İlahi Murakabe ve Kullukta Derinleşme kaydında Herkese bu, eğer Allah celle celaluhu, işledikleri günahlardan dolayı insanları derhal cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde helak edilmedik bir tek canlı bırakmazdı. Ile ecelin müsemme, fakat bu zalimleri cezalandırmakta acele etmez. Belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Ta ki belirlenen bir süre gelip çatınca da hepsinin cezası…
Herkese bu, eğer Allah celle celaluhu, işledikleri günahlardan dolayı insanları derhal cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde helak edilmedik bir tek canlı bırakmazdı. Ile ecelin müsemme, fakat bu zalimleri cezalandırmakta acele etmez. Belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Ta ki belirlenen bir süre gelip çatınca da hepsinin cezası tastamam olarak verilir ve Çünkü Cenabı hak kullarının helal ve hareketini görmektedir, sırıkullahü aleyhi ve sellem. Yalnız ayeti celileler bütün esrar dolu, bütün esrar dolu, sadece biz burada Cenabı hak'ın Cenabı hak kullarını herhangi ve hareketlerini görmektedir bölümünde murakabeyi anlatırız. Tarikat-ı Adiyyede olan rabbımızın her an bizi gözetlediğini. Burada Mevlana Halid hazretlerinin çok güzel bir nasihati var. Bunu üstadımız çoğu okurlardı, arkadaşlarımız belki hatırlayacaklardır bunu.
Gizlide ve açıkta ne yaparsanız Cenabı hak sizi görmektedir. İzli ve açıklar. Bu da benzer Kuran Azimüşşan'da hayatı İlahiye bitmez ve tükenmez. Bunu zaten canlı tutabilmektir murakabe. Zaten bu hale geliyor. Bu duruma geliyor. Bu duruma gelince o onda canlı oluyor ve gönül ve gönül olarak bunu yaşıyor. Sadece Allah'ımız bizi görüyor, biliyor, duyuyor düşüncesi değil. Onunla birlikte bunu kalbi hissediyor artık. İşte murakabenin asıl murakabe oluşu da budur. Kalbi yedi kat semayı yok bilip arşı azamı açmanın esrarı da budur. Hani şimdi biz böyle diyoruz ama bunu yaşayan bir insan, derler ya Hint kumaşı mı? Derler ya, hatırlayabildiklerimden söylüyorum. Şam toprağı derler mesela, çok kıymetli olduğu için. Çok yüksek değerde olan bir eşya, çok yüksek. Diyelim ki dünyada çok ender. Bu gibi insanlar dünyada Rabbi Zülcelal'imizin lütfetmiş olduğu hayırlı insanlardır ve sayıları çok azdır.
Şu hatırıma geliyor. Bir tanesi, gündüz eline mum ışığıyla mumu almış da dolaşıyor. Ne arıyorsun? İnsan arıyorum. Üpek gündüz, olunur mu böyle mum ışığıyla deyince, ben de bulunmayan arıyorum. İşte bulunmayan kimselerdir. Onların varlığı alemin ayakta durmasına sebeptir. O kadar kıymetli. Birkaç hadisi şerif bu noktada hatırlıyorum. Cenabı hak gazap etmek istediği zaman Cenabı hak muhafaza buyursun. Sevdiği kulları gördüğünde kazabı sönüyor. Onun için diyoruz ya Rabbi ne olur bunları eksik etme içimizden ya Rabbi diyoruz. Biz bunu Kuranı Kerim'de hatırladığım bir şehir var. Birisi ikinci ikinci cüzlenir. Bir kısmınızın yüzünden diğer kısmınızın bela ve musibet, ceza ve sıkıntısı ve hesabı kaldırılmıştır diye buyuruluyor. Hatırlıyorum, Hac suresinde geçer. Bir de Hac suresinde onlar sebebiyle Cenabı hak kaza ve beladan koruyor.
Ayeti celile o kadar derin ki, ayeti celile o kadar derin ki tarifi mümkün değil. Sadece biz o son kısmındaki bölümü arıyoruz, geçemiyorum bir türlü. Esanüfe innallah'a, şüphesiz Rabbi zülgelalimiz, kullarının herhal ve hareketini gözetlemektedir. Gizlide de olsun açıkta da olsun nerede olursa olsun ölmekte ve bilmektedir. Tarikatı Adiyyenin bize vereceği edep erkan budur. İyilik ve kötülük anlatılırken ne buyrulur? İyilikler, iyilikler Allah'ımızın lütfettiği, ihsan ettiği güzellikler, bir de Allah korusun bir de kötülükler vardır. Kimsenin görmesini istemediğiniz bir haldir. Kimse görmesin istersiniz, kimse bilmesin. Korusun Cenabı hak, bizim her halimiz Cenabı hakk'a malumdur. Böyle olunca kimi neden gizleyeceksin ki? Böyle murakabe dedik de bildiğiniz bir hususu tekrarlamak istiyorum. İki tane misal verirler.
İlahi Murakabe ve Kullukta Derinleşme ne anlatıyor?
İlahi Murakabe ve Kullukta Derinleşme kaydında Herkese bu, eğer Allah celle celaluhu, işledikleri günahlardan dolayı insanları derhal cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde helak edilmedik bir tek canlı bırakmazdı. Ile ecelin müsemme, fakat bu zalimleri cezalandırmakta acele etmez. Belirlenmiş bir vakte kadar onlara mühlet tanır. Ta ki belirlenen bir süre gelip çatınca da hepsinin cezası…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Birincisi, işte velilerden bizzat beşayih kiramdan evladının birini çok seviyor. Çok muhabbeti var ve onu çok sevince dedikodu da çoğalıyor. Bunları bir imtihana alıyor. Bir imtihana alıyor. Diyor ki, evladım hepsinin eline bir kuş veriyor. Bunu kimsenin görmediği yerde kesin herkes kesiyor. O çok sevdiği ise getiriyor canlı olarak. Neden böyle yaptın? Efendim Allah'ımızın görmediği hiçbir yer yok ki her yerde görüyor ve müşahede ediyor diyor. Biri de işte bir çiçek getirmesini söylüyor. Herkes en güzel çiçekleri sunarken o çok sevdiği artık solmaya yüz tutmuş, boynu bükülmüş bir çiçek getiriyor. Neden böyle yaptın deyince hepsinin Allah'ı zikrettiğini gördüm ve onu zikirlerinden mahrum bırakmadım der. Hazreti Ömer'i hatıriyalım radiyallahu anh, Medine'yi keşfe çıktığında işte bir eve bir eve kulak misafiri olur, kulak misafiri olur.
Orada, orada işte yavrum sütün içerisine su kat deyince, Allah'ımız görmüyor mu? Orada evvelki ifade şu, işte Hazreti Ömer yasaklamıştı. Hazreti Ömer de ne bilecek? Ama Hazreti Ömer'i de demesi, bunun en güzel ifadesi olsa gerektir, irtibesiz. Ayet-i celiliyle derya tarifi demem ki, dünya deryası desem biter. Ahiret deryası. Tacilul vukube fidarit dünya lil mümin ihsanun. Mümin için bu dünyada yapmış olduğu yanlışlıkların cezasının verilmesi onun için bir mükafattır, ihsandır. Ve de ahiri ruha lidarit devam Eğer ahirete bırakılacak olursa ceza daha da derinleşmiş, daha da ağırlaşmış olur, hiç şüphesiz. Şimdi Allah'ımız dünyada sevdiği kullara bedenine rahatsızlık veriyor. Bedenine vermezse evladına veriyor. Evladına vermezse malına mülküne veriyor. Bu şekilde imtihan ediyor, bu günahlarının affına vesile oluyor. Kimilerin günahının affına ne oluyor? Mükeffirat oluyor.
Bir de mücazat olur mu? O da Ehlullah için bir mücazattır ve mükafattır aynı zamanda. Şimdi, insanın burada Ayet-i Celile'den öğrendiğimiz husus, Cenabı hak işledikleri günahlardan dolayı insanları derhal cezalandıracak olsaydı yeryüzünde helak edilmedik, bir tek canlı bırakmazdı. O zaman insan kimdir? İnsan, eksi ve artılarla kuşatılmış bir varlıktır. Nasıl diyeceğiz? Bakın, insanların artısı ve eksisi çünkü biz imtihan darındayız şu anda. Her hadimizden imtihan edilmekteyiz biz. Fıtratına fücur ve takva, fücur malum. Tohumlarını etmiş, takva ile yücelme fücur, yani insanlarla günahlar ile alçalma özgürlüğünü vererek yolun başına koymuştur. Seçim artık bize ait. Bu, Nehir suresinde buyurdu ya, ister şükreden ol, ister küfreden ol.
İrade edin de Cenabı hak yolu göstermiş, peygamberlerini indirmiş aleyhimüsselam, kitaplar inmiş, bütün Allah'ın dostları gelmiş, artık gözünüzü açın buyuruluyor. Yine Beled suresinde görürüz. Esamne. Cenabı hak insanın iki yola kılavuzu, biri hak, biri batıl. Sonra insan çok zalim ve cahildir. Kuran-ı Kerim'de Ahzab suresi, yetmiş ikinci Ayet-i Celile'de çünkü Ayet-i Kerime'nin izahı o memlekette üstadımızın daha genç yaşta iken vaaz vermesini isterler. Diğer hocalar derler ki bir gün konuşur, iki gün konuşur, üçüncü gün ne bulacak Elindeki nota kadar takip ederler, on beş gün elinden tisame, o kağıt düşmez, bunu düşmez. Artık dediler biz yetirecek gibi değiliz. Onun için bitmez ve tükenmez. Onun son kısmından alıyorum. Dağlara yüklendi emanetler o cesametine göre, büyüklüğüne göre semavata onlar yüklenmekten çekindiler ama insanoğlu yüklendi. İnsan çok zalim ve cahildir.
Neden insan zalim ve cehil cahildir? İnsan şuursuz ve cahil olunmamalı. Kimliğinin kabiliyetinin ve yüklendiği emanetin farkında olmalıdır. Allah'ımız öyle bir değer vermiş ki, filafet sırrını vermiş, imanetleri yüklemiş. Allah, bu konulardaki bilgisizlik büyük bir cehalettir. Yani bu kadar nimet bahşetmişken, kainatı insan için insanı da zatı için yaratmışken, onu bilememek kadar cehalet olamaz. Taşıdığı emanetin hakkını yerine getirmeye de gayret etmendir. Onun hakkını yerine getirmemek de büyük bir zulümdür. İnsanın aceleci vasfının bir tezahürü de onun kolay elde etme iştahasında olmasıdır. Zira o, ahiret saadetini dünyada yaşamak ister. Yani her şey şu dünyada olarak bilir. Yiyeceğim, içeceğim, hayat süreceğim, bu değil işte. Ana karne hayatı gibi, ana karne hayatının varlığı bu dünyaya doğmak için sıhhatli ve afiyetli bir şekilde.
Bu dünyada bizim ahirete doğmamızda, Rabbimizin istediği tarzda bulunmamız içindir. Bunun için Rabbimiz essane, Kıyame suresi yirmi ve yirmi birinci el celilede essane, Gerçekten insanı sızlatmıyor değil, sızlatıyor. Hayır, doğrusu siz acil olan dünya hayatını seviyorsunuz ve hiçbir şey değil. Sizin sevdiğiniz anlatmıyorum, anlatsam meta diye buyuruluyor. Meta, en değersiz bir varlık demek. Şifiye benzetiyor Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ve ahireti bırakıyorsunuz ve sonra insan Allah'a karşı da pek nankördür. Esalimler. Hayır. Şüphesiz ki insan Rabbine karşı, gerçek şu ki kendini kendine yeterli görerek çizgi yaşar. Hayır, gerçek şu ki insan kendini kendine yeterli görerek çizgiyi yaşar. Halbuki muhtacız, Samet sıfatı var Cenabı hakk'ın her şeyimizi ona muhtacız biz. Taat yapabiliriz, ibadet yapabiliriz ama kabul mü değil mi bilmiyoruz.
Hele Adiyat suresinde leken nur buyrulur ki o çok aşırı bir nankör demek. Şüphesiz ki insan Rabbine karşı pek nankördür. Elbette buna kendisi de şahittir buyuruyor. Zira gerçekte insan zayıf ve muhtaç da bir varlıktır. Gerçekten. Sağlık, huzur, şükür, emniyet içerisinde hayatını devam ettirebilmek için öncelikle Allah'a ve kendisinin de tabi bulunduğu toplumun diğer fertlerine ihtiyacı vardır. İnsan muhtaç. Hasta olduğun zaman doktora ihtiyacın var. Fakirlik ve yoksulluk zengine ihtiyacın var. Anlatmakla bitmez. İnsan, yek katrei hunest ve hezar endişe bir damla kan ve bin türlü endişedir. Allah'a itaatten uzaklaşması, kendisini kendine yeterdi ve başkalarından üstün görmesi, kaderinin kendi evinde olduğu iddia etmesi, küstahça tutumları ilgi, iman ve basiret eksikliğinden kaynaklandığı için Allah tarafından Celle Celalühu kınanmıştır. İnsan muhtaç, her şeyimize muhtacız.
Şu hadis-i şerif bizi çok düşündürür. Övülür ki kişi cennete bir adım kala cehenneme, cehenneme bir adım kala da cennete gelir. Miskiller çok. Şu yakınımızda olan bir hadise kendisi din görevi istiyor. Son nefese gelmiş. Evlatları diyor ki La İlahe İllallah, bugüne kadar okudum da ne oldu diyor. Şahit olduklarımız da var. İnanın yapmış olduğu zikirde bayılacak gibi olurdu biz. Onu bizim bir imam kardeşimiz haber verir. Onunla beraberdi. Baktım ki diyor yönünü sol tarafa çizemiyor. Müslim, siyah, özlem olacaktım, özlem olacaktım dedi. Sebebi ne? Sebebinin biri. Kim Allah'ın velisine muhalefet ederse Allah'ımız ona hasım olur. Bir müşrik Hacer sen Efendi nereden çıktı? Nereden çıktı? Rasulullah'ın bağından çıktı. Nereden çıktı? İlimden, edepten, eşkandan, ahlaktan, takvadan, Ebrar sıfatından, muharebe olma vasfından çıktı. Birden çıkacak. Biz biliyoruz.
Kadınları devamlı kendinden uzak tutardı. Kendi yerini haram değil, ilmi olun. Oğlundan şöyle bir öpecek gibi oldu. Ha ha dedi benim helalim olursun haram olmazsın deyip gidiyordu. Torununu öperken gördüm. Ha dedi benim torunumsun. Sami Efendi hazretleri, Kaddafi Allah'ın sırra yakınlarından birisine elvermez. Birkaç defa yaklaşır el vermez. Buyuruyor ki neden yabancı kadına elini verdin? Bilerek de vermemiş. Memleketine geldiğinde amcamız, dayımız, yakınımız diye koşuşmuşlar. Bilmeden elini birisi öpmüş, iki aküşecek birisi. Bu kadar hassas. İnsan halüsin ve cimridir. İnsanın cennetten çıkarılmasında büyük payı olan bu meznun sıfatlar terbiye edilmediğinde dünya ve ukba hayatı için büyük tehlikelerden biri haline gelir. Rabbimiz bu nevi sıfatların müminde olmasını istememektedir. Cenabı hak bu hususta ikaz ederek şöyle buyuruyor. Hayır, doğru.
Siz Allah'tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz yetime değer vermiyor, ona ikram etmiyorsunuz, muhtaç olanları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz, mirastan gelen ne gelse helal haram demeden alabildiğinize yiyorsunuz. Malı mülkü de sınırsız bir sevgiyle seviyorsunuz buyuruyor Cenabı hak. Çok kısaltmaya çalışacağım ama kısaltamıyorum. İnsan kızar, kıskanç ve hasetçidir. Rabbimiz esamen ve bu devakil enstitüsü şu, ikisi bir daha düşündürmemesi mümkün değil. Rabbimiz buyuruyor ve uhterakil enfüsüs şu nefisler kıskançlığa meyilli olarak yaratılmıştır ve insan zayıf bir varlıktır. Allah u Te'ala diğer mahlukatı doğumlarından kısa bir süre sonra hemen hayata intibak edebilecek ve kendi başına yaşayabilecek bir kuvvette yarattığı halde insan uzun bir müddet başkalarının bakımına ve muhafazasına muhtaçtır.
Bir civciv düşünelim, daha doğar doğmaz hemen o tur çöpün içerisinde rızkını aramaya başlar. Ama insan öyle değil. Rabbimiz buyuruyor Eshabbe. Rum Suresi'nde. Hatırlayabilirsem elli dördüncü ayetiyle çok düşündürecek bizi. Şimdi bu konuşmaları hiçbir zaman yeterli görmüyorum. Biz üzerinde geri, derin düşüneceğiz, ayet celleleri alalım, Kuran-ı Kerim'e yönelelim, elimizi, başımızı iki elimizin arasına alıp bir inzivaya çekilelim, düşünelim, kendimize bir zaman ayıralım, bunaldık, daraldık, sıkıldık. Fakat bir düşünelim. Habire ne yapacağız? Orada bunalma nasıl olacak? Allah ve Allah müstesna Ya Rabbi. Gösterme Ya Rabbi. Şu beden kabrimizi Zikullah ile, esade et billazer'den buyurduğu gibi, gülün her noktasında gül olduğu gibi bizim vücudumuzun her noktasında Cenabı hak zikirler uyandırsın. Cenabı Hak, sizi önce zayıf olarak yarattı. Zayıflığın ardından size kuvvet verdi.
Kuvvetin ardından da tekrar bir zayıflık ve ihtiyarlık verdi. Muhtaçsınız buyuruyor. Yaşlandığı zaman insan, göreceksiniz insan, yaşlandığı zaman aynen çocuk hükmünü alıyor. Aynen çocuk hükmünü alır. Az bir şeyden üzülür. Az bir şeyden sevilir. Muhtaç nihayet. Cenabı Hak zatına muhtaç olduğumuzu ve bizim