İlahi Mevsimler ve Ruhani Esintiler kaydında Efendimiz aleyhissalatü vesselamın dünyayı demekten hicap ediyorum. Bütün alemi doğuşuyla tenvir etmiş olduğu bir aydayız. Rabiu'l Evvel ayı. Bazı mevsimler var. Bildiğimiz mevsimler İlkbahar İşte Yaz Sonbahar ve kış Her mevsimin İnsan üzerinde bir etkisi var Mesela değişik havalar görürüz. Mesela Akdeniz iklimi olur, karasal iklim olur,…
Efendimiz aleyhissalatü vesselamın dünyayı demekten hicap ediyorum. Bütün alemi doğuşuyla tenvir etmiş olduğu bir aydayız. Rabiu'l Evvel ayı. Bazı mevsimler var. Bildiğimiz mevsimler İlkbahar İşte Yaz Sonbahar ve kış Her mevsimin İnsan üzerinde bir etkisi var Mesela değişik havalar görürüz. Mesela Akdeniz iklimi olur, karasal iklim olur, buna benzer insan bunlardan etkilenir. Şimdi Rabbiyulevvel ayı mübarek bir ay. Nebi-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem vermiş dünyaya gelmiştir. Sonra bunu müteakiben illa bundan sonra demiyorum da belirlemek için o günleri Recep ayı Şaban-ı Şerif Ramazan-ı Şerif bu aylar bunları bir mevsim gibi düşünecek olursak ilahi bir mevsim kendisine göre de ruhani bir havası vardır. Mesela Recep-i Şerif'teki hava nedir? Şehrullah'tır. Allah'ın ayıdır. Ne demek bu Cenabı hakk'ın ayı demenin çok büyük mana ve özellikleri vardır.
Çünkü affı ilahi var içerisinde. Riayet ettiğimiz zaman Rabbimizin tarif edemeyeceğimiz ikramları var. Çünkü öyle bir mevsimdeki güzellikler zuhur ediyor ki Regaip gecesi ilk Cuma gecesi ondan sonra yirmi yedisinde Miraç gecesi Şaban-ı Şerif öyle bir ay ki bu ay benim ayım diye buyuruyor. Efendimizin manevi ve ruhani esintilerinin olmuş olduğu ay. Fahri kainattan gelen o Rahmani nefes tarif edilemez ancak yaşanır. Bunun on beşinde ne var? Nısf ı Şaban diyoruz beraat gecesi var beraat gecesi kurtuluştur. Nefsimizin esaretinden kurtuluştur. Daha bunu eğer biz Meleki yönünü ele alacak olursak Bir makamdan diğer bir makama geçiştir. Velayetin Esrarına eriştir. Mesela Ramazan-ı Şerif Recep Şehrullah Şaban benim ayım. Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayı. Her saatinde affı ilahi var, tecelliler var. Mevsimlerde ne görürüz? Böyle esintiler görürüz. Onun gibi. İlahi esintilerin olduğu bir vakittir.
Tecelliyat esintisidir o. Böyle yemeden içmeden kesilme değil sadece. Bunun yanında güzel ahlakın zuhuru var. Öyle bir mevsim ki bunun dışında Rabbimizin sevdiği kullara her an tecelliyatı ilahi devam eden çünkü o her an bir iştedir. Bunu Said'in Nurisi Kuddesallahu Sırra üstadımız çok ele alır. Tabii ahit cellenin çok derin manaları var. Burada nedir? E tecelliyat vardır. Nesinin isimlerinin vardır? Doksan dokuz ismi Celali. Daha bu dünyadaki isimleridir. Esma diyoruz bak dikkat edilirse Esma buradadır. Hüsna ahirettedir. Efendim bunu kitap yazmıyor. Ehlullah'ın naz ehlinin Rabbi Zülcelalimizle münasebeti hiçbir zaman kesilmeyen her esası şer'a göre dinimizin esaslarına göre ayarlayan kimselerin gönlünden akan bir pınardır o. Deryadır o. Tarifi yok. Sahili olmayan bir bahirdir. Bir esintisi var. Mesela cuma gününün kendisine mahsus nesi var? Güzelliği var.
İlahi Mevsimler ve Ruhani Esintiler kaydında Efendimiz aleyhissalatü vesselamın dünyayı demekten hicap ediyorum. Bütün alemi doğuşuyla tenvir etmiş olduğu bir aydayız. Rabiu'l Evvel ayı. Bazı mevsimler var. Bildiğimiz mevsimler İlkbahar İşte Yaz Sonbahar ve kış Her mevsimin İnsan üzerinde bir etkisi var Mesela değişik havalar görürüz. Mesela Akdeniz iklimi olur, karasal iklim olur,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Allah'ımızın şu ayeti celileyi hatırlarız biz. Cenabı Hakk'ı kimse takdir edemedi. Hakk'ıyla takdir mümkün değildir. Yüceliği kendisine göredir. Nebi yekrim efendimiz bile sallallahu aleyhi ve sellem sen kendini nasıl vasfediyorsan öylesin buyurduktan sonra azamet-i ilahiyesine göre ikramı vardır. Bu kısıtlanamaz. Şu dünya nimetlerinde bile Allah'ımızın öyle ikramları var ki ashable biz bunun hep zahir yönlerini görüyoruz. Mesela nimetlerini Cenabı hakk'ın bir üzümü ele alalım biz. Mevsim olarak söylüyorum. Üzüm. Üzümün kendi arasında çok çeşitleri var sayamazsınız. Şimdi nimeti ilahiyeyi tek tek değil toplu olarak bile saymak zor. Bunun yanında biz Lokman suresinde döndüğümüz zaman, esamne ve espa alikum ne ama hulairatın vebatına ruhani nimetler manevi nimetler Allah'ımızın kendi tarafından ihsan ettiği zati nimetler sayıya ve hesaba gelir mi? Mümkün değil. Tarif edemeyiz zaten.
Anlatamayız. Size bu misali verdim bir değişik şekliyle vermek istiyorum böyle ilahi tecelliyatı kişi yaşadığı zaman onların bu halinden anlayan kimseler soruyor. Nasıl bir halde geçirdiğiniz mesela Cuma gecesinde bir güzellik zuhur etti ruhani güzellik anlatamam diyor. O ancak yaşanır. Ne olabilir? Tabii onlarda tayyi mekan vardır. Aynen Bayezid-i Bistami Hazretleri'nin bir yerde otururken ruhunun kendisinden bir ayrılışı var. Ruhu diyor ki ya Bayezid Allah'a ısmarladık. Sonra dönüyor diyor ki sana iki tane hediye getirdim. Ne getirdin Muhabbetullah ve rızayı ilahi getirdin. Mesela insanın uykusu bunu bunu biz Furkan suresindeki iki ayeti celine ile alakalandırarak ifade edelim.
Mesela Bizim bu hayatımız güzel geçerse şu dünyevi hayatımız çünkü aleyhissalatü vesselam Efendimiz Nasıl yaşarsanız öyle ölürsün nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varırsınız buyuruluyor Yaşantımıza göre Hayır ve şer ne yapmışsak onu görüyoruz. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyorlar ki cennetin fiyatı tevhittir. Acaba hangi tevhittir? Şuudi olanıdır. Kusudi olanıdır. Tevhidin Kendi arasında da aynı Tevhid Ama gönülden bir okunuşu var Ruh alemi ile okunuşu var Sır ile okunuşu var Daha da tarif edemeyeceğimiz şekilleri vardır. Burada aleyhissalatu vesselam benim uyku ölümün kardeşidir. Uyku. Şimdi bizim gündüz ki hayatımız güzel geçerse gece de güzel geçiyor. Demek ki bu biz manevi mevsimleri çok güzel geçirirsek Rabbiü'l Evvel ayındaki nimetlere mazhar oluyoruz.
Şimdi cennet hakkında ifade edildi Kitabı Kerim'de Rabbimiz buyuruyor ki Yapmış olduğunuz amellere mukabil cennetlere varis oldunuz. Yalnız şunu bilelim yapmış olduğumuz amel ona kifayet etmez. Bak namaz kılıyoruz. Oruçta tutuyoruz hacçımız da var. Komrelerimiz var. Zekatlarımız var. Sadakamız var. Allah için sevgimiz var. Buzumuz var. Cihadımız var. Tebliğ ve davetimiz var. Hep bunların kendi arasında sınıflamaları vardır. Mesela bizim memleketimiz bazen görürsünüz yollarda elmalar çok toplanmış bir vaziyette. Nedir der ona? Döküntü. O Meysuya gider. Ne olur orada içtiğimiz nimetler olur. Sonra bir tanesi vardır bunun külah olanları var. Bir de ekstera dinenleri var. Yüksek olanları var. Hani şu maddi alemde bile Cenabı hak o ilahi alemin misallerini bize gösteriyor.
Demek ki Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizin Bakışlarının ibret olması ve bize de bunu tavsiye buyurmasının anlamı çok büyük. Bir horozun ötüşünden ders alır veliler. Mesela horoz öttüğü zaman Sübhanallah deyin buyruluyor. Şevval neden Sübhanallah deniyor? Bunu onların gönül alemi hiç şüphesiz biliyor çünkü konuyu biz basiret olarak da ele aldık. Onunla alakalıdır o gönül gözleridir. Bunun yanında mesela siz bir merkebin sesini çıkarışında esable inne en keral asvatille savtulamir seslerin en çirkini merkebin sesidir buyruluyor. O zaman şeytanı görmüştür. Nasıl ki horoz meleği görmek suretiyle süphanallah dediğimiz gibi onda da Cenabıhakk'a sığınıyor. Euzubillahimineşşeytanirracim diyoruz. Her bir ses sesli meym böyle tesbihat olurken merkebin şehevi arzuyla bağırmasından dolayıdır.
Demek ki bizim seslerimizle eğer Rabbımızla alakalı olursa onun muhabbetiyle ve sevgisiyle kıymeti haiz olur. Belli olur zaten. Sesten belli olur. Hayvani duygular mevcut ve galip geliyorsa bizde o da ona göre şimdi cennetin amellerimize göre derken amellerimizin ona mukabil olması mümkün değildir. Amellerimizdeki Allah'ın rızasıdır. Daha ne olacak ben elimden geleni yapıyorum. Eğer bir derviş deniyorsa ondan da fazla yapıyorum. Boşuna benziyor. Diyelim ki biz kömür pazar diyoruz. Kömür. Bunu tonlarca satsanız eğer bir altınsa ona yetişmez. Bir gümüş gümüş de çok kıymetli. Bir ne diyelim zümrüt tarif edilmez. Onlar gönüllerini ihya etmek suretiyle öyle gönül ihya olmuş ki diri bir kalp. Uyanmış bir kalp. Esrarı. Rabbimize tamamen yönelmiş bir kalbin üretmiş olduğu mallar elbette ki kıymetli olacaktır.
Ama bunun yanında isyanla dolu bir gönülse onlara muhabbet eden bir gönül taatler de defolu olacaktır. Riyalı, kibirdi, ucuplu, benlikti. Demek ki kalbimizi ihya ne güzel aleyhissalatü vesselam Efendimiz. Öyle güzel buyuruyor ki Biz bunu inşallah dualarınızla anlamaya çalışırız. Boşuna değil. Mübarek ellerini o mübarek parmaklarını sallallahu aleyhi ve sellem. Halbi şeriflerine götürürken Ettakva huna değişir. Takva gönüldedir. Kalbin takva ile ihyasına işaret ediliyor. Bak çokça duyduğunuz bir husustur Aynı şeyleri belki tekrar ediyoruz. Mescide giriyor buyuruyorlar ki şimdi fabrikanın değerine göre mal çıkıyor ya Hint kumaşı diyoruz mesela fabrikasından dolayı daha birçok Zaten dünya bunun üzerinde duruyor kalite çok önemli. Necip Fazıl ele alır Rahmetullah aleyh makarnada kalite oldu.
Yani o kadar düştü ki diyor Makarnada kalite oldu Halbuki kalite Kalite Maddi olan eşyada Kıymeti haiz olanlar olduğu gibi Mesela bir taş Bunun yanında Zümrüt de bir taştır. Buna göre hesap ederiz Yaptığımız ameller Ama bunun yanında ihlasla yapılan bir amel var ki ne şeytan ona hücum edebiliyor ne de melek girebiliyor yazmak için gönülden çıkan bir nimet. Ne diyelim biz buna? Gönülden çıkan Bir amel ki tarifi yok Rabbi Zülcelal'imiz Mesela Hadis-i Şerif olarak da geçer Öyle ameller var ki Melaike-i Kirama buyuruyor ki kulumun başka amelleri kaldı mı? Ya Rabbi biz yazdığımız çizdiğimiz neyse o. Onun üzerinde Ne yaparlarsa Onu kaydediyorlar. Ama bunun yanında Rabbimiz soruyor kulumun amelleri kaldı mı Ya Rabbi bizim yazdığımız döktüm neyse hepsini arz ettik Mevla yüce Celalimiz benimle olan taati var. Siz gerçek bir müridin istiğfarını okurken kalbindeki nedameti nasıl kaydedeceksiniz?
Hatasından dolayı mı? Cenabı hakk'ın yüceliğinden dolayı Ya Rabbi sana karşı layık bir amelde bulunamıyoruz diye döktüğü o gözyaşları, Gönülden feryadı figanları Tazarru ve niyazları bunu nasıl kaydedeceksiniz? Şimdi karşımızda kamera kaydediyor Ama Bunun yanında şöyle bakıyoruz biz bakarken onu kaydediyor bakışlarımızı kaydediyor Dilimizden çıkanları kaydediyor Ama gözümüzün Hakk'a bakışını ibretle bakışındaki Esrarı nasıl kaydetsin? Sözü kaydediyor Ama söylenen sözün Onlar öyle ameller işliyorlar ki Allah'ımızın katına yükseliyor. Seslerinde de bu vardır onların. Çok sesini yükseltiyorlar mı? Hayır. Öyle bir ses ki ilahi rahmet sesi Gönlün konuşması Kalbin sesleri Ruhun sesleri bunu nasıl kaydedecek? Ama onlar Arifani ilahi sesi de tanırlar mı ne derecede ne kalitede olduğunu?
Bakışlarında Allah'ın izniyle Hazreti Osman Radıyallahu Anh Efendimiz huzuruna gelen bir cemaate sizde zina eserleri görüyorum. Ya Osman bizde öyle bir hal yok. Ama zina eserleri görüyorum. Meğer yolda gelirken bakılması caiz olmayan kadınlara bakmışlar Bakın evliyaullah'ı nasıl görüyor Karanlıkta insan görebilir mi? Karşısına gelen bir kimsenin Gözünü yüzünü kaşını nasıl bilecek karanlık Karanlıkta bilemez Ama Işık yakıldığı zaman Siz Ahmet efendiyinizdir derhal tanır. Şimdi kalbimizde isyanın karanlıkları gözümüzde şehevi Bakışların şehevi arzu ve Görüşlerin Karanlığı kulaklarımıza da diğerlerini buna kıyas ederiz olduğu için ve gönlümüzde de asıl İsyanın pası bulunduğu için çünkü Cenabı hak Kuran-ı Kerim'de birçok ayet içinde de etinneten diye geçer. Kalpler kilitli, kalpler paslı, kalpler hicaplı. Men rame diye geçer Kuran-ı Kerim'de Muthafifin suresinde. Rane kil demek.
Şimdi ayna diyelim kirli paslı tozlu olacak olsa nasıl gösterecek? Efendim ben böyle bir şey yapmıyorum ki. Ama onların gözlerinde bu kir yok. Gözleri hep ulvi alemlere bakıyor. Gözleri Allah'ımızın eşyadaki nurunu görüyor. Gözleri melekut alemine dikilmiş. Daha Ceberut alemine gözler dikilmiş. Melekut alemine dikilmiş Ceberut ve lahut alemine gözlerini dikmişse o göz İlahi sürme ile sürmelenmez mi? Bunu kaydettim ama şu anda belki Zor bulacağım. Gözlerin Gözlerin Nasıl İlahi sürme ile sürmelendiği hususunda İnşallah temin edersem Hemen gösteririm. Abdülkadir Geylani Efendimiz bakışlar hususunda Ruh gözleriyle bakış diye tarif ediyor. Daha çok Bakışlardaki hususlar sadece bir gözü ele alarak diyoruz biz. Mesela Hakk'ın sürmesi ile sürmelenmiş ise göz O sır gözleriyle ancak bu kadar diyebiliriz. Bir nur-u tevhid Nuruyla görür. Hep bununla alakalı. Görüyoruz o belli.
Şu tabiatta olanı ama bu tabiatta olanın Rabbimizin lütfettiği tecelliyatını ancak Ruh ve sır gözleriyle görülebilir. Çok bu usta. Tabii yeri geldiği zaman ifade etmeye çalışacağız bunu Rabbimizin lütuf ve keremi ihsanıyla. Şimdi biz mevsimler dedik uzatmadan şimdi cennetlere varis olmak amellerimizle mümkün olmadığını ancak amelde rıza ile mümkün olacağını ifade ediyor. İhracatlar yapılıyor. İthalat doluyor. İhracat doluyor mesela ihracatta İstiyorlar Vereceğimiz bir malın özellikleri aranıyor Şartlarda olursa Alırız diyorlar Elhamdülillah İnşallah ülkemiz Tabii almak durumunda olduğu hususler var ama Daha çok veren durumunda Elhamdülillah Daha çok veren durumunda bu hastalıkta gördük yüz otuz ülkeye Nasıl yardımda bulunulduğunu Yani buradaki şunu demek istiyoruz İhraç mallarında bile ne var? Bir kontrol var istenen bir özellik var! Allah'ımıza yaptığımız o Saatlerde de ne de var!
Bir özellik var o özellik hepimizin bildiği ihlas! Rabbimizin kaydettiği ameli de yarım bırakmadan şunu söyleyelim Melekler diyorlar ki Ne yapılmışsa onu Kaydediyorlar Cenabı Hak benim de kaydettiğim var Bunun üzerinde duruyorduk İstiğfarı okuduğumuzda Bizim gönlümüzdeki nedamet tevhidi okuduğumuzda Tevhidin Şuudi oluşunu Vesaire daha onun dereceleri vardır Onun nasıl kaydedilecek Mesela öyle bir Tevhid okuyor ki Geçenlerde de biraz olsun izah edelim dedik ama yarım kaldığını biliyorum o da şuydu Üstadımızın evlatlarından biri Ben diyor tevhidi okurken İşte Arifani ilahinin namazlarını tekrar kaza ediş sebebi budur. Yoksa kaza gerektirir mi? Yok!
Şeran yapmış Ama o huzura erince İzliyor kılamamışız namazı diyor Başlıyorlar feryadı figana ağlıyorlar sızlıyorlar Ya Rabbi bizi bağışla sana layık hiçbir amelimiz yok deyip Ellerini açtıkları gibi gönüllerini asıl açıyorlar yalvarıp yakarıyorlar Yatağına bile giremiyor Yine bunu yarım koymayalım şu Ben diyor murakebenin sonunda İşte Bir kalemle bunu Sami Efendimiz Hazretleri göstermişler şu şekilde La ilahe sağumuza doğru ondan sonra illallah kalbe vuruluyor Bir defa okudum tahammül edemedim diyor. Gözyaşlarımı tutamadım. Onun nuru tecelli edince diyor.
Derler ya atması benden değmez senden inşallah öyle olmaz Şimdi Taklit ede ede tahkike geçer Cenabı Hak deriz biz Taklitimizi tahkike eriştirsin Yapa yapa Benzemeye çalışacağız dikkat edeceğiz Şunu da arz etmek istiyorum Rabiulevvel ayındayız İstifade etme noktasında söylüyorum Tacirleri görürsünüz ticaret erbabını Görürsünüz Ne yapar adam niye ticaret yapar Kara geçeyim diye Kar edeyim Kazanayım Yedim Yeyim Yedireyim İnfak edeyim Bir türlü ticaretinde kar yok Ve zarara doğru geliyor Bu nasıl Biriktirecek hasılat nasıl elde edilecek Zararlarını kapatabilsin ki kara geçebilsin. Zararların kapatılması gerek. Şimdi biz rebiülevvel ayı ve buna benzer kıymetli günlerden Her an Her an Rabbimizin tecellisi her an İstifade edebilmek için Ne yapacağız zararları kapatacağız Mesela bunlardan bir tanesi nedir?
Zina fiil Gözün şehvetle bakması Dilin Haram olan kimselerin sözlerinden Hayvani duygunun galeyana gelmesi ve dokunmak suretiyle Çünkü Cenabı Hak İsra suresinde Samre ve la tapkurrabuz zina zinaya yakın bile olmayın buyuruyor Bunu diğerleriyle de ele alırız biz Şimdi ona hiç fırsat vermeyin Eğer Sizin şu serçe parmağınızı tutarsa kolunuzu da götürür vücudumuzu da götürür. İşte bu kadarı da bizden olsun çok sıkıştırmasınlar ya bu dinimiz böyle değil Onun hep ölçüleri var bizde okuduğumuz eserler din insanlara galip gelir diye Biz yapacaklarımızdan mesulüz Böyle kendimizi tembelliğe ata ata ata ata ata Üzüldükten sonra mı Estağfurullah diyeceğiz. Nefesimiz bizde mevcutken Ne kadar kıymetli bu nefes!
Şimdi hazırlığımızı yapacağız Ne yapar kişi borçlarını öder Ondan sonra kara geçer Şimdi biz Kalbimizi Kazançeri olarak düşünürsek Kalbimizde delik deşik yerler var Ne olur ora kapatılacak bir kere! Mesela ayağımız isyana gitmek suretiyle bir delik açmışız Elimiz haksızlıkla bir delik açılmış Bunu kapatacağız biz tövbelerle kapatacağız Ondan sonra Ne yapacağız biz Yapmış olduğumuz taati hakkın rızasını Celle Celalü Talep ederek yapmaya gayret edeceğiz şimdi Rabiül Evvela'yı efendimizin doğduğu ay olması hasebiyle Elbette ki büyük nimetler ve ikramlar vardır. Ebu Leheb bile şuursuz bir şekilde Ne yapıyor Akrabalık ciheti ile İşte Muhammed doğdu diye Cariyesini Azad ediyor.
O kahrolup gittikten sonra diyorlar ki ne haldesin yanıyorum ama Bir pazartesi günü parmağımdan su akıyor onunla kanıyorum O da efendimizin doğumu münasebetiyle bilmediği halde şuursuz bir şekilde cariyesini azat etmesinden dolayı. Biz bunu şuurlu bir şekilde efendimizin doğduğu aydır diye fakir yoksul Gözetilir ikram ve ihsanda bulunursa ne olur? Hiç ona benzer mi kıyas bile edilmez kafir zaten kıyas yapabilmek için birbirleriyle denk olan nesnelerle yapılır. Bu küfür. Kafiri kafirle siz kıyas gidebilirsiniz ama Müminle değil kıyas kabul etmez. İnşallah faydalanırız bugünden İşte faydalanabilmek için Nelere dikkat edeceğiz Gözümüzü haramdan koruma hususunda aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyorlar İnsanlara kadından daha şerli bir şey bırakmadı. Nedir kadınlar şerli mi?
Kadınların rabatü'l Adeviyye hazretlerinin misali, temsili Rabbimizin öyle dostları vardır ki tarifi mümkün değildir. Cüneydi Bağdadi hazretlerinin ve emsalinin üstadım dediği annelerimiz var bizim. Onlar ayrı marifet semasında Hakikat deryasında elbette Yüzen Hakkın sevgili dostları vardır Üstadımız. Üstadımızın mübarek kelamlarından duydum. Böyle istirahat buyurdukları odaları vardı. Konuşurken dinliyorum konuşuyor. Bu bir kulak hırsızlığı ney değil? Dedi ki öyle evlatlarım var ki kadınlardan söyledi. Mübarek dilleriyle isim isim söyledi. Eteklerine basıyorum dedi. Neredeyse dedi çok yüce hallere geliyorlar dedi. İstemiyor mu? İstiyor ama ölçülü bir şekilde götürmek istiyor. Tarifi mümkün değildir. Bu mevzuya da girmiyoruz yalnız burada aleyhissalatu vesselam efendimizin ifadesi Ali İman suresinde eslamına insanın zayıf noktaları anlatılıyor. Bir kala düşünelim biz.
O kalayı düşman alacak. Ne yapıyor en zayıf yerin neresi? Diyelim ki o tuğla da olabilir. Bunun yanında başka taşlardan olur. Bir açıklık görürse orada eğer bir zayıflık görürse orayı topla dövmeye çalışır. O zayıf yeri eğer oradan bir menfez açacak olursa o büyüyecek tabi ve içeri girilecek. Şimdi şeytanın insanda en zayıf gördüğü yer kadınlara olan ilgidir. Bu noktada buyuruyor aleyhissalatu vesselam efendimiz. Yoksa çok büyük hataları deriz. Kadınlardan bu altmış tanesini altmış tanesini özellikle kitaplarda anlatır müstesna hakim müstesna. Neyse Şimdi bu noktayı Muhafaza edeceğiz benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne İşte kadınların erkekler için tehlike olacağı yönlerden biri budur. Kendisini bozmuş.
Çok şeyi hicap ederek söyleyemiyorum Şu kadar deyim Hızır Aleyhisselam'la direk görüşen Üstadımızın da kutbiyetini haber veren Şarkışla da Bekir Efendi vardı bu çoban Yalnız Açmadan söylüyorum Bir kadın kendini arz ettiğinde inkak eder yüzünü çevirir. Kadın diyor yüzüme tükürüyor erkek değil misin diye. İşte kazandıkları nokta. Hadiyen ona meyletmemiştir. Eğer kişi İlk bakış müstesna Hemen gözüne çarpmış Ondan sonra takip edilirse Ali Kerem Allah ve celle Efendimize de buyuruyor aman ha takip etme ya hadi buyuruyor Tekrar bakmaya başlarsa onun Fiziki güzelliğinden dolayı Bu Şeytanın oklarından birçoktur. Gönlünüzü yaralar. İçinden ne nur varsa onun yok olmasına sebep olur. Efendimizin bir Hadis-i Şerif'i bunu çokça Bilirsiniz. İşte haset bundan sakınınız Ateşin odunu yediği gibi amelleri yer. Biz sadece hasetlik olarak ele almayalım.
Nebi Ekrem Efendimizin daha yeni rabbımızın izniyle okuduğum bir Hadis-i Şerif var Sallallahu Aleyhi ve Sellem. O da Kişi buyuruyor bir saat bir saat nefsinin esiri olarak şehevi duygusundan dolayı kötülüğe meylettiği zaman Allah korusun bu fiile meylettiği zaman ateştedir diyor. Yani kendimizi bu biz bu dünyaya rahat etmek için gelmedik. Biz bu dünyaya ukura'yı kazanmak için mevlamızın rızasını elde etmek için geldik. İstediğimiz gibi yaşamak için gelmedik. Bundan dolayı eğer diyor nefsinin arzusuna düşmek suretiyle hataya giderse o zaman yerini ateş olarak hazırlamış olur. Bu kadınlara olan ilgi İnsana ne yapılmıştır cazibeli gösterilmiştir imtihandayız şu anda biz Arifani ilahi buyuruyorlar ki şimdi bu şeytanın insana gelişi şehevi arzuyu tahrik etmek suretiyle diyor kadın cihetinden gelir. Bunun için Rabbimiz İnanan erkeklere söyle bakışlarında ölçülü olsun.
Kadınlara gözlerini dikip bakmasınlar. Eşlerinin namusunu korudukları gibi kendi iffet ve namuslarında aynen öyle korusunlar. Bu onlar için en temiz veren erdemli davranış şeklidir. Unutmasınlar ki Allah Celle Celalühü Yaptıkları her şeyden haberdardır Kadınlara söyle gözlerini haramdan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Ziynetlerini süslerinin takılı olduğu boğaz baş Gerdan Kol Bacak ve kulakları gibi yerlerini açıp göstermesinler Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan yüz eller ve ayaklar müstesnadır. Bu da Fıkıh kitaplarımızda ifade buyurulduğu üzere fitne uyandırmıyorsa Baş örtülerini yakalarının üzerine koysunlar Göğüs ve boyunlarını Göstermesinler Ey peygamber! Eşlerine kızlarına ve müminlerin Kadınlarına söyle Dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Yani vücut hatları belli olmaması için Cilbab diyor zaten. Cilbab diyor çağrılarını.
Bu tapınıp tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olandır Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir. Şimdi Tesettürde teferruüt yok Diyelim ki memleketimizdeki örtünme şekli Üzerine bir örtü alıyorlar Zaten şalvar kısmı bilmem plan var. Bir de ayrıyeten örtü alıyor. Bu Erzurum'da da var. Onlar da böyle bir örtü alırlar. Diyelim ki burada başka bir yerin örtünme şekli olursa Tek başına olacağı için dikkati çekecek ve bakmalarına vesile olacağı için Kendi memleketlerinde şeriatimize uygun bir şekilde örtünme tarzı ne ise Ona dikkat ederler Kim gözünü Allah'ımızın yasakladığı şeylerden çeker korur muhafaza ederse Allah'ımız imanın Tat ve lezzetini kalbinde ona duyurur Böyle bir ikram ve ihsanda da bulunur haramdan kaçınmak suretiyle Evet Bu taat ehli olanlar hani ağabeyler o Tevbe suresinde de geçer.
Ete ibunel abidun diye dokuz tane Güzellik Allah'ımızın ikramı biz Türkçede bu şekilde diyebiliyoruz. Geçen Oradaki abidler ve dünyaya gönlünü kaptırmayan zahitler Dünyanın güzelliğine bile bakmazlar bakarlar Yalnız Rabbimizin ikramı olarak bakarlar Arifler ise Onlar Allah'ın dışında hiçbir şeye bakmaz Hiç onların ilgisi yok var Ama Nuri ilahi ile bakarlar Ve esrarını görürler ibret alırlar ders alırlar Onlar tecelliyatı ilahiyenin dışında bir şey görmezler baktıkları o güzelliklerden. Şibli hazretleri Ey Epsaruruyuz anil mehalim! Baş gözlerimiz Haramdan Sakınır ona bakmayız! Ve Ebsarul gülüp kalplerin gözü ise amma sivallah! Allah'tan gayrıye bakmaz! Ya Ali Arka arkaya bakma! Birinci bakış hakkındır fakat ikinci bakışta hakkın yoktur! Fahrettin Razi Hazretleri Tevrat'tan şu cümleyi nakletmiştir Harama bakış Elbette şehvet tohumu eker Her şehvetle insanda derin hüzünler doğurur.
Zünnu Mısri hazretlerinin dediği gibi gözleri günahlara kapamak ve korunmanın en güzel yoludur. Bir kadının Hadis-i Şerif söylüyorum Müsnette geçen beş. Cilt iki yüz altmış dört Bir kadının güzelliği bir Müslümanın gözüne çarpar da Ondan gözüne Ondan gözünü çevirirse Cenabı Hak o Müslümana lezzetini kalbinde duyacağı bir ibadet bahşeder. Rabbinizden Rabbinizden size basiretle bakıp Kalp gözlerinize görme yeteneği gelmiştir. Onun için basiret konusunu almıştım Artık kim bu basiretle kalp gözüyle Görürse onun lehinedir Kendi nefsi içindir Kiminde kalp gözü kör kalırsa O takdirde onun aleyhinedir Ve ben sizin üzerinize muhafız değilim Bu gönül gözlerinin kapanması hususunda Allah'ımız korusun Dikkat edeceğiz Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir Gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır İnşallah doğru okudun.
Ayrıca Onu anlamamaları için Kalplerinin üzerine örtüler kulaklarına da Bir tıkaç koyarız. Sen Rabbinin Kuran'daki ismini tek başına Andığında canları sıkılmış olarak Arkalarını dönüp giderler Arzularını Tanrı yerine koyup İlah yerine koyup haşa! Öyle bir Nefsani arzular nefsin Heva arzu ve isteklerinin çok güçlü olduğu ifade ediliyor Cenabı hakk'ın bilgisine rağmen sapmayı tercih ettiği için kendini saptırdığı kulağını ve kalbini mühürlediği gözüne de perde çektiği kimseye bunları bir tasavvur et Allah'tan Sonra onu kim yola getirecek Celle Celalühü düşünmüyor musunuz? Bu hususta Ayet-i Cellenin'nin manasından sonra söyleyelim inşallah Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler idrak kabiliyetleri verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendine kimde kör olursa zararı kendinedir de ki ben üzerinize bekçi değilim. Şimdi gözün görmeme hususunda burada güzel bir izah vardı.
Gözün kör olmasının gönül gözlerinin sebeplerini İfade buydu üç şekilde Olduğu söylenir. İrsalü'l cevvari hefhim maasillah Gözümüzü Azalarımızı hatalarla kirletmektir. Yani hiç çekinmiyorum. Allah korusun Elde ayakta gölde kulakta gönülde beyinde Hep Allah'ımızın razı olmadığı halde olursa Kalp gözleri görmez olur. Şimdi hep Neden? Arzu isteği dünya başka hiçbir şey yok. Bundan dolayı Ahiret düşüncesi yok. İbadet ve tatilinde de yaptığı zaman işte beni beğensinler. Benim çok ibadet ettiğimi görsünler gibi düşüncenin zuhurudur. Fahrettin Razi rahmetullah aleyh'ye göre Cenabı hakk'ın insan fıtratında bahşettiği küfrü terk edip imana yönelme istidadı yani bilgi ve düşünme melekesidir.
Bu Muhyiddin Arabi Hazretlerinin melekut hakkında İzahı var onu söylemek istiyorum çünkü çok görüşüyoruz Melekut alemi ceberut alemi lahut alemi diye Muhyiddin Arabi Hazretlerine göre Cenabı hak kendini hem zahir hem batın olarak tanımladığı gibi esanı Alemi gayb melekut ve şehadet mülk olarak vücuda getirmiş Batını Emr Zahiri halk diye isimlendirerek Bilin ki emir de halk da onundur. Buyurmuştur. Hakkın zahir ismi alemin bütün suretlerine Batın ismi o suretlerin örttüğü manalara tekabül etmektedir. İmam-ı Gazali Rahmetullahi İlberi Hazretleri şehadet alemi melekut alemine yükselme yeridir. Yani şu dünyadır sizin o alemleri kazanma yerinizdir. Ve ona göre de huzur-u ilahiye varıştır. Sıratı müstakime girmek melekut alemine Yükselmeye başlamak demektir.
Sıratı müstakim Nebi, Enbiya sıddıklar şehitler ve Salihlerin yolları diye Kitabı Kerim'imizin İhtinas sıratel müstakim Kısmında izah buyrulur. Hemen hemen bütün tefsirlerde mevcuttur. Bu alemde olan her şey o alemden bir örnektir. Melekut aleminin melekler diye ifade edilen Kendilerinden beşeri ruhlara Nurlar taşan nurani Şerif ve ulvi ruhlar şehadet aleminde bunlara misal olarak Yıldızlar Ay ve Güneş vardır. Burada şunu söylemek istiyor İbrahim Aleyhisselam'ın böyle yıldızı görünmesi ayı görünmesi güneş bunları ilmel yakin aynel yakin hakkal yakin olarak da vermişlerdir.
İmamı Gazali En'am suresindeki Hazreti İbrahim Aleyhisselam ile ilgili ayetlerde yetmiş beş ve yetmiş dokuza kadar ulaaczitler atıf yaparak konuyu seyri süluk bağlamında ele almış Salikin önce şehadet alemindeki Yıldızlar mertebesinin karşılığı olarak Melekut alemindeki nurani varlıklar mertebesine yükseleceğini bunu Ay ve Güneş mertebesindeki nurani varlıklar mertebesine yükselmesinin Takip edeceğini belirtmiştir. Sufiler Allah dostları aklın aklın şeriatın nuruyla şehadet aleminin bilgilerine ulaşabileceğini ancak melekut aleminin sadece şeriatın nuruyla aydınlanan mükaşefe o keşif iç gözleriyle seyredilebileceğini ifade etmiştir. Biz en çok kitaplarda şunu görürüz bu hakikatler söylenir Ondan sonra Tefhem denir. Hadis-i Şeriflere bir tane birkaç tane olsun Rabbimiz korusun bu aydan istifade edebilmemiz için bu büyük yarayı tedavi etmemiz lazım. Rabbimizin izniyle.
Rızkın da bereket biter. Cenabı Allah'ın gazabını ve uzun müddet de ateşte kalmasını intac eder. Cenabı Hak muhafaza buyursun. Gözün zinası harama nazardır lisanın zinası caiz olmayan kelamı söylemektir Daha da izah buyruluyor Bir kimse ağzını menhiyattan ve namusunu fuhşiyattan hıfz ederse Cennete dahil olur. Yani bazı kimseler herhal ve harekatını Şer'i Şerife tevfik etmiş iken yalnız lisanını muhafaza edemediği veyahut şehvetine esir olduğu görülür ki bu gibiler iş bu hadisi şerifin hükmü ile amil oldukları halde dahili cennet olacakları Şüphesizdir. İbadet edilmiş Zina fakrı tevhid tebliğ diler Yani gönülde de fakirlik olur Gadte de olduğu gibi maddide Rızkının bereketi kalmaz Zina eden kimsenin vücudu yevm-i kıyamette ateş kesilir. Fırın gibi iştigal eder, yanar diye buyrulmuştur. Zina gibi fuhşiyatın zuhuru hareketi arzın vukuunu mucip olur.
Bir kul zina ettikten Nuri iman Nur-u iman Kalbinden çıkar Bir gölge gibi ve üstünde bulunur ancak tövbe ile Rücu eder buyrulmuştur. Bir kimse zina ederse imanı ondan çıkar. Şu kadar var ki Kemal-i nedametle hal insan Tövbe ederse affolunur. Yoksa kafir denmez büyük günah sahibidir. Fasıktır. Elhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.