İlahi Sevgi ve Zikirle Manevi Yolculuk kaydında Dinimiz kural. Bulduğu gibi, tarikatlar de bir kuraldır. İlahi kuralın dışında hiçbir tavır olmaz. Eğer şer-i Şerife muhalif olursa o çok çirkin görünür. Bunu biz Hacı Hasan Efendi Kaddiseallahu Sirri Hazretleri'nden duyardık. Buyururlardı ki şeriatsizlik gözüme çok çirkin görünüyor diye diye. Sonra biz vasat ümmetiz, Kuran ve sünnet ile.…
İlahi Sevgi ve Zikirle Manevi Yolculuk ne anlatıyor?
İlahi Sevgi ve Zikirle Manevi Yolculuk kaydında Dinimiz kural. Bulduğu gibi, tarikatlar de bir kuraldır. İlahi kuralın dışında hiçbir tavır olmaz. Eğer şer-i Şerife muhalif olursa o çok çirkin görünür. Bunu biz Hacı Hasan Efendi Kaddiseallahu Sirri Hazretleri'nden duyardık. Buyururlardı ki şeriatsizlik gözüme çok çirkin görünüyor diye diye. Sonra biz vasat ümmetiz, Kuran ve sünnet ile.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dinimiz kural. Bulduğu gibi, tarikatlar de bir kuraldır. İlahi kuralın dışında hiçbir tavır olmaz. Eğer şer-i Şerife muhalif olursa o çok çirkin görünür. Bunu biz Hacı Hasan Efendi Kaddiseallahu Sirri Hazretleri'nden duyardık. Buyururlardı ki şeriatsizlik gözüme çok çirkin görünüyor diye diye. Sonra biz vasat ümmetiz, Kuran ve sünnet ile. Bir de Allah'ımıza ne kadar hamdetsek az, yolumuz bütün esaslarıyla sadatı kiram hazaratına baktığımız zaman tespit buyrulurmuş. Onlardan biri şu Temelimiz bunlar. Eğer bu dört hususa dikkat edersek bunlar sıddık ve hakikat eylerdir. Ve men hazemin haselasen eğer bundan dördünü yerine getiremezse, üçünü yaparsa bunlar da Minel evliyee il mukarrabin Cenabı hakk'ın kendisine yaklaştırdığı mukarrep kullardandır ve velilerdir ve men hazeminhe sinteini fuh ve mineşue dördünü yapamamış. Üçünü de gerçekleştirememiş ama ikisini yerine getirmiş.
Bunlar şehitlerdendir. Aynı zamanda mubinin kesin inanç. Bu çok önemli. Kesin inanç. Buna irenlerdir. Birine yermiş ise bunlar salih kullardır, diyor. Birincisi nedir? Bu dört sussaydı ya. Ezik, zikirdir. Bu zikrimizi yapıyoruz hepimiz. Elhamdülillah evradımızı, ezkarimizi okuyoruz. Bunu okumaktan maksat ne? Gaye ne? Gaye amelü's-saliye. Salih amel. Riya yok, kibir yok, ucub yok, benlik yok. Sır Allah için. Böyle yaptığımızda bunun meyvesi nedir? Nurdur. İkinci olarak tefekkürdür. Bu tefekkürden gaye sabırdır. Meyvesi ise ilimdir. Üçüncü olarak fakr halidir. Fakr kalben yokluk. Gönül olarak kalp olarak Allah'ımıza karşı acziyetimizi bilmek. Bundan gaye nedir denirse, şükürdür. Meyvesi ise Allah'ımız nimetini artırıyor. Hem maddi hem de manevi. Dördüncü olarak elhul, ilahi sevgidir, ilahi muhabbettir. Bundan hasır olan nedir? Dünya ve onun ehline gönlümüzü kaptırmamaktır.
Yoksa dünyalara malik olabiliriz. Gönlümüzü ona vermemek elimiz karda, gönlümüz yarılan Mevla'da. Bunun meyvesi nedir? El-vus-le. Halık'ımıza erişmektir. Ona kavuşmaktır. El murat, bundan gaye nedir? Biz Elhamdülillah Müslümanız. Başta Cenabı Hak insan olarak yaratmış. Bu büyük bir nimettir. Bunun dışında neyiz? Biz Müslümanız. Bir de İslam'ı en ince teferruatı ile yaşamanın yolu da nedir Bu mübarek münevver yoludur. İhsan mektebidir. Bu ihsan mektebinden gaye nedir? Zahirun ve Batınınun bunun hem dış yönü vardır hem de iç yönü vardır zahiri ma yetala gubi islahil cevaria Beynimizi kötü düşüncelerden, kalbimizi hakeza, elimizi yanlış muamelelerden, ayağımızı isyan mahallinden, gözümüzü haram kılınan ne ise ondan, kulağımızı, bütün azalarımızı ne için yaratılmışsa onu o şekilde kullanmak isyandan korunmak. Belki bunlar ağır gelecek. Şöyle düşünelim. Bir bidon. Suyu doldurmuşuz.
O bidonda delikler var. Ne kadar suyu doldursak o bakarız ki akşama yarıya inmiş veya hiç kalmamış. Biz ibadet ve taati kalbimize doldururuz. Gece kıldığımız namazlar ona teheccüd denir. Evradımız, ezkarımız, infakımız vesair vazifelerimiz. Fakat azalarımızda bir düzgünlük olmazsa oradan kalbimize toplamış olduğumuz ilahi nimetler bir bir dökülmeye başlar. Ondan azalarımız önemli. Bunun iç yönü nedir? Ma yetaalla gubi ıslahi la vali min batınıiye. Içimizi ıslah etmek. Bu içimizde ıslah nasıl olacak bizim? İçimizi ıslah, Rabbi Zülcelal'imizi tanımak olacak. En azından Allah'ımızın isimlerini bir okuruz. Manasını öğreniriz. Onu hayatımıza nasıl geçireceğiz? Bunun tefekkürü içerisinde oluruz. Zaten murakabe de budur. Nedir bu münevver yol tarikatı aliye muhabbetün. Bir muhabbettir, aşktır. Zaten o olmasa insan taatlerini yerine getiremez. Ve sıdgın doğruluktur.
Her yaptığımız işi doğru yapmak. Ve hıfz-u esrarile, bir kere gönlümüzü her türlü isyandan kurtarıp Allah'ımızın lütfetmiş olduğu ikramları korumaktır. Demek ki dört tane esas var burada. Muhabbet, zikir, tefekkür ve teslimiyet. Muhabbet, zaten dünyanın kuruluşu muhabbet üzerinedir. Cenabı Hak ben gizli bir hazineydim. Tanınmak istedim. Kainatı yarattım. İnsanları yarattım. Bundaki fiil ahbettüdür. Allah'ımız sevgi üzerine kuruyor. Habibine muhabbet kıldığı için alemi halk ediyor. Habibim Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım. Demek ki her şeyin temeli muhabbet. Bize gösterilen hedef nedir? O da muhabbet. Baktığımız zaman Tevbe suresi yirmi dördüncü ayeti celîdeyi gemide de nevlamız bize üç hususa muhabbet etmemizi tembih buyuruyor. Bize gösterilen üç husus buna muhabbet. Bir Allah'a muhabbet Celle Celalühü. Resulüne muhabbet ikincisi. Üçüncüsü de cihat sevgisi.
Allah'ımıza sevgiyi nasıl elde edeceğiz? Onu sevenlerle beraber olacağız. O sevgiyi temin etmiş kimselerle bulunmak suretiyle hasıl olacak bu. Ve zikir. Zikir kelimesinin anlamı çok geniştir. Likr dendiği zaman sadece Allah lafzai celalini tekrar değildir. Zikir, Kuran-ı Kerim'e de zikir tabiri kullanılır. Çünkü zikri hakim denir Kuran-ı Kerim için. Bunun yanında ibadet ve taatlerde de zikir kelimesi kullanılır. Bunun anlamı çok geniştir. Zikir güzel olan ne varsa hepsine ıtta konulan bir isimdir. Ne dersiniz siz? Böyle hali münasip, hali münasip olmayan, hali münasip olmayan bir kimse için ne deriz? Dün bahsi geçti deriz ama temiz ruhlu bir kimse ise sizin zikriniz oldu denir. Zikir güzel olana verilen bir isimdir. Allah'ımızın güzel olmayan hiçbir şey yok ki bu isim verilmesin.
Cenabı Hakk'ı esma-i ilahiyyesi ile, sıfatlarıyla, ef'al-i ilahiye ile ve sevdiklerinin anılmasıyla hasıl olur. Olur. Zikr. Sonra tefekkürdür. Bu murakebelerde ele alınır. Efendim murakebelerin diyelim son zirvesindeyiz, olmaz. Ahlakımız güzelleşmedikçe olmaz. Çünkü evrad ve ezkardan gaye nedir Ahlakımızın güzelleşmesidir. Diyelim biz tarik ehliyiz. Gizli mekanlarda Rabbamızı anıyoruz. Çünkü Hadis-i Şerifler de bu. Arşın altında gölgelenen yedi sınıf insan. Birisi de nedir? Gizli yerlerde Allah korkusuyla gözünden yaşlar döküyor. Bu gizli alanlarda yapılan zikirden maksat umumun kurtuluşuna vesile olmaktır. Böyle zikir dendiği zaman belli bir yere çekilip orada hapsolmak değildir. Nefsinin, hapsi içerisinde olanların hürriyete erişmesi için yapılan çalışmadır ve teslimiyettir. Bu niyet tarikul kavum, ala bu yol üç esasa dayanıyor. Diyelim biz bir bina kuracağız.
O kuracağımız binada eğer pabuçlar denir. Onlar olmasa kolonlar olmasa o bina ayakta durmaz. O direkleriyle ayakta durur. Diğerleri, biriketler artık onun içini doldurur. Bu sebeple temel nedir temel? Biz bu ihlasın, ihsanın, takvanın binasını kuracağız. Marifetullah binası kurulacak. Muazzam bir bina kuruluyor. Bizi ahirette ebedi huzura eriştirecek bir bina kuruluyor. Allah'ımızın kitabı Kerim'inde tarih buyurduğu binalar kuruluyor. Nedir Ahzab suresindeki otuz beşinci ayeti celileye baktığımız zaman orada mümin erkek ve mümin kadınlar, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar. Namusunu koruyan erkekler ve kadınlar. Devam eder. İşte bu bina kuruluyor. Bu binanın temeli nedir? Ella yekule illa indelfaapa. Bir kere haram yenmez. Allah cümlemizi muhafaza buyursun. Haram lokma hayatımızı, manevi hayatımızı bitirir. Hazreti Davut ne güzel kuldur. Elinin emeğini yer buyuruyor.
Birincisi haram yenmediği gibi. Sonra şüpheli olan taamdan da kaçar. Şüpheli olan taamdan da kaçar. Ne kalır? Yiyeceğimiz tamamı kimin verdiğini düşünerek onu israf etmemektir ve acıkmadan da yememek. Ancak açlıkta yiyebilmektir. Ve la yename illa indelo galebe. Otururuz. Hacı Ubeydullah Arar Hazretleri öyleydi. Bir tarlasında üç bin insan çalışıyor. Tarif edilmez nimete mazhar. Fakat kendisi zühtü bir hayat yaşıyor. Zühtü bir hayat yaşıyor. Yatağa girmiyor. Seccade üzerinden ne kadar uyuyabilirse o kadar uyuyor. Yaşantısı müstesna. Onu elde etmiş artık. Çünkü yaşantısını melekut, cebarut ve lahut alemlerinde gören kimselerdir bunlar. Şimdi bize bu inşallah acayip gelmez. Ancak uyku galebe çaldığı zaman yeter. Ancak şer'i bir zaruret olursa diyor konuşur. İslam'ın temellerini oluşturan İslam fıkhında bizim hukuku İslamiye'de beş tane esas var.
Birisi de kişinin malayani boş sözleri terk etmesi dininin güzelliğindendir buyuruyor. Birisi bu. Daha başka var mı? Var. Herhangi bir söz ki Rasulullah'a uymaz Allah'ımızın emrine muvaffak düşmezse red olunur. Demek ki İslam hukukunda temel olan bir husustur bu. Şer'i dini bir zaruret olmadan konuşmamak. Enne şeriat, şeriat, li ıslahir revahir. Bizim bütün dış hallerimizi düzenlemek. Mesela nikahımız şeri esaslar üzerine. Ticaretimiz şeri esaslara göre. Komşuluğumuz, akraba ile olan münasebetimiz, ev ile olan ilgimiz, mesai, neyse. Bütün davranışlarımızla Allah'ımızın koymuş olduğu esaslara riayet etmek. Ve tarika li ısla hid da mair. O da bizim kalbimizi irşad ve ıslahı. Üstatlarımız şu ayeti celileyi çokça zikrederler. Es sahibi billah. La yenfeu ma'nun ve labenün illa men etallah habi kalbin selim. Ol günde ne mal ne de evlat fayda vermez ancak selim bir kalp, huzurlu bir kalp.
Buna Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri dedem şöyle bir mana vermiş. Ne incinen ne de inciten kalp demiş. Demişler ki efendim incitmiyoruz ama incinmeme nasıl olacak? Biz yirmi sene önce görmüş olduğumuz sıkıntıyı unutamıyoruz. Kırk sene önceki bize yapılan bir darbe diyelim. Onu unutamıyoruz. Bir türlü hazmedemiyoruz bunu. Hasan-ı Basri Hazretleri olacak Allahu alem. Böyle bir söz olmuş da demiş ki evladım sen sofrada kaç çeşit yemek yedin? İşte üç beş. Ona hazmettin de bu sözü hazmedemedin. Mi? Bunun için ne gerekir? Fas-fa-is-saf-hal-ci mi? Habibim, sen onlardan üzen bir şekilde vazgeç derken, üzülme derken, Sen onları gerisi sözlerinden vazgeç, üzülme. Bunun için bir hal ister. Hal değil makam ister. İncitmeyebiliriz ama incinmeme hali bu mübarek yolda rabıta-i şerifemizin dersimizin rüknü azamı olması gerekir. Dersimizin yarısından fazla olacak ki bu güzelliğe nail olalım.
Evradımızı, ezkarımızı yaparken biz sırf dilimizle değil, kalbimizle yapabilmek, taatlerimizle öyle. Üçüncü olarak, taatleri adet kabilinden değil, Rabbimizin istediği şekilde yapabilmek. Ona muhabbetle yapabilmek. Ancak o zaman hasıl olabilir. Hakikat nedir? Li ıslahis serair. Daha da bir iç alemimizin güzelliği ile alakalıdır ve bunun temini için bize ne gerekiyor? Beş tane esas gerekiyor. Bir, Vesair Halide diye çok güzel bir eser hazırlanmış. Bu eserde başta Cenabı Hak'tan bize tavsiyeleri bildiriliyor. Ondan sonra peygamberlerimizin daha sonra ulema-i kiram, Meşayı izamın tavsiyeleri. Ona baktığımız zaman gördüğümüz ilk madde şu. Hemen hemen bütün tavsiyelerde it tagilla hep bu geçiyor. Allah'tan kork it tagilla Allah'tan kork gizli deve açıkta dilimiz ne yapacağız? Allah'tan korkacağız. Ona göre konuşacağız. Kalbimizin evetlemediğini dilimiz söylemeyecek.
Çünkü bu nifaka doğru gider. Dikkat edeceğiz. Ve tibaassünne. Fil akvali ve el ef'a. Gerek sözlerimizde gerek davranışlarımızda Resulullah'ın sünnetine uymak sallallahu aleyhi ve sellem. İbni Ömer radiyallahu anh efendimiz bu hususta çok zikredilir. Diyorlar ki Arafat'ta böyle alışlagelen bir yol. Yürürken İbni Ömer radiyallahu anh onun muhalifi bir yoldan geçiyor. Diyorlar neden böyle yapıyorsun? Rasulullah buradan geçti de onun için bu kadar dikkatli. Onun oturduğu yerde oturur kalktığı yerde kalkar. Hangi ağaç dibinde bulunmuşsa orayı sularmış Resulullah burada oturdu diye. Bir Yahudi'nin bir Hristiyan'ın tuvalet taşı muhafaza ediliyor. Fahri kainatın o kadar hatıraları nasıl kaybedilebilir? Siz ne dersiniz onlara? O Mekke'de Medine'de. Bu yönde memleketimizi takdir etmemek mümkün değil. Elhamdülillah.
Belki ibadet ve saatte çok gaflette de olsak efendimize bir saygı var, bir muhabbet var. Onun hatırasına gönülde bir sevgi var. Hiçbir şey yapamasak dayı. Onun gerek sözlerimizde gerek yaşantımızda riayet etmek. Mübarek adet-i Muhammediyelerine. Melya radu anil halk fi ikbal I vel-i ittiba. Bütün hayır ve şer ne ise hayrihi ve şerrihi minallahu Teala. Allah'tan bilmek. İnsanlardan değil. Allah'tan bilebilmek. Böyle olsa zaten kurtuluruz inşallah. Ve rula anillahi ta ana fil galiri velketir. İster çok olsun ister az olsun Rabbim böyle takdir etti diyebilmektir. Verrucu ilallahi fi Serra ve darra. En önemli maddelerden birisi de bu. Verrucu ilallah kisserra I vetarra. Gerek sevinçli halimiz, gerekçe gerekse üzüntülü halimizde Rabbimize dönebilmek. Bu yola niye girdik biz? Eshabübillah ve yahdi, ileyhhi men uni Allah'ımız kendisine tamamen teslim olan kimseleri hidayete eriştiriyor.
Bunun için girdik. Rabbimize tam manasıyla teslim olanlara teslim olduk. İslam'daki itaat haber verilirken Allah'a isyanda mahluka itaat yok der. Esas bu. Bunlara dikkat edersek kurtuluşumuzu temin ederim Allah'ın izniyle. Ne güzel söylemiş bize ehlullahın haber bildikleri gayet hoş. İmamı Rabbani Hazretleri uçmak, kaçmak, keramet bunlar güzel hallerdir ama şer'i şerife riayet edildiği zaman. Sami Efendi hazretlerine bir evladının gönül aleminin açıp açılır böyle aşktan, kürsten, lehten, kalemden haber verdiği söylenince bizim yolumuzda böyle bir husus yok, gözünü atsın buyuruyor. Gözünü atsın buyuruyor. Bizde meyil keramet değil istikamettir diye. Zaten keramet de müstakim olanlardan zuhur eder. Onlar da gizliyorlar. Bizden ne isteniyor? Bizden istenen Zikrullah Cenabı Hakk'ı anmakta. Tamamen kalbimiz ona teslim olup onun muhabbetinde yok olmaktır. Etemessubi bi'akaidi ehli sünnet.
Bizim akaidimiz bizim itikadımız nedir? Ehli sünnet ve cemaat. Bunu kolayca anlayalım. Allah'ımızın Kitabı ve Resulünün Sünnetidir. İtikadımız bu. Çünkü bozulmalar onu söylemeyeceğim. O olumsuzlukları siz hep bilirsiniz. İtikadi konularda gerek yok. Şu güzel meclisi onları da kirletmek doğru olmaz. Ve terper rukas. Böyle hep kolaylıkları, kolaylıkları iltizam etmemek. Azimetle amel etmek. Bir mürit şer'i meseleleri bilir. İlla burada alim olacak değiliz ama kendimize yetecek kadar bir ilmihal bilgimiz olacak. Vel'aksu bilazen ve devamil murakabe. Bunun üzerinde çok duruyor. Bu rabıta sayesinde letaiflerimiz, kalbimizin zikri, ruhumuzun sır, hapi, ahfa bunları yaparsak bunu yapmadan gaye Cenabı Hak küfür, şirk, nipak, büyük günah, küçük günah masivadan kurtarıyor. Bu letaiflerle arınmış oluyor. Sonra rabıta yapmakta zorlanıyor zaten. Yapamıyor.
Kalbinde de öyle bir genişlik bu dünya onun içinde bir buğday tanesi kadar bile kalmıyor. Öyle bir gönülde genişlik var ki dedemin üstadı hakkında dediği gibi yerleri gökleri koysan katiyen doldu demem diyor. Vasi olmuş kalbi anın, Vasvedemem ey yaren. Yerleri gökleri koysam katiyen doldu deme. O halde kalbini arşa azami. Diğeri de yeri geldiği zaman söylenir. Çok güzel söylemiş. Allah'ımıza yönelmek. Şu bahçelerimize girdiğimizde biraz mevsim geçti ama o yaz gününde ne de görüyorduk. Böyle güneşe taraf olan meyvelerimizin kızardığını görüyorduk ve bir de tatlı. Böyle güneşin ışığını aldığı için o ışınlarla hem olgunlaşıyor hem de tatlı oluyor. Bölgede kalırsa küçük kalıyor. Tadı da olmuyor. Allah'ımızın muhabbet güneşine. Onun ünsiyet güneşine. Onun emri ilahi güneşine kalplerimiz döndüğü zaman halimizde bir güzellik meydana geliyor ve Cenabı hak lütfediyor zaten. İhsan ediyor.
O zaman diyoruz ki bu nimete erenler diyorlar ki bu hayatı boşa yaşamışız diyorlar. Esadi Erbili Hazretleri'nin dergahında bazen yaşları sorma hali olurmuş. Derlermiş. Amca yaşınızı öğrenebilir miyiz? Evladım iki yaşındayım. Onu soran değilmiş. Allah Allah. İki yaş olur mu? Yetmişi gösteriyorsun. Oğlum. Es'adi Erbili Hazretleri'ni bulunca işin ne olduğunu anladın. Şeriat ne demek? Tarikat ne demek? Marifet ne demek? Hakikat ne demek? Onunla ancak anlayabildik. Hayatımı berbat etmişimdir. Çünkü uzay olsun. Ayağa kalk. Ayağa kalk da bir meşgul olduk. Efendim, böyle üstadımızın Hacı Hüseyin Efendi Hazretlerinin sohbetine gelenler oldu. Böyle bir merdiven çıkarken Bir tanesiydi. Yaşlıca bizzat. Eyvah derdi. Her merdiven ayağında eyvah. Binememişiz Hacı Hasan Efendi hazretlerini gördük ama onun mana aleminden habersiz olmuşuz diyerek çıkardı.
Bunu biz Ashab-ı Kiram efendilerimizde de görüyoruz. Meşşai zamda da görüyoruz. Huzura erdiği zaman değil mi hocam? Değil mi? Huzura erdiği zaman ömrümüzü heba etmişiz, diyor. Efendim bazı kimseler uyarı gibi yapar. Yapmayın. Bak buralar sırlı bir yer. Bugün sabah bir tanesi ne anlattı? Olsun. Biz hepsini kabul ederiz. Allah'ımızın kulu o. Başka yerlerde münasebet var. Varsın olsun hem de daha çok olsun, daha ali olsun, üstün olsun. Geldim diyor, Hac Hasan efendimizin huzuruna. Daha ilk gelenlerden biri. Evladım burası tek-ı azamın yeri dedi diyor. Sıraladı diyor böyle. Evladım burası velayet velilerin yeri saygı diyor. Ondan buraya gelenlerin kötüsü olmaz. Bu Bandırma'dan alevendi vardı. Kötüyse yedindirdin. Allah'ımızın kulları Öyle ki dünya ve onun süslerinden uzak olacağız. Dünyayı tek değil bu. Çalışıyoruz. Çok gayret ediyoruz ama muhabbetini içimize koymuyoruz.
Çok önemli bir hususa geldi. Hakikati ise bu yolun, Yemede, içmede, yat, kalkma hayatımızın her anında gafleti terk edip tefekkürle, Allah'ımızı devamlı zikir içerisinde olmaktır. O zaman ne olacak? Devamlı zikir içerisinde olacağız. Benim ailem var, çocuğum var, çoluğum var, geçineceğim nasıl olacak? Burada bize İmam Rabbani Hazretleri bir yol gösteriyor. Buyuruyor ki sabah kalktınız işinize gidiyorsunuz ve gece yarılarına dair belki çalışıyorsunuz. Ya Rabbi rızkım helal olsun diye çalışırsanız bu zikri daimdir buyuruyor. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İlahi Sevgi ve Zikirle Manevi Yolculuk | Mihmandar