Habibim, Muhammed'im, o el senin değildir, o yedi kudretindir, o benim elim diyor. Sen atsana mı, onda topladığın kumları birkaç insanın gözüne dolardı? Ben attığım için diyor, o el benim idi, senin değil, benim kudretim varıldığı elde, hey kafirin gözüne bunu yerleştiren benim diyor. Seni zannetme. Senin ayağına bir kuvvet verdim Hadid-i Muhammed'in. Tabci anda sütleti müntehaya yükselttim. O ayak senin de öyledir, benim kudretimdi o. Ben yükselemezdim. Sana öyle bir kulak verdim ki ta Sidretil müntehada, aşağıda yürüyen Dilali Habeşinin ayağının şerhine duyuruyordum sana. Kulakları veren benimim, aim. Sana öyle kuvvet verdim ki Sidretil müntehada, her zaman hizmetimde bulunan Cibril bir ağ bağlamak daha gelirse, yanıldı, seni yapmadım yanıma kadar istedim, istedim.
Onun için Rabbimiz öyle kulları var ki Rabbimiz, ayağı ben olurum, gözü ben olurum, kulağı ben olurum demiyor ağızlar, yani gözü benim kudretimle bakar, eli benim kudretimle tutar, gibi benim kudretimle söyler, kulağı benim kudretimle, dinler ayağı benim kudretimle yürür, böyle kullarım var benim diyor elhamdülillah. Allah o kulları bize ser desin Ya Rabbi. Ne diyor, bizi o kullardan etsin desene, kendime ümidim az, yalnız hüsnü zanneden kardeşlerimin karşısındayım. Sizler de bize Allah niyet sevmiyorsunuz, canlarımızı kabul etsin.