Bu muhabbet hususunda Allah'a, Resul'üne ve Cihad, Her zaman cihadın içerisindeyiz, o umumi olan bir hayvanlarda olan Ruh ve bu nefisle alakalı, o Allah'ımızdan üflemen ise buna Ruh-u Sultani derler. Hangisine değer verirsek o hakim olur. Ashab-ı Ahzab suresinde en baştaki ayet cellelerde Cenabı Hak insanoğlunun göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Yani biri dünya muhabbetiyle dolu, biri Allah sevgisiyle celle celalühü dolu, böyle değil. Hangisini itibar edersek diğeri itibardan düşer. Biz burada nefis tarafını yemeler, içmeler, giyimler, uşamlar, ondan sonra gözümüz hiçbir şey görmüyor evimiz, barkımız, arabamız, telefonumuz ne olursa bir ayakkabı dahi, bir ayakkabı, bunlara değer verirse diğer tarafı ne yaparız ihmal ederiz. Dinimiz öyle bir mükemmel ki tekil bir din değil, tümel bir dindir bizim, her şeyi ele alır.
Mesela kişi buyuruyor, aleyhissalatü vesselam efendimiz, nalininin ve elbisesinin güzel olmasını sever. Ha insan tabiatında var bu. Ama kibritmemek, hakkında kaybetmemek için. Öyle bir esas ki, öyle bir esas ki mesela Cenabı Hak vermiş olduğu nimeti kolunun üzerinde görmek ister. Ama kibritmemek şartıyla. İşte benim giydiğim bu elbise kimsede yok, bu araba kimsede yok, bunun gibi bir düşünceye dalmamak ve bir başkasını da küçük görmemek, hakkı kaybetmemek. Demek ki şer'i esaslara uygun bir şekilde yapacağız. Şu anlaşıldıysa çok memnun oluruz. Çünkü bunu Sami efendi hazretleri okuyacağız. Altında çize çize onu okuya ve burada yazıyor. Ne güzel ifade etmiş. Tarikatinde, marifetinde, hakikatinde, ölçüsü şeriat diye bunu ele almış. E, yoğunlaşalım bunu hazırlarken şu mübarek gözlerini kaybetti o eserleri hazırlarken. İlahi muhabbet demek ki sultani ruha önem vereceğiz.
Bak öleceğiz, ölmeyenler, ölmeyecek var mı? Mümkün değil. Hepimizin gideceği yer belli. Ona göre öldükten sonra da yapacağımız hiçbir şey yok. Burada ne yapabilirsek gayret gösterelim. Burada bulursam size İmamı Gazali'nin Rahmetullahi İlberî, Yusuf suresini tefsirinde ele aldığı bir husus var. Bulabilirsem onu okumak istiyorum. Böyle bir nimet varken şu dünyada üç günlük dünya derler de Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz Hadis-i Şerif'te bir iğneyi denize batırdığınızda iğnenin aldığı su iğne su almaz zaten. Dünyadır geriye kalanı ahirettir. Buna göre düşünelim, düşünelim oraya nasıl hazırlık yapmamız icap etti, neshanü ve tezevvuvedu feinna hayrazat-ı takma ve taguniye ulli ya ulli'l-elbab. Uli'l-elbab derken Fahreddin Razi Hazretleri gönülle, ruhla, manayla alakalı olan akıl buyuruyor.
O şeyi demiştik, işte atın eğer gemi olmazsa işte bura bir başkasının bahçesidir, maldır, mülküdür, tanımaz gider. Ama gemde tutarız aman ha sakın oraya girme, bura bir başkasının arazisi dediğimiz gibi bizim aklımızın gemi de vahiy ilahidir. Ve bir. Cenabı Hak müminler ile kendi arasındaki perdeyi kaldırıyor. Nazaru ile rabbihim yebgune fi nazarihim, velihine şahısine öyle bir aşk öyle bir muhabbet meydana geliyor ki Cenabı Hakk'a nazar etmek suretiyle sekiz yüz bin sene sekerhim sekiz yüz bin sene ilahi bir sarhoş oluyor. Biz bunu yetmiş iki sene ne diye, yetmiş iki bin sene diye duyardık. Burada böyle, Sonra Cenabı hakk'a öyle bir aşk duyar ki diyor, bir susuzun suya olan arzusundan daha fazla. Hatta huriler der ki Ya Rabbi bizim beraber olacağımız müminlerle kavuşmamız çok uzadı. Sekiz yüz bin sene Cenab-ı Hakk'ın cemalini görünce baygın bir hale geliyor.