyledi burada? İnsanda dört tane cevher var. Onu ifade ediyor şu kıtanın içerisinde. Dindir, akıldır, hayadır, salih ameldir. Dini yok eden hasetliktir onu söylüyor. Haset bu yolda pek fena. Amel koymaz bütün yana bir hadisi şerif. Haset ateşin odunu yediği gibi amelleri mahveder. Belki zarar olur dine. Şeytanı tart edendir bu. Gayet çirkin, kibir aman. Tehlikede olur iman.
Tevazu et fakir heman, bellerini kırandır bu. Rabıtadan hiç ayrılma. Ölüm fikrinden yorulma. Tenasın iyi görünme, bal içinde zehirdir bu diyor, devam ediyor. Bakın sığarya'da işaret buyurmuşlar. Duhan melaik dağıdır, sığarayı ifade ediyor. Letaiflerin ağıdır, zikrin tesirin soğuğudur, içmeyene ezadır bu diye devam etmiş. Burada mürşid-i kamilimizin bize vermiş olduğu öğütler pek çok. Şimdi biz bunu adet ettiğimizi biliyorum. Böyle mevsim olarak zaten o yaz gününde nedir de, eğer şuna dalarsak hiçbir şey yapmayız. Şimdi elmaları indirme zamanı. İndirdin. Ondan sonra başlar. İşte bir kış hazırlığı. Daha bundan önce işte bağlar, bahçeler, işte üzümler, bunlar kaynatılacak. Ekşiler vesairler, salçalar ne kaldı? Ahirete ne kaldı? Böyle diye diye diye diye Kuran-ı Kerim'den okusak, Hadis-i Şeriflerinden okusak, üç taslarımızın eserlerinden okusak daha güzel olur.
Bunun için Sami Efendi Hazretleri, Eshaümme ve alleme adem el esmaa kulleha. Allahü Teala Adem Aleyhisselam'a Esma'nın külliyisini talim etti. Meleklerin Hazreti Adem'i ve zürriyetini halk etmekteki hikmetin nedir diye sual etmeleri üzerine vacip Teala Hazretleri sizin bilmediğinizi ben bilirim buyurmuştur ve hilkat-i Adem'deki Adem Aleyhisselam'ın yaratılmasındaki hikmet ilimde, ilimle mümtaz olmasıyla meleklerden efdal olduğu beyan buyuruluyor. Hazreti Adem'in kalbine ilham suretiyle esmai talim buyurdu. Bu ayeti celile ilmin cümle faziletlerden efdal olduğuna delalet eder. Çünkü ilimden ziyade bir şeref olmuş olsaydı, vacip Teala ve Tekaddes hazretleri Adem aleyhisselamın faziletini onunla ispat ederdi ve sonra ayeti celileler var çokça ayeti celileler var. Biz burada özetlemeye daha çok çalışalım, özetlemeye. O hadisi şerifler daha çok anlamamızı mucip olacaktır.
Her bir Müslim ve müslime üzerine yani mümin erkek ve mümine kadın, Müslüman erkek ve Müslüman kadın üzerine dini ilimleri öğrenmek farzdır buyurulmuştur. Bizim ulum-u şer'iyeyi dinimizin ilimlerini tahsil etmek farz-ı kifaye olduğundan talibi ilim olan kimsenin niyeti de halkın noksanını ikmal ve ahvalini ıslah etmek için olmak lazım geldiğine ayet-i celile işaret ediyor. Binaenaleyh her belde ve her kabilede dini meseleleri talim edecek bir alimin bulundurulması farzı kifayedir. Eğer bulundurulmazsa halkın cümlesi günahkar olur. Fakat her mümin ilmi halini feraiz I diniyesini kendisi öğrenmesi de farzı ayn olduğundan ilmi halini öğrenmeyen kimse günahkar olur. Çünkü İslam diyarında cehalet mazeret sayılamaz. Rabbimiz Senden evvel biz ancak ahkam-ı şeriatı kendilerine mahvettiğimiz racülleri gönderdik.
Ey kafirler, beşerden resul olduğunu bilmiyorsanız ehli ilimden sual edin ki beşerin resul olduğunu size haber versinler. Yine Hazreti Muaz'dan r. A. Ilim öğrenmekle bari Teala'nın azamet ve celalini bilip havf u haşyet hasıl olur. İlim talebi ibadettir. İlmin müzakeresi tespihtir. İlimden bahsetmek cihattır ve bilmeyene öğretmek sadakadır ve ehlini bezzetmesi gurbettir. İlim helal ve haramın nişancısı ve ehli cennet yolunun delilidir. İlim, haşette böyle insanın yalnız kaldığında dosttur, gurbette arkadaştır. Gambe sürurda delildir. İlim düşman üzerine silahtır ve dostlar yanında da ziynettir. Cenabı hak nice kavmi ilim ile yükseltmiş ve hayatta onları müktedabi, kendisine uyulacak kimseler kılmıştır. İlim gözlerin şerağıdır, ışığıdır. Allahu Teala ilmi süada'ya ilham eyler. Ebu Zer radıyallahu anh rivayet eder. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuştur.
Ya Eba Zer sabahladık da Kitabullah'tan bir ayet öğrenmek sana yüz rekat nafile namaz kılmaktan hayırlıdır ve sabaha girip ilimden bir bab öğrensen sana bin rekat namaz kılmaktan hayırlıdır. Abdullah İbni Ömer Radıyallahu Anhüm'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayet etmiştir ki ibadetin eftali, fıkıh ilmini öğrenmek ve diyanetin eftali perhizliktir. Bunu bazen diyoruz ya Sami Efendi hazretlerine demişler efendim siz evrad ve asker olarak ne okursunuz aynısını okurum ama perhize dikkat ederiz buyurmuş. Allah'ımızın yasak, yasakladıklarından kaçarız diye. Yani haram şeylerden sakınmaktır. Çünkü hadisi şerif, ittekıl maharime tekün abeden nas, haram olan şeylerden hazer et, yani sakın demek insanların en abidi olursun. Daha uzun malumatlar veriliyor, çok uzun. Ilim hakkında birkaç tanesini zikrederim.
Dini mübine hizmet maksadıyla ilim talep edip öğrenenler inşallah fişe bilillah mücahitden efdaldir buyrulmuştur. Yine Allahu alem, hadisi şerif olsa gerek, ilmi şeriattır. Binaenaleyh müteşerri bir alimin vücudu şeytan için bin abidden onun vücudundan daha ağırdır diye geçiyor. Şeytan ulum-u şeriyyeye alim olan bir zattan korktuğu kadar bin ibadet eden abidden korkmaz, buyuruyor. Cenabı hakk'ın evamir ve nevahisini, emirlerini ve ezaklarını fukaha ve ulemadan öğrenmek her bir müslime farzdır. Meyri su fıkhin hayrun min ay badeti sene, mesaili şer'iyenin dinimizin meselelerini müzakeresi için. Hatırladığımız bir vaka var. Bu İmam-ı Yusuf Hazretleri'nin inşallah hata etmeyiz. Babası ithal etmiş, ithal etmiş. Öğrencilerine diyor ki babamın diyor böyle teçhiz, tekvin işlerini görün. Ben İmam-ı Azam'ın bilim meclisinde olacağım. Bir dini meseleyi kaçırırsam bir daha yakalayamam diyor.
Bak babasının iltihalinden bunu söylüyor. İmam-ı Yusuf Hazretleri bu kadar mühim. Mecusifakhin hayru minabadeti sene, mesaini şer'iyenin dini meselelerin müzakeresi için teşekkül eden toplanan bir mecliste hazır bulunmak bir sene nafile ibadet etmekten eftaldir. Menavi hadis-i şeriflerinden Cenabı Allah bir kimsenin hayrını murad ederse o kimseyi dini meselelerde alim eder. İlim bir hazinedir. Anahtarı ise sualdir. Bir rivayette de, İlim bir hazinedir. Anahtarı ise sualdir. İlim ve irfan müminin kaybolmuş metaıdır. Ora onu nerede bulursa alır. İküllü şeyin tarikun ve tarikul cennet el el ilmu. Her şeye kavuşmak için bir yol vardır. Cennetin yolu ise dini ilimlerdir. Kelimetü hikmetin yesmeu harracul hayru lehum min ibadeti sene. İlmullah'tan bir kelimeyi bir kimsenin dinleyip işitmesi bir sene nafile ibadetten eftaldir.
Mentalebel ilmbilillah tekebfelallahu bir rızkihi min haysu la yah desin. Allahutaala Hazretlerinin rızası için ilim talep edip öğrenmeye çalışanların rızıklarını Allah azze ve celle memur olunmadık mahallerden tekeffül etmiştir, umulmadık yerden Cenabı Hak rızkını lütfeder, ihsan eder buyuruyor. Huyyra Süleyman beynel meali vel mülk. Vel bin eytale mümin. Heytale me min. İhtiyarlar umur-u diniyelerini, dini meselelerini abdest, namaz, taharet gibi mesaili mühimmeyi şer'iyelerini öğrenmek için genç, fazlıların huzurunda oturmaktan sakınmasınlar. İhtiyarlar yemek yemekten sakınmadıkları gibi ilim öğrenmekten de sakınmasınlar. Feraiz-i diniyesini öğrenmeksizin ibadet edenler değirmen merkebi gibidir. Yani seyri süluk edip Hakk'a vasıl olamazlar. Ebü'l leys Semerkandi Hazretleri'nden bayağı bir izahlar var burada. Cenabı hak yolunda daima kaim eylesin. Elhamdülillahi rabbil alemin.
Aleyhissalatü vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine ehline ashabına peygamberanizan ve firanizan bütün mümin ve müminatın ervahını bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif.