İlahi Muhabbet ve Marifetullahın Önemi kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Cenab-ı Hak celle celalühu mevcudatı halk etmiş ve her birine bir nasip takdir etmiştir. İnsanın nasibi ve hazzı muhabbetullah ve marifetullah olarak takdir olunmuştur. Zat'ına muhabbet ve Zat-ı Kibriya'sını anlamak olarak takdir olunmuştur. Her kim ki nasibinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. İlahi…
Bismillahirrahmanirrahim. Cenab-ı Hak celle celalühu mevcudatı halk etmiş ve her birine bir nasip takdir etmiştir. İnsanın nasibi ve hazzı muhabbetullah ve marifetullah olarak takdir olunmuştur. Zat'ına muhabbet ve Zat-ı Kibriya'sını anlamak olarak takdir olunmuştur. Her kim ki nasibinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. İlahi muhabbetten ve Zat-ı Kibriya'yı isimlerini, sıfatlarını, fiillerini, yüce kudretini, Halık oluşunu, yaratıcı oluşunu, yaratmasındaki sırları, rezzak oluşunu, rızık vermesini, unutacak olursa nasibinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. Hayatı ilahi muhabbetten ve marifet-i ilahiden mahrum olursa helake gider. Siz de Allah'a muhabbet ve marifet nasibinize nail olmaya ve kazandıktan sonra elinizden kaçırmamaya gayret ediniz. O zaman bize verilen görev bu ifadeden anlaşıldığı üzere Cenab-ı Hakk'a muhabbet.
Artık bunun yolunu arayacağız, düşüneceğiz diyeceğiz, ona muhabbet nasıl olur? İnsan sevdiğinin yolunda gider, sevdiğinin yolundan ayrılmaz, düşüneceğiz artık. Sevilmeyecek şeyleri sevmekle muhabbet hususunda Allah'a şerik ortak koşmayınız, sevilmeyecek şeyleri sevmekle. Mesela Rabbimiz neyi sevmemizi ister? Rabbimiz kendisine itaati sever, anne ve babaya itaati sever, eviyle ailesiyle hoş geçinmeyi sever, çocuklarını İslami terbiye ile yetiştirmeyi sever, müminlerle bir araya geldiği zaman hak ve hukukunu gözetmeyi sever. Akrabalık hukuku, komşuluk hukuku, yiyip içtiğimizde helal lokmayı takip etmemizi sever. Şirk vadilerinde helak olursunuz. Ayet-i celilede es-Ğifü billah. İnsanlardan öyleleri vardır ki Cenab-ı Hak'tan gayrı dostlar edinirler ve onları Allah'ın sevileceği şekilde severler. O zaman kişinin çocuğu da var, evi de var, etrafı malı mülkü de var. Ne olacak bu?
Malını, mülkünü kişi Mülkünil mülk, lillahil vahidil-kahhar. Mülkün Allah'a ait olduğunu, bizim ancak onu şu şekilde görmemiz, icap ettiğini bilmemiz gerekir. Babanın ocağında bir yavrunun şu mal benim, şu mülk benim demesi gibi hakikatte zahirde görünen babasının, o da Rabbimize aittir, her şeyin ona ait olduğunu bilmek. Bir kimseler hakikaten iman ve muhabbet etmiş kimseler değillerdir. Eğer Cenabı Hak'tan gayrı dostlar edinirler, Allah'ın sevileceği şekilde onları Allah'ın sevileceği şekilde severlerse. Müminler ise onların en şiddetli muhabbet ettikleri ancak Allah'tır. Bunu nasıl temin edeceğiz dersek, Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetini sağlayan, marifetullah'a eren, muhabbete erişen kimselerin yolunu takip etmek suretiyle. Endad, Allah'tan başka ruhlerdir. Sonra Cenab-ı Allah iman ile birlikte sevgi hazzından ayrılmayanları da vasfediyor. Es-Samü.
Müminler ise en çok Allah'ı severler yani sevgi konusunda Allah'tan başka birtakım ilahlar edinenler iman ettiklerini zannetseler de gerçekten mümin değildirler. Binaenaleyh bu konuyu iyi anla ve öteden beri gelen taklid-i iman ile aldanma. Takvd-i iman, kitaplarda okumuşuz, annemizden babamızdan görmüşüz. Bu şekilde değil de imanın hayatımızın her anına hükmetmesi ve imanın da tadını almamız icab eder. Çünkü tahkiki iman, yerini bulabilen imandır. Aynı zamanda Rabbimizin Bakara Suresi yirmi beşinci ayet-i celîlede es-reüzü billah ve beşşirillazine amenu ve amilus salihat ila ahiril ay'ya habibim ve her türlü temiz ameller işleyen kimselere müjdele ki altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır.
İlahi Muhabbet ve Marifetullahın Önemi ne anlatıyor?
İlahi Muhabbet ve Marifetullahın Önemi kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Cenab-ı Hak celle celalühu mevcudatı halk etmiş ve her birine bir nasip takdir etmiştir. İnsanın nasibi ve hazzı muhabbetullah ve marifetullah olarak takdir olunmuştur. Zat'ına muhabbet ve Zat-ı Kibriya'sını anlamak olarak takdir olunmuştur. Her kim ki nasibinden kesilir, ayrı düşerse helak olur. İlahi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ne zaman kendilerine onlardan bir meyve ikram olunursa her defasında ha bu, bundan önce de rızıklandırdığımız şey de şeylerdir derler, şeydi derler ve o rızıklar birbirinin benzeri fakat dünyadakinden daha başka kıymete ve keyfiyette olmak üzere kendilerine sunulacak. Orada tertemiz zevceler de onlarındır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Cenabı Hak celle ve ala cenneti içindeki güzellikleri ve nimetleri ile zikretmiştir. Cennetteki nehirler hamdır. Buna biz mecbur bu ifadeyi kullanmak zaruriyetinde oluyoruz. Hamr içki ama bu bildiğimiz insanı sarhoş eden içki değil, Allah'ımızın muhabbetiyle sarhoş edendir, hamr. Vasvını ve tesirini Allah'ın bildiği bir içecek. Süt, bal ve sudur. Su nehrinden içtikleri vakit berhayat bulurlar ve ölmezler artık. Süt nehrinden içtikleri zaman vücutları ölçülü bir şekilde beslenirler. Ondan sonra herhangi bir noksanlaşmaya maruz kalmazlar.
Bal nehrinden içtikleri zaman bir şifa ve sıhhat bulurlar, artık ondan sonra hasta olmazlar. Hamr nehrinden içtikleri zaman da tarabu'l-ferah bulurlar yani büyük sevinç içerisinde olurlar, ondan sonra hiç mahzun üzüntülü olmazlar. Orada müminler için her türlü ezadan temizlenmiş zevceler vardır. Hayız, nifas, küçük ve büyük abdest, meni, burun ifrazatı, boğaz ifrazatı gibi insana ve karşısındakine sıkıntı veren şeylerin cümlesinden, kötü huyların kafesinden, kocalarından gayrelerine meyletme gibi istikametsiz, vasıflardan temizlenmiş pak zevceler vardır. Müminler orada ebediyen kalıcıdırlar. Daima berhayat olarak ölmeksin ve orada çıkarılmak ihtimali olmaksızın orada kalacaklardır.
Ehli dünyanın nasıl dünyada durdukça ihtiyarlığı, yorgunluğu ve bitkinliği artıyorsa, ehli cennetin de cennette durdukça güzelliği, zindeliği, neşesi artacak, gençlikleri tükenmeyecek, libasları eskimeyecektir elbiseleri. Arifler Allah'ımızı tanıma nimetine eren bahtiyarlar bu ayet-i celilenin tefsirinde demişlerdir ki iman edip salih ameller işleyenlere altlarından ırmaklar akan cennetlerin onlar için olduğunu müjdeler. Yani hakiki iman tohumlarından, hakiki iman tohumlarından ve kalbi, ruhi, sırrı amellerinden, salih fiillerinden dolayı riyasız, kibirsiz, ucubsüz, benliksiz, Allah için yapmış oldukları taatlerinden dolayı bu dünyada da bir cennete kavuşurlar.
Tevhid, tecrit, artık Rabbimizin dışında her şeyden arınmak, tefrit, her şeyde onu görmek, zühüd, dünyaya meyletmemek, takva, Allah korkusu, doğruluk, ihlas, hidayet, kanaat, namusunu koruma, mürüvvet, fütüvvet, güzel ahlak, mücahede gayret, murakabe, Rabbimizin her an kendisini gördüğünü bilme, şevk, zevk, Allah'ımızın sevdiklerine ilgi, ilahi korku, haşyet, rahmetinden ümitvar olmak, huzur, vefa, talep, irade, muhabbet, haya, kerem, sehavet, şecaat, ilim, marifet, izzet, rifat, kudret, hilm, af, rahmet gibi amelleri yüksek himmet ve diğer yüce makama ve ahlaka nailliğe sebebiyle altlarından tevhid, re'fet, şefkat, merhamet, muhabbet ve fazilet nehirlerinin aktığı cennetlere, bahçelere nail olurlar.
Bunların her birinin meyvesini tattıkları müddetçe müşahede, kaşefe, muayyenelere nail olurlar, erbab-ı müşahede, mücahedesinin semeresi meyvesi olarak bir suret içinde pek çok haller ve manalar müşahede ederler. Hakikate ermemiş olanlar şimdi gördükleri bir şeyi eskiden gördüklerinin aynısı zannederler. Hakikate ermiş bulunanlar ise her an başka bir tecelliye nail olurlar. Bu da onların kalp safhalarının meyvesidir. Çünkü Rabbimizin ve Resulü'nün yoluna girenlerin ahirette nail olacakları cennetin benzerine burada nail olmuşlardır. Cennette kendilerine bir nimet takdim edildiği zaman Ya Rabbi bu bizim bundan evvel de rızıklandığımız şeydi derler. Orada onlar için temizlenmiş zevceler vardır. Ne diyorlar? Ya Rabbi bu bizim bundan evvel de mevzu rızıklandığımız şeydi derler.
Orada onlar için temizlenmiş zevceler vardır yani kurbiyet, Cenabı Hakk'a yakınlık cennetlerinde Ebkarı-ı Gayb'dan zevceler, bunlar erbab-ı müşahedeye aittirler. O zevcelerin ne sahiplerinden başkalarına gözleri değmiş ne de başkasının onlara gözleri değmiştir. Onlar bu saadet içinde orada ebediyen kalıcıdırlar, bunları hakkıyla anlamak erbabı müşahedeye ve ashabı mükaşefeye mahsustur. Ne demek? Biz şimdi anlayamadık. Müşahedeye, mükaşefeye kalp gözleri açılmış olanlara, zahirlerini, dışlarını ibadet ve taatle, içlerini de takva ile süsleyenlere, Cenabı Hak'tan korku ile, vera ile helalde bile dikkatli olanlara mahsustur. Nitekim Nebiyy-i Ekrem Resulü muhterem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz öyle ilimler vardır ki gizlenmiş inci gibidir. Onu ancak Allah'ı bilen alimler bilirler. Onu söyledikleri zaman Cenabı Hakk'a karşı mağrur ve muber olanlardan başkası inkar etmez.
Gururlu ve gönlü Cenabı Hakk'a kapalı olanlar anlamaz. Bilmek lazımdır ki şehadet aleminde müşahede edilen her suretin hakikati ve manası gayb alemindedir, bu sebeple. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ım bize eşyayı hakikatiyle göster diye dua buyurmuşlerdir. Dünyada suretlerini gördüğümüz eşya ahirette hem sureti hem hakikatiyle görünecektir. Ayet-i Celilelerde Esairbillahya eyyüheallezina amenu hitabında şu bilgiler verilmiştir. Buradaki Nida, Ya, gafilleri uyarmak, gaipleri huzura getirmek, sakinlere hareket ettirmek, cahillere marifet vermek içindir. Masiva ile Cenab-ı Hakk'ın dışında olanı ise onunla meşgul olanları meşguliyetlerinden uzaklaştırıp Hakk'a döndürmek, Cenabı Hak'a kulluktan yüz çevirenlere istikamet vermek, aşıklara heyecan, sadıkların şevkine şevk katmak içindir.
Bazı arifler demişlerdir ki, insan düşünmelidir ki Cenabı Hak ona ibadeti esnasında eğer kulun ibadeti külfet olmaktan çıkıp, yani ibadet ona zor gelmeyip zevk haline gelmişse secdeye yakmaktan ayrılamıyor, rükuundan, kıyamından, yapmış olduğu hayırdan, müminlere şefkatinden, merhametinden, ehli küfre buğzundan, Allah için sevip Allah için buğz etmekten, her birinden şuna benzer şeyler söylemektedir. İbadet ve taatten doymamak diyelim misafirine ikramdan doymuyor, ikram etmek istiyor. Allah'ın kullarına şefkat, merhamet yetimine, yoksuluna, öksüzüne acıyor, onlara yapmış olduğu yardımdan asla vazgeçmiyor. Bunu yaptıkça içine ilahi lezzetler doluyor. Ey bunca, merhalelerden sonra bana kulluğa ünsiyet etmiş kulum. Böyle ibadet ve taatiyle Cenabı Hakk'a dostluk, temin eden kul doğmadan evvel benimle olan ünsiyetini unutma.
Ey çok çok unutan kulum, hatırla ki sen hiç anılacak dile gelecek bir şey değilken ben seni yarattım. Evvela topraktan sonra nutfe, sonra kan, sonra kan, sonra kan, kıtır, sonra bir çiğnem et olarak halk ettim. Sonra damarlar, dereler, sinirler ve nice hastalar verdim. Evvela cenin idin, sonra tıfı, bir yavru, sonra sabi, sonra genç, sonra olgun, sonra ihtiyar oldun, bütün bir ömür boyu her nefes benim nimetlerimle yaşadığın halde benden gayrilerin hizmetine koşmaktasın. Nefis ve hevana, nefisse onun arzularına kulluk ediyorsun ve dünya karşılığında dini satıyorsun. Seni böyle yarattığımı, ilim verdiğimi, kuvvet verdiğimi ve mükerrem kıldığımı unutma. Buradaki hitap hem ruha hem de bedenedir. Muaz bin Cebel radıyallahu anh diyor ki ya Rasulallah dedim, peki ben nasıl kurtaracağım ve ihlasa ereceğim?
Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bana iktida et, Resulullah'a uy, sünnet-i seniyyesini had'iyen terk etme, yakine erimeye çalış, imanda kesin inanca ulaş, amelinde kusur olsa bile lisanına sahip ol. Yani gıybetten sakın. Amele-i Kuran'dan olan kardeşlerini gıybet etme, kendini onlardan üstün görme. Ahiret amelinin içine dünya ameli katma. Insanların arasını açıp darmadağın etme, kıyamet gününde ateşin köpekleri de seni darmadağın eder. Amelinle insanlara gösterişte bulunma, rüyadan sakın. Bayezid-i Bistami Kuddise sirruh der ki nefsimi otuz sene hakkın ibadetine verdim. Bir gün birisi dedi ki ya e Bayezid, onun hazineleri ibadetle doludur, eğer ona vasıl olmak kavuşmak istiyorsan ibadetinde züll-ü inkisar sahip ol. Çok mütevazi, hiçbir şey yapmamış, aciz bir kul olarak kendini gör, ihlasa Allah için yapmaya çalış.
Bayezid-i Bistami'den hediyenin böylesi talep olundu, hakikate erme alametlerinin belirdiği vakitlerde idi, amellerini tam bir züll-ü inkisar, yani hiçbir şey yapamadım, ben aciz bir kulum ve ihlasla bu duyguyla, ihlasa da erişince büyük bir hediye getirdin ve huzura girmeye layık görüldün, buyruldu. Esaybille. Veren zele mines sema ima en ayet-i celilesinin tefsiri hakkında hakikat ehilleri, marifet ehilleri, gönlün nur olan zulmet perdelerini kaldırıp nurdan perdeleri aralayan kimseler demişlerdir ki Allah'ın bu sevgili kulları, Cenabı Hak semadan mümin kulunun kalp toprağına Kuran indirmiş ve kulun bundan istifadesi neticesi şu ilahi meyveleri vermiştir, hidayet.
Rabbimizin yolunu bulma ve bu yolda daha da ileriye gitme, takva ise daha da bir derinle, ibadetse daha da bir üstünle, takva, nur, rahmet, şifa, bereket, yün, saadet, Kurbiyet, Hak, yakin, necat, Rifat, salah, felah, hikmet, ilim, ilim, adap, ahlakı, kafirlere karşı izzet, ehli dünyaya karşı gına ve Kuran-ı Azimüşşan'a tam uygunluk işte bu gibi meyveleri vermiştir. Bunlara nail kılınmak bütün hayırların hepsidir, bütün saadetlerin sonudur, insana Rabbani sıfatların hakikat güneşi doğunca vücudu insanideki batıl kuvvetler mahvolur gider. Hak geldi, batıl mahvolup gitti, hali tecelli eder. Cenabı Hak Kuran suyuyla kullarının kalpleri arazisinden bu gibi mübarek meyveleri çıkartır, bunlardan nasıl insanların nasibi varsa hayvanların bile istifadesi vardır. Çünkü bu ahlaka sahip bulunanlardan hayvanlar bile fayda görürler.
Şu gördüğünüz semavat ve arz ile onlardakiler size sonsuz nimetler olarak halk olunmuş ve sizin emrinizde kılınmıştır. Bunu Allah'tan başkası yapamaz, bunu bilip durduğunuz halde başkalarına da kulluk vererek Allah'a ortaklar tutmayın, nefsinizin yolundan gitmeyin, şeytanın aldanmasına kapılmayın, aldatmasına. Dünyanın geçici süsleriyle ibadet ve taatinizi terk etmeyin. Muhakkak ki, muhakkak ki semavat, arz, güneş, ay ve sonsuz yıldızlar sizin maddi manevi rızıklarınıza sebep olarak bir nizam içinde halk olmuşlardır. Bunların hepsi sizin kulluk vazifenizi yapmanız için halk olunmuştur, semavat ve alp onların arasındakiler. Gerek Rezzak ise gerek rızık veren ise benim siz güneş, ay ve yıldızları tanrılar edinerek onlara tapmak suretiyle yoldan çıkmayın.
Burada yine Rabbimizin nimetine masaliyet hakkında bilgiler verilmiş, neticeye doğru geliyoruz, daha neler ikram edildiği beyan edilmekte ve ayet-i celilenin son kısımlarında da Rabbimizin bir sinekle misal verdiği hakikat şu ki ister bir sivrisinek olsun ister bir sivrisinek olsun ister daha büyük bir şey olsun, Cenabı hak yerine göre misal getirmekten çekinmez diye başlayan ayet-i celile ile sürüp gitmektedir. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
İlahi Muhabbet ve Marifetullahın Önemi | Mihmandar