Ya Ali ya Ali radiyallahu anh cennet kapısında gördüm. Nefsinin hevasına arzularına muhalefet edenlerin yeri cennet olur, yazılıydı. Cehennem Ya Rab beni niçin yarattın diye sordu. Allahutaala cimri ve kibirliler için yarattım buyurdu. Cehennem ya Rabbi elbette ben onlar içinim dedi. Ya Ali. Allah Teala'nın rızası ana babanın rızasında gazabı yine onların gazabındadır. Ya Ali, komşuna kafir de olsa ikram et. Yine kafir de olsa misafirine ikram et. Annene babana kafir olsalar da ikram et. Kafir de olsa dilenciyi reddetme. Şüpheli şeyleri yeğenin dini örtülü kalbi haram olur. Haram yiyenin kalbi ölür dini köyüne olur. Yakini zayıf olur, duası perdelenmiş olur, ibadeti az olur. Ya din. Bir mücrim günahkar kul felaketine seve bulacak şeye dua etse Allahutaala meleklerine bunun istediklerini verip sesini kesin. Bunun helaki felaketi istediği şeydedir, buyur.
Allahutaala bir kuluna gaza binince ona haram mal nasip eder. Yani Allah Teala bir kulunu severse o kulun duasını geciktirir. Melekler Ya Rabbi bu mümin kulunun duasını kabul buyur dediler Allah Teala. Benim kulumu bırakın. Siz ona benden çok mu acıyorsunuz? Ben onun dua ve tazarru etmesini seviyorum. Ben Alim ve habirim buyurur. Yani bir kimse ölüm halleri geldiğinde azapları bir kimse ölüm halleri geldiğinde azaları birbirine selam verir. Esselamu aleyke ben öldüm, sen de öleceksin derler. Böylece ak tüyü kara tüyüne ben öldüm yani ağırdım. Sen de öleceksindir. Yani her yeni gün gelince ey insanoğlu ben senin yeni gününüm. Senin üzerine şahidimdir. Her gece de insanoğluna böyle söyler. O halde gün ve gece ile sohbeti iyi et. Et. Allah Teala'nın fazlından helali iste. Helal istemek her mümine farzdır. Abdest aldıktan sonra Kadir suresini oku.
Allah Teala sana elli yıllık ibadet sevabı verir. Ayaklarını yıkadıktan sonra bana on kere salavat getiren kimsenin üzüntüsünü Allahutaala gidererek onu ferahlandırır. Dualarını kabul eder. Ya Ali. Fecir ağarmadan önce ve gün doğmadan önce Allah Teala'yı zikredenlerin günahı gökteki yıldızlar sayısınca da olsa cehennemde azap görünmelerine Hak Teala razı olmaz. Ya ay sabah namazını kılınca güneş tutup yükselinceye kadar yerinde otur. Sonra iki rekat namaz kılarsın. Hak Teala sana bir harf ve umme sevabı ve bir kilo azat etme sevabı ve Allah yolunda bin altın sadaka vermiş sevabı verir. Yani. Hazarda ve seferde dua namazına devam et kuşluk namazı. Kıyamet günü cennetin şerefeleri üzerinden dua namazını kılanlar nerededir? Cennete dua kapısından selamet ve imniyet ile girsinler diye nida edilir. Allahutaala bütün peygamberlerine duha namazı yani kuşluk namazı kılmalarını emir buyurmuştur.
Yani cuma günü kusi eden kimsenin öbür cumaya kadar olan küçük günahlarını Allahutaala affeder. O kimsenin kabrinden nur, mizanında ağırlık olur. Kulların Allah Teala'ya en sevgili olanı secdede Ya Rabbi ben nefsime zulmettim beni affet zira günahları ancak sen affedersin diyen kimsedir. Ya Ali, içki içen ile dostluk etme o mel'undur. Zekatını vermeyen kimseyle arkadaş olma o Allah Teala'nın düşmanıdır. Faiz yiyenler ile de arkadaşlık etme. Zira onlar hakkında Allah Teala eğer böyle yapmazsan Allah'a ve peygamberine karşı harbe girmiş olduğunuzu bilin buyurur. Yani Kuran-ı Kerim okurken ve dua ederken sesini çok yükseltme. Namaz vakti gelince hemen kıl. Geciktirirsen şeytan seni meşgul eder. Bunun gibi bir hayırlı işe niyet ettiğin zaman hemen yap yoksa şeytan seni o hayırlı işten men eder. Bu Kuran okurken Kuran azimüşşan sesi yükseltme hususunda bir şey anlatacağım.
Bu Erenköy olduğunu bilmiyorum. Sami Efendi hazretleri, Kaddafi Allah resulü de orada otururlardı. Yalnız değişik bir mekan olsa gerek ki biz daha genciz. Efendi hazretleri haddesallahü ve süre sohbet buyurdular. Sonra yemek için onları bir yere aldılar. Biz de herhalde umumi bir yerde bulunduk. Daha sonra Sami Efendimiz hazretlerine yakın olanlardan birisi dedi ki efendim şöyle bir kimse geldi. Bir Kuran-ı Kerim okusun. Daha öyle Kuran-ı Kerim okuma görmedim. Böyle başındaki takke Mevlana'mızın kavuna benzer şekildeydi o kadar yüksek olmasa bile. Siyah, Kuran okurken kendinden geçti. Sesini son artık avasına kadar gözleri döndü, bağırıyor ama onun o bağırması insanda bir ürküntü meydana getirmiyor. Okudu. O bizde çok büyük bir tesir etti. Demek ki dedim ilahi aşktan dolayı insanın derulundan gelirse içinden o coşar.
Bir tanesi efendimize geldi Sallallahu Teala ve selam, ya Resulallah ben gece Kuran Azimüşşan'ı hakmettim. Buyurdular ki gözyaşı midir? Şimdi bunları engelleyen nedir derseniz, bunları engelleyen sabah da bu hususta görüşülmüştü. Üstadımız Hazretleri bir söz söylediler onu biz yerine getiremedik. Bazen vezinli sözler şiir yazardı. Evin salonunda buyurdular ki ne yapıyorsun? İşte böyle bir şiirle meşhur olduğumu söyleyince böyle bir dalgalanırsan yaz ama onun dışında gönlüne bir ledünniyat bir misal doğarsa onu yaz o Allah tarafındandır buyurdu. Tabii şimdi sabahki kardeşimizin güzelliğinden dolayı insanı derler, samimiin konuşturur. Dinleyen konuşturur. Herhalde kabiliyetli bir kimseydi ki biz iştirak vaktini de bir hayli geçti, bu hususta üzerimizde hakimiyet kuranlar, mesela nefis hakimiyet kurmak ister, şeytan kurmak ister.
Dünya ve şeytansı farklı insanlar nefsin heva arzu ve istekler. Bu hakka dair bir misaldi. Şimdi hatırlayamıyorum. Üstadımızın o mübarek tavsiyesini yapsaydık şimdi hemen ifade edebilirdik. Kayseri'ye geldiğinde mürşid-i kamilimiz tabii tanımıyor, biliniyor. Hemen etrafını almışlar. Bir sohbet buyurmuş. Biz de sabah derslerimiz olduğu için okulda ancak sabah görüşebildik. Buyurdular ki akşam ledün niyet doğdu. Bu ledün niyet nedir biz bilmeyiz. Şimdi ledün niyet doğdu. Ne demek? Bu ledün niyet doğdu diyorsunuz. Bu ne demek, bu ledüniyet ne biz bunu bilmiyoruz. Bize mürşid-i kamilimiz buyurdu ki ledünni bir hal oldu. O da okudukları orada ve Hucurat suresinde ayet-i celile bir doğuş oldu buyurdular. O kardeşlik hakkında demek ki o anda kendisi zaten müstesna. Şimdi cemaate göre desem kendileri de bunu söylerdi. Bizim görüşmemiz buyuruyorlardı cemaatin durumuna göre.
Bazen görüşürlerdi onun on tohum kırıldı buyurdu. Bir de misal verirdi. Şimdi budaklı ağaçlar olur budaklı. Onu böyle baltayla insanın ayırabilmesi çok zor olur baltayla olduğu zaman. Bir de af buyurun efendimizin sözü söylediği için diyorum. Camız bölün. Onu yumuşatamazlarmış. Siz deyin bizim gibi insanlara derdi ki, buyurdulardi ki yahu ne oluyor konuşuyorum, hiç tesir etmiyor. Olur koltuğun kırıldı. Bu budaklı bir ağaç gibi kırılmıyor. Sonra camız günü gibi vuruyorum yumuşamıyor, vuruyorum yumuşamıyor. Bu yukarı köylerimizden birinde sohbet etti. Bir tanesi de çok uygunsuzdu. Hususen gelmiş. Hacı Hasan efendi ne konuşuyor? Öyle samimi dinlemeye değil. Böyle bir araştırma içerisinde. Şimdi o bulunmuyor. Dik dik bakıyor adam. Biz de okulumuzdan öğrenciler getirdik. Bir umut başladı. Mübarek sesleri duyulmayacak şekilde cemaat ağlıyor. Böyle çok gördüğümüz de oldu.
Bazen de böyle sıkıldığı zaman bütün terin içine girerdi. Efendim bunun sebebi nerede söyler misiniz? Niye terin içine girdi efendimiz? Niye zorlandık, kolum koltuğun kırıldı dedi? Söyleyin, o aynen şimdi ultrasyon gibi. Bu bir Evliyaullah. Gözü öbür alemleri harp gözüyle görebilecek kudret ve kuvvetle bir izniyle iddia ediyor. Onun için bütün insanların bizim gibi siz değil. Bizim gibi insanların iç alemini görüyor. Ondan dolayı daralıyor ve sıkılıyor. Orada buyurdu ki elhamdülillah cemaat inançlıymış. Nasıl dedi elhamdülillah? Huzurlu bir görüşmemiz oldu. O muhalif adamın da hiçbir tesiri olmadı. Şimdi bir grup geldi. Bunlar efendimizin anlıyorum biiznillahi teala teveccühünü istiyorlar. Şu konuşmalar değilmiş. O mübarek gözünü bir yumacak, karşıdakinin de alıcı olması gerekir. Verici var. Ama alıcı olmayınca ne olacak? Mümkün değil.
Böyle bir grup geldiler niyetleri üstadımız hazretlerinin mübarek gözlerini yumup kalbe yönelmesini bekliyorlar. Yapmadı ve herhalde birkaç kelime söyledi fakat mübarek veç-i saadette değişti. Onların hepsi derstiydi. Mübarek veç-i saadeti böyle bir üzüntülü hal aldı. Buyurdu ki tamam gidebilirsiniz. Gitti. Neden oldu? İçimde bizim gibi şu günahkar gibi bir kimse vardı. Bir gün bir düştü geldi. Akşam namazından da sonraydı. Onların o teveccüh halini mi çok düşünürdüm acaba nasıl olur diye. Çünkü ömre bedel. Onun bir mübarek ödül yumması, kalbe yönelmesi emin olun ömre bedel. Biz yillarca çalışmamızla bunu temin edemeyiz. O bir mübarek gözünü yumacak, kalbimize de akacak. Öyle akması basit ne bir iş değil. Böyle bir bu tabiri evliya için nasıl kullanabiliriz ki? Bir horlama hali diyeceğim ama bu basit kaçacak bunların hepsi Türkçede çünkü karşılığı yok.
Efendimizin vahyi alışının velayet ölçüsü içerisindeki bir görüntüsü. Nebi Ekrem efendimiz de mübarek gözlerini yumuyor, o sesler çıkıyor. Öyle oldu. Ağlıyor tabii kendinden geçmiş gibi ağlıyor. Sami Efendi Hazretlerinin kalpte sallallahu aleyhi ve sırra torunlarının düğünüydü. Düğün davetiyesi de çok güzeldi. Bi Lutfei Teala diye baş kısmına böyle yazmışlar. Şimdi düğün torununun değil bizim onun bir zamanın kutbul aktabı. Bak bir kutbu cihan var, bir kutbuazam var, bir de kutbul aktab var. İyi sarılabilsek kutbul aktab bizim Mürşid-i Kamilimiz Sami Efendi Hazretleri. Ne olur o Mut bullak efendim adamın babası zenginse evladı da zengindir. Ama evlat olabilirsek onların defterine kaydımız geçmişse, dedem dört kişiye