İlahi Rahmet ve Nimetler, Gönlün Selametini Bulması
İlahi Rahmet ve Nimetler, Gönlün Selametini Bulması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Gaf Suresi'nde otuz yedinci Ayet-i Celiline, Rabbi Zülcelalimiz Esselamü. Şüphesiz bu Kuran-ı Azimüşşan'da. Bir de GAP Suresi olunca, GAP Suresi'nde geçen birçok hakikat var. Nebiyy-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Cuma günleri GAP Suresi'ni okurlarmış. Bu da…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Gaf Suresi'nde otuz yedinci Ayet-i Celiline, Rabbi Zülcelalimiz Esselamü. Şüphesiz bu Kuran-ı Azimüşşan'da. Bir de GAP Suresi olunca, GAP Suresi'nde geçen birçok hakikat var. Nebiyy-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Cuma günleri GAP Suresi'ni okurlarmış. Bu da hatırımızda kalsın. Kaf Suresi'ni de okuyalım. Cuma günleri okur da Efendimiz aleyhissalatu vesselam, yalnız onlar ve Ashab-ı Kiram okuduklarının anlamlarını bilirlerdi. Muhakkak büyük bir gerçek var burada. Onun her Cuma Kaf suresini okumaları. Bir özetleyici bulursak şu Kaf Suresi'nde, başta Allah'ımız yüce kudretine delalet eden işaretlerini mi diyor? Arzdan anlatıyor, semadan anlatıyor, yağmurun yağı nasıl yeryüzünü hayata kavuşturduğunu, nebatatın, bitkilerin, meyvelerin meydana geldiğini haber verir.
Çok hakikat biz buna girersek, ne bir tellerine tükenir. Bitiremezsiniz. Semadan yağmurlar indirmek suretiyle öyle bir nimet lütfediyor, ihsan ediyor ki, tahrif edemezsiniz onu. Şimdi yerin altında ve üstünde nimetler. Hem yerin üstünde bildiğimiz elmasıdır, ne bileyim, güney ülkelere gidecek olursak portakaldır, naremsiyesidir. Kuzeyine doğru gidecek olursak, fındığıdır vesairdir. Sonsuz nimetler ve alttaki kaynaklar, madenler. Biter mi? Anlatmakla bitmez. Rabbimiz semavatın yaratılış şeklini haber veriyor. Yeryüzünün döşek halinde nimetler sunduğunu bize ifade buluyor. Tabii alacağımız dersler pek çok. Semavat ve arzın birbirleriyle adaletasıyla nasıl meyvelerin, nasıl nebahet ve bitkilerin meydana geldiği haberdir. Şimdi yer semayı seviyor, semada yeri seviyor. Eğer semayı yeri sevmese bir damla düşürmez. Yerde onu alıp kabul ediyor, ta yerin derinliklerine kadar iniyor.
Eğer semadan sular inmeyecek olsa, semadan sular inmeyecek olsa ne olur? Rabbimiz muhafaza buyursun. Rabbi Zülcelal'imiz, suyunuz çekilecek olsa, söyleyin bakalım size kim su kaynatacak? Size kim su verecek? Ne nimet biter mi? Efendimiz boşuna Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, Kaf suresini, cuma günleri okumuyor mu? Bir manası var bunun. O su ne demek? O su, her şeyin hayatı sudur. Bu güney bölgelerinde biraz yağmurun kesildiği zamanlarda, bütün haberlerde de gösterdiği, gazetelerde de gösterdiği, Arzın nasıl bir yarık yaratığı, çatlak halinde susuz karışımı bir çöl gibi oluşunu gösteriyordu. Yağdırmayacak olsa ne olur o yağmur? Esselam. Rabbimiz bize Mevla-yı Zülcelal'imiz, müddett Suresi'nde de yüce nimetini, ihsanını öyle haber veriyor ki. Sizi hakir bir sudan yaratmadık mı? Haydi kesilsin su ne olur? Allah muhafaza buyursun. Afrika'da açlık baş gösteriyor.
Yillardan beri bunu duyuyoruz ve çok derin kuyular açılmak suretiyle o insanlar hayata kavuşturuluyor. Şu memleketimizde bile bir köyümüzün suyu yok. Üst bir köyden geliyor, kavgalar başlıyor suyunu kesiyor. Çok büyük bir sıkıntı. Su bir hayattır. Bu artık zahiri olan bir nimettir. Batıni olan, eğer gönlümüze ilahi rahmet suları, tecellileri, varigatı İlahiye ve uzatı İlahiye, akmayacak olsa ne olur? Şimdi yağmur yağmadığı zaman kuruyor, her taraf kuruyor. Hayvanlar telef oluyor, insanlar hakim. Haydi gönül sularınız bu Ayet-i Celile'de kesilecek olsa ne olur? İbadet ve taat yapabilir mi kişi? Gözünden yaş akar mı? Kesilmiş artık. Gölme su gelmiyor ilahi rahmet suları ne istiğfarla, ne tevhidle, ne salatü selamla, ne rabıtalarla, ne zikirlerle, ne muratabelerle, ne teveccülerle, ne müşahedelerle bir iniş olmayınca ne olacak? Göz kuruyacak, kuruyunca ne olacak?
İlahi Rahmet ve Nimetler, Gönlün Selametini Bulması ne anlatıyor?
İlahi Rahmet ve Nimetler, Gönlün Selametini Bulması kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Gaf Suresi'nde otuz yedinci Ayet-i Celiline, Rabbi Zülcelalimiz Esselamü. Şüphesiz bu Kuran-ı Azimüşşan'da. Bir de GAP Suresi olunca, GAP Suresi'nde geçen birçok hakikat var. Nebiyy-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Cuma günleri GAP Suresi'ni okurlarmış. Bu da…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bütün haramlara bakmaya başlayacak. Halbuki kuru masa, bir sinek başı kadar gözümüzden yaş atacak olursa, ceset cehenneme haram kılınır. Kulak da öyle. Eşyanın zikrini duymadığı gibi, haklı da duymak istemez. Ve öyle bir hane gelir ki, Cenab-ı Hak muhafaza buyursun. Aynen Ebu Cehil'in dediğine dönermiş. Rabbimiz muhafaza etsin, Ebu Cehil öyle söylüyor. Ne söylüyor? Bakın Es Sahibine. Ve dediler. Ve dediler ki, Kalplerimiz gör türüdür bizim, kapalıdır bizim, perdemidir bizim. Niye? İman suyu kalbe inmenin için suyu. İmanın suyu yok. Buyurun. İman suyu, şehadetini suyu, gönle inmediği için ve galu vededine, bizim kalplerimiz kapalıdır. Bizi çağırdın diyorsun ya, putları terk edin de tek olan, her şeyinde bir olan Mevla'ya takın biz bunu duymaktan, azadeyiz, dinlemeyiz. Bunun için uğraşılıp durma bizim kalplerimiz kapalıdır. Damlası dahi bizim gönlümüze inmez.
Sen panayırlarda bile söylüyorsun, her yerde tevhidi haykırıyorsun ama bizim kulağımız tıkalıdır. Öyle oldu ki insanların kulaklarını bile, Mekke'ye gelmek isteyen insanların kulaklarını bile, sözde sihir vardır. Kulaklarına pamuklar soktular, Muhammed'in bir kelamını duymayalım diye. Gönle iman suyu inmezse ne olur? Ediplerden birisiydi, işte tesadüf, Efendimizin yanına düştü. Efendimizin okuduklarını sallallahu aleyhi ve sellem namazda bazı mübarek kelamları duyar gibi oldu ve zaten gördüğünde dedi ki parıltı, bu güzelliği, bu bambaşka hal nedir diye takip etti zaten. Tesadüfen geldi. Tabii öğütlendi, aman ha yaklaşma sihirlenmiştir, dindi, şairdir, dindi, kahindir, dindi, dindi, dindi, dindi, dindi. Hiç bakmak istemiyor, o kadar tehdit ettiler ki. Fakat gördüğü zaman ondan daha güzelini görmedin dedi. Ondan daha güzel bir kimse görmedin.
Şu oturuncusu kalkam için, şu şekil, şu şemaliyi şu biçiydi. Dedi ben şair bir adam böyle akılsız, beyinsiz bir kimse değilim. Dinleyin bakalım ne söylüyor. Kulaklarından pamukları çıkardı ve dinledi. Efendimiz İhrac Suresi okuyor. Demek imanın suyu inmezse kulaklarınız da sağırdır. Ya Muhammed seninle bizim aramızda perde var. Küfür perdesini indirdiler, şirk perdesini indirdiler, nifak perdesini indirdiler. Bize Rabbimiz burada öyle dersler veriyor ki, Sen istediğini yap, biz de istediğimizi yaparız. Artık o kadar da bir çılgınlık olamaz. Diyor ki, sen istediğini yap, biz de istediğimizi yaparız. Sen tevhide davet ediyorsun, ahiret var diyorsun, risaletini ifade ediyorsun, peygamberlerden bahsediyorsun. Hayır ve şerrin Allah'tan olduğunu söylüyorsun. Altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı İlahiyeyi bütün insanlığa ifade ediyorsun.
Sen istediğini yap, biz atalarımızdan devraldığımız din üzere deva eder, gideriz. Sonu ne oldu bunun? Sonu iyi olmadı. Sonu çok kötü geldi. Dedi muharebesi, tabii yetmiş kişisi, müşriklerin yetmiş kişisi helak oldu. Ebu Cehil çok çılgın bir şekilde geldi, çok çılgın. Nebiyy-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bir defasında Gamet Suresi'nde geçen ayet-i celile, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Rabbimiz Celle Celalühü, o topluluk yakında bozulacak ve bunlar arkalarına dönüp kaçacaklar. Efendimiz bunu okur. Onlar kaçacaklar, sen de Habibim ashabımla onlara vuracaksın. Hazreti Ömer dedi ki ve bunu bir türlü anlayamadım. Onlar kaçacaklar sen de vuracaksın. Nedir bu diye düşünür. Baktı ki, Bedir muharebesinde, Ebu Cehil artık o kadar azdı, o kadar çıldırdı ki, Dedi ne olsa biz Muhammed ve ashabını öldüreceğiz, onda bir şüphe yok.
Şimdilik için her türlü defterini de, çalgılarını da, muallniyelerini de, develerde getirdiler kesmek için. Her türlü hazırlıklar yapıldı ve dedi ki büyüyle, bunları kesip atma yok. Dileleri ayaklarına bağlayacağız bunları. Sürye, bunları biz Mekke'ye kadar götüreceğiz. Rabbi Zülcelal'miz müminlere zafer Üç yüz dokuz, üç yüz on üç, üç yüz on üç. Onlar bin kişiye ulaşıyorlar. Hep atlı ve diveli, teçhiz edilmiş durumda, sahabenin hali belli. Kondukları yerde öyle taylar bir yer kumlu, muharebede de çok önemli, yeri de önemli ayakları taylayacak. Rabbimiz, Halık'ımız zatına kullukta daim olanlara öyle yardım ediyor ki, onların ayaklarını da güçlendiriyor. Bir yağmur ihsan etti, Halık'ımız. Yağmur lütfetti. O salgılan yer tam setleşti. Ayakların tam tutacak bir şekil attı ve bir de bir rahatlık verdi Cenab-ı Hak. Öyle bir gönüllerinde rahatlık var ki, Ashab-ı Kiram ihtilam oldular.
Efendimize dediler, ya Rasulallah biz muharebe için geldik, biz içtinam olduk, ne yapacağız? Yağmur yağıyordu hafif hafif, altına durun, durun, vücudunuzu ovalayın. Halatımız böyle de bir zevk verdi ve galip olurdu. Eshablar. Allah onları Celle Celalühü öyle tehdit eder, öyle güçlendirir ki, onların sıkları yere gelmez. Saf suresi. Yeter ki yardımlarında Mevla olsun ve yetmiş kişi orada kanun, tabii kibirle geldi, benlikle geldi Ebu Cehil. Afra Hatun'un Muaz, Vis ile Mavves, iki tane delikanlı. Sahabeden birisi dedi ki bugün isterdim ki müşriklere karşı çok güçlü olalım, onları kahredelim. Yalnız ne kadar zayıf bir çocuklar güçlü isterdim ki çok havi olaydı. Ebu Cücane gibi güçlü olaydı. Hz. Ömer gibi boyu iki metreyi geçerdi. Fakat çocuklarım arasında kaldım. Tam böyle düşünürken dediler ki amca amca ne var? Ebu Cehil nerede, ne yapacaksınız yavrum?
Onun Efendimize düşman olduğunu duyduk. Hep gözümüz bunu alınır, ona kılıç havale edeceğiz. Gösterdi, o da çok şımarık bir vaziyette gelmiş. Vavul şuraya hücum, buraya hücum. Bu iki tane çocuk dine öyle bir hamle yaptılar ki kılıçla ayağına mı düşürdüler, dizine mi düşürdüler, yaraladılar diye düşündüm ve akıbeti anlatmak da bitmez. İbn-i Mesud radıyallahu anh, Rahman Suresi nazil oldu. Kim okuyacak bunu? Çünkü Rahman Suresi, Rabbimizin bütün nimetleri ile dolu ve sonunda ayetlerden öyle ise, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz siz. Siz? Onlar iman etmiyor ya. Hangi nimetlerini yalanlayıp da şirke ve küfre düşüyorsunuz? İşte buradan alacağımız dersleri biraz Sure-i Şimdi bunu biz okuduğumuz zaman diyoruz ki bu müşriklere, kafirlere işte Bak suresinden otuz yedinci ayetinde ve diğer Ebu Cehil diyor ya, seninle bizim aramızda perde var. Kulaklarımızda sağırlıklar dinlemeyiz.
Bunu illa kafir ve müşrikler için ifade etmeyip umum umum manası. Hepimize hitap edin. Dinleyin de aman çılgınlık yapmayın. Düğününüzde de, bir neyinizde de, evinizde de, barkınızda de, işinizde de, gücünüz de de aman Kuran'ı dinleyin. Kulaklarınızdaki o sırrı kaldırır duyan kimseler olun, gören kimseler olun. Aranızdaki perdeleri kaldırın da tanıyın atmayın. Şimdi diyeceksiniz ki bu kafirler için. Diyelim ticari bir husus, dünyalık da baş gösterdi. Ticari bir ahlaksızlığa gidildiği zaman, bu kulak sağır değil de, bu gönül kapalı değil de nedir? Nasıl ayet yerine yorumlayacaksınız? Eğer öyle olursa Kuran'da hiçbir ayet bırakmazsınız. İki yüz, üç yüz ayete düşersiniz. Çok mühim, Allah'ın indirdiği hükümlerin mutlak gerçekleştirilmesi gerektiği hususundaki maluma, hepiniz için gerekiyor. İşte şu kavim için, şu millet için, şu insan için değil o. Mesela sabah kalktık.
Namazı kılacağımız yere başka yerleri terk edecek ne olacak bu? Allah'ımızın ayeti celilesi ne olacak? Ayet celilesi ne olacak? Onun için derin bir tefekkürle bunu düşüneceğiz. Ne oldu? Neticesi ağır oldu dedim ya, bunlar kahptır. Efendimiz başlarına geçti, konuşuyordu. Buyurdular ki, bu zamana kadar anlattığım hakikatleri artık anladınız mı? Hakikat hala vakıf buldunuz mu? Sahabe dedi ki, Ya Rasulallah, siz konuşuyorsunuz ama bunlar bunu duyuyor mu? Sizden daha iyi duyuyorlar. O zaman Esselamu. Şüphesiz bu okunan ayat-ı ilahiye var ya, diğer altı bin altı yüz altmış altı ayet değil, sadece Kaf suresinde bir suyun yeryüzüne inişi yağmurun inişi, onu anlatmakla bitiremez. Bu maddisidir. Manevisi iman suyu inecek. İbadet suyu inecek. İhlas suyu inecek. İhsan suyu inecek. Takva suyu inecek.
Havf-ı ilahi suyu inecek, münip ona gönül suyu inecek, muharrebun zümre olma suyu inecek, ebrar suyu inecek, sabır suyu inecek, sadaka suyu inecek, ganitin olmanın ilişkisi, girecek, Yolunda sarf etmenin suları inecek. Nasıl iner? Yolunda sarf etmenin suyu nasıl iner? Bir hastayı ziyaret etmenin gönlümüze vermiş olduğu hayat nedir? Siz bunu yaşıyorsunuz, iniyor. Şimdi bahçemizi suladığımız zaman bahçedeki meyveler aç ediyor. Bakıyorsunuz o kuruyan, kuruyan otlar hafif hafif yeşermeye başlıyor. Bahçeyi suladığımız zaman, o ağaçlarda güzel bir hareket meydana geliyor, zevk meydana geliyor. Bu meyveleri suladığımız zaman, suyunu alan meyvenin bir neşesi var. Bunu gözlerinizle görürsünüz, hepimiz görüyor musunuz? Sağa, sulan neyi yazıyor, meylen sulanmıştır. Müminin, mümin üzerinde altı hattı vardır. Birisi de hastaları ziyaret etmek. Ettiğinizde gönlümüzde bir neşe olmuyor mu? Mutlak olur.
Görüyorsunuz ki ne kadar mesrur oldum. Bu hastanın gönlünü aldım. İhtiyacı da varmış. Onu da gördüm. Bir içine bir lezzet geldi, bir huzur geldi diyorsunuz. Bu sulanmak değil de nedir? İşte sulanıyoruz biz o zaman. Bir mümine nasihatte bulunuyorsun, bir top geldi bunun için. Bir zevki yok, bunun bir tadı var. Biraz önce konuşuyordum, kardeşlerinizden biri doyamıyorum, Rabbime diyor. Bu ilahi rahmetin sadece yağmur olarak değil, önünde inişi değil de nedir daha iyi anlattı. Gönlüme dedi bu inen ilahi rahmet suyundan dolayı çıldıracak gibi oluyorum. Bu zevki duyanlardan Es'ad-ı Erbili Hazretleri'nin oğulları Muhammed Ali, Rahmetullah Ali Hazretleri diyor ki, bir Ya Mutlak Suresi'nde. Daha burada Mevla-i Zülcelal'miz sarmaşıklara kadar anlatıyor. Sarmaşıklara kadar anlatıyor. Meyveleri anlatıyor. Buğdaylardan anlatıyor. Her türlü nimetten anlatıyor.
Buyuruyor ki Rabbi Zülcelal'imizin Azameti İlahiyesinden titreyen kimseler için iki cennet vardır. Bu cenneti Es'ad-ı Erbili Katyasallahu Sırr ve Üstadımız buyuruyor ki bu marifet ehlinin duymuş olduğu hazdır içinde öyle bir zevk var ki dünyaları versem ona dönüp de bakmaz. Ona. Öyle bir nura kavuşmuş ki, o özünde hiç durur.
Kaynak: Genel
İlahi Rahmet ve Nimetler, Gönlün Selametini… | Mihmandar